{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/60 <br>KARAR NO:2025/481<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/07/2021 <br>NUMARASI:2018/264  E. -  2021/702  K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; \"Davacı şirketin, davalı şirketin ... Mahallesinde acentesi olarak görev yaptığını, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca acente tuttuğu iş yerlerinin giderleri \"Devir Masraf Tutanağı (Tutarı)\" adı altında karar alınmış olup fiili uygulamada da bu şekilde ödemeler gerçekleştirdiğini, ancak zamanla bu ödemelerin davalı yanca eksik karşılanmaya başlanıldığını, kargo ücretlerinin şirkete ulaştırılmasında en ufak bir gecikmede hak edişlerinden kesildiğini, kapıda teslim kargolarda davalı tahsilatlar yapmış ancak ücretlerini ödemediğini, davacı uygulamaları VUK. hükümlerine aykırı olarak hiçbir fatura düzenlenmediğini, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davadaki talep sonucunun açıkça yazılmadığını, şirketlerinin defterinin delil olarak kararlaştırıldığını, davacının acentelik ilişkisini kendi isteği ile bitirdiğini, TTK hükümlerine aykırı hareket edildiğini, davacı pir zarar etti ise basiretli bir tacir gibi çalışmadığından olabileceğini, davacının tüm hak edişlerinin sözleşmeye uygun ödendiğini savunarak davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Huzurdaki davada davacı şirketin, davalı şirketin ... Mahallesinde acentesi olarak görev yaptığını, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca acente tuttuğu iş yerlerinin giderleri \"Devir Masraf Tutanağı\" adı altında karar alınmış olup fiili uygulamada da bu şekilde ödemeler gerçekleştirdiğini, ancak zamanla bu ödemelerin davalı yanca eksik karşılanmaya başlanıldığını, kargo ücretlerinin şirkete ulaştırılmasında en ufak bir gecikmede hak edişlerinden kesildiğini, kapıda teslim kargolarda davalı tahsilatlar yapmış ancak ücretlerini ödemediğini, davacı uygulamaları VUK. Hükümlerine aykırı olarak hiçbir fatura düzenlenmediğinden bahisle uğradığı zararların tazmini için açılmış bir belirsiz alacak davası olduğu anlaşılmaktadır.Davacı tarafın, kendi kayıtlarına nazaran, davalı taraftan 2018 yılı sonu itibariyle (73.586,83-18.749,87=) 54.836,96 TL, alacaklı olduğu, ancak davacı şirketin 2019 yılı incelenmediğinden dolayı taraflar arasındaki cari hesap karşılaştırılması yapılamamıştır.Davalı şirkete ait 2014 (Normal ticari defterler), 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarına ait e-ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutulmuş ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı şirketin, davalı şirkete 2 adet ihtarname gönderdiği bunlara nazaran; Ankara .... Noterliği aracılığı ile 12.01.2018 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile özetle \"...Sözleşmenin başlangıcından bu yana firmalarının üzerine düşeni yaptığını, ticari faaliyetlerinden zarar ettiklerini ve ticari olarak mahvına sebebiyet verdiklerini, firmalarına işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla asgari 200.000,00 TL ödenmesini, aksi durumda sözleşmenin feshedileceği...\" bildirilmiştir. Yine davacı şirket bu kerre Ankara ... Noterliği aracılığı ile yolladığı 24.01.2018 tarih ve ... nolu ihtarnamesi ile özetle, \"...12.01.2018 tarihli ihtarnamelerine karşı her hangi bir cevap verilmediğini, iş bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 4. günün mesai bitimine kadar tüm eşya ve evrakların imza karşılığında taraflarından teslim alınmasını...