{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2020<br>NUMARASI\t\t: ...<br>\t\t2-... - ...<br>\t\t3-... - ...<br>\t\t4-... - ...<br>\t\t5-... - ...<br>\t\t6-... - ...<br>\t\t7-... - ...<br>\t\t8-... - ...<br>\t\t9-... - ...<br>\t\t10-... - ...<br>\t\t11-... - ...<br>\t\t12-... - ...<br>\t\t13-... - ...<br>\t\t14-... - ...<br>\t\t15-... - ...<br>\t\t16-... - ...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...\t  <br>DAVALI\t: ...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ...\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ\t: 30/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2023<br>Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/12/2020 tarih, ...sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TALEP\t:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ... Turizm Eğitim Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ.’NİN ... yılında kurulmuş hali hazırda gayri faal bir şirket olup son derece keyfi bir şekilde yönetildiğini, şirketin sözleşmede belirtilen hiçbir amacı yerine getirmeyip böyle bir gayesinin de hiç olmadığını, zaman içerisinde yalnızca Yönetim Kurulu Üyelerinin huzur hakkı ücretlerini ödemekle yükümlü bir şirket haline geldiğini, Genel Kurulların da son derece keyfi bir şekilde yerine getirilip toplantıda alınan kararların her yönüyle usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, TTK.nun 414. maddesi uyarınca çağrının usulüne uygun yapılmayıp Yönetim Kurulu’nun yalnızca A Gurubu hisse senedi sahiplerine çağrı yapıp B Gurubu hisse senedi sahiplerine çağrı yapmadığını, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32. Maddesi gereği esas sözleşme değişimi Bakanlık izinine tabi olan şirketlerin toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulundurulması zorunlu olup, şirket esas sözleşmesinin 22. Maddesinde de bu durumun şirket esas sözleşme değişiminin Bakanlık iznine tabi olduğu şeklinde açıklandığını, bununla birlikte şirket ana sözleşmesinin 19. Maddesinde şirketin gerek olağan gerekse olağanüstü toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserinin bulundurulmasının şart kılınmış olmasına rağmen ne önceki toplantılarda ne de iptali istenen 19.06.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında Bakanlık Komiseri bulundurulmadığını, yapılan toplantının bu nedenle ana sözleşmeye ve Yönetmelik hükümlerine aykırı bulunduğunu, müvekkilleri tarafından 19.06.2019 tarihli Genel Kurul toplantısında verilen önergelerin Yönetim Kurulu Başkanının kendi tekelinde bulundurduğu oy çokluğu ile reddedilip bir kısmının ise hiç görüşülmediğini, kararların bu nedenle de dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK.nun 420. Maddesi açık hükmüne rağmen Yönetim Kurulu Başkanı’nın kararı ile bilanço ve konsolide tabloların görüşülmesi bakımından toplantının bir ay sonraya bırakılması gerekirken 56 gün sonraya bırakıldığını, toplantı tutanağının Yönetmeliğin 22. Maddesi hükmüne göre toplantı yerinde gün ve saatinde iki nüsha olarak düzenlenip Toplantı Başkanı ve Bakanlık Temsilcisi tarafından imzalanması gerekirken, toplantıdan 10 gün sonra düzenlenmek suretiyle kanunun açık hükmüne muhalefet edildiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ...’in şirketi yönetirken pay sahiplerinin bilgi edinme hakkını engelleyerek şeffaflık ilkesine aykırı şekilde hareket ederek hisse çoğunluğunu kendi elinde toplayıp Genel Kurulda çoğunluk sağlayıp kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alınmasını sağladığını, kar dağıtımı konusunda şirket ana sözleşmesinin 25. Maddesinde yazılı esaslara aykırı davranıldığını, şirket malvarlığına dahil gayrimenkullarin