{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/143 <br>KARAR NO: 2025/679<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 14.09.2020<br>NUMARASI: 2018/1180 Esas - 2020/415 Karar <br>DAVA: Tazminat (Bankacılık işleminden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı banka çalışanlarının talebi ile müvekkilinin özel bankacılık hizmetinden yararlanmak üzer ... bank Private Şubesinde 2007- 2008 yıllarında hesaplar açtığını, iş yerinin bu şubeye yakın olması nedeniyle hesap açtığını, ancak hesapların müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında önce Etiler Şubesine, daha sonra ... Batı İstanbul Şubesine ve son olarak da Yeşilköy Şubesine aktarıldığını, müvekkilinin sadece hesap açılımına ilişkin sözleşme kartonlarını imzaladığını ve açılan hesaplar ile sadece faiz geliri elde edilmesinin amaçlandığını, hisse senedi işlemleri, opsiyonlu döviz işlemleri ve buna benzer herhangi bir sözleşme imzalamadığını, buna rağmen sahte imzalarla bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin hesabında bulunan 713.489,54 TL'den Ağustos 2013 tarihi itibariyle 72,49 TL kaldığını, toplamda 713.417,05 TL zarar oluştuğunu,  müvekkilinin vadeli hesap dışında işlem yapmak istememesine rağmen banka çalışanınca 21.03.2011 tarihinde genel kredi taahhütnamesi gönderildiğini, gönderilen sözleşmenin müvekkilince imzalanmadığını ve bu durumun da sözleşme kapsamında yapılacak işlemlere rıza göstermediğini gösterdiğini, müvekkilinin opsiyonlu döviz işlemi yapmak istemediğini bildirmesi ve sözleşmeyi imzalamamasına rağmen 2012 yılında banka görevlisinin kendisini arayarak opsiyonlu döviz işlemi yaptıklarını ve belgelerin imzalanması gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin bu durumu kabul etmediğini ve belgeleri imzalamadığını, bundan sonra gönderilen hesap ekstrelerinde faizlerin işletildiğinin ve hesabın korunduğunun belirlendiğini, 30.06.2013 tarihli ekstreye göre hesaplarda toplam 713.489,54 TL para bulunduğunu, 15.07.2013 tarihi itibariyle brüt faizli bakiyenin 717.115,92 TL olduğunu, 17.07.2013 tarihinde gönderilen ekstrede ise bakiyenin 256.561 TL'ye düştüğünün görüldüğünü, yapılan görüşmede hesabın izinsiz olarak aktarıldığı Yeşilköy Şubesinde 1.900.000 USD üzerinden yapılan opsiyonlu döviz işlemi nedeniyle ve USD'nin 2 TL'ye ulaşması nedeniyle zarar oluştuğunu, telefon görüşmesi üzerine işlemin 1.300.000 USD kısmının kapatıldığının kendisine bildirildiğini, gönderilen 22.07.2013 tarihli ihtarla hesapta mutabık olanmadığı, uğranılan zarar ilişkin  ve zararın tanzimi için dava açılacağının bildirildiğini, 600.000 USD'lik döviz opsiyon işleminin aynı gerekçelerle 28.08.2013 tarihinde kapatıldığını, böylece müvekkilinin talimatı olmaksızın hesabındaki 713.489,54 TL'den 72,49 TL kaldığını, sonradan yapılan araştırmada 21.03.2011 tarihinde gönderilen genel kredi taahhüdünün ertesi gün müvekkilinin imzası taklit edilerek imzalandığı, ayrıca aynı şekilde opsiyonlu döviz mevduat işlem sonuç formu imzalatıldığının öğrenildiğini, formdaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, banka çalışanlarının habersiz ve sahte şekilde 22.03.2011 tarihli opsiyonlu döviz mevduat işlemi yaptığını, müvekkilinin ısrarlar karşısında rehin sözlemesi imzalandığını,  bu sözleşmenin sahte olarak düzenlenen opsiyon sözleşmesini meşrulaştırmak için imzalatıldığını, opsiyon kapatma ve yeni opsiyon açılmasına ilişkin talimattaki imzanın müvekkiline ait olmadığını,01.02.2013 tarihli forward sonuç formundaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, zararın tazmini için keşide edilen ihtarnameye cevap verilmediğini ve ödemede yapılmadığını, müvekkiline imzalatılan 30.11.2012 tarihli rehin sözleşmesinin içeriğinde her hangi bir talimat izin ya da icazet bulunmadığını, banka çalışanının rehin sözleşmesi imzalatma ısrarının sahte imza ile yapılan işlemlerini meşrulaştırmak olduğunu, davalı banka yetkililerinin müvekkilinin imzasını taklit ederek bir takım işlemler yaptıklarını ve bu işlemlerle müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, bankanın ... Şubesinde açılan hesaba yatırılan, ancak bankanın dolanlı ve sahte imzalarla yaptığı işlemlerle yok edilen 713.417,00 TL mevduatın 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının 13.05.1998 tarihinden beri bankanın müşterisi olduğunu, davacının 09.11.2006- 16.10.2008 tarihlerinde 24 opsiyon satıcısı, 1 adet opsiyon alıcısı olduğu 25 adet türev işlem gerçekleştirdiğini, davacının şikayetleri üzerine Banka Teftiş Kurulu tarafından inceleme yapıldığını, itirazların aksine imzanın davacıya ait olduğunun çıplak gözle anlaşıldığını,  davacının 2006 yılından beri yatırım işlemleri konusunda deneyimli olduğunu, dava konusu opsiyon işlemlerinde müvekkili bankanın esasen yurtdışı banka ile davacı müşteri arasında aracılık yaptığını, cüzi bir işlem komisyonu için yıllardır çalıştığı mevduat müşterisi olan davacıyı riske sokmasının düşünülemeyeceğini, teftiş sonucunda bankanın bilgilendirme eksikliği veya hatasının tespit edilemediğini, tüm sözleşmelerin eksiksiz imzalandığını, bilgi ve belge akışının mevzuata uygun olduğunu, belgelerin eksiksiz düzenlendiğini, müşteri ile yapılan görüşmelerin açık olduğunu, imza inkarının yerinde olmadığı gibi, yapılan işlemlerden haberdar olunmadığı savunmasının dayanaksız olduğunu, müşterinin talimatı ve işlemleri ile oluşan  zararın bankaya yüklenmeye çalışıldığını, davacının yaptığı işlemler sonucu müvekkilinin opsiyonu kapatarak parayı karşı tarafa aktarmak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce bozma öncesi imza incelemesine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler 05/03/2018  tarihli raporda dosya içinde bulunan evrak asıllarında  ...'a atfen atılmış imzalarının tümünün ... elinden çıktığının kabulü gerektiği, hususlarında görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Dava dosyası  davacı iddiası, davalı taraf savunması, bankanın iç denetimi neticesinde tutulan teftiş raporu dikkate alınarak tek tek davacının iddiasına konu her bir belge yönünden imzası olup olmadığı, imzası varsa her bir belgenin faks, e-mail veya ıslak imzalı hallerinden hangisine ait olduğu hususları denetlenerek gerektiğinde yerinde inceleme yetkisi verilerek davacının bilgisi dışında herhangi bir emir talimatı olmadan yapılmış al veya sat konumundan opsiyon işlemi olup olmadığı, bu opsiyon işlemine karşılık gerekli teminatların alınıp alınmadığı ve davacının talimatı ile yapılan opsiyon işlemleri varsa bunların sonuçlarının belirlenmesi için bilirkişilere tevdi edilmiştir. Bilirkişiler 02/12/2019 tarihli raporda özetle, 'Davacının onayı ve talimatı olmaksızın banka tarafından yapılan opsiyonlu döviz işlemleri nedeni ile davacının uğradığı iddia edilen 713.417,05 TL tutarındaki zarar konusu olan 02.05.2012 ve 30.11.2012 işlem tarihli 1.900.000-USD tutarlı opsiyon sözleşmeleri incelendiğinde; Dava konusu belgelerde davacı ...'a atfen atılmış imzaların tümünün ... elinden çıktığının bilirkişi raporları ile tespit edildiği, 02.05.