{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1459 <br>KARAR NO:2025/507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/03/2021<br>NUMARASI:2018/667 Esas -  2021/228 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin inşaat müteahhidi olduğunu, davalı firmadan 01/10/2013 tarihli \"Hazır Beton Sözleşmesi\" ile hazır beton satın aldığını, davalının satacağı hazır betonun kalitesinin denetimi için sözleşmeye cezai şart sorumluluğu getirildiğini, sözleşmenin 5.1.12 maddesi gereğince kalite standardının karot testi ile sağlanması halinde teste giden numune başına satıcının alıcıya 5.000,00 TL cezai şart ödeyeceğini, bu sorumluluğun uygulanması için alıcının satıcıya fatura kesmesi gerektiğinin belirlendiğini, davalının müvekkiline sattığı betonların büyük kısmında kalite problemi yaşandığını, bu nedenle 24/11/2013 tarihinden 20/11/2014 tarihine kadar 135 ayrı karot testi yapıldığını, davalının kalite standardını karot testi ile sağladığını,135 ayrı numune için KDV dahil toplam 796.500,00 TL cezai şart tahakkuk ettiğini, müvekkilinin bu tutarı 14/04/2017 tarihli ... nolu e faturayı düzenleyerek davalıya sistem üzerinden gönderdiğini, ayrıca davalıya ihtarname keşide edildiğini, davalının 24/04/2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü, davalı tarafından müvekkiline keşide edilen 21/04/2017 tarihli ihtarname ile kesilen faturaya davalının itiraz ettiğini, alacağın tahsili için davalı hakkında ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durduğunu, taraflar arasında alım satım akdi olduğunu ve 10 yıllık genel zaman aşımına dahil olduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına,  alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, sözleşmenin 5.1.12 maddesinde geçen idari para cezasının cezai şart anlamına gelmediğini, bu bedelin cezai şart olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğini, resmi makamlar tarafından tahakkuk ettirilen bir bedel olmadığından idari para cezasından bahsedilemeyeceğini, davacı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacıya dava dilekçesi ve takip dosyasında belirtildiği gibi veya başkaca sebepten kaynaklanan bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı aleyhine başlatılan icra takipleri olduğunu, davacının bu borçlardan kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak 14/04/2017 tarihli faturayı düzenlediğini, bu faturaya itiraz ettiklerini, sözleşme tarihi olan 2013 yılından dava açıldığı tarihe kadar davacı tarafından müvekkiline  sözleşmeye aykırılık, teslim edilen betonlarla ilgili hata olduğu ve karot testinden kaynaklanan bir alacağı olduğuna dair  yapılan bir başvuru olmadığını, davacı tarafından yaptırılan testlerin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, karot sonuçlarının olumlu çıktığını, müvekkilinin sözleşme edimlerini tam ve hatasız olarak yerine getirdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla karot alınmasının verdiği zarar ile talep edilen bedel arasında fahiş fark bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş, dava değerinin %20'si oranında davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Taraflar arasında düzenlenen hazır beton sözleşmesinin 5.1.12 maddesi ile cezai şart kararlaştırılmış olup satıcının teslim ettiği betonun taze beton mukavemetinin yetkili yapı denetim firmasının yaptırdığı testler sonucu olumsuz çıkması halinde ve karot ile sağlanması durumunda şantiyede alınan her karot numunesi başına alıcının 5000 TL.idari para cezasi tahakkuk ettireceği ve hiçbir itiraz olmaksızın satıcının bu bedeli ödeyeceği kabul edilmiştir. Her ne kadar sözleşmede idari para cezası denilmiş ise de kararlaştırılan, maddedeki koşulun gerçekleşmesi halinde cezai şart ödenmesidir. Davacı 24/11/2013 - 20/11/2014 tarihleri arasında davalıdan aldığı hazır betonda kalite standardının küp numune testi ile sağlanamadığını, bu yüzden 135 