satılması ve kiralanması ile ilgili şirketin hiçbir bilgi vermediğini, inceleme ve bilgi alma taleplerini reddettiğini, TTK.nun 1524. Maddesi uyarınca şirkete ait WEB sitesi açılmadığını, ... AŞ. Gayrifaal bir şirket olmasına rağmen 05.04.2017 tarihinde yapılan Genel Kurulda Yönetim Kurulu Üyelerine verilen huzur hakkı ücretlerinin % 50 artırıldığını, 19.06.2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında bu durumun incelenmesi talep edilmiş ise de yapılan faaliyetler hakkında pay sahiplerinin bilgilendirilmediğini, artırılan ücretlerin kaldırılmasının müvekkili ... tarafından talep edilmiş ise de bu taleplerin de kabul edilmediğini, Yönetim Kurulunun yalnızca şirketin kat karşılığı edinmiş olduğu gayrimenkullerin satışı işi ile uğraşmakta olup Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretlerinin % 50 artırılmasını gerektiren bir durum bulunmadığını, aynı toplantıda müvekkilleri tarafından verilen bir önerge ile, 2017-2018 döneminde  Bursa ili, Nilüfer İlçesi, ... Mah. ... ada ... parselde kayıtlı bulunan kimlere hangi tarihte hangi fiyatla satılıp satılmadığı yönünden açıklama yapılması istenmiş ise de gerekli kayıtların şirket merkezinden edinilebileceği söylenerek toplantıya devam edildiğini, şirket Yönetiminin her bakımdan şeffaflık ilkesinden uzak olduğunu, yukarıda açıklanan tüm bu sebeplerle Yönetim Kurulunun ibra edilmediğini, müvekkillerinin şirketten bilgi alma ve inceleme hakkını defalarca kez kullanmak istemiş olmalarına rağmen bu hakkın kendilerine kullandırılmadığı gibi Genel Kurulda TTK.nun 438. Maddesine uygun şekilde Özel denetçi atanması istemleri konusunda bir önerge vermişler ise de bu talebin de reddedildiğini, iş bu nedenlerle usulüne aykırı şekilde toplanan, yasaya aykırı şekilde yürütülen Genel Kurulda alınan kararların TTKnun 445. Maddesi uyarınca iptaline ve şirkete TTK.nun 438. Maddesi uyarınca özel denetçi tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan Tuncay Paker, ... ve ...’nın davacı sıfatı olmadığını, bu kişilerin usulüne uygun davetiye tebliği ile 25.04.2019 tarihli Genel Kurul toplantısına katılmış olmalarına rağmen ertelenen Genel Kurula katılmadıklarını,   usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen çağrıldığı toplantıya gelmeyen ortağın ancak davetin usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek davacı olabileceklerini. bu ortaklara usulüne uygun çağrı davetiyeleri tebliğ edilmiş ve toplantı da usulüne uygun şekilde ilan edilmiş olmasına rağmen toplantıya katılmadıklarından iptal isteminde bulunmak haklarının bulunmadığını, diğer davacıların ise toplantıya katıldıklarından davetin usulüne uygun yapılmadığı itirazında bulunamayacaklarını, bu itirazlarının dürüstlük kurallarına uygun bulunmadığını, öte yandan Genel Kurul Karar İptaline ilişkin dava ile Özel Denetçi tayinine ilişkin davanın nitelik itibariyle birbirinden farklı davalar olup davaların bir arada görülmesinin mümkün bulunmadığından tefriki gerektiğini, toplantıya katılan üyelerin çağrının usulüne uygun yapılmadığı itirazının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, kaldı ki nama yazılı hisse senedi sahibi tüm pay sahiplerine çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, hamiline yazılı pay sahipleri açısından ise ancak toplantı öncesinde şirkete başvurup adres bildirmedikleri taktirde tebligat ile çağrılmaları zorunluluğu bulunmadığını, ilanın bu tür pay sahiplerinin çağrısı için yeterli olduğunu, zaten hamiline yazılı hisse senedi sahibi tüm paydaşların şirketçe bilinmesine olanak bulunmadığını, toplantıda Bakanlık Temsilcisin bulunmasının yasal zorunluluk olmayıp tek başına