{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/441 <br>KARAR NO: 2025/577<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2025 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2025/104 Esas<br>TALEP: İhtiyati Haciz- İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2025<br>İhtiyati haciz/tedbir talebinin reddine ilişkin 17/02/2025 tarihli ara kararın ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>TALEP: Davacılar vekili; müvekkillerinin ... San. ve Tic. AŞ'nin %49 oranında hissedarı olduğunu, müvekkilleri %51 pay sahibi karşı yan ortaklar grubu arasında çatışmalar olduğunu, davacılardan ...'un hukuka aykırı şekilde yönetimden uzaklaştırıldığını, özellikle 2014 sonrasında şirketin işleyişini takip etme olanağından mahrum bırakılan müvekkillerinin bir çok dava açarak şirketin mali ve hukuki durumuna hakim olmaya çalıştıklarını, 2021 yılına ait genel kurul toplantısında davalıların da yer aldığı yönetim kurulunun şirketi zarara uğrattıkları anlaşılarak İstanbul 20. ATM 2022/759 esas sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığını, ayrıca şirket aleyhine işlenen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin İstanbul C. Başsavcılığının 2023/142470 soruşturma sayılı dosyasında şikayette bulunulduğunu, şirketin 07.10.2024 tarihli genel kurul toplantısında şirketin hesabından genel yönetim gideri olarak yansıtılan toplam 1.962.745,23-TL avukatlık ücreti ile yargılama giderleri adı altında harcama yapıldığının ortaya çıktığını, mevcut yönetim kurulu üyelerinin, kendileri ve eski yönetim kurulu üyelerinin müvekkilleri ile olan davalardaki avukatlık ücretleri ile yargılama giderlerini şirkete yüklediklerini, şirket lehine olmayan konulardan kaynaklanan bu masrafların şirkete yüklenmesinin şirketin zararına neden olduğunu, bu zarardan davalıların sorumlu olduğunu belirterek, şimdilik 10.000-TL'nin davalılardan alınarak şirkete ödenmesine, davalıların menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, şirketin vekaleten temsilinin düzenlenmesi amacıyla şirkete denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>ARA KARAR: Mahkemece; talep dilekçesine ekli sunulan belge fotokopilerinin alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık olarak ispata yeterli olmadığı, iddia edilen alacağın bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu, karşı taraftan talepte bulunulabilmesi için gerekli şartların oluşup oluşmadığı hususlarının yapılacak yargılama ile belirlenebileceği, dolayısıyla talep tarihi itibariyle muaccel bir alacağın varlığından söz edilemeyeceği gibi, borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de ibraz edilmediği dikkate alındığında, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı; davanın yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış sorumluluk davası olduğu ve şirketin davada taraf olmadığı, bu nedenle şirkete kayyım atanmasının talep edilemeyeceği, kaldı ki 6102 sayılı TTK'da  bulunan düzenlemelere göre asıl olanın şirketin genel kurulu ve yetkili organları tarafından atanan temsilciler tarafından yönetilmesi olduğu, ancak zorunlu bazı hallerde (şirketin organsız kalması veya genel kurulun toplantıya çağrılması gibi hallerde) mahkeme tarafından gerekli temsil ve idari işlemleri yapmak üzere kayyım atanabileceği, bu nedenle davacıların dava dışı şirkete denetim kayyımı atanması talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacıların ihtiyati haciz talebi ile dava dışı şirkete denetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati haciz ve tedbir isteyen davacılar vekili; davalılar tarafından şirket hesabından 1.962.745,23-TL avukatlık ücreti ile yargılama giderleri adı altında harcama yapıldığını, davalıların kendileri ile şirket arasında menfaat çatışması bulunan davalara ilişkin masrafları şirket hesabından karşıladıklarını, şirket lehine olmayan konulardan kaynaklanan bu masrafların şirkete yüklenmesinin şirketin zararına neden olduğunu, alacak muaccel olup miktarının davalıların imzasını taşıyan tutanak ve şirketin defterleri ile belirlenebileceğini, alacağın yaklaşık ispat ölçüsünde ispatlandığını, bu nedenle ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, davalıların şirketin içinin boşlatılması yönündeki tutumu nedeniyle hukuksuz yönetime müdahale edilmemesi halinde şirketin uğradığı zararın telafisi imkansız düzeye geleceğini, denetim kayyımı atanmasıyla şirketin ve müvekkillerinin haklarının korunmasının mümkün olacağını, ayrıca şirketin vekaleten temsilinde ortaya çıkan menfaat çatışmasının da giderileceğini belirterek, kararın kaldırılarak ihtiyati haciz ve şirkete denetim kayyımı atanması taleplerinin kabulünü talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep, anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemli davada İİK’nın 257 vd. maddelerine dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesi ile dava dışı şirkete tedbiren denetim kayyımı atanması istemine ilişkindir. İİK'nın 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Aynı yasanın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre ise; \"İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur.\" Belirtilen madde hükümleri uyarınca ihtiyati haciz talep eden, bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. İİK'nın 257. maddesi hükmü uyarınca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel bir para alacağının bulunması ön koşul olup, varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Davacı tarafça ihtiyati hacze dayanak olarak dava dışı şirket yöneticisi olan davalıların kendilerine yönelik davalarda yapılan yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerini şirket hesabından karşılayarak şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülmüştür. Ancak dosyada henüz deliller toplanmamıştır. Halihazırda iddia edilen şirket zararının oluşup oluşmadığı, mevcutsa davalılardan talep koşullarının oluşup oluşmadığı, dolayısıyla ihtiyati haciz koşulu olan alacağın varlığı ve muaccel olduğu hususları yargılamaya muhtaç durumdadır. Bu nedenle bu aşamada vadesi gelmiş bir para borcunun bulunduğu yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanamamış olup, ihtiyati haciz şartları oluşmamıştır. HMK'nın 389. maddesi, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \"şeklinde olup; aynı yasanın 390/3 maddesi, ''Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticiler eliyle yerine getirilmesi, mahkemelerce zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Geçici korumaya karar verilebilmesi için, somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Böyle bir tehlike bulunmadan ihtiyati tedbir kararı verilemez. Somut olayda dava yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış sorumluluk davası niteliğinde olup, şirket davada taraf değildir. Dava dışı şirketin yönetim organından yoksun kalması gibi bir durum söz konusu değildir. Şirketin taraf olduğu davalarda menfaat çatışması gibi bir durum söz konusu olduğunda ise ilgili dosya kapsamında değerlendirme yapılması mümkün olup, eldeki davada böyle bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle mevcut durumda şirkete denetim kayyımı atanması şartları oluşmamıştır. Şirketin yönetiminin esas olarak genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması gerektiği, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesinin esas olduğu da gözetildiğinde, davalı şirkete kayyım atanması talebinin dayanağının bulunmadığı, mevcut durumda somut bir tehlikenin varlığı hususunda yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediğinin kabulü gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati haciz ve şirkete denetim kayyımı atanması istemlerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz ve tedbir isteyen davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati haciz/tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 15/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2144a4adf94e67b","SID":"4b741feb172b195a"}}