{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1588 Esas<br>KARAR NO:2025/656 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/479 Esas- 2022/436 Karar<br>TARİH:06/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 22/01/2019 tarihinde “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi”imzalandığını, imzalanan işbu sözleşme doğrultusunda nihai alıcı ... ile davacı şirket arasında imzalanan 22/01/2019 tarihli “Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” ne davalı firma tarafından aracılık yapıldığını ve davalı şirketin aracılık ettiği bu satış işlemi nedeniyle müvekkili şirketten KDV dahil 10.856-USD komisyon bedeli aldığını ancak davalı şirketin aracılık yaptığı nihai alıcının, satın almayı vaat ve taahhüt ettiği bağımsız bölüm için sözleşmede öngörülen 115.000-USD satış bedelinin yalnızca 33.200,44-USD’lik kısmını ödeyip yapması gereken diğer taksit ödemelerini zamanında yapmadığı gibi davacı şirkete 09/03/2020 tarihinde Beyoğlu ... Noterliğinden gönderdiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshi ve ödemiş olduğu paranın iadesini talep etmesi ayrıca nihai alıcının Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesinin 2021/547 Esas sayılı dosyasıyla taraflar arasında imzalanan sözleşmenin etkili olarak feshi ve ödediği bedellerin iadesini talep etmesi üzerine davacı şirketin de satış komisyonunun iadesi için 26/03/2021 tarihli e-arşiv faturasını keserek aracılık yapan davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin kesilen faturaya itiraz etmesi ve iade etmesi üzerine Bakırköy ... Noterliğinin 08/04/2021 tarihli ... yevmiye numarasıyla “Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesinin” 10. maddesi ve diğer ilgili maddeleri gereğince;fatura karşılığı ve komisyon bedeli olarak ödenen KDV dahil 10.856-USD ihtarın kendilerine tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde ödenmesi ve kendilerine gönderilen 26/03/2021 tarihli faturanın kayıtları altına alınması hususunun ihbar ve ihtar edildiğini, nihai alıcının sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerine uymaması ve taksit ödemelerini zamanında gerçekleştirmemesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin haklı nedenlerle (18/05/2021 tarihli sözleşmenin feshi protokolü ve ibraname) feshedildiğini, davalı şirkete gönderilen ihtarnameye ve nihai alıcıyla sözleşmenin feshedilmesine rağmen davalı şirketin almış olduğu satış komisyonunu iade etmekten imtina etmesi üzerine... sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşmede üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiği ve kendisine tebliğ edilen ödeme emrinde yer alan alacak kalemleri üzerinden hiçbir borcu bulunmadığı iddiasıyla takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu, taraflar arasında imzalanan 22/01/2019 tarihli taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesinin 10. maddesinde sözleşmenin feshedilmesi halinde aracı firmanın almış olduğukomisyonu 15 gün içerisinde geri ödemesi gerektiği hususunun açıkça belirtildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazları nedeniyle davalı şirketin %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle huzurda görülen davada yetki ve zamanaşımı yönünden itirazlarının bulunduğunu ve Mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketle davacı arasında 22/01/2019 tarihinde bir yıl süre ile geçerli “Taşınmaz satılması hakkında aracılık sözleşmesi” imzalandığını ve imzalanan işbu sözleşme uyarınca davalı tarafından nihai alıcı ... ile davacı şirket arasında imzalanan Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine aracılık edildiğini, davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirmesi karşılığında sözleşme uyarınca komisyon bedeli almaya hak kazandığını ancak davacı tarafın sözleşmenin 14. maddesinde 22/01/2020 tarihinde aracılık hizmetinin son bulacağı belirtilmesine