bu sebebin Genel Kurul toplantısının iptal yahut yokluk sebebi sayılamayacağını, her ne kadar bu konuda ana sözleşmede düzenleme var ise de sonradan yürürlüğe giren 6102 Sayılı Kanuna dayalı olarak çıkartılan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik gereğince, ana sözleşmede veya sermaye değişikliği yapılmayan Genel Kurullarda Bakanlık Temsilcisi bulundurma zorunluluğunun ortadan kalktığını, anılan Yönetmeliğin 32. Maddesinde hangi hallerde Bakanlık temsilcisi bulundurmanın zorunlu olduğunun tek tek sayıldığını, iptali istenen Genel Kurulda bu hallerden hiç birisinin bulunmadığını, ertelenen Genel Kurula  ve önceki Genel Kurullara katılan ve bu konuda hiç itiraz ileri sürmeyen davacı tarafın iptali istenen bu Genel Kurulda bu sebebi de ileri sürmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, öte yandan davacı yanın dilekçesinde Genel Kurulda dürüstlük kuralına aykırı kararlar alındığı belirtilmiş ise de hangi kararların hangi sebeple dürüstlük kuralına aykırı olduğu belirtilmediğini, toplantının pay sahiplerinin talebiyle TTK.nun 420. Maddesi gereğince ertelenmesi talebi gereği toplantının ertelenmesinden öngörülen  bir aylık sürenin asgari süre olup  bu sürenin emredici bir süre olmadığını, sürenin daha uzun olmasının ise pay sahiplerinin lehine olduğunu, toplantının bu şekilde 56 gün sonrasına ertelenmesi halinde davacı tarafın ne gibi bir hak kaybına uğradığı konusunda bir açıklama getirilmediğini, tutanağın toplantı sonunda düzenlenerek 20.06.2019 tarihinde şirkete ait web sitesinde yayınlandığını, öte yandan  şirketin gayrifaal durumda olmayıp huzur hakkı ücretlerinin artırılmasının yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı bir durum olmadığını, davacı ortakların katıldığı Genel Kurulda oybirliği ile alınan karar uyarınca tüm ortakların kar paylarını aldığını, şirket faal olduğu için Yönetim Kurulunun ücret almasının olağan olduğunu, ücretlerin şirketin mali yapısına uygun olduğunu, Yönetim Kurulunun oy hakkından mahrumiyetleri nedeniyle ibra edilmediğini,  davacı tarafın özel denetçi talebinin hangi konularda istediklerini açıkça belirtmeleri gerektiğini, öncelikle bu konularda Genel Kuruldan bilgi alma hakkını kullanmış olup bir konuda bilgi alamamış olmaları ya da alınan bilginin doyurucu olmaması halinde ancak denetçi tayini istenebileceğini, tapulu taşınmazların satışına dair kayıtların açık olup bu satışlarla ilgili daha önce kendilerince bilgi alma hakkının kullanılıp kendilerine bilgi verilmediği konusunda bir iddialarının bulunmadığını, sorulan hususların resmi kayıtlarda bulunan hususlardan olduğunu, şirketin mali yönden vergi dairesi denetiminden geçtiğini, denetim raporunun sunulduğunu, Nilüfer Belediyesi ile aralarındaki davanın Danıştay aşamasında olduğu konusunda davacı tarafa bilgi verildiğini,anılan dönemde  83 m2 büyüklüğünde bir ofisin davacı ...’ya 245.000,00 TL bedelle, 134 m2lik bir ofis Hüseyin Kocaali’ye 500.000,00 TL bedelle, 110 m2 lik iki daire de ... ve...’ya ayrı ayrı 430.000,00 TL bedelle satıldığını, özel denetçi tayinin gerektiren bir durumun söz konusu olmadığını, anılan nedenlerle her iki davanın öncelikle tefriki ile yukarıda belirtilen gerekçelerle ayrı ayrı reddine karar verilmesi talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; \"davalı şirketin nama yazılı pay sahiplerinden bazılarına toplantıyı iadeli taahhütlü mektupla bildirildiği, bir kısmına bildirmediği anlaşılmış ise de bunlardan bir kısmının ertelenen 25.04.2019 tarihli toplantıya katıldıkları ve bu ortakların iptali istenen Genel Kurula katılmamış olmasının alınan kararların çoğunluk sayılarına göre toplantıya