{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/71 - 2025/961<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/71 <br>KARAR NO\t: 2025/961<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t                  : 10/10/2023<br>NUMARASI\t: 2021/170 Esas - 2023/911 Karar<br><br>DAVACI \t: AUTO REKOR OTOMOTİV GAYRİMENKUL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - Velibaba Mah. Mimar Sinan Cad. No:17/1 Pendik/İSTANBUL<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI \t: ZOROĞLU MOTORS VE EMLAK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Köşklü Çeşme Mahallesi 549. Sk. No:14 A Gebze/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVA\t: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ       \t  : 15/03/2021<br>KARAR TARİHİ\t  : 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ : 15/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında mevcut olan ticari ilişkiye bağlı olarak, davalıdan toplam olarak 256,199.95 TL. tutarında alacağı oluştuğunu, davalının borcunu ödememesinden dolayı, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi 2020/12753 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, arz ve izah ettiğimiz ve resen dikkate alınabilecek nedenlerle; fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla, kısmi davanın kabulüne, şimdilik 1.000.-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, itirazın iptaline, tüm alacak yönünden takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, itirazın iptali ile alacağın tahsili talebini aynı davada birlikte istediklerini, öyle bir durumda; mahkemece davacı tarafa, davasının itirazın iptali mi, yoksa alacak davası mı olduğunun açıklattırılması ve buna göre davanın itirazın iptali ya da alacak davası olarak sonuçlandırılması gerektiğini, davacı icra takibini İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri; arabuluculuk sürecini de İstanbul Anadolu Arabuluculuk Başkanlığı nezdinde yürüttüğünü, davayı Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığını, bu nedenle huzurdaki davanın yetkisizlik kararı verilerek reddedilmesi gerektiğini, davalı şirketin, davacı taraf ile arasındaki ticari ilişki neticesinde tüm borcunu zamanında ve eksiksiz olarak ödediğini, fakat davacı taraf ödemenin banka kanalı ile yapılmaması sebebi ile huzurdaki davayı halk arasındaki deyimiyle \"Ya Tutarsa\" mantığı ile açtığını, davalı tarafın araç alım-satım üzerine ayrı ayrı ticari faaliyet gösteren iki şirket olduğunu, davalının, davacı şirketten 4 farklı araç satın aldığını, bu araçların her birinin noter huzurunda imzalanan satış sözleşmeleri ile satın alındığını, bir şirketin araç satışı gerçekleştikten 1 yıl sonrasına kadar herhangi bir hukuki yola başvurmamasının, olaydaki kötü niyeti gözler önüne serdiğini, noter huzurunda satış bedelini eksiksiz şekilde aldığını beyan eden davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının, noter huzurunda düzenlenen resmi satış sözleşmesinde yer alan \"alacağının tamamını aldığına dair beyanının\" aksini ancak onunla aynı veya daha üstün bir hukuki değere sahip bir belge ile ispatlayabileceğini, davalının, araç alım satımına ilişkin bu süreci, davacı şirket tarafından vekaletname ile yetkilendirilmiş “...” ile yürüttüğünü, ... o dönemde davacı şirketin gayriresmi ortağı olarak davacı şirketin araç alım-satım işlerinin büyük kısmını yürüttüğünü, davacı şirket sektörde büyük bir firma olan Çelik Motor'dan araç almakta bu araçları da galerilere sattığını, muhtemelen vergiden kaçınmak amacıyla, bu işlemlerin çoğu da ... tarafından yapıldığını, ...'un talebi üzerine de, araçların satış bedellerine ilişkin ödemelerin, davalı tarafından ...'un eşi ... adına kayıtlı Garanti Bankası ... IBAN nolu hesaba yapıldığını, Satış sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde ...'un davacı şirket ile organik bağının olduğunu, her ne kadar HMK md. 200'de tanık dinletme yasağı ve senetle ispat kuralı düzenlenmiş ise de aşağıdaki sebeplerle huzurdaki davada tanık dinlenmesi hayati öneme sahip olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, Mahkemenin davanın esasına girmesi halinde davanın esastan reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçenin dava konusu ticari faaliyete ilişkin ödemelerin davacı şirkete yapıldığı konusunu ispatlama açısından oldukça yetersiz olduğunu, mahkeme tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki önemli hususların göz ardı edilerek eksik inceleme yapıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından araç  satışlarına ilişkin ödemelerin yapıldığı ... ile davacı şirket arasında organik bağın bulunduğu ve ortak olarak çalıştıklarının açık olduğunu, taraflar arasında