{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/56 <br>KARAR NO\t\t: 2025/969<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t               : 15/09/2023<br>NUMARASI\t: 2023/208 Esas - 2023/848 Karar<br><br>DAVACI \t: ...  <br>DAVALILAR\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br><br> \t: 2- ...  <br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ : 15/05/2025 <br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Gebze İcra Müdürlüğünün 2020-25575 Esas Sayılı dosyasından tarafına kambiyo takiplerine mahsus ödeme emri gönderildiğini, takibin haksız ve dayanaksız olduğunu, takibe konu olan senet, borcunun 125.000,00-TL olduğu halde 300.000,00 TL olarak düzenlendiğini, Gebze Cumhuriyet Savcılığının 2019-27720 Sayılı hazırlık dosyasında alacaklının ve şahitlerin imzalı beyanları ile 170.000,00-TL'lik borcun 45.000,00- TL'sinin ödendiğini beyan ettiğini, borcunun, ...' ikrarından, beyanlarından anlaşılacağı üzere 125.000,00-TL olduğunu, davalı senetin dayanağı alacağı ispatlayamadığını, şahitler de alacağın para alacağı olduğunu, para alışverişinden kaynaklı bir ihtilaf olduğunu ifade ettiklerini, şahit ..., 28.11.2019 da Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifade de\" ...'ın, ...'e 2 kez kredi çekip verdiğini, ...'in bu durumu kabul ettiğini ancak kredilerin faizinin ödenmesinde sorun yaşadıklarını” ifade ettiğini, ... 27.11.2019 Tarihinde Gebze Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadesinde, “Kardeşimin kredi çekip ...'e borç verdiğini, 11.11.2019 Günü ...'in kardeşimin iş yerine geldiğinde öğrendim” dediğini, ..., 27.11.2019 Tarihinde Gebze Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadesinde “...'e yapmış olduğum son iki inşaatın işlerinden 175.000,00 TL alacağı olduğunu, ayrıca 2017 ve 2018 yılında 2 defa kredi çekip verdiğim toplamda 170.000,00- TL borç para olduğunu, ... bana peyderpey 45.000,00- TL ödedi” dediğini, bu durumda kendisinin ...'ün imzalı beyanı, ikrarı ile ...'e 125.000,- TL nakit para borcum bulunduğunu, senette nakten ifadesi bulunduğunu, ...'ün, 27.11.2019 Tarihinde Gebze Emniyet müdürlüğünde verdiği imzalı ifadesinde 125.000,00- TL alacağı olduğunu ifade ettiğini, bu durumda borcunun 125.000,00- TL olduğu, bu nedenlerle dava hakkında verilen karar kesinleşene kadar Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/25575 Esas sayılı dosya ile yürütülen takibin durdurulmasına; ...'ün 27.11.2019 Tarihinde Gebze Emniyet Müdürlüğünde verdiği imzalı ifadesinde 125.000,00-TL nakit borcum oluğunu ikrar ve ifade etmiştir. 125.000,00 TL borcu olduğunun 11.11.2019 Tarihinden itibaren faizi ile tespitine, bu miktarın üstündeki taleplerin reddine, Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/25575 Esas sayılı dosya ile yürütülen takibin iptali ile davanın kabulü talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin kayıtsız şartsız borç ikrarının havi olması gerektiğini, ...'ün yazılı delil vasfındaki emniyet ifadesinin, ortada mücerret bir borç ikrarı olmadığını gösterdiğini, verilen nakit para ve alınan nakit paranın açıkça ifade edildiğini, davacının yapılan iş karşılığı borcunun bulunmadığını, nakit karşılığı verilen senedin mücerret olmasını ortadan kaldırdığını, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin bu hususu nazara almadığını, ayrıca, şirketin bu şahıslara borcunun bulunmadığını, şirket alt ödemelerinin dosyada görüldüğü üzere banka havalesi ile yapıldığını, nakten yazan bir senette şahsına ait bir şirkete iş yaptıklarını iddia ederek fahiş faiz almak istediklerini, burada davalıların tek taraflı talil yoluna baş vurduklarını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kambiyo senedi olan çekten kaynaklandığını, bu durumda ispat yükünün davacı borçluda olduğunu; davacı borçlunun, borçlu olmadığını veya itfa/imhal edildiğini tanık veya yemin ile de ispat edemeyeceğini, yine borçlunun borçlu olmadığını ispat için dayanmış olduğu belgede de açıkça takip konusu senede atıf yapılması gerektiğini, borçlunun dayandığı belgede açıkça takip konusu senede atıf yoksa yapılan ödemenin senetteki alacağın ödenmesi için yapıldığını kabule imkan da bulunmadığını, davacının irade fesadı hallerine ilişkin iddiasını süresi içerisinde ileri sürmediği için davanın bu yönde esasa girmeden reddinin gerektiğini, davacının amacının icra dosyasını sürüncemede bırakmak olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2023 tarih, 2023/208 Esas - 2023/848 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının düzenleyeni olduğu, davalılardan ...’