{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1859 Esas<br>KARAR NO: 2025/648<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/09/2021<br>NUMARASI: 2020/323 Esas, 2021/662 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı arasındaki  ticari ilişki sebebi ile 18.09.2019 tarihinde 2.360,00 USD değerinde fatura düzenlediği ve davalıya teslim edildiğini,  müvekkilinin  tüm edimlerini zamanında ve eksiksiz yerine getirdiğini, davalının 13.02.2020 tarihinde 1.180,00 USD tutarında kısmi ödeme yaptığını, davalının bakiye fatura bedelini ödememesi üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının  itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalının takipten önce söz konusu faturaya  hiçbir itirazının olmadığını, icra takibinin başlatılmasından sonra davalı şirketin ... Ticaret San. Ltd. Şti. ile kısmi bölünme gerçekleştirdiği ve davalı şirketin mal varlığının kısmen bölünerek devrolduğunu, ödenmeyen bakiye tutardan hangi şirketin sorumlu olduğunun tespit edilebilmesi amacı ile davanın devralan şirket ... Ticaret San. Ltd. Şti.'ne ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, dava konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile 1.180,00 USD tutarında bedelle abonelik ve bakım hizmeti hususunda anlaşıldığını ve bedelinin davacı tarafa ödendiğini, taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davacı tarafın 4 kalemden oluşan \"Abonelik ve bakım anlaşması\" açıklaması ile 18.09.2019 tarihinde müvekkili şirkete 2.360 USD tutarında fatura kestiğini, bu faturanın da müvekkili tarafından teslim alındığından ve bedeli ödenmediğinden bahisle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile müvekkiline icra takibi yapıldığını, müvekkilinin böyle bir faturadan bilgisi olmadığını, taraflar arasında mutabık kalınan ücretin de 2.360 USD değil 1.180,00 USD olduğunu, müvekkiline tebliğ edilen bir fatura olmadığı için kesinleşmesinin de söz konusu olmadığını, davacının fatura konusu hizmetleri müvekkiline teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini belirterek  davanın reddine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  davanın 1 adet fatura alacağının bakiye talebine ilişkin olduğu, davacının davalıya hizmet verildiğinden ve fatura bakiye bedelinin ödenmediğinden bahisle iş bu davayı açtığı,  dosyada Sipariş Formu başlıklı belgenin bulunduğu, bu formdan davacı tarafından 01.07.2019 tarihinde davalıya ... Abonelik ve Bakım Anlaşması açıklaması ile (1.276 USD x 2.552 USD) toplam 2.000,00 USD + 360,00 USD KDV tutarında teklif verildiği, bu formun davalı tarafından kaşelenip imzalandığı, her ne kadar davalı taraf kendilerine yalnızca 1.180,00 USD lik hizmet verildiğini ve bu bedelin de kendileri tarafından ödendiğini ileri sürmüşse de davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturanın davacı tarafından BS bildirimi ile bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafın da söz konusu faturayı BA bildirimi ile bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, tarafların BA-BS bildirimlerinin birbirinin teyid eder nitelikte ve uyumlu olduğu, davacı tarafın, davalı şirket tarafından vergi dairesine bildirilen fatura konusu hizmeti davalıya vermiş olduğunu ispatlamış sayıldığı, faturanın USD olarak düzenlendiği, ancak defterlere TL olarak kayıt etmek gerektiğinden TL'ye çevrilmişse de parantez içinde USD karşılığının da yazıldığı, dolayısıyla davacının alacağına USD cinsinden hükmetmek gerektiği, fatura bedelinin 2.360,00 USD olup davalı tarafından bu faturaya yönelik 1.180,00 USD ödeme yapılıp bakiye 1.180,00 USD alacağı kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takibine yönelik itirazın iptaline, alacak fatura alacağı olup likit olmakla takdiren % 20 oranında inkar tazminatına, davacı takip başlatmakta haklı olduğundan davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkiline fatura karşılığında hizmetin sunulmadığını, davacı ile 1.180,00 USD tutarında bedelle abonelik ve bakım hizmeti hususunda anlaşıldığını ve bedelinin davacıya ödendiğini, taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davacının 4 kalemden oluşan \"Abonelik ve bakım anlaşması\" açıklaması ile 18.09.2019 tarihinde müvekkiline 2.360 USD tutarında fatura kestiğini, bu faturanın da müvekkili tarafından teslim alındığından ve bedeli ödenmediğinden bahisle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile müvekkiline  icra takibi yapıldığını, ancak taraflar arasında mutabık kalınan ücretin 2.360 USD değil 1.180,00 USD olduğunu, sadece tek bir bilgisayarla ilgili davacı tarafça hizmet verildiğini, bu hususun mahkemece hiç araştırılmadığını, bu nedenle eksik araştırma ile verilen ilk derece mahkemesi kararına istinaf etme zorunluluğunun doğduğunu, müvekkilinin yabancı para cinsinden belirlenen tutarı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, 13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına dair 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince müvekkili ile davacının aralarında düzenledikleri bir fatura alacağının yabancı döviz cinsinden olması ve ilk derece mahkemesince de bakiye alacağın döviz cinsinden kararlaştırılmasının yukarıdaki hükme aykırılık oluşturduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava,  fatura bakiye alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. İstinafa konu uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya hizmetin sunulup sunulmadığı, takibe konu faturadan