{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/937 <br>KARAR NO: 2025/573<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/01/2022<br>NUMARASI: 2021/457 Esas - 2022/41 Karar<br>DAVA: Hisse Devrinin İptali<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6. ATM'NİN2021/938 ESAS 2021/1017 KARAR SAYILI DOSYA<br>DAVA: Hisse Devrinin İptali<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ...'ın dava dışı ... AŞ'nin toplam %20 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkilinin 10.07.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına davet edilmeden, gıyabında toplantılara iştirak etmiş gibi gösterilerek kararlar alındığını, alınan kararların oy birliğiyle alınmış gibi gösterildiğini ve birçok usulsüz işlem tesis edildiğini Ticaret Sicil Gazetesi’nden öğrendiğini, şirketin 10.07.2015 tarihli hazirun cetvelinin sahte olarak düzenlendiğini, hazirun cetvelinde müvekkilinin pay sahibi olarak görünmediğini ve hissesinin sahte evrakla ...’a devredildiğinin anlaşıldığını, zira 10.07.2015 tarihli genel kurul toplantısı öncesi şirketin paydaşları arasında müvekkili de varken düzenlenen sahte evrak ve sahte imza ile davacı payının daha önce pay sahibi olmayan ...'a devredildiğini, ayrıca yine aynı tarihli hazirun cetvelindeki yönetim kurulu üyesi olarak müvekkilinin ismi altındaki imzanın da kesinlikle müvekkiline ait olmadığını, şirketin 10.07.2015 tarihli olağan genel kurulda şirketin tüm hissesinin asaleten toplantıda temsil edildiğinin belirtildiğini, ancak davacı ve diğer iki ortağın hiç bir şekilde toplantıya davet edilmediği halde usulüne uygun çağrılar yapılmış ve toplantıya iştirak edilmiş gibi gösterilerek kararlar alındığını, oysa müvekkiline çağrı yapılmadığı gibi toplantıda da hazır bulunmadığını, 10.07.2015 tarihli hazirun cetvelinde diğer ortaklardan ... ve ...’nin imzaları bulunmamasının da yapılan sahte işlemi gösterdiğini belirterek, ... Tv Yayıncılık AŞ'nin 10.07.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına (yokluk) hükmedilmesi ile davacı ...’a ait olduğu halde sahte imza ile ...’a yapılmış hisse devrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN  DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... Tv Yayıncılık AŞ'nin 10.07.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına davet edilmeden, gıyabında toplantılara iştirak etmiş gibi gösterilerek kararlar alındığını, alınan kararların oy birliğiyle alınmış gibi gösterildiğini ve birçok usulsüz işlem tesis edildiğini, şirketin 10.07.2015 tarihli hazirun cetvelinde müvekkilinin pay sahibi olarak görünmediğini ve hissesinin sahte evrakla ...’a devredildiğinin anlaşıldığını, hisse devrinin iptali istemiyle ... aleyhine açtıkları davanın Bakırköy 3. ATM'nin 2021/457 esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, dava devam ederken ...'ın dava konusu hisseleri 08.09.2016 tarihli hisse devri sözleşmesiyle ...'a devrettiğini, bu nedenle mahkemece verilen süre doğrultusunda işbu davanın açıldığını, ...'a yapılan devir geçersiz olduğundan bu kişi tarafından yapılan devrin de hükümsüz olduğunu, anonim şirket hisse devirleri tescile tabi olmadığından 3. kişilerin iyi niyetinden söz edilemeyeceğini, bu nedenle ...'a yapılan hisse devri ile muvazaalı olarak ...'a yapılan devrin iptali ile davacı adına tescilinin gerektiğini belirterek, şirketin %20 hissesine isabet eden 6.000 adet hissenin ... tarafından ...'a devrinin muvazaa nedeniyle iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili; müvekkiline karşı açılan davada 1 yıllık hak düşürücü ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, TBK'nın 147/4 maddesi gereği davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, müvekkiline yapılan devir 08.09.2016 tarihinde yapılmış olup yaklaşık 6 yıl sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin 10.07.2015 tarihli olağan genel kuruluna ilişkin yapıldığı iddia edilen hukuksuzlukların müvekkili ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili dava konusu şirketin hisselerini ...'dan devir alırken iddia edilen bu hususlara ilişkin hiç bir bilgisinin ve dahlinin olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin şirketin tüzel kişiliğine ve kanuni düzenlemelere güvenerek devir aldığı şirket hisselerinin korunması gerektiğini, müvekkilinin Bakırköy ... Noterliği'nin 08.09.2016 tarihli hisse devir ve ferağ sözleşmesi ile ... A.