ün lehtarı olduğu 300.000,00 TL bedelli bononun davacıdan zorla alındığının ileri sürüldüğü, bu hususta soruşturma bulunduğu, ayrıca soruşturmadaki davalı beyanlarına göre borcun 170.000,00 TL olarak kabul edildiği, bunun 45.000,00 TL’sinin ödendiğinin de kabul edildiği, bu şekilde borcun 125.000,00 TL olduğu, ancak davalının anılan senedi 300.000,00 TL olarak doldurarak takibe koyduğu, bu nedenle fazladan yazılan 175.000,00 TL yönünden davacının davalılara borçlu olmadığı, ayrıca senetteki nakden ibaresinin davalılar tarafından talil edildiğinden ispat yükünü üzerine aldığını belirterek 175.000,00 TL yönünden davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, dairemizin 2023/578 esas 2023/371 karar sayılı ilamı ile “…Bu hükümler uyarınca ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş, öncelikle davacının adli yardım talebinin kabulü veya reddi yönünde bir karar vermek, reddi yönünde karar verilir ise HMK'nın 337/2. maddesi uyarınca işlem yapılarak adli yardım talebinin kabulü veya reddi kararının kesinleşmesini beklemek, adli yardım talebi reddedilir ve bu karar kesinleşirse bu kez 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca başvuru ve karar ve ilam harçlarının yatırılması için davacıya 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca süre vermek, harçlar yatırılırsa davanın esasına girmek, harçlar yatırılmazsa 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi kapsamında işlem tesis etmek olmalıdır…” gerekçesiyle kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”  şeklindedir. <br>Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Keza açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükü alacaklı davalıya düşer (Çavdar, 755). Borçlu bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukukî ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukukî ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukukî ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmektedir. <br>Borçlu (davacı) menfi tespit davasına konu senedin teminat, hatır senedi olduğunu veya alacaklı (davalı) ya avans olarak verildiği iddiasıyla menfi tespit davası açabilir. Bu şekilde açılan menfi tespit davasında, kanıt yükü borçlu (davacı) dadır (Çavdar, 766). (HGK’nın  2017/(6)3-969 esas- 2021/866   karar)<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde; \"Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.\" hükmü bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3438 esas 2019/5216 karar)<br>Bir hukuki işlemin ve bu kapsamda bir sözleşmenin kuruluşunda ortaya konulan iradelerin bozulmamış, bir diğer ifade ile fesada uğramamış olması gerekir. İradedeki bozulmanın, sözleşmenin diğer tarafının ya da üçüncü bir kimsenin aldatması sonucu ortaya çıkması hâlinde beyan sahibi, sözleşmeyle bağlı tutulamaz (TBK m.36).  Aldatma fiili maddi bir vakıa niteliğindedir ve kanun koyucu, bu vakıanın senede bağlanmasının mümkün olmadığını öngörerek, ispat vasıtası olarak senet dışındaki delillere başvurulmasına cevaz vermiştir ( 6100 sayılı HMK m.203/ç). Bu düzenleme, özellikle yazılı sözleşmeler bakımından, senede karşı senetle ispat kuralının (HMK m.201) önemli istisnalarından birisini oluşturmaktadır (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.II, 6.b., İstanbul 2001, s.2297; Postacıoğlu, İ.E.: Şehadetle İspat Memnuiyeti ve Hudutları, İstanbul 1952, s.208 vd.; Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, C.II, 15.b., s.). <br>Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kambiyo senetleri ile bunların düzenlenmesine temel teşkil eden asıl borç ilişkisinden soyut bir borç oluşturulduğu, senedi elinde bulunduran kişinin ayrıca alt ilişkiyi ispatlamak zorunda olmadığı; kambiyo senetlerinin de aldatma suretiyle elde edilebileceği ve aldatma vakıasının da tanıkla ispatlanabileceği sonuçlarına varılmaktadır. (HGK 2017/19-1627- 2018/1187 )<br>Somut olayda; davacı taraf borcun 125.000,00 TL olduğunu, ancak senedin 300.000,00 TL olarak doldurulduğunu iddia ederek 175.000,00 TL yönünden menfi tespit talep etmiştir. <br>Davacı taraf öncelikle kambiyo senedinin kendisinden zorla alındığını iddia ederek irade fesadı hallerine dayanmıştır. İrade fesadı iddiasının tanıkla ispatı mümkün ise de, dosyaya gelen deliller ve davacının şikayeti üzerine başlatılan soruşturmadaki deliller ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayet konusu olaylar ispat edilemediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, anılan dosyadaki beyanlarda davacı dışındaki tüm tanıkların davacının irade fesadı iddiasını doğrulamadığı, davacının iddia ettiği irade fesadı iddiasını bu şekilde ispat edemediği görülmüştür.