{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1583 Esas<br>KARAR NO:2025/655 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/326 Esas- 2022/338 Karar<br>TARİH:27/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (SPK mevzuatından kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalı ... A.Ş. (Aynes)'in ihraççısı olduğu tahvillere yatırım yapmış olup söz konusu tahvillere ilişkin olarak müvekkiline kupon ve anapara ödemelerinin yapılmadığını, kupon ve anapara ödemelerine ait ... sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını ancak davalılar tarafından borca itiraz edildiğini, ... Arabuluculuk Numaralı arabuluculuk başvurusu sonucunda da anlaşma sağlanamadığını, davacının 1.690.006,00 TL nominal değerli ve... kodlu, 10.000,00 TL nominal değerli ... kodlu ... A.Ş.'ye ait özel sektör tahvillerine ilişkin tahvil yatırımı yaptığını, davalı...'in, 27.01.2016 tarihinde Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak iflas erteleme talebinde bulunduğunu ve ... hakkında Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/29 E. sayılı dosyasından iflas erteleme kararı verilerek şirkete kayyum atandığını, davalı...'in mevcut tahvil anapara ve kupon ödemelerini yapamaması sonucunda gerçekleşen tahvil temerrüdü akabinde 11.02.2016 tarihinde İstanbul Borsası kotundan çıkarıldığını, kendilerinin davalı... ile gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde 01.11.2016 tarihli Kayyum Onaylı Borç Tasfiye Sözleşmesi'nin akdedildiğini, ... ve ... kodlu tahvilin nominal tutarı olan 1.700.000,00 TL'sine ilişkin yapılandırma yoluna gidildiğini, bu sırada... Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri hakkında soruşturma başlatıldığını ve davalı...'in 09.12.2016 tarihinde TMSF'ye devredildiğini, bunun yanında Sermaye Piyasası Kurulu'nun 19.12.2016 tarihli ve 2016/34 sayılı bülteninde yayımlandığı üzere davalı...'in iflas erteleme kararını geç bildirmiş olması sebebi ile idari para cezasının uygulanmasına karar verildiğini ve gerçeğe aykırı bilgiler ile borçlanma aracına yatırım yapan gerçek ve tüzel kişilerin zarar uğratılması sebebi ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı...'in TMSF'ye devri sonrasında 01.11.2016 tarihli Kayyum Onaylı Tasfiye Sözleşmesi'nce... tarafından müvekkiline yapılması öngörülen ödemelerin hiçbirisinin yapılmadığını, izah edilen süreçlerin akabinde davalı...'in bağımsız denetimini gerçekleştiren şirket olan Davalı ... A.Ş'nin hazırladığı bağımsız denetim raporlarının mevzuata uygun olmadığının ortaya çıktığını ve bu sebeple 28/04/2017 tarihli Kurul kararıyla davalı ... hakkında idari para cezasının uygulanmasına karar verilip, ... Bağımsız Sorumlu Ortak Başdenetçisi diğer davalı ... hakkında ise sermaye piyasasında bağımsız denetim yapmasının 2 yıl süre ile yasaklanmasına karar verildiğini, söz konusu karar ile davalı...'in tahvillerinin temerrüdüne ilişkin zarara uğrayan yatırımcıların ... Bağımsız ve ... aleyhinde dava açabileceğinin kamuoyuna duyurulduğunu, 12.12.2018'de ise davalı...'in, kayyum kararının iptali ile eski sahiplerine devredildiğini ancak Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/123 E. sayılı dosyasından verilen karar ile 02.01.2019 tarihinde yeniden TMSF'ye devredildiğini, bunun yanında davalı...'in, 2018 yılında Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak konkordato talep ettiğini ve Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/632 E. Sayılı dosyasından verilen karar ile konkordato talebinin reddine karar verildiğini, tüm bu süreçte müvekkilinin ... ve ... kodlu tahvillerine ilişkin; a) ... kodlu tahviline ilişkin 18.02.2016 tarihli 362,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, b) ... kadlu tahviline ilişkin 22.02.2016 tarihli 61.178,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, c) ... kodlu tahviline ilişkin 18.05.2016 tarihli 377,00 TL tutarındaki kupon ödemesi,... kodlu tahviline ilişkin 23.05.2016 tarihli 64.220,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, ... kodlu tahviline ilişkin 17,08.2016 tarihli 347,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, ... kodlu tahviline ilişkin 22.08.2016 tarihli 58.812,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, ... kodlu tahviline ilişkin 16.11.2016 tarihli 10.332,00 TL tutarındaki ana para ve kupon ödemesi, ... kodlu tahviline ilişkin 21.11.2016 tarihli 55.770,00 TL tutarındaki kupon ödemesi, ... kodlu tahviline ilişkin 20.02.2017 tarihli 1.750.164,00 TL tutarındaki ana para ve kupon ödemesi olmak üzere toplam 2.001.562,00 TL ana pata ve kupon ödemesinin yapılmadığını, bu nedenle işlemiş faizi ile birlikte 2.605.255,27 TL'nin davalılardan tahsiline ilişkin olarak 29.04.2019 tarihinde ..., sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de davalıların takibe itiraz etmesi ile birlikte İcra Müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu, davalı...'in zaten 1.700.000,00TL'lik kısma itiraz etmediğini, davalılar ... Şirketi ile ...'nın gerçeğe aykırı bağımsız denetim raporu vererek davacının tercihini...'in yatırım araçlarından yana kullanmasını etkilediklerinden zarardan sorumlu olduklarını, diğer yandan Kurul'un 2017717 sayılı 28.04.2017 tarihli bülteninde ilan edildiği üzere davalılar ... ve ...'nın söz konusu hükümler uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı...'in 2012-2014 yıllarına ilişkin finansal tablolarında yer alan stokların hileli olarak yansıtılması nedeni ile zarara uğrayan yatırımcıların adı geçenler aleyhine dava açılabileceğinin kamuoyuna duyurulduğunu, davalılar ... ve ... tarafından hazırlanan “Kurul'un ifadesi ile hileli” rapor ile davalı...'in finansal durumunun güvenilir olduğu ve söz konusu tahvillere ilişkin gerçekleştireceği kupon ve anapara ödemelerinde yatırımcılara ödeme yapabilecek güçte olduğunun düşündürüldüğünü, ancak gerçeğe ve mevzuata aykırı bilgilere yer verilmek suretiyle davalının gerçek varlık ve finansal durumunun yatırımcılardan gizlendiğini, bu nedenle söz konusu tahvillere ilişkin ödenmeyen ana para ve kupon bedellerinin diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'ndan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ... Şirketinin ise aracı kurum olarak yeterli araştırma ve aydınlatmayı yapmadığından birlikte sorumlu olduğunu beyanla, tüm davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; ... A.Ş.'nin 27.11.2013 tarih ve 12 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile 100.000.000 TL nominal değerde \"Nitelikli Yatırımcı\" için yurtiçinde halka arz edilmeksizin satılmak üzere tahvil ihraç kararı alıp, nitelikli yatırımcılara tahvil satışında aracılık yapması için müvekkili şirket ile 29.11.2013 tarihinde \"Aracılık Sözleşmesi\" imzaladığını, ... A.Ş'nin, mevzuat uyarınca gerekli belgeleri bizzat tanzim edip imzalayarak müvekkili şirket vasıtasıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na tahvil ihraç edebilmek için limit başvurusunda bulunduğunu ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun 26.02.2014 tarih ve 6/151 sayılı Kararı ile onaylanarak... A.Ş. adına Tahvil İhraç Belgesi düzenlendiğini, ... A.Ş.'nin, söz konusu İhraç Belgesine dayanarak, 06.05.2014 tarihinde ... kodlu 50.000.000 TL, 20.11.2014 tarihinde,... kodlu 30.000.000 TL ve  23.02.2015 tarihinde ... kodlu 20.000.000TL nominal değerli \"3 ayda bir kupon, vade sonunda ana para ödemeli\" tahvilleri \"halka arz etmeksizin\" ve nitelikli yatırımcılara sattığını, ... A.Ş.'nin, ..., ... ve ... kodlu tahvillerinin 02.02.2016 tarihinden önceki tüm kupon ödemelerini gerçekleştirdiğini, dava konusu tahvillerin, 6362 sayılı SPK'nun 11. maddesi hükümleri uyarınca, halka arz edilmeksizin nitelikli yatırımcılara satılmak üzere ihraç edildiğinden, tahvil ihracında \"izahname\" düzenlenmediğini, müvekkili şirket ve... A.Ş. tarafından imzalanan sözleşme hükümlerine göre müvekkili şirketin yükümlülüğünün, tahvil ihraç izni işlemlerini bizzat gerçekleştiren... A.Ş.'ye danışmanlık hizmeti vermek ve ihraç iznini müteakip tahvillerin satışı için ihraççı... A.Ş. ile nitelikli yatırımcıları bir araya getirmekten ibaret olduğunu, ... A.Ş.'nin 26.01.2016 tarihinde Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/29 E. sayılı dosyası üzerinden iflasın ertelenmesi davası açmış; anılan Mahkemece 27.01.2016 tarihinde \"... A.