rağmen sözleşmede yer alan 10. madde uyarınca nihai alıcı ile imzalanan sözleşmeyi feshettiklerinden bahisle 26/03/2021 tarihinde yani sözleşmenin sona ermesinden 1 yıl ve ilgili satış sözleşmesi imzalandıktan 2 yıl sonra davalıya haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak iade faturası keserek  davalıdan hak kazandığı komisyonu iade etmesini talep ettiğini, sözleşmenin feshedilmesinde davalı  şirketin herhangi bir aracılık hizmeti kusuru olmadığını, davacının esasen davalının edimlerini yerine getirmediği hususunda herhangi bir beyanı olmamakla birlikte eğer ortada sözleşmenin feshi nedeniyle bir zarar söz konusu ise bunu dava dışı nihai alıcıdan talep etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan alacaklı aleyhinde en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve vekâlet ücreti gibi giderlerin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 06/06/2022 tarih 2021/479 Esas- 2022/436 Karar sayılı kararında;\"...Davacının iddiaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı alınan bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle davalı taraf icra dairesinin ve mahkememiz yetkisine itiraz etmekle, tarafların tacir olduğu, taraflar arasında düzenlenen 22/01/2019 tarihli Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi kapsamında sözleşmedeki ilişkinin belirlenebilir olduğu ve sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunun açıkça belirtilmiş olması nedeniyle HMK. 17.maddesi uyarınca reddine, davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı defiinin taraflar arasında düzenlenen 22/01/2019 tarihli Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi kapsamında komisyonculuk sözleşmesi olduğu, TBK 147/5.maddesi uyarınca komisyon sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olması, sözleşmede belirlenen süre zamanaşımı süresini belirlemeyeceğinden ve 03/06/2021 icra takip tarihi ile arabuluculuk sürecinin başladığı tarih arasındaki süre ve dava tarihi de dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.Her ne kadar davalı tarafça davanın satış sözleşmesinin tarafı olan alıcı ...'a ihbarı talep edilmiş ise de, dosyanın karar aşamasında oluşu, davanın ihbarı talep edilen şahsın yurtdışında olması ve HMK 62/2 maddesi uyarınca davanın ihbarı nedeniyle yargılamanın başka bir güne bırakılamayacak olması nedeniyle ihbar talebinin reddine, davalı vekilinin mahkememiz dışında ihbar yapabileceği hususunda muhtariyetine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesi ile, davalının, davacı tarafından gerçekleştirilen projelerde yer alan konut, ofis ve ticari alanlara alıcı bulması, bunların tanıtılması ve pazarlanması işini üstlendiği,davacının da bunun karşılığında ofis ve konut niteliği taşıyan satışlarda %8 +KDV, ticari alan niteliği taşıyan alanlarda peşin satışlarda %5+KDV alacağı, vadeli satışlarda ise ödemenin peşinatın %30'unun alınması ile tamamlanacak şekilde ödeneceği, alıcı ile davacı arasındaki sözleşmenin herhangi bir sebeple feshi veya sona ermesi halinde davalı almış olduğu komisyonları iade edeceği , ancak sözleşmenin davacının kusuru ile (geç ve eksik teslim, hiç teslim etmeme gibi) bu durumda komisyonun iade edilmeyeceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından dava dışı ...'a ... projesinden 2+1 dairenin 115.000 USD peşin, 8 ay içinde taksitlerle ödenecek şekilde vadeli olarak 114.250 USD  ödenmek üzere satılmasına yönelik sözleşme yapıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafından davacıya 07/02/2019 tarihli ve ... nolu bağımsız bölüm hizmet bedeli açıklaması taşıyan 9.200 USD+TL bedelli fatura kesildiği, dava dışı alıcı tarafından davacıya hitaben keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 09.03.