{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/628 - 2025/420<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t           (E S A S I    İ N C E L E M E D E N  <br>\t\t\t       K A R A R I N    K A L D I R I L M A S I)<br>\t            \t\t      <br>ESAS NO\t: 2025/628 <br>KARAR NO\t: 2025/420<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  28/01/2025<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2025/58 E., 2025/64 K.<br><br><br>\t\t     \t<br>\tDavacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi  uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>Dava, davacı ile davalı arasındaki sözleşmeden doğan alacağın tahsili istemi ile 22.12.2022 günü açılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince \"İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/12/2023 tarihli ilamıyla davalı  ... A.Ş'nin iflasına karar verilmiş , karar 07.03.2024 tarihinde kesinleşmiş  ve İstanbul 2. İflas Dairesinin 2023/15 esas sayılı dosyası ile iflasın açılmıştır. Dava kayıt kabul davasına dönüşmüş olup   İİK 235. Madde gereğince  bu davalara bakmakla iflas kararı verilen yerdeki Ticaret Mahkemeleri kesin yetkili olduğundan mahkememizin yetkisizliğine ve bu nedenle davanın usulden reddine...\" karar verilmiştir.<br>Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE\t:<br>I<br>İlk olarak belirtmek gerekir ki, <br>İflas Türk hukukunda İcra ve İflas Kanunu ile düzenlenmiş özel nitelikli bir statüdür. İflas tasfiyesi de anılan Yasa'nın gösterdiği kurallara göre yapılır. Bu tasfiye biçimi Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen tasfiyeden farklı hüküm ve sonuçlara sahiptir.  İflas etmiş gerçek ya da tüzel kişilere \"müflis\" denir. Birçok yasal düzenlemede \"müflis\" için getirilen çeşitli kısıtlamalar bulunmaktadır. İlk derece Mahkemesi kararında yazıldığı şekilde \"İflas nedeniyle tasfiye halinde\" ibaresi yasaya uygun olmadığından bu hususun vurgulanması gerekmiş, karar başlığı da bu şekilde değiştirilmiştir.<br>II<br>Alacak davasının devamı sırasında davalının iflasının davanın türünü değiştirerek onu sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına dönüştürüp dönüştürmeyeceği ve buna bağlı sonuçların derdest dava için uygulanıp uygulanmayacağı noktasında değerlendirmeler yapılmalıdır (ayrıntılı bilgi için bkz. Karakaş, C. F.: Yargılama Süreci ve İflâs, \"Yeniden Yapılandırılması Gereken Bir Kurum Olarak İflas ve Konkordatonun İşlememesinin Sebepleri\" konulu On Üçüncü MİHBİR Toplantısı, Ankara 2017, s. 303).  <br> İflas idaresine yaptığı alacak kayıt başvurusu tamamen veya kısmen reddedilen alacaklının alacağının masaya kaydı için sıra cetveline itiraz ettiği dava uygulamada \"kayıt kabul\" davası olarak adlandırılmaktadır. Aynı maddede düzenlenen ve bir başka alacaklının gerçekte alacaklı olmadığına ya da kabul edildiği sıranın hatalı saptandığına yönelik davalar da sıra cetveline itiraz başlığı altında düzenlenmiştir ve bu iki dava türünü ayırt edebilmek için bunlara da \"kayıt terkini\" davası denmektedir. <br>Alacak davası ise bir para alacağı doğuran sübjektif hakkının ihlal edildiğini düşünen kimse (davacı) tarafından, bu hakkı ihlal ettiğini ileri sürdüğü kimseye (davalıya) karşı devlet mahkemelerinden hukuki korunma ve bu bağlamda alacağının tahsiline karar verilmesini istemesidir. Alacak davası sonucunda verilecek hüküm \"eda hükmü\" niteliğindedir ve davanın tarafları arasında, aynı konu ve hukuki sebep çerçevesinde kesin hüküm teşkil eder (HMK m. 303). Dava sonunda davacı, mahkemenin verdiği ilamı icra takibine koyarak alacağını tahsil etmeye çalışır. <br>Sıra cetveline itiraz davalarının alacak davasından farklı olduğu tartışmasızdır. <br>Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak (ve itirazın iptali) davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m. 235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü \"kaydetmek\" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi)  sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, n.1).<br>Sıra cetveline itiraz davalarının basit yargılama usulüne tâbi olduğu kabul edilmektedir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, C.IV, 3.b., İstanbul 1997, s. 3242; Üstündağ, S.: İflas Hukuku - İflas, Konkordato, İptal Davaları, 8.b., İstanbul 2009, s. 180). Basit yargılama usulüne tâbi davalarda dilekçelerin verilmesi (HMK m. 316), ikinci dilekçe verme yasağı (HMK m. 317/2), delillerin gösterilmesi (HMK m. 318) ve iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı (HMK m. 319) yazılı yargılama usulüne göre çok daha basitleştirilmiştir. Esasen bu basitlik yargılamanın yazılı usule göre daha teminatsız olduğunu gösterir. <br>Sıra cetveline itiraz davaları masa hasım gösterilerek açılır ve kesin hüküm etkisi sadece o iflas tasfiyesi içindir. Bu nedenledir ki dava sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş günlük hakdüşürücü süreye bağlanmıştır (İİK m.235/I). Bu süreyi kaçıran alacaklı alacak hakkını kaybetmemektedir, o sadece bu tasfiye sonunda yapılacak paylaşıma katılamayacaktır. Yoksa müflise karşı alacağı zamanaşımı süresi sonuna kadar istenebilecek durumdadır (Üstündağ, s.179). Alacaklı iflasın kaldırılması veya kapanmasından sonra alacağını borçludan isteyebilir.