ayrı karot testi yaptırmak zorunda kaldığını, her bir karot testi için 5000 TL.den KDV dahil 796.500 TL.cezai şart tahakkuk ettiğini ileri sürmektedir. Davalı yan ise edimini eksiksiz ve hatasız olarak ifa ettiğini teslim edilen betonda ayıp ya da hata olmadığını, alıcının uygulama esnasındaki kusurundan kaynaklı olabileceğini, davacının kendilerine bildirim yapması gerektiğini, fahiş miktarda karot alımı yapıldığını ileri sürmüştür. Alınan bilirkişi raporlarıyla dosyaya sunulan küp numunelere ait basınç dayanımı sonuçlarının ... standardına göre ortalama dayanım  ve en küçük dayanım bakımından ... beton sınıfı kriterlerini karşılayamadığı ve bu durumda karot numunesi alınması gerektiği, betonun kullanıldığı yapının özellikleri dikkate alındığında 135 adet karot alınmasının uygun olduğu belirlenmiştir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart test sonuçlarının olumsuz çıkması ve taze beton mukavemetinin karot ile sağlanması durumu için öngörülmüş, alınan her karot numunesi başına 5.000 TL.cezai şart kabul edilmiştir. Bu durumda alınan her karot numunesi için davacının cezai şart talep etme imkanını bulunduğu mahkememizce de kabul edilmiştir.Davalı yan karot sonuçlarının yüksek çıkıp standartları sağlamasına karşılık küp numune sonuçlarının farklı olmasının nedenlerinin numune alımında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden kaynaklı olduğunu, kendisinin sorumluluğunun betonun şantiyeye getirilmesi anına kadar olup beton şantiyeye getirilip döküldükten sonra sorumluluğu kalmadığını, bu durumda taze betondan alınan numune sonuçlarının standardı sağlamamasından ötürü cezai şart ile sorumlu tutulamayacağını savunmuş ise de betonun teslimi ve davalının sorumluluğu ile,cezai şartı düzenleyen maddenin birbiriyle ilgisinin olmadığı öte yandan numune alımında gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği iddiası yönünden sunulan bir delilinde bulunmadığı anlaşılmıştır.Talep edilen cezai şart miktarının fahiş olduğu ve davalının ekonomik olarak mahfına yol açacağı iddiası da bilirkişi incelemesi ile davalının bu miktarı karşılayabileceği belirtilmekle yerinde görülmemiştir. Davacının açtığı itirazın iptali davasında cezai şart alacağı yanı sıra işlemiş faiz talebinde bulunduğu bu konuda 18/04/2017 tarihli ihtarnameye dayandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya gönderilen bu ihtarname ile fatura bedelinin ödenmesi için davalıya 3 gün süre verildiği ihtarın davalıya 20/04/2017 tarihinde tebliği ile davalı yönünden temerrüdün  24/04/2017 tarihi itibariyle oluştuğu 16/06/2017 tarihi itibariyle davacının 796.500 x 53 gün x 9,75 / 36500 = 11.276,48 TL. İşlemiş faiz talebinde bulunabileceği, davacının da takipte bu miktarda işlemiş faiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının bir diğer talebi ise icra inkar tazminatına hükmedilmesi olup takibin konusu  cezai şart alacağıdır. TBK 182.maddesi cezai şartı düzenlemiş olup taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebilecekleridir. Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu da aynı madde uyarınca indirebilecektir. Bu yasal düzenlemeye göre ceza koşulunun istenip istenemeyeceği, geçerli olup olmadığı, miktarının fahiş olup olmadığı hususları yargılamayı gerektirir nitelikte olup, Yargıtay uygulaması da cezai şart alacağının likit olmadığı yönünde olduğundan davacının inkar tazminatı talebi reddedilmiş, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilemediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebininde reddine karar verilmiştir. Davalı vekili 04/07/2018 tarihli dilekçe ile takas-mahsup savunmasında bulunmuş ve davacı hakkında ... sayılı dosyası ile takibe konu ettiği  alacağı yönünden takas mahsup defini ileri sürmüştür. Takas mahsup defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmemiş, davalı yan bunu ayrı bir dilekçe ile bildirmiş olup dilekçe davacı