{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1606 Esas<br>KARAR NO:2025/418 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/251 Esas - 2022/346 Karar<br>TARİHİ:22/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:16/05/2019<br>KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında yapılan ticari mal alışverişi neticesinde doğan 115.495,60 TL alacağın tahsili için ... sayılı dosyasında 08.10.2018 tarihinde icra takibi başlatılmış olup, karşı taraf yetkiye ve borca itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğunu, bunun üzerine yetki itirazı tarafımızca kabul edilerek dosyanın yetkili daireye gönderilmesi istenerek, işbu dosya neticede ... sayılı dosyasında kaydedildiğini, karşı taraf işbu ilamsız icra takibe haksız ve soyut iddialarla itiraz ederek icra takibinin durmasına sebep olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşamama ile sonuçlandığını beyan be gerekçelerle itirazlarının iptali ile müvekkil tarafından ... Sayılı dosyasında başlatılan takibin devamını, ihtiyati haciz talebimizin öncelikle teminatsız, sayın mahkeme aksi kanaatteyse uygun miktarda teminat ile kabulünü dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, takip konusu borç gerçeği yansıtmadığını, takip dayanağı belge sureti dahi olmadığını, müvekkili şirket ve davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi halinde, taraflar arasında takibe konu edilen bir borcun bulunmadığı da açıkça görüleceğini, davacı taraf yalnızca vergi dairesi kayıtları olan BA-BS formlarına dayanmış ise de, bu belgeler tek başına davanın ispatı için yeterli olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde iddia edilen mutabakat metni müvekkil şirket yetkilisince imzalanmadığını, mutabakat metnin de bulunan kaşe müvekkil şirket kaşesi degildir.Müvekkil şirket kaşesinin de taklit edildiğinin düşünüldüğünü, bu metin üzerinde yapılacak incelemelerde de müvekkili şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı açıkça tespit edilebileceğini, takibe konu faturada yer alan mal ve emtialar müvekkiline  teslim edilmediğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil tarafından davacıdan mal sipariş edilmiş, bunun için kredi kartından 16.000,00 TL Ödeme yapıldığını, ayrıca 31.01.2019 vade, keşidecisi ... ŞTİ. Bedeli 25.000,00 TL, 30.04.2017 vade, keşidecisi ... bedeli 20.000,00 TL, 31.01.2018 vade, keşidecisi ...bedeli 10.000,00 TL, 31.12.2017 vade, keşideci ... olan bedeli 20.000,00 TL olan ve 31.07.2018 vade, keşidecisi ..., bedeli 15.000,00 TL olmak üzere toplamda 90.000,00 TL tutarında müşteri çeki verildiğini,  davacı şirketçe müvekkiline malların teslim edilmediğini beyan ve gerekçelerle davanın reddini, davacı tarafın %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini,yargılama giderleri ve ücreti vekaletin kötüniyetli davacı taraf aleyhine hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/04/2022 Tarih ve 2019/251 Esas - 2022/346 Karar  sayılı  kararında;\"..Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, ticari defterlerin kanıt olması, bu defterlerin Ticaret Kanunu'nun öngördüğü şartlar içinde tacirin lehinde veya aleyhinde olarak kullanılması ve ticari bir uyuşmazlığında hükme esas teşkil etmesidir.Böylelikle ticari bir uyuşmazlıkta ticari defter kaydı, uyuşmazlığın çözümünde yazılı bir kanıt aracıdır. Tacirin tuttuğu bütün defterlerdeki kayıtların birbirine uygun olması, birbirini tutması ve doğrulaması şarttır. Ayrıca ticari defterlerin kanuna uygun olarak tutulmuş olması yanında tasdike tabi olan ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin de Ticaret Kanununda belirtilen sürelerde ve şekillerde yapılmış olması gerekmektedir.Aksi takdirde defterler, sahipleri lehine kanıt olma niteliklerini kaybederler. Bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağın olduğunu iddia eden taraf yazılı belgeler ile ispat etmesi gereklidir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddeleri ayrıca HMK Madde 222 de Ticari defterlerinin ibrazı  ve delil olması açısından ilgili düzenlemeler mevcuttur. Somut olayda; Davacının incelenen 2016-2017 hesap dönemleri muavin defterlerinde davalının 11.10.2017 tarihi itibariyle 115.495,60 TL. borç bakiyesinin bulunduğu, borç bakiyesinin ticari defter kayıtlarıyla örtüştüğü, davacı ...'