Ş. aleyhine açılmış veya açılacak tüm icra takiplerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına\" ve \"kayyım atanmasına\" karar verilmiş olduğunu, ... A.Ş.'nin ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra söz konusu tahvillerin bakiye kupon bedelleri ile anaparalarını ödemediğini,Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinin iflasın ertelenmesi davasında verdiği ihtiyati tedbir kararı devam ederken, Acıpayam Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/509 D. İş sayılı dosyası üzerinden 9.12.2016 tarihinde... A.Ş'ye CMK'nın 133. ve 674 sayılı KHK'nın 19. maddeleri uyarınca TMSF'nin kayyım olarak atandığını, TMSF'nin, 674 sayılı KHK'nın 19. maddesi uyarınca 22.12.2016 tarih ve E.832 sayılı Kararı ile... A.Ş. hakkında \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı verildiğini, Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, TMSF'nin kayyım olarak atanması ve... A.Ş. hakkında \"ticari ve iktisadi bütünlük kararı verilmesi\" nedeniyle... A.Ş.'nin mal varlığı hakkında tedbir uygulandığından 12.01.2017 tarihinde tüm ihtiyati tedbirleri kaldırarak, 08.12.2017 tarihinde iflasın ertelenmesi davasında \"hüküm kurulmasına yer olmadığına\" karar verdiğini, TMSF'nin... A.Ş. üzerindeki kayyımlık görevi ile \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı devam ederken,Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/123 E. sayılı dosyası üzerinden verilen 10.12.2018 tarihli karar ile TMSF'nin kayyımlık görevi ve dolayısıyla... A.Ş. hakkında uygulanan \"ticari ve iktisadi bütünlük\" statüsünün sona erdiğini, ...A.Ş.'nin 14.12.2018 tarihinde, Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/632 E. sayılı dosyası üzerinden konkordato kararı verilmesi istemli dava açtığını ve Mahkemece 18.12.2018 tarihli Tensip Kararıyla İİK'nın 294 maddesinin uygulanmasına, ... A.Ş. aleyhine her türlü icra takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildiğini, ancak Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi2nin 2017/123 E. sayılı dosyası üzerinden verilen 02.01.2019 tarihli karar ile TMSF'nin, ...A.Ş.'ye yeniden kayyım olarak atandığını, TMSF'nin, 02.01.2019 tarih ve 2019/02 sayılı kararıyla... A.Ş. hakkında \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı verildiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134/5 maddesinin 7071 sayılı Kanunun 31. maddesi ile değişik son cümlesi uyarınca, 02.01.2019 tarihinde TMSF tarafından verilen \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı nedeniyle, karar tarihini müteakip 2 yıllık sürenin sonu olan 02.01.2021 tarihine kadar... A.Ş.'nin mal varlığı üzerinde cebri icra işlemlerinin hukuken olanaksız hale geldiğini, Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/632 E. sayılı dosyası üzerinden açılan konkordato davasının 17.05.2019 tarihinde reddedildiğini ve söz konusu karar ile... A.Ş. hakkındaki icra takibi yapılamayacağına ve  cebri icra işlemlerinin engellenmesine dair tedbirin kaldırıldığını, bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/29 E. sayılı dosyası üzerinden ihtiyati tedbir kararının verildiği 27.01.2016 tarihinden bugüne kadar mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir kararları ile TMSF'nin \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararları ve dolayısıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/5. maddesi uyarınca, ... A.Ş. hakkında icra takibi yapılması veya cebri icra işlemleri uygulanmasının hukuken imkansız hale geldiğini, davacının icra takibini başlattığı 29.04.2019 tarihinde, Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/632 E. sayılı dosyası üzerinden  verilen  İİK'nın 294.maddesinin uygulanmasına ve... A.Ş. hakkında icra takibi ile cebri icra işlemleri yapılamayacağına ilişkin 18.12.2018 tarihli ihtiyati tedbir kararı yürürlükte olduğu gibi TMSF'nin... A.Ş. hakkında uyguladığı 02.01.2019 tarih ve 2019/2 sayılı \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararının da yürürlükte olduğunu, nitekim TMSF'nin 02.01.2019 tarih ve 2019/2 sayılı kararı nedeniyle 02.01.2021 tarihine kadar... A.Ş. hakkında, cebri icra işlemlerinin tatbik edilebilmesine hukuken olanak olduğunu, dolayısıyla dava konusu olayda dava şartı gerçekleşmediği gibi müvekkili şirketin görevi sadece ihraççı şirket tahvillerini satın almak isteyen nitelikli yatırımcılara dava konusu tahvillere ilişkin imzaladığı herhangi bir belge olmadığından kusurlu bir işlemi ve dolayısıyla borcu bulunmadığı gibi, davacının müvekkili şirketten her türlü talep hakkının  zamanaşımına uğradığını, davacının dayandığı 6362 sayılı Kanunun 10. maddesinde; \"İzahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan ihraççılar sorumludur. Zararın söz konusu kişilerden tazmin edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması hâlinde; halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, varsa garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyeleri kusurlarına ve durumun gereklerine göre zararlar kendilerine yükletilebildiği ölçüde sorumludur.\" hükmüne yer verilmek suretiyle HMK'nın 114/(2). maddesine uygun olarak açıkça ihdas edildiğini, Kanunun 10. maddesine göre ihraççı dışındaki izahnameyi (dava konusu olayda izahname düzenlenmemiştir) imzalayan kişilerin izahname nedeniyle borçtan sorumlu olabilmesi  için   \"i) izahnamede  yer  alan  yanlış,  yanıltıcı  ve  eksik  bilgilerden kaynaklanan bir zararın ortaya çıkması ii)bu zararın ihraççıdan tahsil edilememesi/edilemeyeceğinin açıkça belli olması iii) halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, garantör ve ihraççının yönetim kurulu üyelerinin kusurlu olmaları,\" şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, oysa dava konusu olayda halka arz olmadığı ve izahname düzenlenmediği gibi 6362 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenen dava şartlarının hiçbirisinin de gerçekleşmediğini,  borcun TMSF tarafından mutlaka ödeneceğini,  kaldı ki, TMSF'nin 02.01.2019 tarihli \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı, Kanun gereği 02.01.2021 tarihinde sona erecek ve davacının alacağını cebri icra vasıtalarıyla... A.Ş.'den tahsilinin hukuken olanaklı hale geleceğini, 6362 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca, tahvil sahibinin ihraççı dışındaki kişilerden hak veya alacak talebinde bulunabilmesi için... A.Ş. tarafından borcun ödenmemesi ve alacağın semeresiz kalması halinin tevsikinin zorunlu olduğunu, dava konusu olayda ise davacının tahvil alacağını tahsil edememesinin sebebinin, ... A.Ş.'nin acze düşmesi değil 5411 sayılı Kanunun 134. maddesi uyarınca... A.Ş. hakkında uygulanan tedbirler olduğunu,  davacının ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı 29.04.2019 tarihinde ve davayı açtığı 17.07.2020 tarihinde TMSF tarafından  ...A.Ş. hakkında verilen 02.01.2019 tarih ve 2019/02 sayılı \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı yürürlükte olduğundan takip ve dava yapılamayacağını, ... A.Ş. hakkında \"ticari ve iktisadi bütünlük\" kararı uygulandığından, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/5. maddesinde yer alan \"....Ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturulmasına karar verilmesinden itibaren iki yıl içerisinde ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan varlıklar ile ilgili işletmelere ait menkul, gayrimenkul ve her türlü hak ve alacaklar ile üçüncü kişiler nezdindekiler de dahil nakit varlıklarının imtiyazlı alacaklılar dâhil üçüncü kişiler tarafından haczi, muhafaza altına alınması ve satışı talep edilemez...\" şeklindeki hüküm uyarınca, Mahkemelerce... A.Ş. hakkında icra takibinin devamına karar verilemeyeceğini, bunun dava şartı olduğunu,  Acıpayam 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/632 E. sayılı dosyası üzerinden konkordato kararı verilmesi istemli olarak açılan davada, Mahkemece 18.12.2018 tarihli tensip kararıyla, İİK'nın 294. maddesinin uygulanmasına ve... A.