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde, davacı ile yapılan sözleşmenin gabin nedeniyle feshi ile ödenen 33.200 USD’nin iadesi talep edilmiş, ihtarname içeriğinde 115.000 USD karşılığı satın alınan taşınmazın değerinin 60.000 USD olduğunun belirlendiği, bunun aşırı yararlanma olduğunun belirtildiği,  09.03.2020 tarihli ihtarnameye cevap olarak davacı tarafından keşide edilen 13.03.2020 tarih ve ... sayılı ihtarnamede, iddianın kabul edilmediği, projenin tamamlandığı andaki değerinin dikkate alınması gerektiği, alıcının ödemelerini geciktirdiği ve temerrüde düştüğü, sözleşme gereği % 40 cayma tazminatının ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 26/03/2021 tarihli fatura ile ... nolu bağımsız bölüm satış komisyon bedeli iade açıklamalı 73.056,28 TL+KDV bedelli fatura kesildiği,  davalı tarafından davacıya hitaben keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 02.04.2021 tarih ve ... sayılı İhtarnamesinde, 26.03.2021 tarihli faturanın kabul edilmediği, süresi içerisinde iade edildiğinin bildirildiği, davacı tarafından davalıya hitaben keşide edilen Bakırköy ... Noterliğinin 08.04.2021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesinde, ödenen aracılık bedelinin sebebini oluşturan satım sözleşmesinin ilgili tarafından fesih edildiği, bu sebeple aracılık için ödenen KDV dahil 10.826,00 USD’nin sözleşmeye göre iadesinin gerekeceği, Bakırköy 13.Tüketici Mahkemesinin 2021/547 sayılı dosyasında aracılık edilen satış sözleşmesinin feshinin ilgili tarafından talep edildiği, ayrıca satım bedelinin ödenmemesi sebebiyle kendilerinin sözleşmeyi fesh ettiği, bu feshin üçüncü kişi tarafından sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi sebebiyle haklı fesih niteliğinde olduğu, bu sebeple alınan aracılık bedelinin ihtarnameden itibaren 15 gün içinde iadesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Dava dışı alıcı ile yapılan 18/05/2021 tarihli fesih potokolü ve ibraname ile, satımın 115.000 USD olarak kararlaştırıldığı, satım sözleşmesi gereği alıcının ödemelerini yerine getirmediği, aksine gaibin sebebiyle sözleşmenin feshinin talep edildiği, buna karşı itiraz edildiği, bu nedenle Bakırköy 13.Tüketici mahkemesine 2021/547 gabin sebepli dava açıldığı, kalan taksit ödemelerini yapmada temerrüde düştüğü, tarafların bu durumda karşılıklı anlaşarak sözleşmeyi fesih etme kararı aldıkları, ödenen 33.000 USD'nin 3.200 USD'si masraf vs.giderlere yönelik olmak üzere mahsup edilerek 30.000 USD.'nin 25/05/2021'den itibaren 25/10/2021 tarihine kadar her biri 5.000 USD miktarlı altı taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, böylece Tüketici Mahkemesine açılan davadan kaynaklanan haklardan vazgeçildiği, alıcının bu davadan vazgeçeceğinin ve başkaca yasal yollara başvurmayacağının kararlaştırıldığı görülmüştür.Davacının delil vasfına haiz ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme ile, davacının aracılık komisyonunun tamamını davalıya ödediği, taraflar arasında yapılan aracılık sözleşmesinin 10.maddesinde nihai alıcı ile davacı arasında davalı aracı vasıtası ile imzalanmış satış vaadi sözleşmesinin, herhangi bir sebepten ötürü fesih edilmesi yahut sona ermesi halinde alıcının almış olduğu komisyon ödemesini davacıya 15 takvim günü içinde ve davacı alıcıya satış bedelini iade etmeden önce geri ödemek zorunda olduğu, sözleşmenin davacının kusuru nedeniyle fesih edilmesi ve sona ermesi halinde ise aracının komisyon ödemesini iade etmeyeceğinin düzenlendiği, alıcının sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerine uymayarak ödemelerini zamanında yapmadığı, sözleşmenin feshi ve ödemenin iadesi için yasal yollara başvurduğu, bu nedenle davacının haklı nedenlerle sözleşmeyi fesh ettiği, alıcının da bu hususu kabul ettiği, feshin alıcıdan kaynaklandığı, davacının fesihte geç ve eksik teslimat veya hiç teslim etmeme veya benzeri bir durumun-davacı satıcının kusurunun varlığının ispatlanamadığı, davalının sözleşmenin 10.maddesi uyarınca komisyon bedelini iade etmesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacak belirlenebilir olduğundan İİK 67/2 mad gereğince alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur...\"gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ ile, 1-)... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın  İPTALİ ile, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen  DEVAMINA, 2-)İİK'nin 67/2 maddesi gereği hükmedilen asıl alacak tutarının (86.626,57-TL) %20'si oranında olmak üzere 17.325,31-TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine, bu tutarın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,''karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14. maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu ve 22.01.2020 tarihinde son bulacağının hükme bağlandığını, davacının sözleşmenin sona erme tarihinden sonra sözleşmeye dayanmasına süresinde itiraz edildiğini, Mahkemece TBK 147 gereği komisyon sözleşmelerinden kaynaklı alacağın 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunun kabul edildiğini, yani genel hükümlerin uygulandığını, kendilerince de sözleşme süresi geçmiş olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesinin gerekli olduğunun Mahkemeye bildirildiğini, sözleşme süresi geçtiğinden artık genel hükümlere göre tarafların haklılığının değerlendirilmesi gerekirken Mahkemenin, süresi geçmiş olan sözleşmenin 10. maddesine dayanarak hüküm kurduğunu, taraflar arasındaki sözleşme süresi geçtiği için söz konusu sözleşme hükümlerinin bağlayıcılığı kalmamış olup süresinde bu hususun dile getirilerek itirazda bulunulduğunu;Ayrıca TBK madde 147'de beş yıllık zamanaşımı uygulanacak olan alacakların sınırlı olarak; \"Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.\" şeklinde sayıldığını, bu kapsamda davaya konu alacağın TBK kapsamında örtülü bir boşluk ihtiva ettiği yerleşik içtihatlara göre TTK kapsamında gerek lafza gerekse de gai yorum ilkesine göre yorumlandığında ticari simsarlık ücreti alacağına ilişkin zamanaşımının 1 yıl olarak esas alınması gerektiğinin belirtildiğini, Yerel mahkeme tarafından usul itirazlarının reddedilmesinin haksız bir karar olduğunun açık olduğunu,  kaldı ki kabul etmemekle birlikte bir an için sözleşme baz alınsa dahi müvekkilinin haklı olduğu sabit olup haksız ve hukuki dayanaktan yoksun kabul kararının kaldırılması gerektiğini;Müvekkili edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olup davacı ve dava dışı alıcının kendi aralarındaki satış işleminin tamamlanmaması hususunda herhangi bir kusuru olmadığını, bu aşamayla herhangi bir ilgisi olmadığını, müvekkilinin TBK, Yargıtay içtihatları ve aradaki sözleşme gereği komisyona hak kazandığını,TBK'nın ilgili hükümleri ve sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafın aksi yöndeki tüm beyanlarının kanunun açık hükümlerine ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 22.01.2019 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin, davalı şirkete ait projelerdeki konut, ofis ve ticari alanların yurtdışında tanıtım, pazarlama ve satışı konusunda aracılık yapacağı, satış veya  satış vaadi sözleşmesi imzalanması durumunda ücrete hak kazanacağı belirtilmiş olup, müvekkili tarafından edimlerin eksiksiz olarak yerine getirildiğini ve alıcı ile satıcının sözleşme kurmasının sağlandığını, devamında yıllar sonra davacı tarafından alıcının sözleşmeyi feshettiğinden bahisle müvekkiline verilen komisyonun haksız olarak geri istendiğini, müvekkili sözleşmeye göre de komisyona hak kazanmış olup, satış işleminin tamamlanamaması hususunda herhangi bir kusuru olmayıp, ilgili maddenin devamı uyarınca hiçbir şekilde herhangi bir kusur addedilemeyen müvekkilinin sözleşmenin sona ermesi halinde komisyona hak kazanacağının çok açık olduğunu;Taraflar arasında imzalanmış bulunan 22.01.2019 tarihli ve 1 yıllık geçerlilik süresi bulunan sözleşmenin 10. maddesinde \"Nihai alıcı ile ... arasında aracı vasıtasıyla imzalanmış satış vaadi sözleşmesinin, herhangi bir sebepten ötürü feshedilmesi yahut sona ermesi halinde aracı, almış olduğu komisyon ödemesini ...'a 15 takvim günü içinde ve ... nihai alıcıya satış bedelinin iade etmeden evvel geri ödemek zorundadır. Eğer sözleşme...'