ın 3 ayrı aylarda olmak üzere toplamda 9 adet belge ile KDV hariç 205.676 TL tutarında davalıya satış yaptığı,Davalının 04.03.2016 tarihinde davacıya verdiği ve her iki tarafın ticari defterlerinde kayıt görmüş 31.03.2017 keşide tarihli çekin karşılıksız çıktığı, davalıya iade edildiği, karşılıksız çıkan çek bedelinin 03.05.2017 tarihinde davalı hesabında borç kaydı gördüğü, karşılıksız çıkan çek karşılığında bankaca davacıya 1.410,00 TL Sorumluluk bedeli ödendiği; Bankaca ödenen bu tutarın davalının cari hesabında alacak kaydı gördüğü ancak Talimat mahkemesinden gelen bilirkişi raporunun davalı muavin defterinde ise karşılıksız çıkan 20.000,00 TL çek ve bankaca davacıya ödenen 1.410,00 TL kayıtlarının bulunmadığı,Ayrıca davalının incelenen davacıya ilişkin cari hesap ekstresinde; davacı kayıtlarında tespit edilmeyen, davacının borç hanesine yazılmış tutarlar olduğu,Tarafların cari hesap bakiyelerinin farklı olmasının nedeninin, yukarıda tabloda gösterilen ve kayıtlarına almamış oldukları anlaşılan tutarlardan kaynaklandığı, cari hesap bakilerinin eşit ve davacı lehine 83.036,07 TL alacağın bulunduğu değerlendirilmiştir.Davacı tarafın 2016 yılı envanter defteri açılış noter tasdik kapaklarının bulunmadığı,Davalının 2016-2017 yılı yasal defterlerinin açılış onaylarının muntazaman yaptırıldığı, birbirini teyit eder vaziyette işli oldukları yine TTK.nun 64/3 maddesinde yer aldığı şekli ile süresi içerisinde 2016-2017 yılının sene sonu Noter Kapanış onayının mevcut olduğu, dolayısıyla davalı ticari defterler kayıtları lehine delil olarak değerlendirilmiştir.Mutabakat mektup aslı bulunamadığından ve ihtaratlara rağmen geçerli bir mazeret olmaksızın sunulmadığından imza incelemesinden vazgeçilerek mevcut duruma göre sonuca varılmıştır. Davalı tarafın faturaya konu malların teslim edilmediğine yönelik itirazları karşısında BA formlarını vergi dairesine bildirdiği, faturalara itiraz ettiğine dair somut delil ibraz edemediği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu göz önüne alındığında davacının davalı şirketten takip tarihi itibariyle  83.036,07 TL alacaklı olduğu bu nedenle yapılan icra takibine konu alacak miktarı Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile  tespit edildiği  yerinde görülmekle taleple bağlı kalınarak açılan davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. Tarafların ticari şirket olması ve ticari işletmeleri ile ilgili alacak taleplerinde 3095 sayılı kanunun 2/II maddesi uyarınca avans faiz talep edebilecekleri tespit edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu' nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Somut olay bakımından da alacağın likit ve borçlu tarafından belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatına da hükmetmek gerekmiştir.HUAK 18/A- (14). Fıkrası: \" Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu ...'na ekte sunulan 1.320,00 TL tarife bedeli üzerinden kesilen 01.07.2019 tarihli ... sıra nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek taraflar aleyhine kabul red oranında arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ...\"gerekçesi ile,''1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen KABULÜ ile;... Sayılı  takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 83.036,07 TL ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi üzerinden DEVAMINA, 2-Asıl alacağın %20'si oranındaki 16.607,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"İş bu karar usul ve yasaya aykırı olup, esasen davacı taraf alacaklı olduğunu ispat edememesine rağmen kurulmuş bir hükümdür. Şöyle ki;1.Davacının bazı defterleri usulüne uygun tutulmamış olup, iş bu defterlerin lehine delil teşkil etmesi mümkün degildir.2021 yılında yapılan ticari defter ve kayıtlarda ki bilirkişi incelemesinde, raporda bu hususlar detaylı şekilde belirtilmiştir. Söz konusu rapor incelendiğinde, raporun 2. Sayfasında  Davacı ... TEKSTİL-...’ın 2016 dönemi envanter  defterlerinin Açılış ve kapanış noter tasdiklerinin bulunmadığı Yerinde bilirkişice yapılan inceleme ile tespit edilmiştir.Dolayısı ile davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının lehine delil olması mümkün degildir. Kanun bu konuda açıktır. Daha önceki davacı kayıtları incelenen bilirkişi raporunda da;25.09.2020 günü mahkemeniz kaleminde yapılan incelemede, davacı taraf mahkeme kaleminde yapılan incelemede yevmiye defterini, defteri kebiri ve envanter defterini ibraz etmediği görülmüştür. 