katılıp olumsuz oy vermesi halinde dahi kararların alınmasına etkili çoğunluk oluşturmayacakları anlaşıldığından , iş bu halde salt çağrının usulüne uygun yapılmamış olmasının iptal sebebi kabul edilmediği,<br>Yine ;  25.04.2019 tarihli toplantıda erteleme talebinin gelmesi nedeniyle toplantının 19.06.2019 tarihine ertelendiğinin anlaşıldığı, toplantının 1 aylık süre geçirilerek 56 gün sonra yapılmasının, toplantının ertelenmesindeki bilanço ve diğer finansal tabloları inceleme süresi bakımından azlığın lehine bir durum olup, davacılar tarafından bunun davacı ya da diğer ortakların ya da şirketin ne gibi bir zararına yol açtığının açıklanmadığı, Genel Kurul toplantılarının yapılma zamanları ile ilgili TTK.daki düzenlemelere uyulmaması hali için bir yaptırım da düzenlenmediği göz önüne alınarak  sırf bu halin de iptal sebebi sayılamayacağı,<br> Hali hazırdaki düzenleyici mevzuat ile , Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32. Maddesi gereği esas sözleşme değişimi Bakanlık izinine tabi olan şirketlerin toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulundurulması zorunlu olup şirket esas sözleşmesinin 22. Maddesinde de bu durumun şirket esas sözleşme değişiminin Bakanlık iznine tabi olduğu şeklinde açıklandığı, bununla birlikte şirket ana sözleşmesinin 19. Maddesinde şirketin gerek olağan gerekse olağanüstü toplantılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserinin bulundurulmasının şart kılınmış olmasına rağmen, ne önceki toplantılarda ne de iptali istenen 19.06.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında Bakanlık Komiseri bulundurulmadığı göz önüne alındığında, ana sözleşmede yer almasına rağmen önceki toplantılarda da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı temsilcinin, halihazırdaki mevzuatla Gümrük ve Ticaret BAKANLIĞI temsilcisi olarak değiştiği ve artık yalnızca ana sözleşme değişikliklerine ilişkin toplantılarda bulundurulması zorunluluğu getirildiği, iptali istenen 19.06.2019 tarihli toplantıda bulundurulmamış olmasının iptal sebebi yapılmasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağının mahkemece kabul edildiği, <br> Davacı tarafça toplantı tutanağının sonradan düzenlendiği itirazının ispatına yarar bir delil sunulmadığı,  toplantı tutanağının toplantıdan 1 gün sonrasında 20.06.2019 tarihinde şirkete ait WEB sitesinde yayınlandığının anlaşıldığı, bu hususun da  iptal sebebi olarak görülmediği, <br>Davacı taraflarca gündemin bir veya birkaç maddesine yönelik değil Genel Kurulunun tümüne yönelik bir iptal isteminde bulunulduğu gözlenerek incelenen toplantı tutanağı içeriğine göre davacılarca toplantı esnasında pek çok konuda soru önergesi verildiği ve bu soruların cevaplandırılmasının istendiği ve cevaplandırılmayan konularla ilgili olarak şirkete özel denetçi tayin edilmesi talep edildiği, usul ekonomisi açısından davaların incelemesinin bir arada yapıldığı, 19.06.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali istemli davada usul ve şekil bakımından kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırılık şeklinde gerçekleşen ve alınan kararların mutlak butlanla geçersizlik, hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak bir durum tespit edilmediği, iptali istenen Genel Kurul kararlarının TTK.nun 445 446 maddesi şartları bakımından  iptal edilebilirlik açısından yapılan incelemesinde; 9 madddeden oluşan Genel Kurul gündemine davacılar tarafından bir muhalafet şerhi konulmadığı,olumlu ve olumsuz oyların toplantı başkanı tarafından toplandığı, Yönetim Kurulunun sayı çoğunluğu ile ibra edilmediği, diğer gündem maddelerinin oy çokluğu ile kabul edildiği,ancak