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin talimat yazısı (imzalı-faks) ve 02.05.2012 tarihli Rehin Sözleşmesi (imzalı-faks)'nden oluştuğu, 30.11.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin imzalı talimat yazısı ve 30.11.2012 Tarihli Rehin Sözleşmesi (imzalı-faks)'nden oluştuğu, Davacının bilgisi dışında herhangi bir emir talimatı olmadan yapılmış al veya sat konumundan opsiyon işlemi bulunmadığı, 02.05.2012 ve 30.11.2012 işlem tarihli opsiyon sözleşmelerine ilişkin gerekli talimatların alındığı ve işlemlerin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiği,31.08.2013 tarihli banka hesap ekstresinden davacının mevduatında 72,19 TL kaldığı,\" hususlarında görüş ve kanaatlerini bildirmişlerder. Davacı taraf dilekçesi, davalı taraf cevap dilekçeleri, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamınca yapılan değerlendirmede; taraflar arasında opsiyon işlemlerine dair bankacılık işlemleri gerçekleştirildiği, davacının bu işlemler doyasıyla imzalarının olmadığı talimatlar doğrultusunda bankanın işlem yaptığını ve zarara uğradığını iddia ettiği anlaşılmakla,  mahkememizce alınan üç kişilik grafolog bilirkişi heyeti raporuna göre dosya içinde bulunan evrak asıllarında  ...'a atfen atılmış imzalarının tümünün ... elinden çıktığının kabulü gerektiği belirlenmiş olup, davacı tarafın yeniden imza incelemesi yapılmasına dair itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Davalı banka tarafından yapılan opsiyonlu döviz işlemleri nedeni ile davacının uğradığı iddia edilen 713.417,05 TL tutarındaki zarar konusu olan 02.05.2012 ve 30.11.2012 işlem tarihli 1.900.000-USD tutarlı opsiyon sözleşmeleri incelendiğinde, 02.05.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin talimat yazısı (imzalı-faks) ve 02.05.2012 tarihli Rehin Sözleşmesi (imzalı-faks)'nden oluştuğu, 30.11.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin imzalı talimat yazısı ve 30.11.2012 Tarihli Rehin Sözleşmesi (imzalı-faks)'nden oluştuğu, davacının bilgisi dışında herhangi bir emir talimatı olmadan yapılmış al veya sat konumundan opsiyon işlemi bulunmadığı anlaşılmış olup 02.05.2012 ve 30.11.2012 işlem tarihli opsiyon sözleşmelerine ilişkin gerekli talimatların alındığı ve işlemlerin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiği kanaatine varılarak...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Talebin davalı bankanın savunmasının aksine, müvekkilin yeterli bilgisi olmaması ve yanlış yönlendirme suretiyle oluşan zararın tazmini değil, müvekkilin imzası taklit edilerek ve hatta müvekkilin imzası olmadan yapılan dolanlı işlemler sonucu uğranılan zararın tazmini olduğunu, Banka Teftiş Kurulu Raporunun da iddiayı teyit ettiğini, müvekkiline ilişkin işlemlerde birçok imzasız talimat bulunduğunu, birden çok sahte imza kullanıldığını, dosyaya sunulan Teftiş Kurulu Raporu ekindeki onlarca talimat ve sözleşmedeki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının çıplak gözle dahi görülebileceğini, daha önce bankadan temin edilemediği için dosyaya sunulamayan sahte imzalı belgelerin, teftiş  raporu ekinde mahkemeye sunulduğunu, raporun (Ek 27 s.2) numaralı ekinde, müvekkilin el yazısıyla yazmış olduğu 09.08.2011 tarihli talimatın dosyaya sunulduğunu, talimattaki imzanın, müvekkilinin gerçek imzası olduğunu, oysa teftiş raporu ekinde sunulan rehin sözleşmesindeki imzanın sahte ve farklı olduğunu, ayrıca teftiş raporu ekinde sunulan bir çok belgede de sahte imza bulunduğunu, banka teftiş kurulu raporu ile sunulan belgelerdeki sahte imzaların