ın kusuru sebebiyle (örneğin; geç veya eksik teslimat, hiç teslim edememe gibi...) feshedilmiş veya sona ermiş ise aracı komisyon ödemesini iade etmeyecektir. \" denildiğini, davacı taraf her ne kadar sözleşmedeki 10. madde gereği komisyon iadesinden bahsetmiş olsa da, söz konusu maddenin de her durumda davacıya komisyon iadesi hakkı sağlamadığı gibi, kendi kusurlarından kaynaklı yerine getirilmeme durumunda iade isteyemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davacı, dava dışı alıcı bedeli ödemediğinden sözleşmenin haklı feshinden bahsetmiş olsa da, dava dışı alıcıların kendileri hakkında dava açtığını ve davadan sonra uzlaştıklarını belirttiğini, haklı olduğu bir noktada alacağını tahsil etmeye çalışmayan, aksine kendisine dava açılan davacının söz konusu davadan sonra  uzlaşmış olmasının satış aşamasında da haksız olan taraf olduğu sonucunu ortaya koyduğunu, satışın olmamasında müvekkilinin kusuru olmayıp, bu hususta davacı ve dava dışı alıcının müvekkiline hizmetleri noktasında karşı sorumlu olduklarını, bu noktada alıcı ya da satıcıdan hangisinin haksız olduğunun önemi olmayıp, müvekkilinin komisyon alması gerektiğini;Müvekkilinin edimini tamamladığını ve söz konusu komisyona hak kazandığını, bu husus TBK'da hüküm altına alınmış olup,Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, TTK'nın 18/2 \"Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.\" denildiğini, somut olayda taraflar arasında 22.01.2019 tarihli taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesi ve müvekkilinin aracılık ettiği 22.01.2019 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandıktan yıllar sonra huzurdaki davanın ikame edildiğini, üstelik sözleşmenin 14. maddesinde sözleşmenin süresinin 1 yıl olduğu ve 22.01.2020 tarihinde son bulacağının hükme bağlandığını, davacının açıkça kötü niyetli olarak müvekkili aleyhinde icra takibine başladığını ve huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkilinin görevinin davacının projelerini pazarlayarak alıcı ve satıcıya aracılık etmek olduğunu, sonraki süreçle herhangi bir ilgisinin olmadığını, söz konusu aracılık işini yaptıktan sonra tarafların devamında sözleşme ilişkisini ne şekilde yapacakları, taraflardan birinin edime uymaması durumunda hangi yollara başvuracakları, sözleşmenin şekil şartları gibi onlarca sayacakları gayrimenkul satışının yapılmamasına sebep olacak hususları temin etme durumunun söz konusu olmadığını;Davacı taraf ciddi projeler yapan gayrimenkul sektörünün bilinen şirketlerinden biri olup, bir müşteriye dairenin nasıl satılması gerektiği, sözleşmelerin ne şekilde yapılacağı, alıcının edimlerini yerine getirmediği durumlarda başvurulacak hukuki yolları pek tabi  bilmek zorunda olduğunu, müvekkili davacının vekili olmayıp bu işlemleri onun adına yapmasının beklenemeyeceğini, şayet taşınmaz satışının olmamasının nedeni alıcının kusurlu davranışlarıysa bu konudaki zararın muhatabı müvekkili olmayıp  alıcının kendisi olduğunu, davacının basiretsiz olarak dava dilekçesinde açıkça alıcıya karşı hiç bir hukuksal işlem başlatmadığını aksine kendilerine karşı dava açıldığını, davadan sonra uzlaştıklarını belirterek ödenen komisyonun iadesini talep ettiğini, her ne kadar bu kısımlar müvekkilini ilgilendirmese de davacının basiretsiz tutumundan dolayı bu hususlara değinme gereği duyduklarını, yine taleplerinin yıllar sonra yapılıyor olmasının da ayrı bir basiretsizlik olduğunu;Davacı, üçüncü kişi konumunda olan alıcı ile uzlaşmaya vararak alıcı lehine ödemede bulunmuş olup bu kapsamda hiçbir cezai şart veyahut