\" bildirmiştir.Davacının, talimat ile alınan bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde; \"...Huzurdaki davanın, davacı şirkette kayıtlı faturalardan kaynaklanan alacaklarına ilişkin değil, davalının sözleşme süresince akde aykırı olarak davacı alacağından yapmış olduğu kesintiler ve yine davalının sözleşmeye aykırı olarak hiç ödememiş olduğu alacak kalemlerinden kaynaklandığını, taraflar arasında henüz fatura edilmemiş alacak kalemlerinin söz konusu olduğunu, dosyaya sunulu hakediş raporlarının incelenmesi gerektiğini...\" beyan etmiştir.Davalının talimat ile alınan bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde; \" ...Yanlar arasındaki sözleşmenin 40. Md. uyarınca davalı şirketin defterlerinin delil olacağı kararlaştırıldığını ve ticari defterlerinde davacı alacağının bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini beyan...\" etmişlerdir.Tüm bu nedenlerle akdi ilişki davacı yanca sona erdirildiği ve bu alanda çekişme olmadığı, yanlar arasındaki sözleşmenin 40. md. uyarınca davalı şirketin defterlerinin delil olacağı kararlaştırıldığı, davalı tarafın ticari defterinden çıkarılan muavin defter dökümlerinde davacı ile ilgili ticari işlemlerini ..., ..., ... nolu hesapların alt muavin kodunda takip etmekte olduğu, 01.05.2019 tarihi itibariyle davalı şirketin kendi kayıtlarında davacı şirkete borcu ve ondan alacağı olmadığı, bakiyenin \"0\" (sıfır) olduğu belirlenmiştir. Tüm bu nedenlerle... \" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan delil sözleşme hükmü gereğince müvekkilinin kendi kayıtlarına dayanamayacağı hususu olduğunun anlaşıldığını, mahkeme gerekçesinin HMK 193/2.maddesine aykırı olduğunu, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, taleplerinin mahkemenin hatalı olarak kabul ettiği gibi mevcut kayıtlara geçirilmiş olduğunu, ödenip ödenmediğinin mali kayıtlardan kontrol edilecek türden talepler olmadığını, aksine davalı tarafça müvekkiline hiç ödenmeyen veya acentelik komisyonundan haksız olarak yapılan kesintiler neticesinde acenteden tahsil edilen kalemlere ilişkin olduğunu, bunların henüz faturalandırılmayan ve her iki tarafın mali kayıtlarında görülmeyen kalemler olduğunu, ret gerekçesinin hatalı olduğunun, tartışmaz olduğunu, müvekkilinden yapılan haksız kesintilerden kaynaklanan ve devamı maddelerde sayılan alacak kalemlerinin ise taraf defterlerine gerek kalmaksızın dosyadaki mevcut aylık hak ediş listelerinde açıkça yer almakta olduğunu, bu hakediş listelerinin müvekkili değil davalı tarafçada delil olarak gösterildiğini, bu durumda davalı kayıtlarının esas alınacağının kabulü halinde davalının da delil olarak gösterdiği kayıtların değerlendirilmesi gerektiğini, davalı delilleri arasında hakediş listelerinin yer aldığını, sözleşmenin 4.maddesi gereğince acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesi olduğunu, acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek kargo şubesinin devir tarihi itibari ile mevcut aylık giderlerinin tespit edileceğini ve bu giderlerin devir sonrasında da acenteye düzenli olarak ödeneceğini, böylece acentenin devir nedeni ile zarara uğramasının önlenmiş olacağını, bu mantığa göre acentenin faaliyetine ilişkin tüm masrafların davalı şirket tarafından ödeneceğini, bu masrafların her altı ayda bir gözden geçirilerek güncelleneceğini, sözleşmede açıkça düzenlenmiş olan bu hükme göre taraflar arasındaki akdi ilişki çerçevesinde davalı şirketin acentenin kar etmese dahi acenteyi zarar ettirmemekle yükümlü olduğunu, bunu sağlamanın ise sadece ve sadece acentenin gerçek faaliyet giderlerinin ... AŞ tarafından karşılanması olduğunu, acenteyi zarar ettirmemenin davalı şirketin asgari ve temel yükümlülüğü olarak düzenlendiğini, birinci sırada taleplerinin davalı tarafından akde aykırı olarak davacıya ödenmemiş miktara