{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1809 Esas<br>KARAR NO: 2025/645<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/11/2020<br>NUMARASI: 2018/1046 Esas, 2020/944 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın Kaldırılması Ve İflas<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasında satış sözleşmesi uyarınca, davalının \"...\" isimli cihazın sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde davacıya satış ve teslimini, müvekkilinin ise belirtilen şartlarda üretilen ürünün bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından ürünlerin bedelinin tamamının ödendiğini, ancak davalının  siparişi verilen ürünlerden 472 tanesini müvekkiline teslim etmediğini, sözleşme gereğince davalının cezai şart ödeme borcunun doğduğunu, müvekkilinin teslim edilmeyen ürün bedeli ve cezai şart olarak İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile iflas yolu ile takibe geçtiğini, yapılan takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın kaldırılarak  davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Bilirkişi raporunun defter incelemesi yönünden usul ve yasaya uygun, denetime, hüküm kurmaya elverişli ve olayın oluşuna uygun olduğu, nitelikli hesap uzmanının tespitleri ile sonuç görüş olarak bildirilen davacının 472 ürün bedelini geri isteyebileceği görüşüne itibar edilmediği, davaya konu akdi ilişkinin satım ilişkisi olduğu, davalı satıcının 40.000 adet ürün için  kestiği 2012 tarihli iki faturanın da davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının 31/05/2014 tarihli iade faturası ise davalı tarafından cevabi ihtarname ile iade edildiği, davacının faturaları defterlerine kaydetmiş olmakla malların davacıya teslim edildiğinin karineten kabul edilmesi gerektiği,  davacının bu karinenin aksini ispat etmesi gerektiği, artık teslimi ispatlama yükünün, davalıda olmadığı, bilirkişilerin ispat yükü davalıdaymış gibi değerlendirme yapmasının isabetli olmadığı, davacı  5 adet teslim tutanağı sunarak buna göre eksik teslim olduğunu ileri sürmüşse de, başka teslim tutanaklarının da mevcut olabileceği gerçeği karşısında yeterli olmadığı, davacının, 16.868,19 TL lik iade faturasını kesene kadar da kendisinin davalıya 6.867,81 TL borçlu göründüğü,  davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği, yine davalının sözleşmeye göre edimini geç veya gereği gibi ifa etmeyerek ceza koşulundan sorumlu olduğunun da ispatlanamadığı, davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, davacıya beyanda bulunması için süre verilmişse de davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin, davalı  tarafından eksik teslim edilen mallara ilişkin iade faturasını 8 günlük süre içerisinde kesmemesinin yalnızca fatura içeriğinin kabulü anlamına geldiğini,  fatura konusu malların müvekkiline  eksiksiz teslim edildiğini ispatlamadığını, teslim olgusunun ispat yükümlülüğünün satıcı konumundaki davalı borçlu üzerinde olduğunu, davalının ispat yükünü yerine getiremediğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunan iade faturasının nazara alınmadığını,  yerel mahkemenin müvekkilinin ticari defterlerinde yer alan kayıtlardan aleyhe olanları hükme esas alırken, lehe olanları ise hiçbir gerekçe göstermeksizin kabul etmediğini, bu hususun HMK'nin 222/3. Maddesine açıkça aykırı olduğunu,  davalının  kendisine yapılan ihtarata rağmen inceleme gününde ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğini ve bu suretle müvekkilinin ticari defterlerinin kendisi lehine delil olma vasfına haiz hale geldiğini,  bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacağının ispat edildiğini, Yerel mahkemenin gerekçelendirme yapmaksızın işbu bilirkişi raporuna itibar etmemesi ve raporun aksi yönünde bir karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticari deftterler ve kayıtların yanında sözleşme kapsamında satışı gerçekleştirilen cihazlara ilişkin teslim tutanakları ile de davalı borçlunun müvekkiline eksik teslimat yaptığının ortada olduğunu, iş bu teslim tutanaklarının yerel mahkemeye ibraz edildiği halde başkaca tutanakların mevcut olma ihtimali gözetilerek sunulan delillerin nazara alınmadığını,davalının müvekkili tarafından ibraz edilen tutanakların eksik olduğuna ilişkin hiçbir itirazı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava, İİK'nın 154. vd. maddeleri uyarınca başlatılan iflâs takibine vaki itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. 