faiz talebinde bulunmadığını, yalnızca bu durumun dahi ilgili sözleşmeden dönülmesinde davacı tarafın kusurunun bulunduğunu, bu sebeple alıcıdan herhangi bir cezai talebinin bulunmadığını açıkça gösterdiğini, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında zamanaşımının söz konusu olmadığına karar verildiğinde dahi taraflar arasındaki uzlaşma kapsamında müvekkilinin haklı alacağının bulunduğu ve işbu alacağın iadesinin talep olunamayacağının açık olduğunu;Davacı ve dava dışı alıcı müvekkiline karşı sorumlu olup, davanın ayrıca alıcıya ihbarını taleplerinin Mahkemece yerine getirilmediğini, müvekkili edimini yerine getirmiş olup hak ettiği ücret noktasında davacı ve dava dışı alıcının sorumluluğu olduğunu, müvekkilinin projeleri yurt dışında pazarladığını çoğu zaman alıcıların yol masrafını dahil ödeyerek ülkeye getirdiğini, satışın yapılması için maddi ve manevi açıdan ciddi külfetlere katlandığını, yine reklam ve işletme giderleri son derece yüksek olup ayda ortalama  100.000,00 TL-300.000,00 TL reklam ve işletme giderinin mevcut olduğunu, komisyon ödenmemiş olsaydı davacı ve dava dışı alıcıya karşı hukuki yollara başvurulacağını, yine müvekkilinin söz konusu müşteri için ayrıca alt acentalara da komisyon ödediğini, davacı esasen davanın başından beri müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini belirtmiş olup bu hususta herhangi bir husumet olmadığını;Yıllar sonra parasının alıcı tarafından ödenmediğini ve bugüne kadar alıcıya karşı bir tasarrufta bulunmadığından bahisle müvekkilinin hak kazandığı ücretin iadesini istediğini, esasen davanın satış ilişkisinde herhangi bir zararı varsa bu  hususta muhatabı dava dışı alıcı olup, bu noktada kendilerine ödenen komisyon da dahil tüm zararlarını dava dışı alıcıdan talep etmesi gerektiğini, bu bakımdan da davanın dava dışı alıcıya ihbar edilerek davaya dahil edilmesi talep edildiğini ancak Yerel mahkemece bu talebin yerine getirilmediğini;Huzurdaki davanın müvekkili aleyhine sonuçlanması durumunda kendi mesleğinin fiilen icra edilebilirliğinin mahkeme kararıyla son bulacağını, müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirerek ücrete hak kazandığını, aksi bir  durumda aracı tarafından satıcı ve alıcı buluşturulup sözleşme kurulduktan sonra sözleşme taraflarınca alıcıya komisyon ödememek için türlü bahanelerle işbu olayda olduğu gibi sözleşmeden vazgeçilip komisyon almanın imkansız hale getirebileceğini, yine sektörde yabancılara yapılan tüm satışlar döviz endeksli olduğu için istismara son derece açık olduğunu ve bunun kullanılabileceğini ve davacı tarafından da kötü niyetli olarak kullanıldığını, alıcı ve satıcının yıllar sonra sırf aracı ücretini ödememek veya geri alıp kendi aralarında pay etmek amacıyla şeklen satışı bozup ödenen komisyonu isteyebileceğini, bu duruma mahal verilmesinin son derece büyük mağduriyetlere sebep vereceğini ve davacının ana amacının da bu olduğunu, yine aynı sektördeki başka bir müvekkilinden de yıllar önce ödenen komisyonun davacı tarafından istendiğini, davacının bunu kendine yeni bir gelir kapısı yaptığını, kuvvetle muhtemel alıcıya da bu işten kazanacağı bedelin belli bir oranını ödeyerek haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu;Davacıya alıcı tarafından dava açılmış olup yargılama yapılmadan alıcı ve satıcının kendi aralarında anlaştığını, bu hususta teslim işleminin olmaması, alıcı ve satıcı arasındaki davada tarafların haklılığı gibi hususlar aydınlatılmadan karar verilmiş olamasının kabul edilemez olduğunu, fesihte hangi tarafın haklı olduğunun önemi olmayıp müvekkilinin ücrete hak kazandığını, tarafların anlaşmış olması, davanın alıcı tarafından açılmış olması, alıcının alacağını talep etmek için herhangi bir girişimde bulunmamış olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının esasen haksız olduğu ve satışın olmamasının davacıdan