30.09.2020 tarihli davacı yanın ticari kayıtlarını inceleyen bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, davacı taraf mahkeme kaleminde yapılan incelemede, 2016 dönemi Yevmiye Defterinin noter açılış belgesi ile defterinin yalnızca 38. Sayfasını ibraz etmiştir. Evraklar, ticari defter ve kayıtlar eksik olarak sunulmuş ,yasal süresinde bilirkişiye ibraz edilmeyen bu belgelerde eksikti.Davacı taraf bir çok kez eksik ve noter onaylı olmayan bilirkişi defterleri ile alacak iddia etmiştir. Üstelik davalı müvekkilin ödeme kayıtlarında yer alan ticari defterlerinde bulunan bazı ödemelerinde davacının kayıtlarında olmadığı bilirkişi raporları ile görülmüştür. Dolayısı ile davacının defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı açık olup, iş bu defterlere itibar edilmesi mümkün degildir.HMK’nun “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması” başlığını taşıyan 222. maddesi şu şekildedir: (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.”Ayrıca yine ticari defterlerin ispat kuvvetine ilişkin TTK m.82’ de “Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.Tasdike tabi olmayan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.” şeklinde düzenlenmiştir.Ticari defterlerin öncelikle delil niteliği taşıması için sahip olması gereken şartlar kanunda sayılmıştır. Kanun kapsamında aranan şartlar defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olması, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasıdır. Ki somut olayda davacının usulüne uygun defterleri olmadığı açıktır. Davacının bazı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı görülmüş olup, bu sebeple davacının defterlerinin esas alınmasının mümkün olmadığı açıktır.2.Davacının defterleri usulüne uygun olmamakla birlikte, müvekkil defter ve kayıtlarının tamamının usulüne uygun tutulduğu bilirkişice beyan edilerek, kayıt altına alınmıştır. bu sebepten iş bu davada , müvekkil şirket defterlerinin esas alınması gerekmektedir.Tarafımızın defterlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen 19.04.2021 tarihli raporda müvekkil şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve lehimize delil teşkil ettiği Sayın Bilirkişice net olarak ifade edilmiştir.3.Mutabakat mektubu olduğu iddia edilen belge üzerindeki kaşe, imza müvekkil şirkete ait olmadığı gibi, müvekkil şirketin mutabık olduğuna dair bir beyanı da olmadığı görülmüştür.Davacı tarafından düzenlenen mutabakat mektubunda “şirketimiz nezdindeki hesab-ı cariniz 17.09.2018 itibari ile 115.495,60 TL Borç bakiyesi vermektedir.  Mutabık olup olmadığınızı bildirmenizi rica ederiz Saygılarımızla” denmiştir. Bu da müvekkil şirketin mutabık olup olmadığını ispata elverişli degildir. Davacı taraf, davanın başından bu yana  mutabakat mektubu iddiasında bulunmakla birlikte, tarafımızdan da iş bu iddiası reddedilmektedir. Müvekkil bir mutabakat mektubu imzalamamıştır. Ayrıca kaşesini de kullanmamıştır. Davacı tarafın bu iddiası tarafımızdan sürekli reddedilmesine rağmen, mutabakat mektubunun bizde olduğu kanısına nasıl ulaşılmıştır, Anlaşılamamıştır. 4.Esasen , mutabakat mektubu iddiasına bulunan davacı taraf olmasına rağmen, davanın başından bugüne bu mektubu mahkemeye sunmamıştır. davacı , alacak iddiasını ispat edememiştir. ve en önemlisi bu metin üzerinde iddia edilen imza müvekkil şirket yetkilisine ait degildir.Bu durumun ispatı için bilirkişi incelemesi istememize rağmen, kötüniyetli davacı ,mektubu mahkemeye sunmamaktadır. Davanın her aşamasında davacının iddia ettiği borca müvekkil şirketçe itiraz edilmiştir. İş bu mutabakatta şirket yetkilisi müvekkil tarafından imzalanmamıştır. Kaşede müvekkil şirket kaşesi degildir.Mutabakat metnini iddia eden taraf ise davacı taraftır. Alacağını ispat için dayandığı bu belge müvekkil hiç imzalamadığından müvekkilin eline hiç geçmemiştir.İddiasını ispat külfeti ise Davacı taraftadır.Davacı taraf başından beri inkar ettiğimiz, kabul etmediğimiz bu belgenin aslının bizde oldugunu beyan etmesi kabul edilemez. 5.