{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/589 <br>KARAR NO: 2025/673<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 25/03/2025<br>NUMARASI: 2022/833 Esas (Derdest)<br>DAVA: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: Davacı vekili 18/02/2025 tarihli dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/723 E. sayılı dosyasından alınan özel denetçi raporunun beklenmesine karar verildiğini, ancak bu süreç içerisinde, ... Hizmetleri Ltd. Şti. ('...”) davalı Müdürleri tarafından sermayenin korunması ilkesine aykırı ve fiktif şekilde ... borca batık hale getiren ve müvekkillerin pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını ihlal eden işlemlerin yapılmaya devam ettiğini, her ne kadar dava dilekçeleri ile tedbiren ...'e yönetim kayyımı atanması talep edilmişse de taleplerinin mahkeme tarafından reddedildiğini, ancak gelinen aşamada davalı müdürler, özen ve bağlılık yükümlülüklerini bilhassa tek bir pay sahibi lehine ve müvekkiller aleyhine olacak şekilde kasten, ağır şekilde ihlal etmekte ve bu eylemleri nedeniyle cezai kovuşturma yapıldığını, bu aşamadan sonra şirketin davalı müdürler tarafından yönetilmeye devam edilmesi halinde başta şirket olmak üzere, pay sahibi müvekkiller açısından da telafisi imkansız zararlar oluşacağını, ilk olarak ...'in 2022 yılına ilişkin 10.03.2023 tarihli ayrıntılı bilanço ve finansal tablolarındaki verilerden tespit edildiği kadarıyla, 2021 yılında 629.436,56-TL olan ortak alacağının (ortak tarafından ...'e verilen borç) 2022 yılında 6.716.255,00-TL gibi fahiş bir tutara ulaştığının tespit edildiğini, ...'in 19.12.2024 tarihi itibariyle hazırlanan güncel bilançosunda da ortak alacağının 6.345.483,44-TL olduğunu, özellikle davacı müteveffa ...'ın ani vefatı sonrasında tescilsiz iktisap hali nedeniyle doğrudan pay sahibi sıfatını haiz olan müvekkillerin pay sahipliği haklarını kullanması kollektif olarak engellendiğini, açıklanan nedenlerle ... Hizmetleri Ltd. Şti. paylarının 3. kişilere devir ve temlikinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı tesisine, şirket faaliyetleri kapsamında bankalar, finans kurumları ve resmi kurumlar nezdinde geçerli olmak kaydıyla tüm nakit, para, çek, senet (kambiyo taahhüdi dahil) düzenlenmesi, ödeme ve harcamalar başta olmak üzere Mahkemeden izin alınmadan herhangi bir borçlandırıcı muamele ve hukuki/idari işlemin yapılmaması yönünde tedbiren karar tesisine, davalı müdürlerin TTK m. 626'da düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmeleri ve şirketi yönetecek nitelikleri haiz olmamaları nedenleriyle tedbiren temsil ve imza yetkilerinin kaldırılmasına, müdürlerin temsil yetkisi kaldırıldığında Şirkette yönetim/organ boşluğu oluşacağından tedbiren yönetim kayyımı tayinine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, 6102 sayılı TTK m. 235 hükmü uyarınca ivedilikle karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI: İstinafa konu ilk derece mahkemesi; Davacı vekilinin 18/02/2025 tarihli dilekçesinde talep edilen konuda daha önce karar verildiği, değişen bir durumun olmadığı anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına,  karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 18/02/2025 tarihli dilekçeleri ile değişen durum ve koşullar çerçevesinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ancak ilk derece mahkemesi tarafından daha önce bu hususta karar verildiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, red kararının kanun yolu açık olarak verilmesi gerektiğine ilişkin talepleri üzerine ise 25/03/2025 tarihli karar ile kanun yolunun gösterilmemiş olmasının kanun yoluna başvurulmasına teşkil edilmediğine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı eksik inceleme sonucu tesis edilen ve kanun yolu gösterilmemesi nedeniyle adil yargılama hakkının ve hak arama özgürlüğünü ihlal eden red kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne ilişkin istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, davalıların müdürlük görevini ifa ettiği premd'in %49 oranında pay sahibi olan davacı müvekkili ... ne yazıkki 19/12/2024 tarihinde vefat etmiş, yasal mirasçıların huzurdaki davanın tarafı olduklarını, ancak davacının vefatından sonra yasal mirasçılara geçen şirket paylarının usule aykırı şekilde alınması amacıyla, davalılar ve diğer pay sahibi ... tarafından yapılan usule aykırı işlemlerin artarak devam ettiğini, özellikle davacı ...'