<br>Davacı taraf senedin 125.000,00 TL olarak doldurulması gerekirken 300.000,00 TL olarak doldurulduğunu beyan etmiş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde; \"Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun.\" hükmü bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanmasının gerektiği (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/3438 esas 2019/5216 karar), davacının buna ilişkin yazılı bir delil sunamadığı, dolayısıyla bu iddiasını da ispat edemediği görülmüştür.<br>Davacı taraf, davalının soruşturma aşamasındaki beyanında borcun 125.000,00 TL olduğunu ikrar ettiğini beyan etmiştir. Davalıların anılan soruşturma beyanları incelendiğinde, toplam borcun 345.000,00 TL olduğu, bunun 45.000,00 TL’sinin ödendiği, 300.000,00 TL için bono tanzim edildiği yönünde beyanlarının olduğu, bunun 175.000,00 TL’sinin inşaat işlerinden kaynaklı, 170.000,00 TL’sinin ise kredi çekip davacıya verilmesinden kaynaklı olduğunu beyan ettikleri, dolayısıyla davacının bu iddiasının davalı savunmalarının bir kısmına ilişkin olduğu, beyanların tamamı dikkate alındığında toplam borcun 300.000,00 TL olduğunu beyan ettikleri, dolayısıyla davalıların borcun 125.000,00 TL olduğu yönünde bir ikrarlarının bulunmadığı, davalıların anılan beyanları dikkate alındığında senedin ihdas nedeni olarak yazılan “nakden” ibaresini talil etmedikleri, yani senedin mal karşılığı düzenlendiği yönünde bir beyanlarının da olmadığı görülmüş, bu nedenle davacının üzerine düşen ispat külfetini dosya kapsamıyla yerine getiremediği anlaşılmıştır.<br>Ancak; davacı hakkındaki Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/25575 esas sayılı dosyası ile davalılardan ... tarafından takip başlatıldığı, daha sonra 15.12.2020 tarihinde davalı ...’ün anılan dosyadaki alacağı diğer davalı ...’e Gebze 10. Noterliği’nin 15.12.2020 tarih ve 25571 yevmiye sayılı “Alacağın Devri” sözleşmesi ile devrettiği, bu temlikin icra dosyasına 15.06.2021 tarihinde bildirildiği görülmüştür. Bu durumda davalılardan ...’ün anılan takipte alacaklı sıfatının kalmadığı, eldeki davanın alacağın temliki sözleşmesinden sonra 15.03.2022 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de esastan reddine karar verilmesi hatalı olmuş, anılan hükmün kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir<br>Bu nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, yerel mahkemenin kararının anılan nedenlerle kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin reddine, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br>A-)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2023 tarih, 2023/208 Esas - 2023/848 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>1-... yönünden davanın REDDİNE<br>2-... yönünden davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan REDDİNE,<br>3-Yargılama sırasında davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden, başlangıçta alınması gereken  80,70 TL başvurma harcının davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,<br>4-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,<br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,  <br>6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>7-Taraflar tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,<br>B-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>1-Adli yardım nedeniyle alınmayan 1.683,10-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 615,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>2-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>6-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır. <br>...<br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f49b8e0e3653ef2a","SID":"96cd7e6f6ba4369a"}}