ilişkin olduğunu, devam eden kalemlerdeki taleplerinin ise davacının yine akde aykırı olarak aylık komisyon alacaklarından yaptığı haksız kesintiler neticesinde ortaya çıkan alacak kalemlerinden oluştuğunu, haksız kesintilerin dosya içerisinde bulunan aylık hakediş listelerinde mevcut olduğunu ve tespitin mümkün olduğunu itirazlarına rağmen raporda inceleme ve hesaplama yapılmadığını, reklam harcamalarına ilişkin sözleşme gereği acentenin hiçbir sorumluluğu olmadığı halde bu kalemde yapılan harcamalarında acenteye borç kaydedildiğini, yapılan kesintilerin iadesinin gerektiğini, gelen kargoların dağıtımına ve kapıda mal bedeli tahsil edilen kargoların mal bedellerinin müşteriden tahsil edilip davalıya aktarılmasına ilişkin hizmetlerin ücretlendirilmediğini, faaliyetlerin parasal karşılığının acenteye ödenmesi gerektiğini, acenteden sözleşmenin başlangıcından itibaren akde aykırı kesintilere ilişkin olarak VUK aykırı şekilde davalı tarafça fatura düzenlenmediğini, acente kayıtlarına geçirilmediğini, acentenin haksız yere fazla vergi ödemek zorunda kaldığını, sonuç itibariyle mahkemenin taleplerinin niteliğini ne olduğunu dahi anlamayarak verilen kararın, usul ve esas yönünden eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler ile verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, acentelik sözleşmesi nedeni ile akde aykırı olarak yapıldığı iddia edilen kesintiler ile acentenin hakkettiği ancak ödenmeyen veya eksik ödenen bedellerin tahsili istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, acentelik sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin davacı acente tarafından feshedildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, sözleşme kapsamında davalı şirket defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kabulü ile gerçekleştirilen bilirkişi raporları neticesinde verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ve davacı taleplerinin karşılar nitelikte olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, 18.08.2014 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının acente olarak yer aldığı, sözleşmeyle ilgili olan şubenin Ankara ili ... Şubesi olduğu, sözleşmesinin süresinin 2.maddede süresiz olarak  belirlendiği, sözleşme konusunun 3.maddede ...'nun acenteyi kara yolu ile şehirlerarası kargo taşımacılığı konusunda yerel acente olarak tayin etmiş olduğu hususunun belirtildiği, acentenin uymakla yükümlü olacağı düzenlemelerin 5.maddesinde yer verildiği, 7.maddede, demirbaş temini ve kullanımı üst başlığı ile düzenlenmenin yer aldığı, 8.maddede, acente yerinin kiralanması ve ortak sorumluluklar vb hususa yer verildiği, faturaların tahsilatının 20.maddede düzenlendiği, taşıma ücretlerinin tespitinin 23.maddede yer aldığı, hakediş tespiti ve ödemelerinin 39.maddede düzenlendiği, maddede acentenin hakedişinin cari hesap sözleşmesinde bağlanan hükümlere göre tespit edileceği bu hakediş ücretinin ... Kargo tarafından cari hesap sözleşmesindeki usullerle acenteye ödeneceğinin ve acentenin cari hesap sözleşmesine aykırı bir talepte bulunmayacağını açıkça kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, 40.maddede, fesih koşullarının düzenlendiği, ilk fıkrada tarafların haklı nedenle fesih haklarını kullanacakları özel hallerde fesih iradesinin karşı tarafa tebliğini takip eden gün sona ereceği bunun dışında tarafların sözleşmeyi feshedemeyeceklerine yer verildiği, 3.fıkrada ... Kargo'nun sözleşmedeki yükümlülüklerinden herhangi birisini mücbir sebebe dayanılma hariç 30 gün süreli ihtara rağmen yerine getirmemesi durumunda acente açısından fesih imkanının oluşacağı hususuna yer verildiği, 41.maddede