{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/803 Esas<br>KARAR NO: 2025/677 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/774 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 28/03/2025 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Olağanüstü Genel Kurulda rekabet yasağının ve şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağının kaldırılmasına yönelik olarak oylamanın 3 yönetim kurulu üyesi açısından yapıldığını, haklarında oylama yapılan yönetim kurulu üyelerinin, sahibi veya ortağı oldukları şirketleri ve bu şirketlerin davalı ile olan ticaretini kabul ettiklerini, 12.03.2025 tarihli celsenin 5 nolu ara kararı gereğince davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılacağını, her iki maddenin ayrı ayrı oylanması ve özellikle TTK 395. madde yönünden yönetim kurulunun tamamının blok halinde oylanması ve bu oylamaya da yalnızca yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin katılması gerektiğini, yalnızca 3 yönetim kurulu üyesi için ayrı ayrı oylama yapılması ve mevcut yönetim kurulu üyelerinin de oy kullanmış olmasının hatalı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin aynı iş kolunda görev yapan şirketlerde ortaklıklarının bulunması sonucu davalı şirketin söz konusu şirketlerle yapabileceği ticaret ile ilgili farklı ve alternatif başkaca bir firma aranmasını imkânsız hale getirmekte olduğunu beyanla dava konusu yapılan kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/774 Esas ve 28/03/2025 tarihli ara kararında; \"Dosya kapsamında yapılan incelemede; davalı şirketin genel kurulda gündem dışı kararla yönetim kurulu üyelerinin seçiminin yapıldığı, davalının buna ilişkin yoklukla malul olduğu tespiti davası açtığı, davanın derdest olduğu, seçilen yönetim kurulu üyelerinin bir kısmınına yönelik TTK'nun 395-396. maddeleri gereğince alınan kararların davalı ile üye arasındaki kişisel bir iş niteliğinde olmasına rağmen anılan üyelerin kendi oylamasında oy kullandığı, bu hususunun emsal içtihatlara aykırı olduğu ve bu noktada toplanan deliller kapsamında tedbir istemine yönelik olarak yaklaşık ispatı bulunduğu anlaşılmakla tedbir isteminin kabulüne, yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, '' 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, -04/09/2023 tarihli genel kurulun 3. nolu gündem maddesinde alınan yönetim kurulu üyelerine TTK.nın 396 ve 396. maddeleri gereğince davalı şirket ile işlem yapabilmesine ve rekabet etmesine izin verilmesine yönelik kararın TTK.nın 449. maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına, 2-Diğer gündem maddeleri yönünden yürütmenin geri bırakılması talebinin reddine, Dair; ara kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nin 07/04/2025 tarihli tashih kararında; ''1-Mahkememizin 2024/774 Esas sayılı, 28/03/2025 tarihli ara kararının Gereği Düşünüldü kısmının 1 nolu maddesindeki; \"04/09/2023\" olarak belirtilen genel kurul tarihinin \" 04/09/2024 \" şeklinde ve \" TTK.nın 396 ve 396. maddeleri\" olarak belirtilen kanun maddesinin \"TTK.nun 395 ve 396. maddeleri \" şeklinde DÜZELTİLMESİNE, 2-İşbu tashih kararının mahkememizin 28/03/2025 tarihli ara kararın eki sayılmasına,'' karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davacı vekilinin 25.03.2025 tarihli talep dilekçesi üzerine 28.03.2025 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiğini, Yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; TTK'nın 395. ve 396. maddelerinde yazılı muameleleri yapabilmeleri hususunda izin verilmesine ilişkin 04.09.2024 tarihli genel kurul tutanağından da açıkça görüleceği üzere yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamasında oy kullanmadıklarını, genel kurul toplantısında görüşülen iş bu madde diğer maddelerde olduğu gibi yasal çoğunlukla kabul edilmiş olup, kararların geçerliliği açısından hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını; Yerel mahkemenin verilen ihtiyati tedbir ara kararını “anılan üyelerin kendi oylanmasında oy kullandığı” gerekçesine dayandırdığını, halbuki üyelerin kendi oylamasında oy kullanmadıklarını, Yerel mahkemenin bu hususu göz ardı ederek ve dosyada yeterince inceleme yapmadan sadece davacı tarafın beyanlarını dikkate alarak vermiş olduğu işbu ihtiyati tedbirin kabulü kararı hatalı olup, 04.09.