vekiline tebliğ edilmiş ancak davacı yan hiçbir safhada bu talebe karşı çıkmadığından davalının talebi değerlendirmeye alınmıştır. (Emsal mahiyette Yargı 19.Hukuk Dairesinin 2019/1006 E. 2019/2853 K. İstanbul Bam 14 Huk.Dairesinin 2018/2243 E 2020/954 K.sayılı kararı)Getirtilen ... sayılı takip dosyasında davalının davacı ve dava dışı ... hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takip çıkışının 75.691,25 TL.olduğu, ödeme emrinin tebliği ile takibe itiraz edilmediği, bu tutarın kesinleştiği anlaşılmış, davacının alacağından davalının takas mahsuba konu ettiği alacağın mahsubu suretiyle davanın kabulüne , davacının davalı hakkında başlattığı ... sayılı takip dosyası nedeniyle davalıdan 807.776,48 TL talepte bulunabileceğinin tespitine, bu tutardan davalı yanın takas savunması nedeniyle takasa konu ettiği ... sayılı takip dosyasında kesinleşen 75.691,25 TL'nin mahsubu ile davalı hakkında yürütülen... sayılı takip dosyasının 732.085,23 TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarı olan 732.085,23 TL'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi  yürütülmesine, koşulları oluşmadığından tarafların inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ayıbı ihbar yükümlülüğü hak düşürücü süreye tabi olup, bu hususun davanın esasına ilişkin olduğu gerekçesiyle itirazlarının reddinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, eksik ve hatalı inceleme neticesinde müvekkili şirket tarafından temin edilen betonun sözleşmede belirlenen ... sınıf beton kalite standartlarını sağlamakta olduğunu, numune alımı esnasında laboratuvar şirketi tarafından gerekli özenin gösterilmemiş olduğu dosyada mevcut ek bilirkişi raporuyla sabit hale gelmesine karşın ek rapordaki tespitler dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının sözleşme kapsamında belirlenen sorumluluklarının değerlendirilmediğini, sözleşmenin 5.1.11. Maddesi gereğince müvekkilin sorumluluğu yalnızca betonun şantiyeye getirilmesi anına kadar devam etmekte  olup, beton şantiyeye getirildikten sonra betonun döküldüğü sırada  dökülen betona sıkılaştırma ve vibrasyon işlemi uygulaması davacı alıcı tarafından gerçekleştirildiğini, sözleşme hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere betonun dökümü esnasında gerekli teknik şartların sağlanmasından davacı sorumlu olup, numune alım esnasında uygulanan işlemler kadar test sonuçlarını etkileyen bir diğer önemli teknik durumun da  numune alınan betonun  döküldüğü esnada uygulanan sıkılaştırma ve vibrasyon işlemi olduğunu, bu işlemlerin ne şekilde yapıldığı, usulüne uygun yapılıp yapılmadığı küp numune test sonuçlarını önemli ölçüde etkileyen faktörlerden olduğunu, bu suretle davacının sorumluluklarının da müvekkili şirkete yüklendiğini, doğru  karot hesabı için öncelikle davacının almış olduğu numune sayısının 3'e bölünmesi gerekmekte olup ardından  teste tabi tutulacak karot set sayısının hesabı için de çıkan sonucun yine 3'e bölünmesi gerektiğini, bu durumda davacının iddiaları kabul edilerek bir hesaplama yapılacaksa dahi hesaplamanın 135/3=45 (karot sayısı) 45/3=15 (teste tabi tutulan karot set sayısı) şeklinde olması gerektiğini, teknik açıdan doğru hesaplama yapıldığında cezai şarta konu karot numune sayısınin 135 değil 15 olduğunu, dosyada mevcut  raporlarda küp numune sayısı ile karot sayısı aynıymış gibi kabul edilmiş olduğundan davacının talepleri kabul edilecek olsa dahi işbu raporlar esas alındığında  haksız ve yanlış bir netice elde edildiğini, dosya kapsamında itiraz ve taleplerinin dikkate alınmayarak gerekli ve yeterli teknik incelemeler yapılmadan dosyadaki eksiklikler ve çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, cezai şartın talep edilebilmesi için taraflarca sözleşmede belirlenen koşullar oluşmamış olup, mahkeme tarafından sözleşme hükmünün yanlış yorumlandığını, davacının da  var olduğunu iddia ettiği ayıbı sözleşme