{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/568 Esas<br>KARAR NO: 2025/675 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2022/856 Esas-  2023/142 Karar<br>TARİH: 23/02/2023<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... tarafından ... aleyhine İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/137 Esas sayılı dosyasında tapulu taşınmaza haksız müdahalenin meni ve ecrimisil davası açıldığını, dava devam ederken bu şirketin tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilden terkin edildiğinin ve pasif davalı ehliyetinin kalmadığının ortaya çıktığını, mahkeme tarafından kendilerine ihya için dava açmak üzere yetki ve mehil verildiğini beyanla şirketin açılan dava yönünden ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, davacının, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memurlarına da yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkilinin ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket etmediğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun “tasfiye memuru”nda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduklarını, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerinin müvekkilinin tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddini, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 23/02/2023 tarih 2022/856 Esas- 2023/142 Karar sayılı kararında; \"Dava, TTK 547 madde gereğince açılan ek tasfiye davasıdır. Davalı şirketin tasfiye kararı aldığı, tasfiye sürecini başlattığı, 19/10/2021 tarihinde tasfiyesini tamamlayarak ticaret siciline başvurup, ticaret sicilden terkinini sağladığı ihtilafsızdır. Bu hususlar ticaret sicilden gelen kayıtlardan anlaşılmaktadır. TTK 547'de düzenlenen ek tasfiye davası şirketin alacaklıları tarafından açılabilir. Davacıların murisi tarafından terkin edilen şirket aleyhine meni müdahale ve ecri misil talepli olarak İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış, mahkemece davaya devam edilebilmek için davacılara ihya davası açmak üzere yetki ve mehil verilmiştir. Meni müdahale ve ecri misil davasına devam edebilmek için davacıların iş bu davayı açmalarında hukuki menfaat bulunmakta olup; incelenen Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davanın 11/04/2019 tarihinde açıldığı, şirkete tebligat yapıldığı, şirketin bu davadan haberdar olduktan sonra tasfiyesini tamamlayıp 19/10/2021 tarihinde kendisini sicilden terkin ettirdiği sebebiyle; tasfiyeyi tamamlayan ..., ... ve ... isimli tasfiye memurlarının haklarında açılmış bir dava varken şirketi tasfiye etmeleri hatalı bulunmuş; bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tasfiye memurları aleyhine hükmedilmesine karar verilmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğünün ise, tasfiyenin tescilinde yapacağı denetimin sınırlı bir denetim olacağı; şirketin usulünce genel kurulda alınan bir tasfiye kararı varsa, tasfiye süreci ilan edilmişse ve tasfiyenin tamamlanmasına ilişkin rapor uygunsa tasfiyeyi ilan etmekten başka yapacağı bir şeyin bulunmadığı; şirket aleyhine açılmış bir davanın ticaret sicil tarafından bilinmesinin ve gözetilmesinin mümkün bulunmadığı sebebiyle ticaret sicil aleyhine herhangi bir yargılama gideri ve davacılar için vekalet ücreti taktir edilmemiş; Tüm bu gerekçelerle, hakkındaki davaya rağmen tasfiyesini tamamlayan şirketin devam etmekte olan dava yönünden ek tasfiyesine karar verilmiştir. Elbette şirketin ek tasfiye kararı ve ek tasfiye memurunun atanmasıyla kazandığı şey sadece dava ehliyetidir. Yoksa sınırsız bir şekilde tüzel kişilik ehliyetini kazanması söz konusu değildir. Sadece, ihya sebebi olan davada yapılacak yargılama aşaması ve verilecek kararın infazı aşamasıyla sınırlı olarak dava ehliyeti ve tüzel kişiliği kazanacağı nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davanın ... yönünden dava tarihinde tüzel kişiliği bulunmadığından husumetten reddine, Davanın ticaret sicil müdürlüğü ve tasfiye memurları ..., ..., ... yönünden KABULÜ ile,  İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarasıyla kayıtlı olan ve 19/10/2021 tarihinde tasfiye sonunda terkin edilen  ...'nin İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/137 Esas sayılı dosyasından yapılacak yargılama aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olmak üzere ek tasfiyesine, ihya yoluyla ticaret sicil müdürlüğüne tesciline, Ek tasfiye memuru olarak davalı şirketin tasfiye memurları olan ..., ... ve ...'ın atanmalarına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru ... istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme nezdinde yargılaması yapılan dosya kapsamında 23/02/2023 tarihli, 2023/142 K. Sayılı gerekçeli karar ile usulsüz olarak tebliğ edilen dahili dava dilekçesinin tebliği akabinde süregelen yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verildiğini, işbu kararın usule ve yasaya aykırı olması hasebiyle kendileri tarafından söz konusu karara ilişkin istinaf kanun yoluna başvurulması gerekliliğinin hasıl olduğunu; Dahili dava dilekçesinin, Yerel mahkeme tarafından düzenlenmiş 06/12/2022 tarihli ara karar doğrultusunda 08/12/2022 tarihinde doğrudan Tebligat Kanunu madde 21/2 uyarınca tebliğe çıkartıldığını, Yerel mahkeme tarafından tebliğe çıkartılan dahili dava dilekçesinin kendisi tarafından teslim alınmadığını, huzurdaki yargılamanın tarafına usulüne uygun tebligat yapılmaksızın neticeye vardığını, işbu istinaf dilekçesine konu Yerel mahkeme kararının kendisine tebliğ edilmesi akabinde istinaf dilekçesine konu karara ilişkin yargılamadan haberdar olduğunu, süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu; Huzurdaki yargılama sürecinde kendisine gönderilmiş tebligatın evvela T.K. m.10 doğrultusunda bilinen adresine gönderilmesi gerekirken, Yerel mahkeme tarafından T.K. m.10 doğrultusunda herhangi bir tebligat hazırlanmaksızın doğrudan T.K. m.21 kapsamında tebligat hazırlandığını ve tebliğ edildiğini, Tebligat Kanunu m.10'da evvela bilinen adrese tebligat yapılması gerektiği hususunun açıkça belirtildiğini, yine Tebligat Kanunu m.21'de hangi hal ve şartlarda mezkur kanun maddesi doğrultusunda tebligat yapılabileceği hususunun açıklığa kavuşturulduğunu beyanla İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/856 Esas, 2023/142 Karar ve 23/02/2023 tarihli kararının kaldırılarak dosyanın yeniden usulüne uygun yargılama yapılmak üzere Yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir.  Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı tasfiye memuru ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde \"tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Açıklanan madde uyarınca açılan bu davada, şirketin sicil kaydını terkin eden ve ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden sicile tescilini gerçekleştirecek olan Ticaret Sicil Müdürlüğü ile ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere tasfiye memuruna zorunlu olarak husumet yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, dava dilekçesi ile husumet yöneltilmeyen tasfiye memurlarının davaya dahil edilmelerine karar verilmiş ve ticaret sicil kayıtlarından T.C. kimlik numaraları ve yerleşim yeri adresleri tespit edilerek adlarına, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatini içerir tebligat çıkarılmış, dahili davalı ... adına tebligat aynı adreste ikamet eden yakını tarafından teslim alınmıştır. Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi uyarınca, adı geçen davalının sistemde kayıtlı ve bilinen son adresi aynı zamanda mernis adresi olup, bu adrese çıkarılan tebligat usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memuru ...'nın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79f7d5e2218948c0","SID":"38f439e9677d0203"}}