Ş. aleyhine icra takibi yapılması ve her türlü icra takip işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildiğinden, ihtiyati tedbir kararına aykırı olarak başlatılan icra takibinin usule aykırı ve geçersiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, 6362 sayılı Kanunun 32/(6). maddesinde, \"Kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat talebi, dördüncü fıkradaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren altı ay içinde zamanaşımına uğrar\" denmek suretiyle özel bir zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü, anılan hükümde zamanaşımı süresi altı ay olarak düzenlediğini ve zararın meydana gelmesiyle zamanaşımı süresinin başlayacağı belirtildiğini, SPK Bülteni'nin yayımlandığı 28.04.2017 tarihi itibarıyla 6 aylık zamanaşımı süresi başlamış ve davacı tarafından Kanunda belirlenen 6 aylık zamanaşımı süresi dolduktan 18 ay sonra 29.04.2019 tarihinde icra takibi başlatılmış olduğunu, Kanun hükmüne göre, ihraççı dışındaki kişilerin tahvil ihracındaki yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan zarardan sorumlu olabilmesi için kamuyu aydınlatma amacı ile düzenlenen herhangi bir belgeyi imzalamış olması gerektiğini, Sermaye Piyasası Kurulu'nun, ... A.Ş.'nin çıkardığı tahviller nedeniyle veya davacının zarar doğuran olay olarak ileri sürdüğü... A.Ş.'nin stoklarının finansal raporlarda hileli gösterilmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını tespit ettiğini, davacının dayandığı Tebliğ yürürlükten kalktığı gibi somut olaya ilişkin olmadığını, davacı nitelikli yatırımcı olduğundan, dava konusu tahvilleri, riskini bilerek satın aldığını, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla, davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının  takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirkete Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 02/01/2019 Tarihli, 2017/123 Esas sayılı kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) yetkililerinin kayyım olarak tayin edildiğini, şirketin hali hazırda Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ilgili/yetkililerinin de aralarında bulunduğu kayyum heyeti / yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, davacı ile davalı müvekkili şirket arasında imzalanan ve davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan, 01.11.2016 tarihli \"Borç Tasfiye Sözleşmesi\"nin mevcut olduğunu, işbu sözleşmenin 5. maddesinden açıkça görüleceği üzere taraflarca sözleşmeye yetki şartı konularak Acıpayam Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılındığını,  İstanbul İcra Dairelerinde başlatılan icra takibi yetkisiz yerde başlatılmış olup, huzurdaki davaya konu icra takibine bu yönden de itiraz edildiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde Acıpayam Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olup, Mahkemenin yetkisiz olduğunu, öncelikle yetki itirazı nazara alınarak dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiğini, icra takibinin açıldığı tarih itibarı ile davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerektiğini, başlatılan icra takibi incelendiğinde davacı yanın tahvil alacağı iddiası ile  2.001.562,00-TL talep ettiğinin görüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşmede de açıkça kararlaştırıldığı üzere 1.690.000,00 TL nominal değerli ... kodlu, 10.000,00 TL nominal değerli ... kodlu tahvillerden ibaret olup, toplam tahvil alacağının en fazla 1.700.000,00-TL olabileceğini, davacı, icra takibinde tahvil alacağını 2.001.562,00-TL olarak talep etmiş ise de 1.700.000,00TL yi aşan tutardaki isteme yapılan kısmi itirazın haklı olduğunu, takip öncesinde tahvil alacağı istemine 603.693,27TL faiz işletilmesinin fahiş olduğunu, icra takibi öncesinde davalı müvekkili temerrüde düşürülmediği için davacı tarafından icra takibi öncesinde işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağını, istenen faizin tarihinin belirtilmediğini, istenen oranın fahiş olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belirli olması gerektiğini, tahvil alacağı 1.700.000,00 TL olmakla icra takibindeki talebin 2.001.562,00TL olduğunu, icra takibinde kısmen itirazda bulunulmuş, müvekkili şirket tarafından sanki alacağın tamamına itiraz edilmiş gibi icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebinin haksız olduğunu  beyanla davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının  takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine  ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ... A.Ş. İle ... vekili cevap dilekçesi ile; davalı müvekkili ... Anonim Şirketi'nin (“...”) sermaye piyasalarında ve mali konularda muhasebe ve bağımsız denetim faaliyetleri hizmetleriyle iştizal eden bir şirket olup, Kurul'un gözetiminde, sermaye piyasalarındaki ilgili mevzuata ve Sermaye Piyasası Kanunu'na göre şirketlere bağımsız denetleme hizmetleri verdiğini, diğer davalı ...'nın ise ...'de şirketin ortağı olarak baş denetçi sıfatıyla görev yaptığını, müvekkili ...'in, diğer davalı olan... nezdinde 2011-2015 faaliyet dönemlerine ilişkin olarak bağımsız denetim çalışması gerçekleştirip raporun baş denetçi olan ... tarafından imzalandığını, denetim çalışmalarının...'in sunduğu mali tablo ve bilgiler üzerinde mevzuata uygun denetim prosedürleri ifa edilerek olağan şekilde yürütüldüğünü, 2015 yılı denetim faaliyetlerinin yürütülmesi esnasında müvekkili ... Şirketinin, ... yönetiminin davranışlarında farklılık ve tutarsızlıklar gözlemlediğini, ...'in Ocak 2016'da iflas erteleme talebinde bulunduğu süreçte mahkemeye sunduğu belge ve bilgilerin kendisine temin edilen belgeler ile çelişki içinde olduğunu fark ettiğini, ...'in denetim faaliyeti sırasında müvekkillerine hukuka ve gerçeğe aykırı belgeler temin ettiği tespit edilir edilmez derhal Sermaye Piyasası Kurulu'na bildirimde bulunulduğunu, buna rağmen Kurul'un 28/04/2017 tarihli bülteninde yayımladığı kararla müvekkilleri ... ve ... hakkında idari yaptırım uygulanmasına hükmettiğini, Kurul'un bu kararının iptali için Güney Bağımsız denetim tarafından Ankara 4. İdare Mahkemesi'nin 2017/2674 E. sayısına, ... tarafından ise Danıştay ... Dairesi'nin ... E. sayısına kayıtlı olarak iki ayrı dava açılmış olup bu davaların da halen derdest olduğunu, hahsi geçen davaların neticelerinden bağımsız olarak, aslen davacının uğramış olduğu bir zarar olsaydı dahi, bu zararın nedeni müvekkillerinin fiilleri değil, ...'in önceki yönetiminin suç teşkil eden davranışları olacağını, davanın haksız olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının bir zararı olmadığı gibi, zarar olsa bile davalı müvekkillerinin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının takip talebindeki talebinin tahvil ana para ve kupon ödemelerine ilişkin olduğunu, istenen alacakların borçlusunun davalı... şirketi olduğunu, tazminat talebi olmadığından takipteki taleple bağlılık ilkesi uyarınca müvekkillerinin sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın haksız fiile dayalı bir tazminat davası olarak görülebileceği kabul edilse dahi dava tarihi itibariyle doğmuş bir zararın bulunmadığını, somut olayda, icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle...'in malvarlığının takibe konu borcu rahatlıkla karşılayacak seviyede olduğunu, davacı tarafından... hakkında yapılan takibe de...'in yalnızca 1.700.000 TL'yi aşan kısım için kısmen itiraz ettiğini ve takip alacağın büyük bir kısmı yönünden takibin kesinleştiğini, dava dilekçeşinde de belirtildiği üzere davalı...'e ilk olarak 09.12.2016 tarihinde başlatılan ... soruşturmaları kapsamında TMSF kayyım olarak atanıp yöneticileri hakkında devam eden ceza davası sırasında, kayyımlık kararına itiraz üzerine kısa bir süreliğine bu karar kaldırılmış ise de bilahare Denizli 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 02/01/2019 Tarihli ve 2017/123E. sayılı dosyasından 5271 sayılı CMK'nın 133 ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesi uyarınca yeniden verilen karar ile TMSF'nin tekrar kayyım olarak atandığını, TMSF 2. Tahsilat Dairesi Başkanlığı'nın ise, 02.01.2019 tarih ve 2019/02 sayılı kararıyla... hakkında “Ticari ve İktisadi Bütünlük” kararı oluşturulduğunu, bu tedbir dolayısıyla davacının alacağını alamadığını, bu durumda tazminat isteminde bulunma koşullarının oluşmadığını, müvekkilleri yönünden icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığını beyanla davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 27/04/2022 tarih 2020/326 Esas- 2022/338 Karar sayılı kararında;\"...Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporundan anlaşıldığı gibi,... Gıda'nın tahvil ihracı için 2012 yılına ait bilanço verileri ile SPK'ya başvuru yapılıp, Kurul tarafından 31.12.2012 mali tablolar üzerinden 26.02.2014 tarihinde tahvil ihraç izni onaylandığı, davalı... Gıda tarafından yapılan ilk tahvil ihraç tarihinin 02.05.2014 olduğu, yani 2013 yılına ait davalı ... Firması tarafından hazırlanarak sunulmuş olan 30.05.2014 tarihli denetim raporundan önce arz edildiği, diğer tahvil ihraç tarihlerinin 18.11.2014 ve 19.02.2015 olduğu, bunların da 2014 yıl sonu denetim raporu açıklanmadan tahvil ihracının bitirilmiş olduğu anlaşılmıştır.Davacının nitelikli yatırımcı olduğu, davalı İş yatırım şirketinin sadece satışa aracılık yaptığı ve bir taahhüt altına girmediği, mevzuat çerçevesinde de İş yatırım şirketinin sorumluluğunu gerektirir bir durum ve kusur bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacının aldığı tahvillerin, davalı ... şirketinin Kurul Tarafından yetersiz görülen bağımsız denetim raporu çıkmadan ihraç edildiği, tahvillerin ihracında bu raporun dikkate alınmadığı, davacının da tahvilleri aldıktan sonra davalı...'in iflas erteleme talebinde bulunduğu, davalı...'in sonrasında ceza soruşturması kapsamında TMSF'ye devredildiği ve işleyen bir şirket olduğu, borçların ödenmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.SPK tarafından davalı ... ve...şirketine verilen cezanın gerekçesinin; \"... A.Ş.'nin 2012-2014 yılı finansal tabblarında yer aları stoklar kaleminin bağımsız denetiminde gerekli mesleki özen ve titizliği göstermeyen Sorumlu Ortak Başdenetçi ...'nın sermaye piyasasında bağımsız denetim yapmasının 2 yıl süre ile yasaklanmasına, ... A.Ş.'nin 2012-2014 yılı finansal raporlarında stokların hileli olarak yansıtılması nedeniyle, (varsa) zarara uğrayan yatırımcıların, genel hukuk hükümleri çerçevesinde, yasal koşulların oluşması halinde, bahse konu anılan dönem finansal raporlara mevzuata aykırılık taşkil eden bağımsız denetim raponu hazırlayan ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ... aleyhine dava açabilecekleri hususunun kamuya duyurulmasına\" şeklinde olduğu, ancak hangi yıllara ait hangi stokların hatalı sayıldığının belirtilmediği gibi ne kadarlık bir stok eksiği olduğu ve bunun şirketin mali yapısı üzerindeki etkisinin ne kadar olduğunun belirtilmediği görülmüştür.Davalı ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ...'nın sunduğu bağımsız denetim raporundan önce tahvillerin ihraç edildiği, şirketin tahvillerinin nitelikli yatırımcı olan davacı tarafça sonradan satın alındığı, ihraççı şirketin aktif olup mahkeme ve TMSF kararları nedeniyle alacağın tahsilinde gecikme yaşanmakta olduğu, geç itfa nedeniyle davacının bir zararı var ise de, zarar ile davalı ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ... eylemi arasında uygun illiyet bağı olmadığı, bağımsız denetim raporuna bakarak tahvil alım kararı vermiş olsa da, eksik stoklar nedeniyle nasıl ve ne kadarlık bir zarar oluştuğu belirlenemediğinden, davalı ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.Davalı aracı kuruluş olan... şirketi ise, sadece satışa aracılık yaptığı, herhangi bir izahname veya taahhüt imzalamadığı, dolayısıyla yatırımcıların kararı üzerinde etkili bir iş veya eyleminin olmadığı anlaşılmış ve bu davalı yönünden de uygun illiyet rabıtası tespit edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ... ile İş Yatırım şirketi hakkındaki takibinde davacının kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminatına karar verilmemiştir.Davalı ihraççı... Gıda şirketinin borçlanma senedi olan tahvil karşılığında yatırımcılardan para topladığı, senet ve bir kısım kuponların hamilinin davacı olduğu ve ödemelerin tatil edildiği, bu nedenle davacının haklı nedenle icra takibine geçtiği, iflas erteleme ve konkordato dosyalarının kapandığı, şirketin TMSF'ye devredildiği ve işleyen bir şirket olduğu, ticari bütünlük kararı uyarınca iki yılık sürenin de dolduğu, bu durumda takibe ve davamıza devam edilmesinin önünde bir engel bulunmadığı, buna rağmen davalının borcunu ödemediği, borç miktarının bilirkişi tarafından belirtilen 1.201.562.00TL asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz 563.749,00TL toplamı 2.565.311,00TL olduğu, davalı... Gıda şirketinin sadece tahvil anaparası olan 1.700.000,00TL'yi kabul edip kalanına itiraz ettiği, oysa itiraz edilmeyen kısım dışında davacının kupon anaparası 301.562,00TL ile 563.749,00TL faiz alacağının bulunduğu, bu miktarlara yönelik itirazın iptali gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,''Davacının davasının KISMEN KABULÜ ve KISMEN REDDİ ile,1-Davanın, davalılar İş Yatırım yönünden ve ... Şirketi ile ... yönünden illiyet bağı bulunmadığından REDDİNE, 2-Davanın, davalı... yönünden KISMEN KABULÜ ile, ... Sayılı dosyasında  itiraz edilmeyen kısım hariç olmak üzere, itiraza uğrayan 301.562,00 TL asıl alacak ve 563.749,00 TL işlemiş faiz yönünden itirazın İPTALİNE, Asıl alacak olan 301.562,00 TL'ye takipten itibaren avans faizi uygulanmasına, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,3-Alacak likit ve davalı... Gıda'nın itirazı haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 173.062,20 TL icra inkar tazminatının davalı...'den alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı  ... A.Ş. Vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın, tahvil yatırımı yapacağı süreçte davalı ... A.Ş. ve ... tarafından hazırlanan bağımsız denetim raporlarında yer alan bilgiler doğrultusunda yatırım tercihini davalı...’in ihraççısı olduğu tahvillerden yana kullanan müvekkilinin 2012-2013-2014 raporlarında yer alan konsolide finansal durum tablosundaki varlıklar yönünden davalı...’in müvekkilinin gerçekleştireceği yatırımı güvence altına alabileceği ve bu hususta güvenilir olduğu kanaatine varması ancak müvekkilinin işbu raporda yer alan gerçeğe aykırı bilgiler doğrultusunda gerçekleştirmiş olduğu yatırım neticesinde haksız şekilde zarara uğratılması;Sermaye Piyasası Kurulu’nun 2017/17 sayılı 28.04.2017 tarihli açıklamasında ... ve ... tarafından hazırlanan... Gıda ile ilgili 2012- 2013-2014 raporlarında kusurlu olduğu, bu yıllara ilişkin finansal tablolarında yer alan stokların hileli olarak yansıtılması nedeni ile zarara uğrayan yatırımcıların ...’a ve Sorumlu Başdenetçi ... aleyhine dava açılabileceğini kamuoyuna duyurulmuş olması; aynı kararda Kurul'un ... ve ...'na ayrı ayrı para cezası verilmesine ve ...'nın sermaye piyasasında bağımsız denetim yapmaktan 2 yıl süreyle yasaklanmasına hükmedilmiş olması; bu karara itiraz etmek için ...'nın Danıştay 13. Daire Başkanlığı'nda açmış olduğu davanın reddedilmesi ve söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun kararı ile kesinleşmiş olması; ...'ın da SPK işlemine karşı Ankara 4. İdare Mahkemesi'nde açmış olduğu davanın reddedilmiş olması;Dava dosyasında mübrez 2014 yılı bağımsız denetim raporu incelendiğinde ve Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/29 dosya no'lu davadaki Kayyum Raporu'nda yer alan veriler ile karşılaştırıldığında 2014 bağımsız denetim raporununun stok kalemindeki hatanın boyutunun...'in toplam tahvil ihraç tutarı olan 100 milyon TL civarında olması ve davacının tahvil alımlarının neredeyse tümünü teşkil eden ... ihracınıın tutarının ise çok üzerinde olması ve bu nedenle İlk derece mahkemesi kararının aksine stoklardaki hatanın boyutunun müvekkilinin zararına sebep olabilecek boyutta olduğunun aşikar olması;Dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporlarının her ikisinin de hem müvekkilinin zararını kesin olarak tespit etmekle kalmayıp davalıların bu zarardan sorumlu olduklarını net olarak ortaya koymuş olması; bilirkişi heyet raporunda \"...'in ve...'nın zarardan müteselsilen sorumlu olduğu\"nun açıkça belirtilmiş olması; davalıların itirazı üzerine tevdi edilen bilirkişi heyeti ek raporunda ise ...'in \"gerekli özeni gösterip göstermediği ve denetim raporlarundan sorumlu olup olmadığı\" hususunun Mahkemeye bırakılacağı belirtilmiş olsa da bu hususların da 28.04.2017 