İtirazın iptali davalarında borçlu borcun olmadığını iddia ettiğine göre yokun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır.Aynı husus menfi tespit ve istirdat davalarında da geçerlidir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Borçlu ödeme emrine itiraz ederek borçlu olmadığını bildirdiği halde, icra takibi ilamsız icra usulüne göre (şu veya bu şekilde) kesinleşmiş ise, borçlu davacı açacağı menfi tespit davasında borçlu olmadığını ispat ile yükümlü değildir. Bu halde, alacaklı olduğunu alacaklının (davalının) ispat etmesi gerekir . Nitekim bu davada davacı borcun olmadığını iddia ettiğine göre yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü davalı alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır.6.Doktrinde hakim olan görüşe göre de temel borç ilişkisi faturayı veren kişi tarafından kanıtlanmalıdır.Fatura sözleşmenin ifa safhası ile ilgili olup mutlaka bir sözleşmeye dayanmalıdır. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir.Ki somut olayda Müvekkil şirkete fatura tebliği yapılmadığı gibi, faturalar incelendiğinde teslim alan ve teslim eden ksımlarının da imzasız boş halde olduğu görülecektir.Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerekir.Ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura sayılmaz ve bu belgeye itiraz edilmemesi de yeni TTK m.21/2 fıkrası anlamında bir sonuç doğurmaz. Bir sözleşmeye dayanarak açılan itirazın iptali davasında da, davacı, dayandığı sözleşmenin varlığını kanıtlamalıdır  .Bu hususta Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 13.04.1994;  1088/2327 sayılı kararı; “…taraflar arasında akdi ilişki yazılı bir sözleşmeye bağlanmamış, davalı yan da sözleşme ilişkisini kabul etmemiştir. Akdi ilişki davalı tarafından inkar edildiğine göre, davacı akdin varlığını HUMK.nun 288 ve sonraki maddeleri uyarınca yöntemine uygun kanıtlamalıdır.”Denmiştir. Özetle Şekle Bağlı Olmaksızın Yapılan Akdin Varlığında Uyuşmazlık Çıktığı Takdirde, Akdi İnkar Eden Tarafa Karşı, Akdin Varlığını İddia Eden Taraf MK.6.Maddesi Hükmünce Bu İddiasını İspat Hukuku Yönünden İspatlamak Zorundadır.7.Takibe konu faturada yer alan mal ve emtialar müvekkil şirkete teslim edilmemiştir. Fakat, bu hususta yerel mahkeme tarafından göz ardı edilmiştir. Malların müvekkil şirkete teslimine dair hiç bir bilgi belge, imza yokken, davacının alacak hakkının olduğunu kabul etmek, abesle iştigaldir.Müvekkil şirket yetkilileri yahut çalışanlarından hiç kimse bu malları teslim almamıştır. Davacı taraf tamamen kötüniyetli olup, müvekkil şirketten haksız tahsilat yapma peşindedir. Davalı şirket yetkilileri ve çalışanları da dahil olmak üzere iddia edilen bu faturadan hiç kimsenin haberi dahi yoktur.Borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil tarafından davacıdan mal sipariş edilmiş;•bunun için kredi kartından 16.000,00 TL Ödeme yapılmış , •ayrıca 31.01.2019 vade , keşidecisi .... ŞTİ. Bedeli 25.000,00 TL, •30.04.2017 vade, keşidecisi... TEKSTİL bedeli 20.000,00 TL ,•31.01.2018 Vade , keşidecisi ... bedeli 10.000,00 TL  •31.12.2017 Vade, keşideci ... olan bedeli 20.000,00 TL olan ve •31.07.2018 vade, keşidecisi ...,bedeli 15.000,00 TL olmak üzere toplamda 90.000,00 TL tutarında müşteri çeki verilmiştir. ancak, davacı şirketçe müvekkile mallar teslim edilmemiştir..Takip dayanağı faturada ne teslim alanın , ne de teslim edenin imzası bulunmamaktadır. Takip dayanağı faturalar imzasız’dır. Müvekkil şirket çalışanları yahut yetkilisince imzalanmamış bu faturalara konu mal ve emtialar müvekkil şirkete hiç teslim edilmemiştir. Davacının iş bu fatura konusu malları müvekkil şirkete teslim Ettiğini iddia etmiş ancak bunu ispata yarar hiçbir somut delil sunmamıştır. Alacak iddiasını ispat ile mükellef olan davacı alacağını ispat edememektedir. İmzasız faturalara dayalı yapılan bu icra takibi ve iş bu davanın ispatı sağalanamamıştır. Davacı malları müvekkil şirkete teslim etmediği gibi , tüm bunları ispata yarar somut delil de sunmamıştır.9.Davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, bir an için kabul edilse bile; dosyada ki bilirkişi raporlarına bakıldığında, her bilirkişi raporunda ki rakamların farklı olduğu görülecektir. Bu çelişkiler son rapor ile de giderilememiştir.Rasyonel bir hesaplaması olması gereken hususun her raporda farklı şekilde değerlendirilmesi muhasebesel anlamda raporlarda hata olduğunu açıkça göstermektedir.10.