{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/708 <br>KARAR NO\t: 2025/865<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                           ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...               ...<br>KATİP\t\t: ...                        ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/29 E.  -  2022/295 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Tescili<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2022 Tarih ve 2022/29 Esas - 2022/295 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Asıl ve birleşen davada  davacı vekili, müvekkilinin 2020/52471 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna davalı Şirketin 2018/67772 sayılı markasına dayalı olarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek, başvurunun reddine karar verildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa redde mesnet markanın kullanıldığı faaliyet alanı ile müvekkilinin markasını kullandığı faaliyet alanının farklı olduğunu, redde mesnet markanın \"ilaç şehri\" anlamına geldiğini, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkilinin başvurusunun bir bütün olarak redde mesnet markadan yeterince farklılaştığını ileri sürerek, YİDK'ın 23/11/2021 tarih ve 2021-M-10175 sayılı kararının  iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Asıl  davada  davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Birleşen dava davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer oldukları, her iki markanın da esaslı unsurunun müşterek olarak \"...\" ibaresinden oluştuğu, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markaların  benzer oldukları, buna göre, daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan gerek dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, gerekse makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu gördüğünde veya işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet marka ile ilişkilendirebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşebileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine kaar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili,  tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, bir bütün olarak dava konusu başvurun yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığı gibi markaların kullandığı filli faaliyet alanlarının da farklı olduğunu, dava konusu başvuruya itiraz eden dava dışı kişinin itirazdan sona redde mesnet markayı davalı Şirkte devrettiğini, bu durumun itiraz edenin ticari faaliyet yürütmediği, sadece çıkar sağlamak amacıya markanın tescilini talep ettiğini ortaya koyduğunu, mahkemece bu hususlarda araştırma yapılmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescili  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu \"...+şekil\" ibareli başvurusu ile davalı şirkete ait 2018/67772 sayılı ve  \"...\" ibareli redde mesnet marka arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markanın asli unsuru olan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan kelime ve şekil unsularının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 35. sınıf hizmetler redde mesnet marka kapsamında aynen yer aldığı gibi başvuru kapsamında yer alan 10. sınıf malların da redde mesnet marka kapsamında yer alan 10. sınıf malların  satışına özgü 35 sınıf hizmetlerle benzer olduğu, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin olmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi raporu alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, asıl ve birleşen davada davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın asıl ve birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.   <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :15/05/2025    \t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9f43565b63e29aeb","SID":"a37a577dd73c4f9c"}}