tarihli Kurul açıklaması ve ilgili kanun hükümleri çerçevesinde sarih olması; dava konusu 2. ve 3. ihraçlar gerçekleşmeden önce Kurul tarafından daha sonra hileli bulunan 2013 raporunun yayınlanmış olması, müvekkili tahvil alımını yapmadan önce de yine Kurul tarafından hileli bulunan 2014 raporunun yayınlanmış olması ve müvekkilin yatırım kararını bu raporları da dikkate alarak yapmış olması, yani hileli raporlamanın 3 yıl boyunca devam etmiş olması;... ve ... tarafından hazırlanan...’in finansal durumunun güvenilir ve söz konusu tahvillere ilişkin gerçekleştireceği kupon ve anapara ödemelerinde yatırımcılara ödeme yapabilecek güçte olduğunu düşündüren, Kurul’un ifadesi ile hileli raporda...’in gerçek varlık ve finansal değerleri yer alsaydı müvekkilinin tahvil yatırım tercihini zaten...’ten yana kullanmayacak olması ve hatta söz konusu tahvil ihraçlarının Kurul tarafından muhtemelen baştan beri onaylanmayacağı ve bu nedenle davaya konu tahvillerin ihracının dahi söz konusu olmayacağı ve bu nedenle davacının tahvil alımının ve sonrasında oluşan zararın zaten mümkün olamayacağı, kaldı ki Kurul’un tahvil ihraç izninin, Kurul tarafından hileli bulunan ... ve ... tarafından hazırlanan 2012 raporu üzerinden hazırlanmış olması;Bağımsız denetim kuruluşlarının hazırlamış oldukları raporların mevzuata aykırılığı ve yanlış, eksik ve yanıltıcı bilgi içermesi nedeni ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun hükümleri çerçevesinde meydana gelen zarardan hukuken sorumlu olması;Kanun’un konusu hükümleri uyarınca mevzuata aykırı şekilde rapor hazırlanması veya raporda yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgi bulunması halinde bağımsız denetim kuruluşlarının ve raporda imzası yer alan kişilerin sorumlu olacağının hüküm altına alınmış olması;Özel sektör borçlanma araçlarına ilişkin borçlanma işlemlerine aracılık eden ve davalı...’in söz konusu tahvillerine ilişkin olarak aracı kurum konumunda olan ... A.Ş.’nin de (“İş Yatırım”) Kanun’un 14. maddesi, 10. maddesinin birinci fıkrası ve 32. maddesinin birinci fıkrası gereği kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmaması nedeniyle ortaya çıkacak zararlardan dolayı ihraççı, halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, garantör, ihraççının yönetim kurulu üyeleri, bu belgeleri imzalayanlar veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişilerin sorumlu olması, sebepleriyle hukuka aykırı olup işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretlerinin hasıl olduğunu;İlliyet bağının olmadığını kabul etmenin mesnetsiz olduğunu, ortada hileli olduğu kesin mahkeme kararıyla kabul edilmiş hileli bir rapor, bu rapora dayanarak ihraç edilmiş tahviller ve tahvil alımı sonucu zarara uğramış bir yatırımcı ve bilirkişi raporu ile tespit edilmiş bir zararın söz konusu olduğunu, ... ve ...'nın hukuka aykırı şekilde hazırladığı bağımsız denetçi raporlarında...’in 2012-2014 yıllarına ilişkin finansal tablolarında yer alan stokların gerçeğe aykırı ve Kurul’un ifadesiyle \"hileli\" olarak gerçeğinden ve hatta ihraç edilecek tahvil tutarından dahi fazla gösterildiğinin gerek dosyada mübrez deliller gerekse de SPK kararıyla sabit olduğunu; Bu sebeple Sermaye Piyasası Kurulu’nun (“Kurul) 2017/17 sayılı 28.04.2017 tarihli açıklamasında ... ve ... tarafından hazırlanan... Gıda ile ilgili 2012-2013-2014 raporlarında kusurlu olduğunun açıklandığını, Kurul’un...’in 2012-2014 yıllarına ilişkin finansal tablolarında yer alan stokların hileli olarak yansıtılması nedeni ile zarara uğrayan yatırımcıların ...’a ve Sorumlu Başdenetçi ... aleyhine dava açılabileceğinin SPK tarafından kamuoyuna duyurulduğunu, müvekkilinin bağımsız denetim raporlarının hileli olduğu ve gerçeği yansıtmadığını öğrenmesinin bu vesileyle olduğunu;Müvekkilinin söz konusu bağımsız denetim raporlarında yer alan verilere güvenerek söz konusu tahvil alımını yaptığını ve tahvillerin kupon ödeme ve itfaları gerçekleşmediğinden dosyada mübrez bilirkişi raporları ile müvekkilinin 2.565.311 TL zararının olduğunun tespit edildiğini, özetle, davaya konu hileli raporlardan 2012 raporu ile SPK’dan ihraç onayı alınmış ve devamında diğer hileli 2013-2014 raporlarının da diğer ihraçlar gerçekleşmeden ve müvekkili tarafından tahvil alımları yapılmadan önce yayınlanmış olduğunu;Davalı ... ve ... tarafından hazırlanan raporlarda tahvil ihraççısı...’in stoklarının arttığının net bir şekilde görüldüğünü, bu raporlar uyarınca...’in mali durumu ne olursa olsun yalnızca stoklarının dahi tahvilleri itfa edebilecek imkanı olduğunu yansıttığını, ihraç edilen tahvil tutarı 100.000.000 TL olup şirketin sadece stoklarının 167.000.000 TL’den fazla olması ve stokların yıllar içinde artış göstermesinin müvekkili nezdinde... tahvillerinin yatırım yapılabilir olduğu izlenimi uyandırdığını, ...’in gerçek varlık ve finansal durumunun yatırımcılardan gizlendiğini; Söz konusu tahvillerin ihraç izninin SPK tarafından, ... ve ... tarafından hazırlanan 2012 raporuna dayanarak verildiğini, devamında 2013-2014 hileli raporlarında stokların hileli şekilde gösterilmeye devam ettiğini, bağımsız denetim raporundan alınan ekran görüntüleri ile sabit olduğu üzere...'in ihraç edilecek tahvil tutarı kadar ve çok daha fazlası değerinde stoka sahip olmasaydı (stoklar... bilançosunun yaklaşık %35’ine denk gelmektedir) SPK tarafından tahvil ihraç izni verilmeyeceğini söylemenin hayatın olağan akışa uygun ve yerinde bir tespit olacağını, söz konusu hileli rapor olmasaydı davaya konu tahvillerin ihraç dahi edilemeyeceğini, devamında 2013 ve 2014 raporlarında şirketin stokları ve mali durumunun hileli olarak gösterilmeye devam etmeseydi ikinci ve üçüncü ihraç yatırımcılarının bu tahvilleri almayacağını;100 milyon TL’lik tahvil çıkaran bir şirketin stok değerinin SPK’nın ifadesi ile hileli olarak yukarıda belirtildiği biçimde önemli ölçüde farklı gösterilmesinin sadece müvekkili değil bu tahvile yatırım yapan tüm yatırımcılar nezdinde şirketin bu tahvillere ilişkin ödemeleri yapacağı inancını oluşturduğunu, gerçekte var olmayan stokları varmış gibi yansıtan ve bunu 3 yıl üst üste yapmaya devam eden bir denetim raporu ile zarar arasında daha fazla nasıl bir illiyet bağı kurulabilir sorusunun cevabını mahkemenin takdirine bıraktıklarını;Mahkemenin zararın tespit edilemediği gerekçesinin dosyada yer alan bilirkişi raporları mübrezken kabul edilemez olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile de haklılıklarının ispatlandığını, bilirkişi kök raporu ve bilirkişi ek raporunun her ikisinin de müvekkilinin zararı kesin olarak tespit edilmekle kalmayıp ... ve ...'nın bu zarardan sorumlu olduklarını da net olarak ortaya koyduğunu, bilirkişi kök raporunda, Kanun’un 32. maddesinin kamuyu aydınlatma belgelerindeki sorumluluğu düzenlediği, kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanların veya bu belgeleri kendi adına imzalanan tüzel kişilerin bu belgelerde yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsil sorumlu olacağı, 32/2’ye göre bağımsız denetim kuruluşları gibi kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumların da bu hüküm uyarınca sorumlu olacağının belirtildiğini;Davalıların itirazları üzerine alınan bilirkişi ek raporunda ise ...'ın \"gerekli özeni gösterip göstermediği ve denetim raporlarından sorumlu olup olmadığı\" hususunun Mahkemeye bırakılacağı kanaatine varılmışsa da, Bilirkişi Ek Raporu’nda ikinci ve üçüncü tahvil ihraçlarının 18.11.2014 ve 19.02.2015 olduğu dikkate alındığında bağımsız denetim kuruluşlarının hazırlamış oldukları raporlarla Kanun’un 32/2. maddesinde yer alan “bu kanun hükümleri çerçevesinde” ifadesini, aynı maddenin 1.f. atıfla düzenledikleri raporla aynı kapsamda sorumlu olacakları, yatırımcıların maruz kalacağı zarardan müteselsilen sorumlu olacaklarının hükme bağlandığının tespit edildiğini;Bilirkişi ek raporunda davacının tahvil alım kararı verdiği zamanlarda... Gıda ile ilgili gelişmeler ne olursa olsun, nitelikli bir yatırımcı olan davacının alım kararının ... ve ... tarafından hazırlanan ve Kurul tarafından kusurlu bulunan 2012-2013-2014 bağımsız denetim raporlarındaki analitik verilere dayanmasının doğal olduğunu, davalılardan ...'nın SPK’nın söz konusu idari para cezası ve kararına karşı iptal davası açtığını ve bu davanın reddedildiğini ve kesinleştiğini, ...'