görüşmeler sırasında bir tanesi belirtilen hususlarda denetçi tayinine ilişkin olmak üzere önergeler verildiği, davacıların Genel Kurul kararları aleyhine  TTKnun 445. Maddesi uyarınca dava açabilmelerinin ön koşulunun oylanan ve dava yolu ile iptali istenen maddeye muhalefet şerhi koymaları ve muhalefetini tutanağa geçirtmeleri olup davacılar tarafından açıkça muhalefet şerhi konulmadığı, <br> Yönetim Kurulu üyelerine dağıtılan kar payı yanında huzur hakkı ücreti verilmesi  şirketin mali yapısı ve ortaklık haklarını zedeler mahiyette olduğu bilirkişi raporu ile belirtilmiş ise de ; muhalefet şerhinin tutanakta yer almadığı, bu maddenin iptali için muhalafet şerhinin usulünce tutanağa eklenmesi, uzun vade de kanunen aranan yeterli çoğunluk sağlanır ise ana sözleşmenin anılan hükmünün Genel Kurulca değiştirilerek ya da yeniden düzenlenerek ortaklık haklarının korunmasının söz konusu olabileceği, <br>Önerge konusu edilen diğer bir hususun ise aynı zamanda dava sebebi olarak ileri sürülen şirkete özel denetçi tayini talebi yönünden ise ; Davacının özel denetçi tayininin gerekliliği ve Genel Kurulda bilgi edinme ve inceleme hakkının kullanılmış olduğunun yanı sıra kurucuların veya organların kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal etmek suretiyle şirketi veya pay sahiplerini zarar uğrattıklarını ikna edici biçimde ortaya koyması gerektiği, Davacıların Genel Kurulda önerge vererek önerge verdikleri hususlarda bilgi edinme ve inceleme hakkını kullandıkları, özel denetçi tayin edilmesi istenen konularda özel denetçi isteminin Genel Kurulda oylanarak atanmamasına oy çokluğu ile karar verildiği, davacıların TTK.nun 439. Maddesi uyarınca şirket hisselerinin % 10’undan fazlasına sahip paydaş oldukları, bu kapsamda şeklen dava açma koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığı, davacılar tarafından şirket merkezine gelinerek kayıtları incelemek istedikleri halde incelemelerine müsaade edilmediği yönünde bir iddialarının bulunmadığı, bahse konu dava sürecinin de açık olup aynı şekilde şirket merkezinde kayıtların incelenebileceği, davaya cevap dilekçesi ile ayrıca detaylı şekilde soru sorulan hususların cevaplandırılmış olmakla, bunlar dışında bilançonun gerçeğe aykırı tutulduğu, taşınmaz devirlerinde muvazzaalı devirler yapıldığı gibi  şirket kayıtlarının haricen incelenmesi ve denetlenmesini gerektiririr sebepler ileri sürülmediği gibi, bizzat davacılar tarafından da katılanların olumlu oylarla Yönetim Kurulu üyelerine  TTK.nun 395 ve 396 .maddeleri uyarınca yetki verilmesinin kabul edildiği, şirketin gayri faal olmadığının şirket kayıtlarına uygun olarak incelenmiş olmakla bu kapsamda yerinde görülmeyen özel denetçi tayini taleplerinin de gerekliliği ispat olunmadığını, bu suretle ; Genel kurul karar iptali isteminin reddine, Özel Denetçi atanması isteminin reddine\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  6102 sayılı T.T.K. madde 18/2 uyarınca tüm işlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olan davalı şirket Yönetim Kurulunun yalnızca A grubu hisse sahiplerine iadeli taahhütlü mektup yoluyla çağrıda bulunmuş olması (B grubu pay sahiplerine çağrı mektubu gönderilmemiş olması) eşitlik ilkesine ve emredici hüküm olan 6102 sayılı T.T.K. madde 414'e açıkça aykırı olması sebebiyle açıkça usul ve yasaya aykırılık taşıdığını,   bilirkişi raporuyla; müvekkillerinden ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... olmak üzere toplamda 6 pay sahibine genel kurul davetinin yapılmadığı ve dava konusu 19.06.2019.tarihli Genel Kurulla ilgili olarak Genel Kurula Davet ve Genel Kurul Tutanağının şirketin Web sitesinde yayınlanmadığının tespit edildiğini, davalı şirketin gerek şirket esas sözleşmesinin 19. maddesinde gerek olağan gerekse olağanüstü Genel Kurul Toplantılarında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserlerinin bulundurulması şart kılınmış olmasına rağmen dava konusu 19.06.