{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/685 - 2025/817<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/685 <br>KARAR NO\t: 2025/817<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/280 E.  -  2024/437 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Tescili<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2024 Tarih ve 2024/280 Esas - 2024/437 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin  2019/86980 sayılı ve  \"...\" ibareli başvurusunun , davalı Şirketin itirazı sonucu dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusu ile redde mesnet \"...\" ibareli markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği malların hitap ettiği tüketici kitlesinin uzman doktor ve eczacılar olduğunu, markaların karıştırılmayacağını, ayrıca başvurunun itirazına karşı sundukları görüşlerinde kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, ancak bu taleplerinin incelenmediğini ileri sürerek, 2020-M-8495 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, yetki itirazında bulunarak, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece somut olayda;  davacı tarafça \"...\" ibaresinin; tıp ve ilaç dünyasında sıklıkla ve yoğun bir şekilde kullanılan, jenerik anlamı olan zayıf ibare olduğunu, çocuk alanında \"...\" ibareli birçok ilaç/tıbbi terim/sağlık alanında terim bulunduğunu ileri sürse de, bu iddialarını delillendiren, bu iddialarını ispatlayacak nitelikte marka işlem dosyasında belge bulunmadığı, dolayısıyla \"...\" kelimesinin davaya konu 5.sınıf emtialar bakımından ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir marka olduğu hususunun davacı-birleşen davacı marka başvuru sahibi tarafından ispatlanamadığı, bu hale göre; dava konusu marka başvurusu \"...\" ile kullanım ispatına tabi olmayan redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaların esas unsuru olan \"...\" kelimesi arasında, ilk dört harfin birebir aynı olduğu, \"...\" kelimesinden kaynaklı olarak markalar arasında görsel ve işitsel düzeyde benzerlik bulunduğu, ilgili tüketici kesiminin markaların başlangıç kısımlarındaki benzerliğe, diğer kısımlarına nazaran daha fazla odaklandıkları, bu yönde bir tüketici alışkanlığının bulunduğu, dolayısıyla; daha önce redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan; gerek makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, gerekse dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını, davaya konu 5.sınıf emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markaların serisi niteliğinde bir marka zannedebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, belirtilen nedenlerle dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığını, davalı Şirketin redde mesnet markalarını \"çocuk bezleri\" mal ve hizmetlerinde kullandığını, markalar arasında emtia benzerliğinin bulunmadığını,  ayrıca tarafların markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli olduğunu markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, diğer taraftan yayına itirazlarına karşı görüşlerinde ileri  sürdükleri kullanım ispatı taleplerinin dava konusu YİDK kararında incelenmediğini dava konusu YİDK kararının bu yönüyle de hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescili istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 16/09/2019 tarihinde \"...\" ibaresini 5. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itiraza karşı görüşünde itiraza mesnet 2012/21475, 2012/20590, 2011/81541, 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaların 5. sınıf mallar yönünden kullanımının ispatını talep ettiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara yönelik davalı itirazının ise YİDK'ın  2020-M-8495 sayılı kararıyla, dava konusu başvuru ile davalı Şirketin 2012/20590, 2012/21475, 2011/83939, 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabul edilerek, başvurunun reddine  karar verildiği, anılan kararın başvuru sahibi davacı tarafa 23.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 22.12.2020 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatı tabi olmayan 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 anlamında iltibas bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet 2013/97304 ve 2013/97317 sayılı markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının yerinde bulunup bulunmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru \"...\" , redde mesnet 2013/97304 , 2013/97317 sayılı markalarda \"...\" ve \"... ...\" ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere taraf markalarında \"...\" ibaresi ortak olarak yer almakta olup, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlıkta buradan kaynaklanmaktadır. Davacı taraf gerek işlem dosyasındaki karşı görüşlerinde gerekse yargılama sırasındaki beyanlarında, markalarda ortak olarak yer lan \"...\" ibaresinin \"çocuk\" anlamına geldiğini, uyumazlık konusu mallar bakımından yaygın olarak kullanılıp kimsenin tekeline bırakılamayacağını, açıklana nedenerle  ayırt ediciliği bulunmayan \"...\" ibaresinin iltibas değerlendirmesin de dikkate alınamayacağını ileri sürmüştür. Gerçekten de yukarıda da açıklandığı üzere  her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği zayıf veya bulunmayan ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar değerlendirilmelidir. Diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucu doğacaktır. Davacının bahsi geçen iddiasının değerlendirilmesinin  genel hukuk bilgisi ile çözülmesinin mümkün olmadığı şüphesizdir. Nitekim mahkemece de, bu hususta bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesine rağmen, verilen kesin sürede davacı tarafça bilirkişi ücretinin yatırılmadığı bu nedenle davacının bu delile  dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilerek, davacının \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bulunan bir ibare olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.<br>Ancak,  delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağının açıkça belirtilmesi ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Yargıtayın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 3. HD.'nin 23.05.2018 tarih ve 2016/19570 E.- 2018/5727 K., 3. HD.'nin 04.04.2018 tarih ve 2016/11972 E.- 2018/3497 K., 5. HD.'nin 25.04.2018 tarih ve 2017/3513 E.- 2018/8206 K., 11. HD.'nin 28.02.2018 tarih ve 2016/7652 E.- 2018/1503 K., 20. HD.'nin 05.06.2018 tarih ve 2017/3304 E.- 2018/4335 K.).<br>\tSomut uyuşmazlıkta ise mahkemece delil ikamesi için gereken masrafın yatırılması amacıyla 09/04/2024 tarihli oturumda yapılan ihtaratta, bilirkişi için belirlenen ücret miktarı ve delil ikamesi için eksik kalan meblağın ödenmemesi halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı belirtilmiş olmasına karşın, yine aynı halde eldeki diğer delillere göre karar verileceği hususu belirtilmeyerek, hukuki sonuç kısmı tam olarak açıklanmamış ve hataya düşülmüştür. Dolayısıyla delil ikamesi için avans yatırılmasına dair mahkemece yapılan ihtarat, hukuka uygun değildir. Mahkemece belirlenen bilirkişi ücretinin davacı tarafça 23.06.2021 tarihinde yatırıldığı da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, mahkemece davacının yukarıda bahsi geçen iddiası bakımından, uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, yukarıda açıklanan hususlar, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/11/2024 gün ve 2024/280 Esas - 2024/437 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br><br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2025 <br>\t\t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b00177df9c3af877","SID":"66d18924bb4875a9"}}