2004 Sayılı  İİK nun 154 vd maddelerinde İflas yoluyla takip düzenlenmiş, 156/4 fıkrada, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli İflas davası dinlenemeyeceğinden,  davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının resen incelenmesi gerekecektir. Bu anlamda takip konusu, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında 10/07/2018 tarihli takip talebi ile 16.668,18 TL iade faturası bedeli, 998,38 TL işlemiş faiz, 100.000 TL cezai şart, 29.504,11 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 147.170,67 TL alacak için adi takip başlatıldığı, davalının süresinde yetkiye, borca, faize, itiraz ettiği, alacaklının talebi üzerine icra dosyasının yetkili İstanbul Anadolu icra müdürülüklerine gönderildiği, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürülüğüne kaydedildiği, davacının talebi üzerine takip yolunun iflas takibine çevrildiği, iflas takibine özgü ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emrinin 31/07/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalının 06/08/2018 tarihinde borca, faize, ferilerine itiraz ettiği, davacının da 12/09/2018 tarihinde süresi içinde iş bu itirazın kaldırılması ve iflas talepli davayı açtığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında 30/09/2012 tarihli sözleşme imzalandığı, davalının toplamda 40.000 adet ... isimli cihazı satıp teslim etmeyi üstlendiği, davacının davalıya her bir ürün karşılığında 16,50 USD + KDV ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalıya 40.000 ürün karşılığını peşin olarak ödediğini ancak 40.000 üründen 39.528 adet ürünün teslim edildiğini, 472 ürünün eksik kaldığını; bu eksik ürünlerin bedeli ile, sözlemenin 4.8 maddesine göre davalının eksik veya gereği gibi ifa etmemesi halinde sorumlu olmayı kabul ettiğini iddia ederek 100.000 TL cezai şart tutarını talep etmiştir. İlk derece Mahkemesince alınan 19/12/2019 tarihli kök ve 11/02/2020 tarihli ek raporda özetle; davalının 25.000  adet ... için 17/05/2012 tarihli ... nolu ve 15.000 adet ... için ... nolu iki fatura kestiği, bu iki faturanın da davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, bu iki faturaya göre 40.000 adet quizmatik cihazı bedelinin toplamda 218.060,38 TL olduğu, davacının defterlerine göre 6.867,81 TL borçlu iken 31/05/2014 tarihinde 16.868,19 TL ilk iade faturası kesmesi ile 10.000,38 TL alacaklı hale geldiğini; ayrıca davacının 5 adet teslim tutanağı sunduğu, bunların toplamına göre 39.528 adet cihazın teslim edildiği; davalının tüm ürünleri teslim ettiğini gösterir bir belgenin olmadığını, mahkemece davacının 472 adet cihazınının bedelini isteyebileceği, davalının sözleşmeye aykırı davrandığı görüşü benimsenirse cezai şartın da istenebileceğini  belirtmiştir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur. Davaya konu akdi ilişki satım ilişkisidir. Davalı satıcının 40.000 adet ürün için  kestiği 2012 tarihli iki fatura davacının defterlerine 05.06.2012 tarihinde kayıt edilmiştir. Davacı tarafından davalı şirkete  31.05.2014 tarih ... numaralı, \"...” açıklaması ile, 16.668,18 TI. (KDV Dahil) bedelli iade faturası düzenlenmiş ve  davalı tarafından cevabi ihtarname ile bahse konu fatura iade edilmiştir. Davacı,  davalı satıcının 40.000 adet ürün için  kestiği 2012 tarihli iki fatura davacının defterlerine 05.06.2012 tarihinde defterlerine kaydettiğinden artık faturaya konu ürünleri teslim almadığını ileri süremez.  Faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması faturada yazılı malları davacının teslim aldığına karine teşkil eder. Bu karinenin aksi, yani ticari defterlerine kaydedilmiş olan iki adet faturaya konu  ürünlerin tamamamını teslim almadığını, eksik ürün teslim aldığını kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Davacı malları teslim almadığını yazılı delillerle ispatlamalıdır. (Yargıtay 11 HD 2023/3328 E-2024/5743 K sayılı 10.07.2024 tarihli kararı) Davacı tarafça ticari defterlerindeki kayıtların aksine herhangi bir yazılı delil ve belge sunmamış, yemin deliline de dayanmamıştır. Bununla birlikte, davalının sözleşmeye göre edimini geç veya gereği gibi ifa etmeyerek ceza koşulundan sorumlu olduğu iddiası da ispatlanamamıştır. Belirtilen nedenlerle, İlk derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1046 Esas, 2020/944 Karar sayılı ve 18/11/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nun 164. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içinde Yargıtay'da Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5248d9894581bd68","SID":"7e49d13e71606667"}}