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında Bakanlık Komiseri bulundurulmamış olmasının esas sözleşmeye ve ilgili Yönetmeliğe açıkça aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu 19/06/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının sonradan düzenlenmiş olması, müvekkillerin alınan kararlara ret oyu vermiş olması, genel kurul toplantısında ileri sürülen talep, önerge ve eleştirilerin peşin muhalefet niteliğinde olması sebepleriyle; mahkemenin kararının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantı tutanağının toplantıdan 10 gün sonra düzenlendiğini, Hiçbir ticari faaliyeti olmayan (gayri faal) şirketin 6 kişilik yönetim kuruluna ödenen huzur haklarının hukuka ,adalete uygun olup olmadığının incelenmesi, hususlarının Özel Denetçi tarafından incelenmesi gerektiğini, sunulan önergelerin   peşin muhalefet şeklinde ortaya konulduğunu,  müvekkillerin bilgi edinme hakkını kullanmış olmaları, dava dilekçesinde yönetim kurulunun tamamen kendi menfaatleri doğrultusunda ve esas sözleşmeyi ihlal etmek suretiyle şirketi zarara uğratma iddiasında bulunmuş olmalarının  , dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla  yönetim kurulu üyelerinin ana sözleşme gereğince şirket karından yaklaşık % 10 pay pay almalarına ek olarak bir de huzur hakkı almaları şirketin mali yapısı ve ortaklık haklarını zedeler nitelikte olduğunun ispatlanmış olması ve şirket kayıtlarının haricen incelenmesi ve denetlenmesini gerektiren bir durum olması sebebiyle; özel denetçi atanmasına karar verilmemiş olmasının isabetsiz olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve  davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dava, davalı şirketin 19.06.2019 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısının kanuna, ana sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak yapılması ve karar alınması nedeniyle alınan kararların iptaline karar verilmesi ve şirkete özel denetçi tayini istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> 6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.<br>Anonim şirket genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptali davasının açılması için dava şartıdır.<br>Davaya konu genel kurul toplantısına davetlerin pay sahiplerine posta yolu ile gönderildiği,  bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davacılardan   ..., ...,  ...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’in 19/06/2019 tarihli Genel kurula katıldıkları, hazirun cetvelinde isim ve imzalarının yer aldığı,  ... ..., ..., ...’nın ise  toplantıya katılmadıkları ancak usulüne uygun şekilde toplantıya çağrıldıklarına dair iadeli taahhütlü posta listesinde isimlerinin yer aldığı , bu suretle toplantılara çağrısı yönünden bir usulsüzlük bulunmadığı, kaldı ki  toplantıda temsil edilen paylar itibariyle  kanuna ve ana sözleşme hükümlerine göre toplantı yeter sayısının oluştuğu ve 7.056.00 adet hisseye karşılık 4.108.442 kabul oyu ile kararların alındığı , pay sahiplerinden bazılarına toplantının iadeli taahhütlü mektupla bildirildiği, bir kısmına bildirmediği anlaşılmış ise de bunlardan bir kısmının ertelenen 25.04.2019 tarihli toplantıya katıldığı  ve bu ortakların iptali istenen Genel Kurula katılmamış olmasının, pay durumları itibariyle  toplantıya katılıp olumsuz oy vermesi halinde dahi kararların alınmasına