imzalanan satış sözleşmeleri gereği davalı şirketin üzerine düşen tüm borcunu ifa etmiş olduğu, ödenmeyen borç kalmadığının resmi senetlerle sabit olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih, 2021/170 Esas - 2023/911 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; davacının davalıya dört adet araç satışı yaptığı, buna ilişkin fatura düzenlendiği, davalının anılan araç bedellerini ödemediğinden alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafından öncelikle kısmi dava olarak alacak davası açıldığı, daha sonra davasını ıslah ederek eldeki davayı itirazın iptali davasına çevirdiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>Dosya arasına alınan İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi'nin 2020/12753 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 258.049,00 TL asıl alacak için ilamsız takip yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlunun süresinde takibe, yetkiye, borca, faize ve ferilere itiraz ettiği, İcra Müdürlüğünce itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir.<br>İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (HGK’nın 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.).<br>Kaldı ki itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ, S: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun   27.11.2013 gün ve 2013/13-372 E.,  2013/1606 K. sayılı kararı). <br>Buna göre somut olayda; davalı şirketin yasal süresi içerisinde icra takibine itizarında icra müdürlüğünün yetkisine de  itiraz ettiği, ancak mahkemece 22.02.2022 tarihinde yapılan duruşmasında \"Davalı vekilinin yetki itirazının HMK’nın genel yetki kuralları gereği reddine\" şeklinde ara kararla yetki itirazının reddine karar verildiği; ancak tüm dosya kapsamından davalının, aleyhine başlatılan ve davaya esas teşkil eden İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi'nin 2020/12753 Esas sayılı icra dosyasında takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı yönünde itiraz da bulunduğu ve akabinde yetkili icra dairesinin, Gebze İcra Daireleri olduğunu bildirdiği görülmüştür.<br>Eldeki davada; her ne kadar  ilk derece  mahkemesince, yukarıda da belirtildiği şekilde  \"Davalı vekilinin yetki itirazının HMK’nın genel yetki kuralları gereği reddine\" şeklindeki ara karala yetki itirazının reddine karar verildiği görülmüşse de, mahkemece; açıkça  icra müdürlüğünün yetkisine yapılan itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar tesis edilmediği ve bu hususta gerekçeli kararda da bir açıklama getirilmediği anlaşılmış, bu eksikliğin de yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle usul ve yasaya uygun  olmadığı değerlendirilmiş ve anılan hükmün kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Kabule göre de; Uyuşmazlığın çözümü açısından 6098 sayılı TBK'nın 40 vd. Maddelerinde düzenleyen temsil üzerinde de durulması gerekmektedir.<br> Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. (6098 sayılı yasanın 40.maddesi)<br>Temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı biçimde bildirmişse, bu yetkiyi tamamen veya kısmen geri aldığını onlara bildirmediği takdirde, yetkinin geri alındığını iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremez. (6098 sayılı yasanın 42/3.maddesi)<br>Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur. (6098 sayılı yasanın 46.maddesi)<br>Eldeki olayda; davalı taraf davaya konu satış işlemlerinin davacıyı temsilen dava dışı ... tarafından yürütüldüğünü, onun talebiyle araç satış bedellerini ...’un talebi doğrultusunda ...’un hesabına gönderdiğini beyan etmiştir. Dosyaya sunulan İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/625 esas sayılı dosyasına ait ifade tutanakları ve bilirkişi raporundaki tespitlere göre davacı ...’un ...’a hesaplarının kontrolü için vekaletname verdiği belirtilmiş, davacı temsilcisinin ifadesinde ... ile birlikte araç alım-satım işi yaptıklarını beyan etmiştir. Bu durumda ...’a ... tarafından verilen vekaletnamenin ilgili mahkeme dosyasında bulunup bulunmadığı araştırılmadan veya ilgili noterlikten getirtilmeden yukarıda bulunan temsil hükümlerinin eldeki olayda uygulama yerinin olup olmadığı da değerlendirilmeden karar verilmesi hatalıdır.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir <br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine, diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenlerine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4-6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih, 2021/170 Esas - 2023/911 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.15/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efe675ec04c43850","SID":"e48eb52681eebfd6"}}