{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/331 <br>KARAR NO: 2025/681<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 29.09.2021<br>NUMARASI: 2018/758 Esas - 2021/710 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı şirket ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 14.11.2014 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak yer aldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu ve kefillere gönderilen Gebze ... Noterliğinin 27.09.2017 tarihli ihtarı ile hesabın kat edildiğini, ihtarnamede belirtilen sürede ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını, davalının geçerli kefaletinin bulunduğunu, borçlu şirkete ki davalı hisselerinin 04.09.2015 tarihinde devir edilmesinin kefaleti sora erdirmeyeceğini ileri sürerek, takiplere yönelik itirazın iptali ile alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığını, müvekkilinin kredi borçlusu şirket için verilmiş geçerli bir kefaletinin bulunmadığını ve müvekkilinin 04.09.2015 tarihinde borçlu şirketteki tüm hisselerini devir ettiğini, bu tarihten sonra borçlu şirketle ticari bağının kalmadığını, takip dayanağı belgelerin tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddi ise kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... davacı banka kayıtları incelendiğinde, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında 21.03.2017 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı yeni Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, 24.03.2017 tarihinde dava konusu çek yapraklarının da içinde yer aldığı çek karnesi için, ...hesap no.su ile Çek Karnesi Kredi Hesabı açıldığı ve 28.03.2017 tarihinde dava dışı şirkete 25 adet yapraklı Çek Karnesinin ve 35.250,00 TL (25 Adet x 1.410,00 TL Banka sorumluluk tutarı) tutarlı gayri nakit kredi borcu oluşturulduğu, bu sebeple, dava konusu Çek Karnesi Kredisinin 21.03.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı kanaatine ulaşıldığı, ancak 21.03.2017 tarihli kredi sözleşmesinde davalı ...'un kefalet imzası bulunmadığından, söz konusu sözleşmeden doğan borçlardan dolayı adı geçen kefilin sorumlu tutulamayacağı...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemece takiplerin dayanığı olan 21.03.2017 tarihli sözleşmede davalının imzasının olmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, oysa müvekkili banka ile davalı arasında 14.11.2014 tarihinde kefalet sözleşmesi imzalandığını, TBK'nın 598. maddesi uyarınca sözleşmenin 10 yıl süreyle geçerli olduğunu, davalının 04.09.2015 tarihinde şirket hisselerini devretmesine rağmen kefaletinin devam ettiğini, davalıya gönderilen Gebze ... Noterliğinin 27.09.2017 tarihli ve  01.02.2018 tarihli ihtarlarının tebliğine rağmen, payların devir edildiği ve borçlan sorumlu olunmadığına ilişkin itiraz ileri sürülmediğini, ihtarlara itiraz edilmediğini,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı banka ile dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 14.11.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine, borçlu şirketin ortağı olan davalı da kefil sıfatıyla taraf olmuştur. Genel kredi sözleşmesindeki kefaletin TBK'nın 583. maddesindeki şartlara uygun şekilde düzenlendiği ve geçerli olduğu anlaşılmıştır.Sözleşmeden sonra 28.08.2015 tarihli Kartal ...Noterliğinin ... yevmiye n'lu pay devir sözleşmesi ile davalı kefil, borçlu şirketteki ortaklık payını dava dışı ...a devrederek şirket ortaklığından ayrılmıştır.  Davacının imzası bulunan ve 2014 yılında düzenlenen 100.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinden sonra, borçlu şirket ile davacı banka arasında bu kez 21.03.2017 tarihinde 500.000,00 TL bedelli yeni bir genel kredi sözleşmesi düzenlenmiş ve bu sözleşmeye ... kefil olmuştur. Sözleşme ile borçlu şirkete yeni bir limit tahsis edilmiştir. Bu sözleşmede davalının kefaleti bulunmamaktadır. 2017 yılında düzenlenen bu sözleşme kapsamında, borçlu şirkete teslim edilen çek yapraklarının karşılıksız çıkması üzerine, davacı banka tarafından çek hamillerine yapılan ödemeler, çeşitli tarihlerde düzenlenen ihtarlarla borçlu şirket ve kefillerden talep edilmiş, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam 1.760,44 TL, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 4.467,46 TL ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.733,48 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu görülmüştür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11.10.2012 gün ve 2012/9018 Esas, 2012/14916 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere,  davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasındaki süresiz kredi sözleşmelerinden doğan ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen kredi ilişkisinde bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesi, başka bir anlatımla borcun sıfırlanmış olmasının sözleşme ilişkisini sona erdirmeyeceği, genel kredi sözleşmesinin doğası gereği yeniden kredi çekilerek borç oluşturulabileceği, bu ilişkinin ise yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığı ve kefalet borcunun devam edeceği, banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalınmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve süresiz kefalet veren kefilin (TBK'nın 600 ve 601.maddesi) belirli bir tarihte hesabın sıfırlanması nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil tek yanlı olarak bildirdiği irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez. Bu şekildeki bir bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Somut olayda, davalı kefilin, şirket yönetiminden ayrılmış olması ve paylarını devir etmiş olması kefalet sözleşmesinin sone erdiği anlamına gelmemektedir. Bu ayrılmanın bankaya bildirilmiş olması kefaletten istifa olup, kural olarak kefilin tek yanlı iradesiyle kefalet sözleşmesinden istifa etmesi mümkün değildir. Ancak, davalının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra 2017 yılında  banka ile borçlu şirket arasında yeni teminatlar alınarak yeni bir genel kredi sözleşmesi düzenlendiği ve borcun bu sözleşmeden kaynaklandığı savunulmuştur. Davalının kefaleti olan genel kredi sözleşmesi bankaca yeterli görülmeyerek, davacı banka ile dava dışı borçlu arasında sonradan yeni bir genel kredi sözleşmesi düzenlenip, bu sözleşmeye başka teminatlar alındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu borcun 2017 yılında düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında verilen çek yaprağı garanti bedellerinden kaynaklandığı, on yıllık süre dolmasa dahi davalının kefaleti bulunmayan bu sözleşmedeki borçlardan sorunlu tutulmayacağı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararı yerinde olup, davacının yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı  vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025  tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"996ba0f3913bc3e4","SID":"7e3b9f071f9d083e"}}