kaynaklandığını, sonuç olarak, firmaların aracılara ödedikleri komisyon oranını da daire fiyatlarına ekleyerek ona göre fiyat çıkardıkları için bu tarz davranışlara mahal verilmesi durumunda aracıların hukuki korumadan yoksun bırakılacağını, ücretlerini almalarının neredeyse imkansız hale geleceğini, bu durumun ayrıca satış işlemi taraflarınca istismar edilebileceğini, davacının beyan ve talepleri haksız, basiretsiz ve kötü niyetli olup davanın reddi ile müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken Yerel mahkemece haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak kabul kararı verilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, simsarlık sözleşmesi kapsamında ödenen hizmet bedelinin, aracılık edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshedilmiş olmasından bahisle iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, aralarında imzalanan taşınmazın satılması hakkında aracılık sözleşmesi kapsamında davalının, dava dışı ...'a taşınmaz satmasına aracılık ettiğini ve davalıya hizmet bedelini tamamıyla ödediğini, dava dışı alıcının kısmen satış bedelini ödemediğini ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle feshi için dava açtığını, ardından sözleşmenin kendisi tarafından haklı sebeple feshedildiğini, davalı ile imzalanan aracılık sözleşmesinde, aracılık edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshi halinde ödenen hizmet bedelinin iade edileceğinin kabul edildiğini, davalının talep edilmesine rağmen almış olduğu hizmet bedelini iade etmediğini ve aleyhinde başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, sözleşmenin 1 yıl süreli olduğunu ve bu sürenin sona erdiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, aracılık sözleşmesi kapsamında üstlendiği tüm edimleri yerine getirdiğini ve bedele hak kazandığını, yıllar sonra taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshedilmesinden sorumlu tutulamayacağını, sözleşmenin davacıdan kaynaklanan sebeplerle feshedildiğini, bu halde ise sözleşme uyarınca bedel iadesinin talep edilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; taraflar arasındaki sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu ve sona erdiği, davacının sona eren sözleşme uyarınca talepte bulunamayacağı, ticari simsarlık sözleşmelerinden doğan taleplerde zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu ve talebin zamanaşımına uğradığı, davalının sözleşme ile üstlendiği tüm edimleri yerine getirdiği ve hizmet bedelini almaya hak kazandığı, davacının kendi kusuru ile sözleşmenin feshine yol açtığı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifa edilmemesinde davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığından sonuçlarından sorumlu tutulamayacağı, davacının var ise zararlarını dava dışı alıcıdan talep etmesi gerektiği, davalıdan bedelin iadesini talep edemeyeceği, davalının sözleşme uyarınca bir çok masrafa katlandığı ve verilen karara göre her durumda artık alıcılar ile anlaşılıp sözleşmelerin feshedilmesi suretiyle aracılara ödenen hizmet bedellerinin iadesinin talep edilebileceği bir durumun yaratıldığı, bu şekilde davalının mesleğini icra edemeyecek hale geleceği ve verilen kararın bu sebeplerle kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davalı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan 22/01/2019 tarihli Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Sözleşmesi'nin ticari simsarlık sözleşmesi olduğu, sözleşmenin 14. maddesinde süresinin 1 yıl olarak kabul edildiği ve taraflarca daha önce feshedilmediğinden 22/01/2020 tarihinde sona erdiği, davacının sözleşmenin 10. maddesi uyarınca, davalının aracılık ettiği taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin kendisinin kusuru olmaksızın feshedilmiş olması sebebiyle ödediği hizmet bedelinin iadesini talep ettiği, yani talebinin sözleşmeye dayandığı, sözleşmenin 10. maddesinde, davacı