etkili olmayacağı gözetilerek salt çağrının usulüne uygun yapılmamış olmasının iptal sebebi kabul edilemeyeceği yönündeki mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça, Toplantı tutanağının sonradan düzenlendiği ve imzalandığı itirazı yönünden itirazlarının ispatlanamadığı,  yine davaya konu edilen 25.04.2019 tarihli toplantının ertelenme talebi nedeniyle toplantının 19.06.2019 tarihine ertelenmesi nedeniyle ,1 aylık sürenin geçirilerek 56 gün sonra yapılması hususunun davacı ya da diğer ortakların ya da şirketin ne şekilde aleyhine olduğu ve  gibi bir zararına yol açtığı hususunun  açıklanmadığı ve bu yönde bir delilini de sunulmadığı, yine Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 32. Maddesi gereğince 19/06/2019 tarihli genel kurul toplantısı gündemi ve genel kurul kararları nazara alındığında  bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğunun bulunmadığı, (Yargıtay 11. H.D nin 2015/1952 E- 2016/2082 K)  bu haliyle  19.06.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali istemli davada usul ve şekil bakımından kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kurallarına aykırılık şeklinde gerçekleşen ve alınan kararların mutlak butlanla geçersizlik, hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak bir durumun da tespit edilmediği, Bununla birlikte toplantıya katılan ve ancak gündem maddesinin görüşülmesi sırasında iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi gereğince, toplantıda bulunan ortakların alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için dava açabileceği halde davacılar tarafından muhalefet şerhi beyan edildiğine dair keyfiyetin tutanağa geçirilmediğinin anlaşılması karşısında  TTK m. 446/1-a'da düzenlenen genel kurula katılma, olumsuz oy verme ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtme şartlarını gerçekleşmediği mahkemece kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir.<br>Bununla birlikte  emredici kurallara aykırılık halinde genel kurul kararları mutlak butlanla batıl olacağından bu halde iptalleri için açılacak davalarda muhalefet şerhi aranmaz ise de somut olayda davacılar tarafından emredici kurallara aykırılığın varlığı da ispatlanamamıştır.  Bir kısım davacıların önerge vermesi ve önergenin reddedilmesinin genel kurulun iptaline ilişkin dava hakkı sağlamayacak olmasına göre, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin özel denetçi atanması talebinin reddine yönelik istinaf nedenleri yönünden yapılan incelemede ise ; 6102 sayılı TTK'nın 440/2 maddesi uyarınca, mahkemece şirkete özel denetçi atanması talepleri hakkında verilen  davanın kabulüne veya reddine ilişkin kararlar kesindir. HMK 341/5'de de ilk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceğine veya haklarında Yargıtay'a başvurulabileceği  belirtilmiş olup da Bölge Adliye Mahkemelerinin  görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, başvurulabileceği düzenlenmiş, istinafa getirilen karara karşı kanun yolu bulunmadığından davacı vekilinin bu talebe ilişkin karara yönelik  istinaf  başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 269,85 TL istinaf karar harcından her bir davacıdan ayrı ayrı olmak üzere peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile her bir davacı yönünden bakiye 210,55‬'şer TL harcın ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf incelemesi sırasında yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin dairemiz tarafından yerine getirilmesine,  <br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/11/2023<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4bfd51cd942d06d","SID":"962a8997b96f3748"}}