acenteler arasındaki ya da irtibat bürosu ya da şubeleri arasındaki her türlü çekişmenin ... Kargo'nun tayin edeceği, hakemler eliyle çözüleceği, 42.maddede ise acente ile... Kargo arasında çıkacak sorunlarda dikkate alınacak hükümler başlığı altında düzenlemeye yer verildiği, maddenin (a) bendinin ilk cümlesinde acente ile ... arasında çıkacak çekişmelerde... Kargo'nun defter ve kayıtlarının geçerli ve kesin delil olacağına yer verildiği, acentelik sözleşmesi ek protokolünün aynı tarihte düzenlenmiş olduğu, davacı şirket tarafından 12.01.2018 tarihli Ankara ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile sözleşme uyarınca firmanın faaliyet gösterdiği iş yerine ilişkin devir masraf tutanağı adı altında aylık bazda karşılanmasının hüküm altına alındığı, fiili uygulamada da bu miktarların aylık hakedişlerinin 1.dilimi olarak taraflarına ödendiğini, sözleşmenin temelinin bir taraftan şube giderlerinin karşı tarafça karşılanması şubenin bu sayede zarar etmemesinin sağlanması olduğunu, sözlü olarak bir çok kez anılan tutanaklardaki gider kalemleri karşılında bedellerin taraflarınca gerçek faaliyet giderlerini karşılamaktan açıkça uzak olduğunu, sürekli olarak eksik kaldığını, masraf miktarlarının güncellenmesi ve artırılmasının gerekli olduğunu, bu hususun sözleşme hükümlerine ve ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek, kargo faaliyeti nedeni ile düzenlenen faturaların şirket adına düzenlendiğini, müşterilerin yaptıkları ödemelerin ya şirket hesabına ya da nakit olarak yapıldığını vb hususlara yer verilerek sonuç itibari ile her türlü yükümlülüğün yerine getirilmesine rağmen sayılan akdi aykırılıklar neticesinde ticari faaliyetin sadece şirketin menfaatine olduğundan firmanın mahvına neden olacak aşamaya gelmiş bulunduğundan davalı tarafça haksız olarak tahsil edilen veya alacaklarından mahsup edilen veya eksik ödenen veya hiç ödenmeyen asgari 200.000,00 TL'nin 7 gün içerisinde ödenmesinin, 24.01.2018 tarihli davacı ihtarnamesinde ise bu kez gönderilen tebligata rağmen herhangi bir cevap verilmediği belirtilerek, ihtarnamede belirtilen akde ve yasaya aykırı fiiller nedeni ile acentelik sözleşmesinin tüm sözleşme ve protokoller itibari ile tebliğinin 4.günü itibari feshedilmiş olduğunu, teminatların iadesinin istendiği,  dava dilekçesinin netice ve talep kısmı öncesinde,  sonuç itibari ile dilekçede belirtilen ve davalı tarafa ihtar edilmiş bulunan tüm kalemler itibari ile davalı taraftan alacaklı oldukları  iddiası ile  anılan kalemlerdeki alacaklarının ödenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.Taraf delilerinin ibrazı ile birlikte bilirkişi raporları alınmıştır.  12.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporu, 29.12.2020 havale tarihli talimat bilirkişi raporu alınmıştır.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı 01.02.2021 tarihli itiraz dilekçesinde; dava dilekçesindeki talepler incelendiğinde, müvekkilinin taleplerinin faturalardan kaynaklanan alacaklarına ilişkin olmadığını, davalının sözleşme süresince akde aykırı olarak müvekkilinin alacaklarından yapmış olduğu muhtelif kesintiler ve davalının yine sözleşmeye aykırı olarak hiç ödememiş olduğu alacak kalemlerinden kaynaklandığını, dolayısıyla taraflar arasında henüz fatura edilmeyen alacak kalemlerinin söz konusu olduğunu, taleplerin karşılıklı fatura alışverişinden kaynaklanan ve tarafların veya bir tarafın defterlerinin incelenmesi suretiyle belirlenebilecek talep olmadığın, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışları nedeni ile oluşan alacak kalemleri olduğunu, her iki taraf delilleri arasında yer alan hakediş dosyalarının incelenmesi gerektiğini belirterek rapora itiraz etmiştir.04.05.