Ş'nin nama yazılı 6.000 adet hissesini 150.000-TL bedel ile ...'dan devraldığını, davacı tarafın müvekkilinin ...'dan aldığı hisslerin muvazaalı şekilde devir edildiği iddialarının mesnetsiz olduğunu,müvekkilinin hisseleri ...'dan iyi niyetli olarak devir alan 3. kişi olduğunu, davacının 2015 yılında yapıldığını iddia ettiği hukuksuzluklara ve müvekkilinin 08.09.2016 tarihinde devir aldığı hisselere ilişkin yıllar sonra bu iddiaları gündeme getirmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; senede bağlanmamış payların her türlü satım sözleşmesine konu olabileceği, bu paylar üzerinde alım, önalım, geri alım haklarının kurulabileceği, payın senede bağlanmamış olmasının, pay sahipliğinden doğan hakların devrine engel olmadığı, payın devrinde kanuni sınırlama senede bağlanmamış paylar için de geçerli olup, buna göre bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı payların, ancak şirketin onayı ile devrolunabileceği, ancak pay bedelinin tamamen ödenmesi durumunda devir için şirketin onayına gerek bulunmadığı, çıplak hamiline ve nama yazılı payların alacağın devri hükümlerine tabi olduğu, alacağın devri hükümlerini düzenleyen TBK 183 vd. hükümlerine göre devrin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlı olduğu, senede bağlanmamış payın alacağın temliki hükümlerine göre devredilmesi durumunda, payları devralan kişinin, şirketten pay defterine kaydedilmeyi talep ederken aynı zamanda hisse devrine ilişkin sözleşmenin varlığını da ispat etmek durumunda olduğu, davalı şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 09/11/1993 tarihli nüshasında yayınlanan şirket ana sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinde, hisse senetlerinin nama yazılı olduğu ve kurucu ortaklar dışındaki kişilere devrinde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının izninin gerektiği bildirildikten sonra, bu sınırlamanın daha sonra yapılan genel kurul toplantılarında kaldırıldığı ve en son olarak sermaye başlıklı 6. maddenin tadil edilmiş şeklinin yayımlandığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 09/07/2002 tarihli nüshasında, hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olduğunun bildirildiği, buna göre davalının, davada davacının hissesini kendisine yazılı olarak devrettiğini ispat etmesi gerekli olup, davalı ... vekiline verilen kesin süreye rağmen yazılı belge sunulmadığı, buna göre asıl davada davacının hissesini asıl davada davalı ...'a devrettiğini ispat edilemediğinden, her ne kadar devir şirket tarafından zımni olarak kabul edilmiş ise de geçersiz olup iptali gerektiği, asıl davada davalı tarafından yargılama sırasında hisseler üçüncü kişiye devredilmiş olup, bu kişiye karşı açılan davanın da işbu dava ile birleştirildiği, birleşen davada davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi sayılıp sayılmayacağının, olmayan bir devir sözleşmesine istinaden hisseleri devralan birleşen dosya davalısına yapılan devrin geçerli olup olmadığının tartışılmasının gerektiği, çıplak hamiline ve nama yazılı paylar alacağın devri hükümlerine tabi olup, buna göre hisseleri devredenin, söz konusu hisseleri devredebilmesi için o hisseler üzerinde hak sahibi olmasının gerektiği, yani devredenin sahip olmadığı bir hakkı devretmesinin mümkün olmadığı, somut olayda da davalı ...'ın dava dışı şirketin hisselerini usulüne uygun olarak devraldığını yazılı delil ile ispat edemediği, yani bu hisseler üzerinde hak sahibi olduğunu kanıtlayamadığı, bu nedenle artık sahip olmadığı hisseleri üçüncü bir kişiye devri de mümkün olamayacağından, davalı ... tarafından diğer davalı ...'a yapılan devirin de geçersiz olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava dışı şirkette davalı ... adına kayıtlı iken  devir sonucu davalı ... adına kayıtlanan 6.000 adet payın davalı ... adına olan kaydının iptali ile davacı ... adına şirket pay defterine ve ticaret sicilinde kayıt ve tesciline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davalı ... vekili; davacının şirketin genel kurul toplantısında hazır bulunduğunu ve tarafların hisselerinin belirtildiği şekilde imzasını attığını, yasada anonim şirketlerde hisse devrinin özel bir şekil şartına bağlanmadığını, davacının müvekkiline yaptığı hisse devrini, hisse ve pay oranlarını da gösterecek şekildeki bir belgeyi imzaladığını, ortada hissesini devrettiğine dair bir yazılı belge bulunduğunu, genel kurula katılıp olumlu oy kullanan pay sahibinin çağrının usulsüz olduğunu ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, TTK’nın 416/1 maddesi gereğince bütün payların sahipleri veya