süresi boyunca müvekkili şirkete hiçbir zaman bildirmediğini ve inşaatı  durdurmaksızın işin sonuna kadar müvekkili şirketten beton almaya devam ettiğini, müvekkili aleyhine kurulan haksız hüküm ile açıkça davacının kötü niyetinin korunduğunu, cezai şart miktarının hukuki niteliği itibariyle incelenmesi gerektiğini, müvekkili tarafından dökülen betonun sözleşmede belirlenen kalite standartlarını sağladığı dosyada mevcut raporlarla da sabit hale gelmiş olup, cezai şart ödenmesini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, ayrıca sözleşme metni gereğince cezai şart koşullarının dava konusu somut olay bakımından gerçekleşmediğini, taraflar arasında ortalama 200 bin TL'lik bir alışveriş varken hatta bu bedel dahi davacıdan tahsil edilememişken müvekkilinden  ticari alışverişin dört katından fazla cezai şart talep edilmesinin  hukuk sistemince kabul edilebilir olmadığını, cezai şart koşulları  oluşmamış olduğundan müvekkilinin cezai şart ödemekle yükümlü tutulmasının mümkün olmadığını,  cezai şart miktarının müvekkilin ekonomik açıdan mahvına yol açmayacağını söylemenin mümkün olmadığını, mahkeme tarafından beyan ve itirazları dikkate alınmadan ve dosyadaki eksiklikler, çelişkiler giderilmeden davanın kabulüne dair kurulan hüküm haksız ve hatalı olup, hukuk düzeni hiç bir kötü niyeti korumayacağından verilen kararın kaldırılması ve davanın reddedilmesi gerektiğini, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/667 Esas, 2021/228  Karar sayılı 24.03.2021 tarihli davanın kabulü yönündeki kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yapılacak yargılama neticesinde talepleri doğrultusunda haksız ve kötüniyetli davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı cezai şartın tahsili istemine dayanak icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı dosyasında 796.500 TL asıl alacak, 11.276,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 807.776,48 TL alacağın tahsili istemiyle 16.06.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.<br>Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak kalemi olan cezai şarta yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacı tarafından yaptırılan testlerin usulüne uygun şekilde yapılmadığını, karot sonuçlarının olumlu çıktığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/3) dur.Seçimlik cezai şart TBK'nın 179/1.maddesine göre bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.Bu hükme göre, taraflar,  sözleşmede  borçlunun  ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür.TBK'nun 179/1. maddesi, borçluya borca aykırı davranarak  bunun  yerine  ceza  koşulu  ödeyip  borçtan  kurtulma yetkisini değil, buna karar verme yetkisini alacaklıya vermiştir. (Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Ankara 2012, s. 773).TBK'nın 179/2.maddesine göre ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.  Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir.TBK'nın 179/3.maddesine göre ise borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.Somut olayda taraflar arasında 01.10.2013 tarihinde imzalanan hazır beton satış sözleşmesi bulunduğu ihtilafsızdır. Anılan sözleşmenin 5.1.11. Maddesi \"satıcının transmikser ile veya pompa ucunda teslim ettiği betonun şantiye İçersinde ... \"Beton yapım, Döküm ve Bakım kuralları-normal hava koşullarında\" ve ...-\"Beton yapım, Döküm ve Bakım Kuralları - Anormal hava koşullarında\" standartlarına uygun olarak taşınması, yerleştirilmesi işlenmesi, bakım ve kürü alıcının sorumluluğundadır.\"; 5.2.2.maddesi \"satıcının sorumluluğu, pompa ucunda ve  mikser olduğunda teslimatin tamamlanması ile ya da bantaltı satışlarda betonun firma aracına teslimi halinde sona erer.