\tÖte yandan, davacının usulüne uygun tutulmayan defterleri , mahkem kaleminde incelenmiş ve rapor tanzim edilmiş olmasına rağmen, tekrar defterlerini sunmak istemiş ve mahkemece bu talepte usulsüz şekilde kabul edilmiştir. Davacı taraf, ne mutabakat metnini mahkemeye sunmuş ne de alacaklı olduğunu iddia ettiği faturalara ilişkin sevk irsaliyesi, imzalı teslim belgesi vs. hiçbir belge sunmamıştır. Dosya münderecatına bakıldığında, davacının soyut iddiaları dışında, yeterli delil olmamasına rağmen davanın kabul edildiği görülmekte olup, bu karar usule, yasaya ve yerleşik içtihalara aykırıdır ve ortadan kaldırılması gerekir.\"Şeklinde istinaf sebepleri ileri sürerek,<br>İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilen davacının mal ve hizmet satımına ilişkin BS formu, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formunun ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtildiği, davalı tarafın ticari defterlerinin talimat mahkemesince inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle yerel mahkemece mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçesinde, davacı tarafın dayandığı mutabakat mektubundaki imzaya davalı tarafça itiraz edildiği ve davacı tarafın belge aslını ibraz etmediğinden imza incelemesinden vazgeçilerek, mutabakat mektubu davacı lehine delil kabul edilmediği ve  mevcut delil durumuna göre karar verildiği belirtildiğinden, davalı vekilinin mutabakat mektubundaki imzaya itiraz edildiği halde aleyhe değerlendirildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, vergi dairesi müdürlüklerinden gönderilen cevabi yazılara göre;Davacı şirket tarafından davalı şirket adına KDV hariç Ocak 2016 döneminde 37.517,00 TL.,Şubat 2016 döneminde 11.390,00 TL. ve Haziran 2016 döneminde 156.769,00 TL. tutarında davalıya yaptığı aylık satışlarını BS formları ile mükellefi bulunduğu Vergi dairesine bildirdiği, davalının da aynı dönemlerde ve aynı tutarlarda olmak üzere davacıdan yaptığı aylık alımlarını BA formları ile mükellefi bulunduğu Konak Vergi dairesine bildirdiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiği, tarafların BS ve BA formları dönem ve tutarlarının örtüştüğü, davalı tarafın TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz edip iade ettiğini iddia etmediği gibi bu yönde dosya kapsamında delil olmadığı, davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği faturaların ve içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Davacının faturaya dayalı alacağın varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca  kanıtlamış olduğu, bu tesbitler doğrultusunda davacının davalıya mal teslim ettiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmiştir.Davacının davaya konu icra takibi ile cari hesaba ilişkin davalıdan 115.495,60 TL. Alacak talebinde bulunduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 64.446,07 TL borcu olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 83.036,07 TL. Alacaklı olduğu, taraf ticari defterleri arasındaki farkın davalı tarafından davacıya verilen karşılıksız çıkan 20.000,00 TL. çek ve bankaca davacıya ödenen 1.410,00 TL.'nin davalı kayıtlarında olmadığı ve davalı kayıtlarında gözüküp davacı kayıtlarında gözükmeyen toplam: 32.459,53 TL. Lik ödemeden kaynaklandığı, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde gözüküp davacı ticari defterlerinde gözükmeyen ödemelere ilişkin dayanak belge ibraz etmediği, bu durumda ispat külfeti davalı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, davalının mal ve hizmet alımına ilişkin BA formu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirdiği faturaya dayalı malların teslim  alınmadığını, borcu ödediğini ancak yazılı delillerle ispat edebilir. Davalı tarafça yazılı delillerle malların teslim alınmadığını ispat edemediği gibi davacı tarafa ödeme yapıldığına dair ödeme belgesinin de sunulmadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece  davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da  görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve  gerekçesine  göre davalı vekilinin davacı tarafından fatura içeriği malların müvekkiline teslim edilmediği ve borcu olmadığı ve mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.672,19-TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan (1337,34 + 80,70=)1.638,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.033,45 TL. harcın davalıdan  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe8356ef82f88ed9","SID":"175b7a5d3b6dee0f"}}