davalının sorumlu olup olmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile davacı tarafça davalı aleyhine fatura bakiye alacağının tahsili amacıyla 1.180,00 USD asıl alacağın tahsili için takip başlatıldığı, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davalının süresinde takibe, borca ve ferilerine itirazlarını bildirdiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, bu nedenle açılan davanın İİK 67 maddesi gereğince süresinde olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda davacı, davalı ile arasındaki ticari ilişki sebebi ile  tüm edimlerini zamanında ve eksiksiz  yerine getirdiğini ve ilgili takip dosyasına dayanak olan 18.09.2019  tarihli 2.360,00 USD bedelli faturayı düzenlediği, faturanın davalı şirket tarafından teslim alındığını ve hatta işbu faturaya ilişkin davalı şirket tarafından 13.02.2020 tarihinde 1.180,00 USD tutarında kısmi ödemede bulunduğunu, bakiye tutarın ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise, taraflar arasında mutabık kalınan ücretin  2.360 USD değil 1.180,00 USD olduğunu, faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, fatura içeriği hizmetleri almadığını iddia etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda,  hizmetin yerine getirildiğinin ve faturanın davalıya teslim edildiğinin ispat yükü davacı taraftadır. İlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle: davacı ... Tic. AŞ, İle davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, TTK hükümlerine uygun olarak noter açılış tasdiklerinin süresi içerisinde alındığı ve dolayısıyla ticari defterlerin lehe delil olarak ileri sürülebileceği, faturanın davacı tarafından BS, davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacı nezdinde yapılan incelemeye göre davalının takip tarihi itibariyle 6.421,33TL borçlu olarak göründüğü, davalı nezdinde yapılan incelemeye göre davacının davalıdan alacağının 6.495,78 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen ve taraf defterlerinde mevcut olan alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinin üst başlığı “ Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması “ dır. 222/2. fıkrada, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, 3. fıkrada ise ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinde ki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğine yer verilmiştir. \"...Dava, mal satımı nedeniyle faturalara dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlanılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, mal teslim ettiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, salt fatura düzenlenmesi malın teslimini göstermez. Ancak icra takibine konu edilen faturalar davalı defterine kayıt edilmiş veya Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA formları ile davalı tarafından faturalar bildirilmiş ise faturalar kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunun kabulü gerekir. Bu kapsamda yer almayan faturalar için ise ispat külfeti yani mal teslimini kanıtlama yükü yine davacıdadır...\" (Yargıtay 19. HD. 2015/12329 Esas 2016/6138 Karar sayılı ilamı). Faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, icra takibine konu faturanın usulüne uygun tutulan ve delil vasfına haiz davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterlerine göre davacı nezdinde yapılan incelemeye göre davalının takip tarihi itibariyle 6.421,33TL borçlu olarak göründüğü, davalı nezdinde yapılan incelemeye göre davacının davalıdan alacağının 6.495,78 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının icra takibine konu faturaya süresi içinde itiraz etmediği ve defterlerine kaydettiği ayrıca davaya konu faturanın BA-BS beyannameleri ile taraflarca karşılıklı olarak vergi dairesine beyan edildiği anlaşıldığından davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bununla birlikte, faturaya süresi içinde itiraz etmeyerek defterine kaydeden ve vergi dairesine de beyan eden davalının, davacı tarafından hizmet verilmediğine ilişkin savunmasının ve eksik inceleme yapıldığına ilişkin istinaf sebebinin yukarıda bahsi geçen Yargıtay kararı da dikkate alındığında yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK 20. maddesi gereğince, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir  iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir düzenlemesi yer almaktadır. Belirtilen nedenlerle, davacı, dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu bakiye fatura alacağı yönünden, alacağa hak kazandığı iddialarını ispat etmiştir. Davalı ise, icra takibine konu  fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığı, hizmeti almadığını ve bakiye  fatura borcu olmadığı yönündeki iddialarını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispatlayamamıştır. Diğer yandan, 6098 sayılı TBK'nun 99/3. maddesi uyarınca, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.Bu durumda, davacının yabancı para cinsinden  olan alacağını TBK 99. maddesi gereğince icra takibi ile talep etmiş ve takibe itiraz üzerine açmış olduğu itirazın iptali davasında bu talebini yinelemiş olduğuna göre, davacı alacağına takip talebinde belirtmiş olduğu gibi döviz cinsinden  karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/323 Esas, 2021/662 Karar sayılı ve 28/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 138,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 477,25 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89e4512b50c2d57d","SID":"2602ec5e81187bbf"}}