ın ani vefatı sonrasında tescilsiz iktisap hali nedeniyle doğrudan pay sahibi sıfatını haiz olan yasal mirasçı müvekkillerinin pay sahipliği haklarını kullanmasının kollektif olarak engellenmeye başladığını, son olarak ...'in 14/02/2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, müvekkillerinin payları, kanuna ve usule aykırı şekilde 49.000,00TL gibi düşük ve gerçek dışı bir bedel karşılığında alınmaya çalışıldığını, genel kurul nisabına uyulmaksızın şirket paylarının adeta gasp edildiğini, alım teklifi de diğer pay sahibi ... tarafından yapıldığını, davalı şirket müdürlerinin kanunu ve esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi ve pay sahibi müvekkilini zararı uğrattığı, şirket'i borca batık hale getirdiği ve iflasa sürüklediğini, davalı müdürler TTK m. 626'da düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüklerini ve kanundan şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiklerini, açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının kabulüne ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin usul ve yasaya aykırı kararın ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, ... Ltd. Şti, paylarının 3. Kişilere devir ve temlikinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı tesisine, şirket faaliyetleri kapsamında bankalar, finans kurumları ve resmi kurumlar nezdinde geçerli olmak kaydıyla tüm nakit, para, çek, senet, düzenlemesi, ödeme ve harcamalar başta olmak üzere mahkemeden izin alınmadan herhangi bir borçlandırıcı muamele ve hukuki/idari işlemin yapılmaması yönünde tedbiren karar tesisine, davalı müdürlerin TTK m. 626'da düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüklerini, ağır bir şekilde ihlal etmeleri ve şirketi yönetecek nitelikleri haiz olmamaları nedenleriyle tedbiren temsil ve imza yetkilerinin kaldırılmasına, müdürlerin temsil yetkisi kaldırıldığında şirkete yönetim/organ boşluğu oluşacağından tedbiren yönetim kayyımı tayinine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, derdest TTK 630/2.maddesi uyarınca, haklı sebeplerle limited şirket müdürünün yönetim ve temsil haklarının kaldırılması (azli) ve davalının müdürlük yetkisinin kısıtlanması davasında, şirket hisseleri üzerine tedbir konulması, tedbiren şirket müdürünn yetkilerinin kısıtlanması ve davalı şirkete kayyum atanması  istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince kayyım atanması ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen 17/03/2023 Tarihli ara karara yönelik istinaf başuvurusu Dairemizin 11/05/2023 tarih ve E:2023/648-K:2023/648 sayılı kararı reddine karar verilmiş, daha sonra davacı vekili tarafından yeniden talep edilen ihtiyati tedbir hakkında daha önce karar verildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bu ara  karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Hukuk devleti olmanın bir gereği olarak mahkemelerce verilen kararlara karşı AY 36. Ve 40/2 ve HMK 297/ç. Maddeleri uyarınca adil yargılanma hakkının tesisi yönünden mahkemelerce verilen kararlara karşı hangi kanun yolları ve mercilere başvurabileceğini ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu gibi   aynı  zamanda  bu hususları  doğru göstermeleri  de yasal gerekliliktir. İstinaf yasa yoluna tabii bir karara karşı yasa yolunun gösterilmemesi kararın istinaf denetimine engel teşkil etmeyecektir. Davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu ilk derece mahkemesinin ara kararı, ihtiyati tedbirin reddi niteliğindedir. İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar HMK 341. Maddesi uyarınca istinafı kabil kararlardan olup davacı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. TTK 630. maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmadığından, genel hüküm olan HMK 389 vd. maddeleri uygulanmalıdır. 6100 Sayılı HMK 389/(2) Maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \"Ayn yasanını 390 Maddesi \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" hükmünü içermektedir. Durum ve koşulların değişmesi yargılamanın geldiği aşama ve değişen delil durumuna göre yeniden aynı konuda ihiyati tedbir talep edilmesini engeleyen bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır, TTK 630/3 maddesi uyarınca yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi yöneticinin mahkeme kararı ile müdürlük görevinden azli için haklı sebep olarak  haklı sebep düzenlemiş olup, bu hususların ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. TTK 625. ve 626.maddelerine göre, müdürler görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidirler. Kural olarak şirketler genel kurul tarafından seçilen yöneticileri tarafından temsil ve ilzam edilir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. Bir davada ancak uyuşmazlık konusuhakkında ihtiyati tedbir kakarı verilebilecek olup, haklı sebeplerle limited şirket müdürünün yönetim ve temsil haklarının kaldırılması (azli) davasında  ... Hizmetleri Ltd. Şti. Paylarının uyuşmazlık konusu olmadığından hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemez. Somut olayda ilk derece mahkemesince alınan YK azlini gerekirir bir durum olmadığına ilişkin bilirkişi raporuna karşı davacı tarfından itiraz edilmiş olup,  dosyadaki delil durumu yargılamanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık olarak ispata elverişli olmadığı gibi şirkete kayyım atanmasını gerektiren bir organ boşluğu da söz konusu değildir. Bu nedenlerle mahkemece ihtiyati tedbir talebi hakkında yazılı şekilde karar verilmesi soncu itibarı ile doğrudur. Açıklanan nedenlerle,  HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3167cc65bbd49cca","SID":"2241d5b43655eb5c"}}