ile alıcı arasında imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin, herhangi bir sebepten ötürü feshedilmesi veya sona ermesi halinde aracının, almış olduğu komisyon bedelini davacıya 15 takvim günü içinde ve davacının alıcıya satış bedelini iade etmesinden önce geri ödemek zorunda olduğu, eğer sözleşme davacının kusuru sebebiyle feshedilmiş veya sona ermiş ise aracının komisyon ödemesini iade etmeyeceğinin kabul edildiği, açıklanan madde hükmünde herhangi bir süreye yer verilmediği, sözleşmede düzenlenen 1 yıllık süresinin tarafların asli edimlerini ifa etmeye devam edecekleri yani sözleşmenin uygulanacağı süre olduğu, buna göre sözleşmenin 1 yıllık süresi içerisinde davalı tarafından verilen aracılık hizmetinin karşılığı olan bedelin davacı tarafından sözleşmenin süresi sona ermesine rağmen ödenmemesi halinde, davalının zamanaşımı süresi içerisinde edimin ifasını, yani hizmet bedelinin ödenmesini talep edebileceği, aynı şekilde herhangi bir süre öngörülmeyen hizmet bedeli iadesi konusunda da davacının, sözleşmenin tabi olduğu zamanaşımı süresi içerisinde talepte bulunabileceği, TBK'nın 147. maddesinde beş yıllık zamanaşımına tabi olan alacaklar arasında ticari simsarlık sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların sayılmadığı ve bu alacakların aynı kanunun 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğu, bu itibarla her ne kadar Mahkemece zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş olması hatalı ise de, dava tarihi itibariyle bu süre dahi geçmediğinden zamanaşımı ile ilgili verilen kararın neticesi itibariyle doğru olduğu, davalının aracılık faaliyetini yerine getirdiği ve davacının hizmet bedelini ödediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, taraflarca feshedilmemiş sözleşme ile davacıya aracılık edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshi halinde hizmet bedelinin iadesini talep etme hakkının tanındığı, maddenin devamında düzenlenen halin yani feshe davacının kusurunun sebep olduğu iddiasının ispat yükünün ise davalıda olduğu, Mahkemece de açıklandığı üzere, davacı ile dava dışı alıcı arasında, alıcının ileri sürdüğü sözleşmenin gabin sebebiyle geçersiz olduğu iddiası nedeniyle anlaşmazlık çıktığı, dava dışı alıcı tarafından sözleşme bedelinin kısmen ödenmediği, davacı ile alıcı arasında imzalanan 18/05/2021 tarihli fesih protokolünün 5. maddesinde alıcının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine uymaması nedeniyle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabul  edildiği, aksinin yani sözleşmenin 10. maddesinde örnekleri sayılan ve taşınmazın geç teslim edilmesi veya edilmemesi gibi davacının kusurunu ortaya koyan bir sebebin ise davalı tarafından ispat edilemediği, maddede bedel iadesi için taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshine davalı aracının kusurlu bir davranışının sebep olmasının ise aranmadığı, bu nedenle taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshinde davalının kusurunun bulunup bulunmamasının sonuca bir etkisinin olmadığı, sözleşmenin 4. maddesinde davalının yapacağı pazarlama, tanıtım, satış aktiviteleri ile ilgili masrafların tamamını kendisinin karşılayacağının ve davacının bu konuda herhangi bir sorumluluğunun olmadığının kabul edildiği,  tacir olan davalının imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, bu itibarla aracılık faaliyeti sırasında masraf yaptığından bahisle sözleşmenin 10. maddesi uyarınca şartları oluşan bedel iadesi yükümlülüğünden kaçınamayacağı, sonuç olarak Mahkemece verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmış ve kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.917,46 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.479,36 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.438,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ad49359d5f853cb7","SID":"031b6fba932a916a"}}