belirtilenlerle sınırlı olmadığını, dosyaya sunulan talimat ve mutabakat yazılarının tamamına yakınının müvekkilin sahte imzaları atılmak suretiyle üretildiğinin, çıplak gözle dahi görülebileceğini, resmi kurumlarca yapılacak tarafsız bir grafoloji incelemesinde bu hususun ortaya çıkacağını, güven kurumu olan bankanın bu güveni dolanlı işlemlerle suiistimal  ettiğinin anlaşılacağını, aynı teftiş raporunda bir çok işlemin de imzasız yapıldığının anlaşılacağını, bankanın elinde mevcut bulunan talimatların tamamına yakınında müvekkilinin imzasının taklit edilerek imza atıldığını, bir çok belgenin de imzasız olduğunu, 21 adet talimat ve sözleşme ile 5 adet opsiyon işlemi bildirim talimatında imza bulunmadığını, 3 adet açma kapama talimatında, 7 adet rehin sözleşmesinde imza bulunmadığını, bankanın sahte ve imzasız belgelerle yaptığı işlemlerden kaynaklanan zararları ödemesi gerektiğini, basiretli tacir olan bankanın TBK'nın 20. maddesine göre zarardan sorumlu olduğunu, bankanın özeninin normal bir ticari ilişkide taraflar arasındaki özenden daha sıkı şartlara bağlandığını, Mahkemece hatalı bilirkişi raporu ile karar verildiğini, taleplere rağmen resmi bir kurumdan grafoloji inceleme raporu alınmadığını, 25.07.2016 tarihli kök rapora yönelik itirazda resmi bir kurumdan rapor alınmasının istendiğini, mahkemece buna rağmen aynı heyetten ek rapor alındığını, oysa Teftiş Kurulu Raporunun (Ek 6 8.35) numaralı ekinde sunulan rehin sözleşmesindeki iki adet imzanın çıplak gözle dahi müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle belgelerin resmi bir kuruma gönderilerek rapor alınması gerektiğini, dosyadaki tüm belgelerde yer alan imzaların bir kez daha incelenmesine karar verilmesi talebinin mahkemece gerekçesiz reddedilmesi isteminin yerinde olmadığını, bir kısım imzaların paraf benzeri imza olduğunun nitelendirilerek yeni bir kavram oluşturulduğunu, hukukta böyle bir kavram bulunmadığını, işlem sonuç formlarındaki 12 adet sahte imzayının “paraf benzeri imza” diye nitelendirilerek müvekkilini bunlardan sorumlu tutan bilirkişilerin, teftiş raporu ekinde dosyaya sunulan 22.03.2011 tarihli rehin sözleşmesindeki sahte imzalarada “paraf benzeri imza” diyerek bunları tablo halinde gösterdiklerini, oysa bu belgedeki imzanın sahteliğinin açık olduğunu, bu nedenle raporun yok hükmünde olduğunu, gerekçelikararda opsiyon işlemlerine ilişkin emir ve talimatların imzalı faks ile gönderildiğini belirtilmiş ise de, müvekkilinin bu yönde bir talimatı olmadığını ve faks de çekmediğini, dolayısıyla, altındaki imzanın sıhhati gereği gibi incelenmeksizin ve gerçekten davalıya faksla gönderildiği ispatlanmaksızın müvekkili aleyhine verilen kararın hukuka aykırı olduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesaplarında usulsüz ve sahte işlemlere vadeli döviz opsiyon işlemleri yapılarak davacının zarara uğratıldığı iddialarına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilince tüketici mahkemesinde açılan davada görevsizlik kararı verilmiştir. Dava dosyasının gönderildiği ticaret mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesinin 2018/1807 E., 2018/2225 K. sayılı ve 06.12.2018 tarihli kararı ile ticaret mahkemesinin görevli olduğu belirlenerek olumsuz görev uyuşmazlığı çözülmüştür. Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka  ancak,  özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir. Buna karşın, müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin kusuru var ise TBK’nın 52.maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Davacı ile davalı banka arasındaki mevduat ilişkisi ile opsiyon işlemi yapılmasına ilişkin ilişkinin esasında cevap dilekçesi ve dosya kapsamındaki belgeler ile teftiş raporundan anlaşılacağı üzere 1998 yılında başlamıştır. Davacının, davalı bankanın çeşitli şubelerinde hesapları bulunmaktadır. Dava dilekçesinde, bu hesaplarının habersiz şekilde başka şubelere aktarıldığı ve davacının zararına işlem yapıldığı ileri sürülmüş is de hesapların bankanın başka şubelerine taşınması işlemi başlı başına zarar doğurucu bir işlem değildir. Davacı, talimatı olmaksızın banka tarafından yapılan vadeli opsiyon döviz işlemleri ile Amerika Dolarının 2 TL'yi aşması nedeniyle zarar ettiği, teminatın tamamlanmasının istendiğini, bankaca 2012 yılında habersiz şekilde olmayan bir opsiyonlu döviz mevzuat ve çerçeve sözleşmesinin eki olarak rehin sözleşmesi imzalatıldığını, imzası taklit edilerek 02.05.2012 tarihinde yapılan 1.900.000,00 USD'nin 1.60 TL'den 03.12.2012 tarihinde 1.60'dan Avrupa tipi satış opsiyon işleminin kapatılması 1.900.000,00 USD'nin 30.12.2013 tarihinde 1.66,80'den kapatılmasına ilişkin talimattaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı ileri sürülmüştür. İddianın ileri sürüldüğü şekle göre davacının işlemini 30.11.2012 tarihli bu talimatla ve rehin sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Rehin sözleşmesindeki imza davacıya ait olup davacının bu sözleşmeyi irade fesadı hali ile imzaladığına ilişkin soyut iddiası dışında hiçbir kanıt sunulmamıştır. İlk derece mahkemesince anılan talimat, 30.06.11 tarihli genel kredi taahhütnamesi tarihsiz ve bedelsiz iki adet genel kredi taahhütnamesi, 01.02.2013 tarihli 685.483,15 TL'lik forvar işlem sonuç formu, zararın oluştuğu 30.11.2012 tarihli 1.900.000,00 USD'lik avrupa tipi satış opsiyon işlemi olarak uzatılması ile ilgili belge, 686.000,00 TL rehin sözleşmesi, 02.05.2012 ve 30.11.2012 tarihli iki adet rehin sözleşmesi faksı, 01.02.2013 tarihli iki adet opsiyon sonuç formu fotokopileri, tarihsiz vadeli döviz alım satım belgesi, bir adet 100.000,00 USD bedelli ve bir adet bedel yazılı olmayan alternatifli döviz sözleşmesi, türev araçları alım satım aracılık çerçeve sözleşmesi, özel bankacılık hizmet sözleşmeleri, tarihsiz faks taahhütnameleri, yatırım hizmet mevduat opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesindeki imzaların davacının eli ürünü olduğu, 25.07.2016 tarihli uzman bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Raporda yapılan tespitler kesin olup, rapora yönelik itiraz bilirkişi kurulunca karşılanarak 09.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporu ile rapora yönelik itirazlar karşılanmıştır. Bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde, bir kısım imzaların çıplak gözle dahi davacının eli ürünü olmadığının açık olduğu belirtilmesine karşı, taraflar arasındaki mevduat ve aracılık sözleşmelerinde uzun yıllara yaygın işlemler gerçekleştirildiği, zararın asıl kaynağına ilişkin olarak gösterilen 30.11.2012 tarihli işlemin altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu, ayrıca zararın oluştuğu anlaşılan 02.05.2012 tarihli faks talimatındaki imzanın da davacının eli ürünü olduğunu grafolojik inceleme metotlarına göre tespit edilmesi karşısında, resmi bir kurumdan ayrıca bir rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bilirkişi incelemesine, hakimlik bilgisi dışındaki bir bilgi ile çözülebilecek bir maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması için başvurulabilir. Alınan