<br><br>III <br>Bu paragrafta kısaca dava açılmasının sonuçlarına ve iflasın derdest davalara etkisine değinmek gerekmiştir.  <br>Davanın açılması ile (Bkz. Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, Ankara 1998, s.1, dn.1):<br>- Mahkemenin davayı incelemesi zorunluluğu doğar, <br>- Davanın açılması anında yetkili ve görevli olan mahkeme artık sabit hale gelir ve yetki ve görev sonradan ortaya çıkan değişikliklerden etkilenmez (perpetuatio fori), <br>- Dava şartları davanın açıldığı tarihe göre belirlenir, <br>- Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanır, <br>- Aynı dava tekrar açılamaz (HMK m. 114/1-ı), <br>- Davayı geri alma yasağı başlar (HMK m. 123) ve<br>- Dava açılması tasarruf yetkisini kısıtlamaz. <br><br>İflasın derdest davalara etkisi İcra ve İflas Kanunu'nun 194'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre; \"Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir.\"<br>Bu ilkeler ve yasal düzenlemelerin bir arada değerlendirilmesinden ortaya çıkan sonuç şudur: <br>Derdest bir alacak (veya itirazın iptali) davası bulunan alacaklı davalının iflası üzerine (alacağını masaya yazdırmak zorunda olmaksızın) davasına devam edebilir ve dilerse alacağının masaya kaydı için de başvurabilir. Davacının masaya başvurması başlı başına davayı konusuz bırakmaz; bu ancak alacağın nizasız olarak masaya kaydıyla mümkündür. <br>Davacı davasına devam  etmek istiyorsa mahkeme yargılamayı ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar ertelemelidir. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 224'üncü maddesinde birinci alacaklılar toplanmasının görevleri arasında \"muallak davalar\" hakkında acele karar verilmesi de sayılmıştır. Esasen derdest davaların ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar duracağına dair yasal düzenleme ile (İİK m. 194/I) masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görülmeyen iddiaların ve bu arada müflisin davacısı olduğu derdest davaların takibinin, ikinci alacaklılar toplanmasında hakkı isteyen alacaklıya devrolunmasına dair düzenleme (İİK m. 245) birlikte değerlendirildiğinde, anılan davaların olduğu gibi devam edeceğinin yani sıra cetveline itiraza dönüşmeyeceği hususunun yasa koyucu tarafından da benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin maksadı şudur: İkinci alacaklılar toplanması derdest davanın haklı olduğunu ve daha fazla gidere sebebiyet verilmemesi için bunun cetvele kabulüne karar verebilir. Beklemenin amacı da bu iradenin ne şekilde oluştuğunun görülmesidir.<br>   Alacaklı eğer alacağını masaya yazdırmak için iflas idaresine başvurmuşsa iflas idaresi bu alacak hakkında red kararı vermeyip, bunu masaya \"nizalı alacak\" olarak kaydetmelidir zira ortada zaten derdest bir dava bulunmaktadır ve müflisin yerine iflas idaresince takip edilecek bu dava sonucunda verilecek karar doğrudan masaya etki edecektir. Davanın kabulü halinde niza kaydı silinecek ve bu tutar masaya kabul edilmiş olacak, davanın reddi halinde ise alacak tamamıyla sıra cetvelinden çıkartılacaktır. <br>Bu çerçevede varılan sonuç iflas tarihinde derdest bulunan ve konusu masayı ilgilendiren bir mal ya da hak olan davaların aynen (=tür değiştirmeksizin) devam edeceğidir. <br>IV<br>Bu noktada derdest davanın sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği ve dönüşmeyeceği olasılıkları çerçevesinde yapılacak yargılama ve davanın sonunda verilecek hükmün niteliği ile bunun masaya ne şekilde kaydedileceği üzerinde de durulmalıdır. <br>Konusu para alacağı olan derdest davaların sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği kabul edildiğinde ortaya çıkan ilk sorun mahkemenin görevi noktasında olacaktır. Sıra cetveline itiraz davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi iken dava diğer mahkemelerde görülürken davalının iflası halinde söz gelimi sulh hukuk ya da tüketici mahkemesi görevsizlik kararı veremeyecektir. <br>Ortada derdest bir alacak davası varken borçlu iflas ettiğinde alacaklı masaya başvurmuş ve iflas idaresi alacağı nizalı yazmak yerine reddetmişse bu noktada alacaklı yeni bir sıra cetveline itiraz davası açmak durumunda değildir. Zira iflas idaresi yeni bir hasım olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisi olması sıfatıyla davacının karşısında konumlanmıştır. Geniş haklar bahşeden bir alacak davası varken, aynı hukuki sebebe ve aynı konuya dayalı açılacak ve aslında daha az hak bahşeden sıra cetveline itiraz davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. <br>Davalı iflas etse de alacak davasına bakan mahkemenin alacağın masaya kaydına değil, ortada hiç iflas yokmuş gibi tahsile karar vermesi mümkün ve gereklidir. İflasın açılması ile takiplerin duracağı, kararın kesinleşmesi ile de takiplerin düşeceği (HMK m. 193) gözetildiğinde artık itirazın iptaline değil yine tahsile karar verilmelidir. Ola ki mahkeme masaya kayıt kararı vermişse bunun da infazı kabildir. <br>Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen kararlar zaten davalı sıfatıyla davayı takip eden iflas idaresince masaya kaydedilecektir. Tahsil kararı ise davacı-alacaklı tarafından masaya kayıt için iflas idaresine sunulur. İflas idaresinin taraf olduğu ilamda gösterilen alacağı, itfa ya da zamanaşımı (İİK m. 33 ve 33/a) ve mükerrerlik dışında bir nedenle masaya kaydetmeme hakkı yoktur. İflasın borçlunun bütün borçlarını muaccel hale getirdiğine ilişkin ilke (İİK m. 195) karşısında \"imhal\" kayıt isteminin reddine gerekçe olamaz. Eğer iflas idaresi ilamda yazılı alacağı reddetmişse yeni bir sıra cetveline itiraz davası açılmak yerine, icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilmelidir. Zira ilama bağlanmış alacağın tahsili için yeni bir ilam almaya gerek yoktur. <br>Bu haliyle davaların sıra cetveline itiraza (kayıt kabule) dönüştüğüne dair düşünce Yasanın mantığına ve düzenlemesine uymamaktadır. <br>Yargıtay’ın ifadesinin aksine bu yönde yasal bir düzenleme de kesinlikle bulunmamaktadır. Yargıtay davanın sıra cetveline itiraza dönüşmesini de yeterli görmemektedir. (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ancak iflas idaresinin red kararı üzerine sıra cetveline itiraz davası açılmamışsa derdest davaya sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilebileceği görüşündedir. Bu yaklaşım açıkça alacaklıları tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan ikinci (derdest) bir dava açmaya zorlamaktadır ki, bu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/ı maddesi hükmüne aykırıdır.<br>V<br>Davanın taraflarından birinin statüsünün değişmesi davanın niteliği ve görevini etkilemez. <br>Bilindiği gibi görev ve kesin yetki ancak yasayla belirlenir ve kamu düzenine ilişkindir. Bu ilkenin altında yatan neden belirli bir alanda yetişmiş, derinleşmiş hakimlerin o dava türü için daha teminatlı yargılama yapacaklarına ilişkin kanaattir. Kesin yetkide de yetkili kılınan yer mahkemesinin dava konusuna yakınlığı özel önem taşımaktadır. <br>İcra ve İflas Kanunu'nun 72'nci maddesindeki örnekte menfi tespit davasının, ödeme ile istirdat davasına dönüşeceği açıkça belirtilmiştir. Bunun dışında davaların nitelik değiştirdiği ve keyfi biçimde yetkisizlik kararı verilmesi mümkün değildir. <br>Somut olayda dava açıldığı tarihte ortada ne iflas ve ne de düzenlenmiş bir sıra cetveli bulunmaktadır. Eldeki davanın, ortada bulunmayan bir sıra cetveline itiraz istemini içerdiğini söylemenin hiçbir yasal ve mantıksal dayanağı yoktur. <br><br><br>VI<br>Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yargılama hukuku ilkeleri çerçevesinde derdest alacak (veya itirazın iptali) davalarında davalının iflasının açılmasının asla davayı sıra cetveline itiraz davasına (kayıt kabule) dönüştürmeyeceği açıktır. Derdest dava iflasın açılması ile durur ve ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam eder.<br>Davanın dönüştüğü düşünülerek artık kesinleşen yetki hükümleri görmezden gelinemez. <br>Bu nedenlerle  HMK m. 353/1-a.3 düzenlemesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yargılama yapmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:<br>1-HMK m. 353/1-a.3 gereğince  Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2025/58 E., 2025/64 K sayılı dava dosyasında verdiği 28/01/2025 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE.<br>\t2-Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine.<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine.<br>\t4-HMK m.359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m.302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t30/04/2025günü dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m.353/1-a ve 362/1-g gereğince KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 02/05/2025)           <br><br>   \tBaşkan                     Üye                  Üye                Katip <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d10c202d7a0694c","SID":"e22551e6107c61cd"}}