\"  şeklinde düzenlenmiş olup, dava ve takibe konu cezai şarta ilişkin 5.1.12 maddesi \"satıcının teslim ettiği betonun taze beton mukavemetlerinin yetkili yapı denetim şirketinin yaptırdığı testler sonucunda olumsuz çıkması halinde ve karot ile sağlanması durumunda şantiyede alınan her karot numunesi başına alıcı 5.000 TL satıcıya idari para cezası tahakkuk ettirecek hiçbir itiraza hacet kalmaksızın satıcı, alıcıya bu bedeli ödeyecektir. Alıcı, satıcıya idari para cezalarını faturalandıracaktır\" şeklindedir. Sözleşmenin 5.1.12.maddesi hükmü, TBK'nun 179/1. maddesindeki cezai şart niteliğinde olup, TBK'nın 179/1 hükmü, madde metninde geçen \"aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça\" ibaresinden anlaşıldığı gibi yedek bir hukuk kuralı olduğundan somut olayda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve betonun taze beton  mukavemetine ilişkin testlerin olumsuz çıkması halinde karot alınmasına ilişkin sektörel uygulama dikkate alındığında davacının hem borcun ifasını hem de koşullarının bulunması halinde cezai şartı talep edebileceği açıktır.Davacı tarafça 14.04.2017 tarihinde KDV dahil 796.500 TL cezai şart faturası tanzim edilmesi üzerine davalı tarafça iade faturası düzenlenerek bu konuda davacıya ihtarname keşide edildiği, buna karşılık davacının Kartal ... Noterliğinin 18.04.2017 tarih ... Yevmiye nolu ihtarnamesi ile iade faturasının iptali ve  tahakkuk eden akdi cezai şart için düzenlenen 796.500 TL meblağlı faturanın ödenmesini  talep ve ihtar ettiği görülmüş, taraf ticari defterleri üzerinden yapılan incelemede de taraf defterleri arasındaki 2017 yılı mutabakatsızlığın davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacı defterlerinde yer almamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.Davacının talebi, taraflar arasındaki sözleşmesinin 5.1.12. maddesine dayalı cezai şartın tahsiline yönelik olup, uyuşmazlık TBK'nın 227.maddesinde düzenlenen  ayıplı maldan kaynaklanan seçimlik hakların kullanılması veya genel hükümlere göre tazminat istemine yönelik olmadığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 23/1-c maddesinde ve TBK'nun 223/2. Maddesinde yazılı ihbar ve bildirim koşulları ile TBK'nın 231. Maddesinde yazılı zamanaşımı süresine ilişkin hükümlerin somut olayda uygulanması söz konusu değildir. Somut olayda  taraflar arasında karot testi ile standarda uygun olduğu tespit edilen beton mukavemetleri konusunda bir ihtilaf olmayıp, davacının karot sonuçlarının düşük olduğuna dair bir iddiası olmadığı gibi karot testi ile standardın sağlandığı ve binanın sahibine teslim edildiği yönünde beyanının bulunduğu gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın cezai şartın hangi durumda ödeneceği konusunda olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 5.1.12.maddesinin yorumlanmasından, davalının teslim ettiği betonun taze beton mukavemetlerinin, yetkili yapı denetim şirketinin yaptırdığı testler sonucunda olumsuz çıkması halinde ve bu olumsuzluğun karot testi ile teyit edilmesi durumunda cezai şartın talep edilebileceği anlaşılmakta olup, somut olayda karot sonuçlarına göre satıma konu betonun standarda uygun olduğunun anlaşılması karşısında eldeki davada cezai şart isteme koşulları oluşmamıştır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kabulüne  karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine, davacının takibinde haksız olmasına rağmen kötü niyeti ispat edilmediği anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde  karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA;1-Davanın REDDİNE,2- Koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Peşin olarak yatırılan 9.563,35 TL karar ve ilam harcından, alınması gereken 615,40 TL'nin mahsubu ile arta kalan 8.947,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan posta ve tebligat gideri 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 123.475 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 41,50 TL olmak üzere toplam 203,6‬0 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b78195e88780bdc9","SID":"70b7f9c1b296453c"}}