raporun yetersiz veya olayı aydınlatmaması halinde, uzmanlığı bulunan kamu kurumlarından veya başka bilirkişilerden rapor alınabilir. Ancak maddi gerçekliğin belgelerle ortaya konması ve bu gerçekliğin taraflar arasında uzun süre devam eden mevduat ilişkisi gibi süreklilik arz eden bir ilişki ile teyit edilmesi halinde, başka bir bilirkişi kuruldan rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır. Gerek işleme ilişkin belgelerde davacının imzasının bulunması ve gerekse süre gelen mevduat ve opsiyon işlemleri nedeniyle davacıya hesap ekstresinin gönderilmesi, davacının, opsiyon işlemi ile uğraşacak tecrübesi bulunmasına ve aynı bankada bir çok opsiyon işlemi yapmasına rağmen yapılan işlemlere sessiz kalarak onay verdiği dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır. Nitekim davacının başvurusu üzerine Banka Teftiş Kurulunca düzenlenen 12.09.2013 tarihli müfettiş raporunda, davacının uzun yıllara dayalı türev işlemlerinin bulunduğu, müşterinin şikayet ettiği ... ile Nisan 2010 sonrasında çalışmaya başladığı, anılan kişi ile davacı arasındaki görüşme ve konuşmalarda 200.000,00 USD ile işlem yapılmasının kararlaştırıldığı, Nisan 2010 tarihinden itibaren dört adet 955.000,00 USD, dört adet 1.388.000,00 TL olmak üzere sekiz adet DCD işlemi, on sekiz adet 23.250.000,00 Dolarlık kısmi bariyerli işlem, iki adet 3.800.000,00 USD kısmi bariyersiz olmak üzere toplam yirmi adet ve 27.050.000,00 USD opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, bu işlemlerden kazandığı primden 6.500,00 USD'nin çekildiği kalan yaklaşık 24.000,00 USD'nin vadeli hesapta değerlendirmeye devam ettiği, bu işlemlerden sonra opsiyon işlemlerin yapılmasına devam edildiği, 02.05.2012 tarihli işlemin opsiyona kapatılarak, yeni bir opsiyonun yapılmasına ilişkin 30.11.2012 tarihli ıslak imza ile talimat verdiği, işlemlerin banka personelince davacının elektronik posta adresine gönderildiği, imzalanmadığı söylenen genel kredi taahhütnamesi opsiyonu döviz mevzuatı ve opsiyon işlemleri çerçeve sözleşmesinde davacının imzasının bulunduğu belirlenmiştir. Raporda tespit edilen hususlar, bilirkişi tarafından yapılan tespitleri doğrulamaktadır. Davacının, davalı banka ile çeşitli tarihlerde imzaladığı kredi taahhütnameleri ve çerçeve sözleşmeleri ile döviz opsiyon işlemleri yaptığı, 2010 yılından itibaren yapılan işlemlerde kar elde ettiği, karın bir kısmının realize edilerek çekildiği, kalanın mevduata eklendiği daha sonra 02.05.2012 tarihli opsiyona kapatıldığı ve davacının imzasını taşıyan 30.11.2012 tarihli ıslak imzalı belgenin imzalandığı, bu tarihten önceki tüm işlemlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığı, en azından bu tarihten önceki işlemler yönünden icazet bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının kendi talebi ve onayı ile yapılan işlemlerden zarar görmesi halinde bunlardan kaynaklanan zararların bankadan tahsiline karar verilmesi mümkün değildir.  Son derece riskli işlemlerden opsiyonlu döviz işlemlerinde kar elde edildiği dönemde sessiz kalan davacının, kendi talimatı ile yapılan işlemden zarar etmesi halinde bankaya yüklenecek bir kusur bulunmamaktadır. Bankanın bir kusurunun varlığının kanıtlanmaması ve TBK'nın 114.maddesinegöre uygulanma imkanı bulunan TBK'nın  50. maddesine göre bankanın bir kusurunun bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.  Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı  vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4ccb7d72508426d","SID":"848c94ae926df8c5"}}