temsilcilerinin çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanıp karar alabileceklerini, davacının davalı şirketin kullandığı binada bulunan şirketin çalışan elemanı olup genel kuruldan haberdar olduğunu, ancak sayı ve hisse oranı yeterli bir toplantı olduğundan katılmaya kendi tercihleri ile katılmış görünmediğini, davacının esasen anonim şirketlerde en az beş hissedar bulundurulması konusundaki yasal zorunluluk nedeniyle şirkete hissedar edildiğini ve gerçekte şirketin hissedarı olmadığını, hissedarlığının tamamen yasal zorunluluktan kaynaklandığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili; mahkemece hak düşürücü ve zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, zira TBK'nın 147/4 maddesi gereği davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, müvekkiline yapılan devir 08.09.2016 tarihinde yapılmış olup yaklaşık 6 yıl sonra açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, şirketin 10.07.2015 tarihli olağan genel kuruluna ilişkin yapıldığı iddia edilen hukuksuzlukların müvekkili ile hiç bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili dava konusu şirketin hisselerini ...'dan devir alırken iddia edilen bu hususlara ilişkin hiç bir bilgisinin ve dahlinin olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin kendisinden önce davaya konu şirkette yaşandığı iddia edilen usulsüzlüklere ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin şirketin tüzel kişiliğine ve kanuni düzenlemelere güvenerek devir aldığı şirket hisselerinin korunması gerektiğini, müvekkilinin Bakırköy 26. Noterliğinin 08.09.2016 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ... Tv Yayıncılık AŞ'nin nama yazılı 6.000 adet hissesini 150.000-TL bedel ile ...'dan devir aldığını, müvekkilinin şirkete ait nama yazılı pay senetlerini TTK'nın 490. maddesinde yer alan tüm şartları eksiksiz yerine getirerek devraldığını, şirketin esas sözleşmesinde de pay devrinin sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline yapılan devrin hukuken geçerli olduğunu, müvekkilinin devir aldığı paylara ilişkin hiç bir muvazaalı durumun söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkilinin şirket hisselerini devir aldığı ...'a yapılan daha önceki devir işleminde yapılan bir hukuka aykırılık var ise, bu durumun sonuçlarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili hisseleri ...'dan iyi niyetli olarak devir almış 3. kişi olup, iyi niyetli kazanımının korunması gerektiğini, davacının iddia ettiği hukuksuzluklar nedeni ile kendi hisseleri hukuka aykırı bir şekilde ... tarafından elde edilmişse, bu durumda doğan zarardan ...'ın sorumlu olacağını, ayrıca müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olarak dava açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasının talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, anonim şirket hisse devrinin iptali ile şirketin pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkindir.  Somut olayda; dava dışı ...  AŞ'nin 750.000-TL sermayesine tekabül eden 30.000 adet paydan %20'sine karşılık gelen 6.000 adet payın sahibi olan davacı ...'ın, şirketin 10.07.2015 tarihli olağan genel kurulunda düzenlenen hazirun cetvelinde pay sahibi olarak gösterilmeyerek genel kurul toplantısı icra edildiği, davalı ... tarafından, davacının hazirun cetvelindeki YK üyesi olarak bulunan imzasına istinaden hisselerini kendisine devrettiğinin iddia edildiği, davacı ile yokluğunda toplantı yapılan diğer pay sahipleri ... ve ... tarafından 10.07.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ve davacı ...'a ait hisselerin ...'a devrinin iptali istemiyle Bakırköy 3. ATM'nin 2016/307 esas sayılı dosyasında davalı şirket aleyhine dava açıldığı, yine aynı davacılar tarafından ... aleyhine aynı istemlerle Bakırköy 7. ATM'nin 2017/41 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, işbu davanın Bakırköy 3. ATM'nin 2016/307 esas sayılı davası ile birleştirildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, asıl davanın diğer davacılar yönünden kabulü ile genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunun tespitine, birleşen davanın ise reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2019/64 esas 2021/176 karar sayılı ilamıyla; genel kurul kararının iptalinin talep edilebilmesi için pay sahipliği sıfatının bulunması gerektiği, davacı ...'