ın da aynı şekilde işlemin iptalini dava ettiğini ve ilk derece mahkemesinde davanın reddolunduğunu, bu davaların sonucu davalıların \"bağımsız denetimde gerekli mesleki özen ve titizliği göstermediği\" hükmünde olduğunu;Davalı ...’nın SPK işlemlerine karşı iptal davası açtığı,Danıştay 13. Dairesi'nin 2017/2073 E. 2020/413 K. sayılı karar ile davanın reddedildiğini, kararın ... tarafından temyiz edildiği ve Danıştay İdari Dava Diareleri Kurulu’nun 2020/2800 2022/1061 K. kararı ile ...’nın temyiz itirazlarının reddedildiği ve kararın kesinleştiğini, aynı şekilde ... tarafından aynı SPK işleminin iptaline karşı açılan davanın da Ankara 4. İdare 2017/2674 E. dosyasından görüldüğü ve davanın reddedildiğini, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2020/2800 2022/1061 K. kararı yarınca SPK’nın ... ve ... yönünden vermiş olduğu kararın hukuken kesinleştiğini, davalı ... ve...'ın hileli bir rapor düzenlediklerinin, bağımsız denetimde gerekli mesleki özen ve titizliğin gösterilmediğinin, SPK’nın bundan zarar gören yatırımcıların zararlarını talep edebileceklerine ilişkin kararının da kesinleştiğini, davalıların sorumluluğunun SPK kararıyla tespit edildiğini, açtıkları davaların reddedildiğini, kararlar kesinleşmiş iken davalılardan ... ve ...’ın hiç sorumluluğunun olmadığına karar vermenin de hukuken mümkün olmadığını;Bağımsız denetim kuruluşlarının hazırlamış oldukları işbu raporların mevzuata aykırılığı ve yanlış, eksik ve yanıltıcı bilgi içermesi nedeni ile Kanun hükümleri çerçevesinde meydana gelen zarardan hukuken sorumlu olduklarını, bununla beraber hükümde sorumlular bakımından bir sınırlama yapılmadığını, raporları hazırlayan her kişi ve kurumun sorumlu tutulduğunu, söz konusu hükümler uyarınca, mevzuata aykırı şekilde rapor hazırlanması veya raporda yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgi bulunması halinde bağımsız denetim kuruluşlarının ve raporda imzası yer alan kişilerin sorumlu olacağının hüküm altına alındığını;Mahkemenin kararında “…zarar ile davalı ... A.Ş. ve Sorumlu Ortak Başdenetçi ... eylemi arasında uygun illiyet bağı olmadığı, bağımsız denetim raporuna bakarak tahvil alım kararı vermiş olsa da, eksik stoklar nedeniyle nasıl ve ne kadarlık bir zarar oluştuğu belirlenemediğinden…” gerekçesiyle ... ve ... yönünden davayı reddettiğini, mahkemenin gerekçesinin kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu, mahkemenin bir yandan müvekkilinin bağımsız denetim raporuna bakarak tahvil alım kararı verdiğini kabul ederken diğer yandan arada illiyet bağı olmadığına karar vermesinin başlı başına bozma sebebi olması gerektiğini, yukarıda izah edilen ve mahkemece de kabul edildiği üzere eğer ki denetim raporu bu şekilde hileli olmasaydı SPK'nın tahvil ihracına izin dahi vermeyeceğini;Bir an için mahkemenin “eksik stoklar nedeniyle nasıl ve ne kadarlık bir zarar oluştuğu belirlenemediği” gerekçesi doğru dahi kabul edilse, bu gerekçenin de kendi içinde çelişkili olduğunu, mahkeme bir yandan eksik stok nedeniyle bir zarar oluştuğunu kabul ederken diğer yandan zararı tespit edemediğinden ... ve ...’nın tümden sorumsuz olduğuna karar vermesinin hukuken mümkün olmadığını, üstelik mahkemenin belirtilen bağımsız denetim finansal raporları, kayyum raporları ve diğer farklı kaynakların incelenmesi neticesinde gerek hatanın boyutunu, gerekse bunun davacının zararında ne derecede etken olduğunu belirlemek için bir incelemeye hükmetme olanağı varken bunu yapmamış olmasının \"eksik inceleme\" nedeniyle zaten başlı başına bir bozma sebebi teşkil ettiğini; Davalı İş Yatırım söz konusu mevzuata aykırı düzenlenen denetçi raporunda yer alan gerçeğe aykırı bilgileri araştırmadığından ve bu hususta yatırımcıları korumak yönünde gerekli önlemleri ve şeffaflığı yaratmadığından kanun gereği özen yükümlülüğü çerçevesinde müvekkilinin zararından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, İlk derece mahkemesi kararında; davalı aracı kuruluş olan ...’ın sadece satışa aracılık yaptığına, herhangi bir izahname veya taahhüt imzalamadığına, dolayısıyla yatırımcıların kararı üzerinde etkili bir iş veya eyleminin olmadığına kanaat getirerek... yönünden de uygun illiyet bağı tespit edilemediğinden davanın reddine karar vermişse de, ilk derece mahkemesinin bu kararının da hukuka aykırı olduğunu, aracı kurum, Kanun’un 3. maddesinin 1/a hükmüne göre yatırım hizmet ve faaliyetlerinden sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin alınması ve iletilmesi, sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin müşteri adına ve hesabına veya kendi adına ve müşteri hesabına gerçekleştirilmesi, sermaye piyasası araçlarının kendi hesabından alım ve satımı, sermaye piyasası araçlarının halka arzında yüklenimde bulunularak satışa aracılık edilmesi, sermaye piyasası araçlarının halka arzında yüklenimde bulunmaksızın satışa aracılık edilmesi hizmetleri gerçekleştirmek için münhasıran olmak üzere Kurul tarafından yetkilendirilen yatırım kuruluşunu ifade ettiğini;Kanun’un 14. maddesi, 10. maddesinin birinci fıkrası ve 32. maddesinin birinci fıkrası gereği kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin gerçeği yansıtmaması nedeniyle ortaya çıkacak zararlardan dolayı ihraççı, halka arz edenler, ihraca aracılık eden lider aracı kurum, garantör, ihraççının yönetim kurulu üyeleri, bu belgeleri imzalayanlar veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişilerin sorumlu olduğunu, kamuyu aydınlatma belgesinden sorumlu olanların başında ihraççının geldiğini, bir diğer sorumlunun ise halka arz eden olduğunu, aracı kurumun,kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan bilgilerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırmak zorunda olduğunu, aracı kurumun, bilgilerin dayanağı olan ticari defter ve belgeleri incelemek, doğruluklarını tespit etmek hususunda gerekli özeni göstermesinin beklendiğini; Ayrıca Aracı Kurumlarının Faaliyet İlkeleri ve Tabi Oldukları Yükümlülükler Kuruluş Tebliği’nin 24. maddesi uyarınca aracı kuruluşların yatırım hizmet ve faaliyetlerinin sürdürülmesi esnasında; faaliyetlerini müşteriyle imzalanan çerçeve sözleşmede belirtilen esaslar, müşteri emrini en iyi şekilde gerçekleştirme yükümlülüğü ile özen ve sadakat borcu çerçevesinde yürütmeleri, faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında basiretli bir tacir gibi davranmaları, işin gerektirdiği mesleki dikkat ve özeni göstermeleri, bu kapsamda gerekli önlemleri almaları, faaliyetlerini sürdürmeleri için sahip oldukları kaynakları etkin bir biçimde kullanmaları, müşterileriyle olan ilişkilerinde kaydi sistem ve yatırımcıyı korumaya ilişkin diğer düzenlemeler ile müşteriyi ilgilendiren tüm konularda yeterli bilgilendirme ve şeffaflığı sağlamaları gerektiğini;Aracı kurum olan Davalı ...’ın mevzuata aykırı düzenlenen denetçi raporundaki gerçeğe aykırı bilgileri özen yükümlülüğü kapsamında araştırması ve yatırımcıyı korumaya yönelik bilgilendirme yapması ve şeffaflık sağlaması gerekirken işbu özen yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkili gibi söz konusu tahvil yatırımcılarının zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, hal böyle iken İş Yatırım’ın da diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, günümüzde güven kurumları haline gelmiş bağımsız denetçi ve aracı kurumların, ihraççı tahvillerinde meydana gelen temerrüde ilişkin olarak, ihraççı ile birlikte en ufak kusurlarından dahi sorumlu oldukları ilgili mevzuat gereği sabit olup somut olay bakımından müvekkilinin söz konusu tahviller nedeni ile uğramış olduğu zararın tazmin edilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilmiş kararın kısmen reddolunan kısmının kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının ... sayılı dosyası üzerinden... A.Ş., ...A.Ş., ... ve müvekkil Şirket ... A.