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar hukuka uygun olduğundan, ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin 28.03.2025 tarihli ve 07.04.2025 tarihli ara kararların kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesi gerektiğini; Genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispatı gerektiğini, sadece bir an için davacının iddia ettiği ve mahkemenin eksik inceleme ile hatalı olarak karar verdiği üzere Yönetim Kurulu üyelerinin kendileri için de oy verdiği düşünülse bile yine de verilen tedbir kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu, TTK’nın 446/1-b maddesi uyarınca, genel kurul kararlarının iptali taleplerinde davacının, kararın alınmasında hukuka aykırılığın etkili olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, TTK m. 446/1-b’de sayılan nedenlerin varlığı durumunda da genel kurul kararına karşı iptal davası açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispati gerektiğini ve bu duruma etki kuralı denildiğini; Yani pay sahibince ileri sürülen ihlal meydana gelmeseydi, ihlali ileri süren pay sahibinin oyları, alınan kararın sonucunu değiştirmek için yeterli ise, ihlalin kararın üzerinde bir etkisi olduğunun kabul edileceğini, ancak ihlali ileri süren pay sahibinin oyları (adedi ya da oranı) alınan kararın sonucunu değiştirmeye yetmiyorsa, alınan kararın üzerinde etkisinin olmadığının kabul edileceğini; Davacının bugüne kadar yapılan neredeyse tüm genel kurullarda gündeme alınan ve kendisinin yıllarca itiraz etmeden kabul ettiği “Yönetim Kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddelerinde yazılı işlemlerin icrası için yetki verilmesi” maddesine kardeşleri ile yaşadığı husumet sebebiyle itiraz ettiğini, yönetim kurulunun seçildiği 13.06.2024 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu seçilirken, seçilen üyelerin yapmış olduğu işlemlerin ve sahibi oldukları şirketlerin tüm ortaklar tarafından bilindiğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin yıllardır aynı işle iştigal ettiğini, davalı firmaya malzeme tedariki yaptığını, kısaca ortaklardan gizlenen veya saklanan bir durumun söz konusu olmadığını, davacının da yıllarca bu işlemler için izin verdiğini ve şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde de bu şirketlerle ticaret yapmaya devam ettiğini, özetle anonim şirketlerdeki en yetkili organ olan genel kurul tarafından 13.06.2024 tarihli toplantıda zaten zımnen verilmiş bir onay bulunduğunu, lakin müvekkilinin bununla yetinmeyip 04.09.2024 tarihinde yeni bir genel kurul toplantısı yaparak TTK'nın 395 ve 396. maddeleri için genel kurulun iznine başvurduğunu ve yönetim kurulu üyelerinin kendi oylamalarında oy kullanmaması suretiyle yapılan oylamada çoğunluk kararıyla genel kuruldan bu izni aldığını; Bu sebepler ile Yerel mahkemenin tüm açıklamalar ve sunulan delillere rağmen, ihtiyati tedbir kararı vermesinin kabul edilemez olduğunu, koşulları oluşmadığı için davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesi ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden karar aynı zamanda usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiğinden süresi içinde istinafa başvurduklarını beyanla 28.03.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve 07.04.2025 tarihli 28.03.2025 tarihli ara kararın tashihine ilişkin kararların kaldırılmasına ve davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesine göre; İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Söz konusu maddenin gerekçesinde de değinildiği üzere, ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin geçici hukuki koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz imkânı bulunduğundan, önce bu yola (itiraz) başvurulması gerekli olup, ancak itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. Nitekim HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde ihtiyati tedbir konusu düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 394/1. maddesinde \"karşı taraf kendisi dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir\" denilmek suretiyle, bu durumda öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz yolu öngörülmüştür. HMK'nın 394/4. maddesinde, ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlığı altında; \"İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.\", 394/5. maddesinde de; \"İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.\" düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda; Mahkemece 28/03/2025 tarih ve  2024/774 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ilişkin karar istinaf kanun yolu açık olarak verilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere karara karşı İlk Derece Mahkemesine itiraz yolu açıktır. Mahkemece, istinaf dilekçesi itiraz olarak kabul edilerek itiraz hakkında bir karar verilmeli, bu karar taraflara tebliğ edildikten sonra kanun yoluna başvurulması halinde istinaf incelemesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 341/1 ve 394/5 maddeleri gereğince ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz yolu tüketilmeden istinaf yoluna başvurulamayacağından, davalının istinaf başvurusunun itiraz olarak kabulü ile bu konuda bir karar verildikten sonra istinaf isteminde bulunulur ise Dairemize gönderilmek üzere bu aşamada davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 346. maddesi  gereğince REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf  eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/11/2024 tarihinde HMK'nın 341. ve 352. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ba776a4957a5a12","SID":"4da1dbd065e00467"}}