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; dosya içerisindeki raporlar bilgi ve belgeler özetlendikten sonra,  sonuç olarak, sözleşmenin davacı tarafça sona erdirildiği, feshin muhik olup olmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, 40. maddesi uyarınca davalı defterlerinin delil olacağının kararlaştırıldığını, davalı şirketin kendi kayıtlarında davacı şirkete borcu ve alacağının olmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili 07.06.2021 tarihli itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunda davacı itirazlarında yer alan dava konusu fatura edilmemiş alacak kalemleri ve hakediş belgeleri üzerinde yapılacak incelemenin sektörel bilirkişi tarafından ve davacı şirket merkezinde yapılabileceği kanaatinin bildirildiğini, taleplerinin dilekçede ayrıntılı şekilde yazıldığını, talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılmadığını, yargılama sürecinin boşa geçmesine sebep olunduğunu, öncelikle dosyadaki taleplerinin irdelenmesi çerçevesinde müvekkili kayıtlarının ve dosya içerisindeki hakedişlerin sair delillerin incelenmesi için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasının ve daha sonra davalı kayıtları  ile karşılaştırmak amacı ile inceleme yapılmasını talep etmiştir.Mahkemece ek bilirkişi rapor sonucuna göre ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anayasa Mahkemesinin 01/02/2017 tarihli, ... başvuru numaralı kararında gerekçesiz karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesince ortaya konulmuştur.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür.Mahkemenin nihai kararları gibi, ara kararlarının da gerekçe taşıması hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Hukuki dinlenilme hakkı ancak, dosyadaki talep, savunma ve delillere göre oluşturulacak bir gerekçe ile sağlanabilir.Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin her şeyden önce davacı vekilinin dilekçesindeki dava konusu taleplerinin ve ayrıca bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itiraz dilekçesindeki taleplerinin ve davalı savunmalarının usulüne uygun bir şekilde gerekçeli karara yansıttığından söz edilemez. Bu hâli ile kararın istinaf denetiminin yapılması mümkün görülmemektedir. Davacı vekili tarafından taraflara ait olan ticari defter ve kayıtlar neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, iddia edilen alacak kalemlerinin defter ve kayıtlara yansımayan sözleşmeden kaynaklanan davalının haksız kesintileri ve diğer alacak kalemleri olduğu iddiasında bulunmuş olmasına rağmen bu konuda mahkeme tarafından herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.Öncelikle davacının alacak iddiası yönünden mahkemece gerek duyulması durumunda HMK'nın 31. maddesi kapsamında alacak kalemlerinin her biri hakkında açıklayıcı dilekçe sunmaları için süre verildikten sonra, bu yönde inceleme yapılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan gerekçede, her ne kadar sözleşmenin 40. maddesinde davalı defter ve kayıtlarının geçerli ve kesin delil olduğuna yer verilmiş ise de 40. madde  fesih koşullarını düzenlemekte olup, söz konusu münhasır  delil ile ilgili düzenleme 42. maddede yer almaktadır. Kabul şekline göre de ilk derece mahkemesi karar gerekçesi, dosya kapsamı ile uyumlu görülmemiştir. Mahkemenin kabulünün aksine HMK'nın 193/2 fıkrası kapsamında; taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğu hükmünün göz önünde bulundurulmamış olması da yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 20.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a21ee6cce2f568ce","SID":"ab5f7e41d0c6c24f"}}