Ş. aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine vaki itiraz üzerine İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/326 E. sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali davasında müvekkili şirket yönünden usul ve yasaya uygun olarak davanın reddine karar verildiğini ancak müvekkili şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Kanunu ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı olduğunu;Yerel Mahkemenin 27.04.2022 tarihli, 2020/326E. ve 2022/338 K. sayılı kararının hüküm bölümünde \"1- Davanın, davalılar ... yönünden ve ... Şirketi ile ... yönünden illiyet bağı bulunmadığından REDDİNE,...7- Red edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 110.719,59 TL Tl Vekalet ücretinin davacıdan alınarak 5.991,64 TL'sinin davalı... Gıda'ya, gei kalan 104.727,95 TL'nin ise davalılar ..., ...ve ...'e eşit oranda verilmesine...\" şeklinde hüküm kurulduğunu, anılan kararın müvekkili şirket yönünden davanın reddine dair kısmı usul ve yasaya uygun olmakla birlikte vekalet ücretine ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğunu;Davacının itirazın iptali davasında müvekkili aleyhine 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunundan (md.14,10,32) doğan yükümlülükleri ihlal ettiğini ileri sürerek Kanundan doğan borç iddiası ile... A.Ş.'ye tahvil ve kupon borcunu ödememesi nedeniyle sözleşmeden doğan borç iddiası ile, ... ve ... A.Ş. ile ...'na haksız fiilden doğan borç iddiası ile itirazın iptali davası açtığını;Davanın müvekkili yönünden müvekkilin Kanundan doğan borcu bulunmaması sebebiyle ve ... ve ... A.Ş. ile ... yönünden haksız fiilden doğan borçlarının bulunmaması sebebiyle reddedildiğini; ... A.Ş. yönünden ise sözleşmeden doğan borç nedeniyle kısmen kabul edildiğini; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinde \"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.\" şeklinde hükmün yer aldığını, anılan hüküm uyarınca birden fazla davalı olması ve her biri hakkındaki davanın reddi sebeplerinin ayrı olması halinde her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini;Davacı tarafından her bir davalı aleyhine farklı hukuki sebeplere dayanılarak itirazın iptali davası açıldığından ve İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından her bir davalı yönünden farklı hukuki sebeplere dayanılarak davanın reddine karar verildiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca her bir davalı yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle HMK'nın 353/1/b/2.maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmaksızın anılan hususun düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli 2020/326 E. ve 2022/338 K. sayılı kararının yargılama yapılmadan vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... Gıda San. ve Tic.  A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olup aşağıda ayrıntılı olarak izah edeceğimiz nedenlerle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde söz konusu kararın kaldırılmasını talep etiklerini; müvekkili şirketin 1.700.000,00 TL  haricinde davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede de açıkça 1.690.000,00 TL nominal değerli ... kodlu, 10.000,00 TL nominal değerli ... kodlu tahvillerden ibaret olup, toplam tahvil alacağının en fazla 1.700.000,00 TL olduğunu; Davacı yanın dava dilekçesinin 9. Sayfasında da tahvil yatırımlarının 1.690.000,00 TL ve 10.000,00 TL nominal değerli tahvillerden ibaret olduğunun açıkça ikrar edildiğini, dosya kapsamında tanzim olunan raporlarda nasıl ve ne şekilde hesaplama yapıldığının anlaşılamadığını, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında ise \"..borç miktarının bilirkişi tarafından belirtilen 1.201.562.00TL asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz 563.749,00TL toplamı 2.565.311,00 TL olduğu...\" ifade edilmişse de buna istinaden hiçbir gerekçe ve izahat  sunulmadığının açıkça görüldüğünü, Yerel Mahkeme tarafından eksik inceleme ve araştırma ile hatalı bir biçimde hüküm kurulduğunu, davacı yanın temellendiremediği 301.562,00 TL meblağındaki asıl alacak iddiasının kabulü yönünde verilen karar, hukuki temelden ve  dayanaktan yoksun olup bu nedenle usul ve yasaya aykırı düştüğünü;Davacı yanın faiz talebi bakımından ise Yerel Mahkeme tarafından \"Kupon ödeme günleri ve tahvil itfa günü önceden belirlenmiş ve kesin bir vade olduğundan, borçlunun belirlenen tarihte ödeme yapmaması ile mütemerrit olacağı sabittir. Davalı borçlu tacir olduğu ve iş bir ticari iş olduğundan avans faiz istenmesine engel bulunmamaktadır. Bu durumda, vadeden takip tarihine kadar avans faizi istenmesi yerinde olup, bilirkişi tarafından bu miktar 563.749,00TL olarak hesaplanmıştır\" şeklindeki gerekçeye dayanarak  563.749,00 TL faiz alacağının kabulü yönünde karar verildiğini, Yerel mahkeme kararının bu açıdan da kabul edilebilir olmadığını, davacı tarafından icra takibi öncesinde müvekkili şirket temerrüde düşürülmemiş olup bu nedenle icra takibi öncesinde işlemiş faiz talebinde bulunulmasının hakkaniyete aykırı düşeceğini, öte yandan Yerel Mahkeme tarafından avans faizine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, hükmedilen faiz oranı fahiş olup müvekkili şirketin mağduriyetine sebep olacağını;Yerel Mahkeme tarafından 27.04.2022 tarih, 2020/326 E. ve 2022/338 K. sayılı karar ile 301.562,00 TL asıl alacak ve 563.749,00 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline karar verildiğini ve %20 üzerinden hesaplanan 173.062,20 TL icra inkar tazminatına hükmedildiğini, icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, iddia edilen hak ve talep tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, Yerel Mahkeme tarafından dava konusu uyuşmazlıkta icra inkar tazminatına hükmedilmesinin bu nedenle doğru olmadığını;Öte yandan icra inkar tazminatının ancak asıl alacak bakımından söz konusu olabileceğini, işlemiş faiz isteği yönünden ise icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, buna rağmen Yerel Mahkeme tarafından  563.749,00 TL işlemiş faiz yönünden de icra inkar tazminatına hükmedildiğini, işlemiş faiz yönünden icra inkar tazminatının kabul edilmesi mümkün olmayıp bu yönüyle de hukuka aykırı olarak tesis edilen işbu karara itiraz ettiklerini beyanla İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27.04.2022 tarih, 2020/326 E. ve 2022/338 K. sayılı kararının kaldırılarak müvekkili şirket bakımından davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının satın aldığı, davalı ... A.Ş. tarafından ihraç edilen tahvillere ilişkin kupon ve ana para ödemelerinin anılan şirket tarafından yapılmaması nedeniyle uğranılan zararın davalılardan müteselsilen tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın davalı ... A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından, diğer davalıların da zarardan sorumlu oldukları; davalı ... A.Ş. vekili tarafından, müvekkili aleyhine hükmedilen asıl alacak, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatının hatalı olduğu ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından, müvekkili lehe hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğundan bahisle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; Mahkemece, davalılar ... A.Ş. ile davalılar ... A.Ş. ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili her üç davalının da zararın oluşumunda kusurlu olduklarının sabit ve zarardan sorumlu olduklarını beyan ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davacının, davalı ... A.Ş. tarafından izahname düzenlenmeksizin, SPK'nın 27/02/2014 tarihli onay kararı ile 02/05/2014, 18/11/2014 ve 19/02/2015 tarihlerinde nitelikli yatırımcılara ihraç edilmek üzere çıkardığı tahvillerden satın aldığı, davacı tarafından dava dilekçesi, dosya kapsamına sunulan diğer beyan dilekçeleri ve istinaf dilekçesinde tahvillerin hangi tarihte alındığı beyan edilmemekle birlikte, hükme esas alınması gerektiğini iddia ettiği bilirkişi ek raporunda... A.Ş. tarafından gönderilen 07/01/2021 tarihli yazı cevabında bulunan hesap bilgisi uyarınca, davacının tahvilleri aldığı tarihin 29/02/2016 olarak tespit edildiği, bu tespite karşı davacının herhangi bir itirazının olmadığı, davacının dava dilekçesinde, davalılar ... A.Ş. ile ... yönünden davasının temelini, adı geçen davalılar tarafından düzenlenmiş bağımsız denetim raporu esas alınmak suretiyle yatırım yaptığı, bu raporda konsolide finansal durum tablosundaki varlıklar yönünden yanlış ve hileli bilgilere yer verildiği, bu kapsamda yapacağı yatırımın güvence altında olduğu konusunda yanıltıldığından bahisle Sermaye Piyasası Kanunu'nun 32 ve 63. maddeleri ile haksız fiil hükümlerine dayandırdığı, davalı ... A.