ın pay sahipliğinin birleşen davada verilecek hüküm ile belirleneceği, bu nedenle pay sahipliğine ilişkin birleşen davanın tefrik edilerek sonucu beklenerek davacının pay sahibi olup olmadığı belirlendikten sonra asıl davada sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davacı ... tarafından hisse devrinin iptali istemiyle Bakırköy 7. ATM'nin 2017/41 esas sayılı dosyasında açılan ve işbu dava ile birleştirilmiş olan davanın tefrikine karar verilerek davanın 2021/457 esasa kaydedildiği, bu arada yargılama sırasında dava konusu hisselerin davalı ... tarafından 08.09.2016 tarihli hisse devri sözleşmesi ile ...'a devredildiği, bu nedenle davacı ... tarafından söz konusu hisse devrinin iptali ve davacı adına tescili istemiyle Bakırköy 6. ATM'nin 2021/938 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, işbu davanın da Bakırköy Bakırköy 3. ATM'nin 2021/457 esas sayılı davası ile birleştirildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda ise yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla işbu istinaf incelemesine konu davalar, davacı ... tarafından hisse devrinin iptali ve adına tescili istemiyle davalı ... aleyhine açılan dava ile davalı ... aleyhine açılan birleşen davadır. Ancak inceleme konusu işbu asıl ve birleşen dava anonim şirket hisse devrinin iptali ile dava dışı şirketin pay defterine tescil (kayıt) istemine ilişkin olup, hem asıl hem de birleşen dava payı devreden ve devralan kişilere karşı açılmış olup payları devir konusu olan şirkete husumet yöneltilmemiştir. Oysa tescil istemini de içeren işbu davada verilecek karar, payları devir konusu olan ve pay defterine kayıt talep edilen dava dışı şirketin haklarını doğrudan etkileyecek niteliktedir. Bu nedenle dava sonucundan hakları etkilenecek olan şirketin de davada taraf olarak yer alması zorunlu olup, şirketin yokluğunda uyuşmazlığın esasına girilerek sonuçlandırılması mümkün değildir. Mahkemece genel kurul kararlarının ve davacı ...'a ait hisselerin ...'a devrinin iptali istemiyle açılan asıl davada, sadece ... aleyhine hisse devrinin iptali istemiyle Bakırköy 7. ATM'nin 2017/41 esas sayılı dosyasında açılan ve asıl dava ile birleştirilmiş olan davanın tefriki ile yetinilmiş olup, asıl davada şirkete karşı açılmış olan davanın pay devrinin iptaline ilişkin kısmının da tefriki ve işbu dava ile birleştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece genel kurul toplantısında alınan kararların ve davacı ...'a ait hisselerin ...'a devrinin iptali istemiyle Bakırköy 3. ATM'nin 2016/307 esas sayılı dosyasında davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine açılan ve Dairemizin kaldırma kararı üzerine mahkemenin 2021/304 esas numarasını alan, şirkete karşı pay devrinin iptali-tescili  istemli davanın o davadan tefriki ile istinaf incelemesi yapılan işbu dava ile birleştirilerek davanın birlikte görülmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, sadece hisseleri devralan ve devreden kişiler hakkında açılan davada, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Birleşen davada davalı ... tarafından yasal süresinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Dava konusu hisseleri devralan davalı ... şirkette ortak olmadığından, olayda TBK'nın 147/4 maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün olmayıp, hisse devir tarihi ve 12.11.2021 olan dava tarihi itibariyle 10 yıllık genel zamanaşımı süresi dolmamıştır. Kaldı ki davacı tarafça muvazaa iddiası ileri sürülmüş olup, muvazaa nedeniyle hisse devrinin iptali talebi zamanaşımına tabi değildir. Bu durumda asıl davada ileri sürülen iddialar kapsamında ve yargılama sırasında vaki devir işlemi nedeniyle hukuki durumu etkilenebilecek kişilerin (birleşen davada davalı) davada taraf olmalarını sağlamaya yönelik olup, akıbeti asıl davaya bağlı bulunan ve mahkemece verilen ara karar gereği açılan birleşen davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemez. Bu nedenle birleşen davada davalı vekilinin zamanaşımı defi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-4 maddesi uyarınca kaldırılarak, diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl davada davalı ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2021/457 Esas - 2022/41 Karar sayılı 20/01/2022 tarihli kararının, 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA; \"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, Yatırılan (asıl davada davalı 2.642,33‬-TL, birleşen davada davalı 2.642,33-TL) peşin istinaf karar harçlarının talep halinde davalılara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3dc509ad61952c82","SID":"90e2e845ed6e630f"}}