Ş. ile davacı arasında 01/11/2016 tarihli borç tasfiye protokolünün imzalandığı ancak davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı, davalı... hakkında bu davaya konu icra takibinden önce açılmış bir icra takip dosyası, alınmış bir aciz vesikasının bulunmadığı, yine davalı... hakkında Sermaye Piyasası Kurulu tarafından iktisadi bütünlük kararının alındığı anlaşılmıştır.Sermaye Piyasası Kanunu'nun \"Kamuyu aydınlatma belgelerinden sorumluluk\" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında; 10uncu madde çerçevesinde, aynı maddede sorumlu olduğu belirtilen kişiler ile mevzuat uyarınca izahname, pay alım tekliflerinde hazırlanan bilgi formu, özel durum açıklaması, birleşme ve bölünme işlemlerinde hazırlanacak duyuru metinleri, borsada işlem görme duyurusu ve finansal raporlar gibi Kurulca kamuyu aydınlatma amacı ile düzenlenmesi öngörülen sair kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanlar veya bu belgeler kendi adına imzalanan tüzel kişiler, bu belgelerde yer alan yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden kaynaklanan zararlardan müteselsilen sorumludur.\" düzenlemesi, ikinci fıkrasında; \"Bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme kuruluşları gibi kamuyu aydınlatma belgelerinde yer alan veya bu belgelere dayanak olmak üzere hazırlanan raporları hazırlayan kişi ve kurumlar da bu Kanun hükümleri çerçevesinde sorumludur\" düzenlemesi, 63. maddesinde ise; \"Bağımsız denetim kuruluşları, görevlerinin kapsamıyla sınırlı olmak üzere, denetledikleri finansal tablo ve raporların mevzuata uygun olarak denetlenmemesi nedeniyle doğabilecek zararlardan raporu imzalayanlarla birlikte sorumludur. Bağımsız denetim kuruluşları ile derecelendirme ve değerleme kuruluşları, faaliyetleri neticesinde düzenledikleri raporlarda yer alan yanlış ve eksik bilgiler dolayısıyla neden oldukları zararlardan sorumludurlar.\" düzenlemesi yer almaktadır. Açıklanan yasa maddeleri uyarınca bağımsız denetim kuruluşlarından tazmin talebinde bulunulabilmesi için, öncelikle bir zararın olması ve bu zararın bağımsız denetim kuruluşunun düzenlediği raporda yer alan yanlış veya eksik bilgiden kaynaklanması gerekmektedir.Somut olayda; davacının iddiası davalılarca hazırlanan bağımsız denetim raporunda yer alan dönen ve duran varlıklara ilişkin bilgilerin yanlış olduğu, esasen davalı şirketin bahsedilen nitelik ve nicelikte varlığa sahip olmadığı, bu nedenle yatırım yaparken yanıltıldığı, almış olduğu tahvillere ilişkin ana para ve kupon ödemelerinin yapılmaması sebebiyle zarara uğradığıdır.Davacının icra takip talebinde talep ettiği toplam 2.001.562 TL asıl alacaktan 1.700.000 TL'si davalı... tarafından kabul edilmiş olup yasal olarak söz konusu alacağın sorumlusu ihraççı şirket olan davalı ... A.Ş.'dir. Davacının davalılardan bir zarar talebinde bulunabilmesi için, davalı...'den olan alacağını tahsil edememesi veya tahsil edemeyeceğinin kesin olarak tespit edilmiş olması gerekir. Az yukarıda izah edildiği üzere davacı tarafından bu davaya konu takipten önce davalı...'e karşı açılmış bir takip, alınmış bir aciz vesikası bulunmamaktadır. SPK tarafından verilen ticari ve iktisadi bütünlük kararı nedeniyle, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134/5. maddesi uyarınca 2 yıl süre ile davalı... hakkında takip yapılamayacak olduğundan, davacı tarafından bu sürenin beklenmesi, SPK tarafından verilen kararın kaldırılması veya davalı şirketin satışına karar verilmesi haline göre yasal işlemlerin yürütülmesi ve alacak tahsil edilemez, edilemeyeceği kesin olarak tespit edilir ise zarar meydana geleceğinden davalılara karşı talep yöneltilmesi gerekmektedir. Dolasıyla davacının, takip ve dava tarihi itibariyle mevcut bir zararından bahsedilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte tahvillerin davacının portföyüne girdiği 29/02/2016 tarihinden önce, 27/01/2016 tarihinde davalı... tarafından iflas erteleme talebinde bulunulmuş, Mahkemece davalı şirket hakkında iflas erteleme kararı verilerek şirkete kayyım atandığı 01/02/2016 tarihinde ...'da duyurulmuş, 11/02/2016 tarihinde ... A.Ş. tarafından davalı...'e ait ve satışı yapılan tahvillerin borsa kotasyonundan çıkarıldığı ...'da duyurulmuş 02/02/2016 tarihinde davalı... tarafından ...'da, yatırımcılara yapılacak kupon ödemelerinin yapılamadığı bilgisinin açıklanmış olması karşısında, davacının nitelikli yatırımcı olarak tahvil alımını, yalnızca davalılarca düzenlenen bağımsız denetleme raporuna göre yaptığı ve ...'da yapılan açıklamaların hiçbirisinin söz konusu yatırım kararını etkilemediği, bu nedenle bir zarara uğradığı da kabul edilemeyecektir. Bu nedenle Mahkemece verilen karar isabetli olup davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Her ne kadar dava dilekçesinde davalı ... A.Ş. aleyhine açılan dava ...'nın 10. maddesinde dayandırılmış ise de, somut olayda izahname düzenlenerek halka arz söz konusu olmadığından anılan maddedinin uygulanması söz konusu değildir.Davalı hakkında ancak ...'nın 32/1. maddesinin uygulanması mümkün olup, bu maddede sorumluluk atfedilen kişilerin, Kurulca kamuyu aydınlatma amacı ile düzenlenmesi öngörülen sair kamuyu aydınlatma belgelerini imzalayanlar olduğu ve davalı tarafından bu şekilde bir belge imzalanmadığından sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, bu minvalde  Mahkemece verilen karar doğru olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun tümü ile haksız olduğu anlaşılmıştır.Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi;  Davacı tarafından icra takip talebinde 2.001.562 TL asıl alacak talep edilmiş,Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacıya ait yatırım hesabı üzerinde yapılan inceleme neticesinde, yapılması gereken ana para ve kupon ödemelerinin toplamının talep edildiği gibi 2.001.562 TL olduğu tespit edilmiş olduğundan, Mahkemece asıl alacak yönünden davanın tümden kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacının aldığı tahviller üzerinde vade tarihleri bulunmakta olup, belirli olan bu vade tarihlerinin geçmesi ile birlikte ödeme yapmayan davalı temerrüde düştüğü ve söz konusu alacak ticari nitelikte bir alacak olduğundan bilirkişi raporunda, tahviller üzerinde yazan vade tarihinden itibaren yürürlükte olan avans faiz oranına göre temerrüt faizi hesaplanması ve Mahkemece bu hesaplamanın hükme esas alınması da isabetli olmuştur. Her ne kadar davacı tarafça takipte talep edilen asıl alacağın 301.562 TL'lik kısmı ile işlemiş faize itiraz edilmiş ise de, davacı tarafından yapılan ödemeler, tahvillerdeki vade tarihleri ile bu tarihlerdeki avans faiz oranlarına göre talep edilebilecek asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı her iki taraf için de muayyen ve itiraz haksız olduğundan,Mahkemece İİK'nın 67/2. maddesinde belirtildiği üzere hükmolunan tüm bedel üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmıştır.Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesi ile; müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, dava dilekçesi ile davalı ... A.Ş. ile davalılar ... A.Ş. ve ... aleyhine Sermaye Piyasası Kanunu'ndan doğan sorumluluk iddiası ile dava açıldığı, Mahkemece her üç davalı yönünden de anılan kanun uyarınca sorumluluklarına gidilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olduğu, bu itibarla haklarında açılan davada red gerekçesi ortak olduğundan üç davalı aleyhine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı, davalı  ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı, Davalı ... A.Ş. ve Davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan ve davalı ... A.Ş.'den ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan ve davalı ... A.Ş.'den ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 59.109,39 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 14.777,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.332,04‬ TL'nin  davalı ... A.Ş.'den  tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1.maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0842d64ee75e86f5","SID":"6a4f507b20db9093"}}