{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/783 Esas<br>KARAR NO: 2025/674 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2025/104 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 27/02/2025<br>İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN <br>TALEP: İhtiyati tedbir<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"Davacı ..., davalı ... AŞ’nin %50 ortağı olduğunu, ancak diğer %50 ortağın temsilcisi ...’in yönetimi kötüye kullanarak şirketi zarara uğrattığını belirttiğini, ...’in, şirketin mali ve ticari kaynaklarını kendi ailesine ait ... adlı şirkete yönlendirdiğini, ... bünyesindeki değerli ekipmanları bu şirkete devrettiğini, ardından aynı ekipmanları yüksek fiyatlarla tekrar ...’a kiraladığını, ayrıca bu şirket üzerinden danışmanlık sözleşmeleri yaparak haksız kazanç sağladığını ve şirketin varlıklarını usulsüz şekilde başka şirketlere aktardığını ifade ettiğini, bu işlemler nedeniyle ...’ın sürekli zarara uğratıldığını, şirkete ait markaların ...’in aile şirketi lehine haczedildiğini, ...’in ailesine ait şirketler aracılığıyla servet transferi yaptığını, şirketin borçlandırıldığını ve mali olarak borca batık hale getirildiğini belirttiğini, yönetim kurulu süresinin dolmasına rağmen yeni yönetim kurulunun seçilemediğini, bunun sonucunda şirketin karar alma mekanizmasının kilitlendiğini, ortaklar arasındaki güvenin tamamen sarsıldığını, şirketin aktif olarak yönetilemez duruma geldiğini, bu nedenle mahkemenin şirketin geleceğini güvence altına almak adına müdahale etmesi gerektiğini ifade ettiğini, mevcut durumda şirket yönetiminin ...’in fiili kontrolünde olduğunu, ancak önceki davalarda sunulan bilirkişi raporlarının ...’in şirketi kasıtlı olarak zarara uğrattığını ortaya koyduğunu, bu durumun devam etmesinin şirketin tamamen içinin boşaltılmasına ve telafisi imkânsız zararların doğmasına yol açacağını belirttiğini, bu nedenle şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi uyarınca haklı sebeple feshedilmesini, eğer fesih kararı verilmezse şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanmasını, ...’in şirket üzerindeki yetkilerinin kaldırılarak tarafsız bir yönetim atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2025/104 Esas ve 27/02/2025 tarihli ara kararında; \"6100 sayılı yasanın 389 ve devam maddeleri gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme nedeniyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.  İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı taktirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talebin resmi belgeye veya kesin delile dayanması yahut durum ve koşulların gerekli göstermesi halinde mahkemece gerekçesi açıklanmak şartı ile teminat alınmamasına karar verilebilir. İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.  Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, yaklaşık ispat koşulunun henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı vekilinin yönetim/denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır...\"gerekçesi ile ''Davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince devam eden \"Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi\" talepli olarak açılan davada, ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, Mahkemece talebin reddine dair verilen kararın haksız ve hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin, muhteviyatı gereği hak kaybının yaşanmaması için edilen acil talepler olmasından mütevellit yargılama ile karara bağlanacak olmasının durumu müvekkili şirket için birçok risk faktörü barındırdığını, özellikle İstanbul'da yargılama süreleri dava yoğunluklarından kaynaklı olarak oldukça uzun sürmekte olup kimi duruşmalar arasının yarım yıl sürdüğünü, hayatın ve ticaretin olağan akışı göz önüne alındığında geçen her bir günün davacı müvekkili şirket aleyhinde eylemlerin gerçekleştirilmesine olanak sağladığını, ihtiyati tedbir talebinin de tam bu noktada oluşabilecek tehlikelere karşı bir fren mekanizması niteliğinde olduğunu, dolayısıyla İlk derece mahkemesinin fren mekanizmasını işlevine uygun olarak kabul etmesi gerekirken talebi reddetmesinin haksız, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu; Davacı müvekkili şirket ile davalı şirketin ortakları ve yönetim kurulu üyesi arasında, müvekkili şirketçe açılmış birçok dava dosyası bulunduğunu, bu davalardan birisi olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan 2023/193 E. sayılı sorumluluk davası kapsamında, 10.01.2025 tarihinde bilirkişi heyetinin raporunun dosyaya eklendiğini, ilgili bilirkişi heyetinin raporuna göre davalı şirketin %50 pay sahibi olan ...'nin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi Mehmet ...'in ortağı olduğu ...'dan kendinin ve ailesinin ortağı olduğu şirketlere servet transferi gerçekleştirdiğine ve ...'in aynı iş kolunda iştigal eden başkaca bir şirketin pay sahibi olmasına yönelik iddialara ilişkin; \"Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere tespit olunan şirket zararından davalının TTK 553 vd. hükümleri çerçevesinde sorumluluğunun değerlendirilebileceği\", şeklinde beyanda bulunduklarını, hem davalı şirketin ortaklarından hem de yönetim kurulunda olan ...'in eylemleri yönünde gelen bilirkişi heyet raporunun varlığına rağmen, İlk derece mahkemesinin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu ve değerlendirmeleri neticesinde yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı kanaatine vardığını, bilirkişi heyeti raporunda, davalı şirketin borca batık hale getirilmesi, dünyaca ünlü bir markaya davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesinin aile şirketi tarafından haciz konması, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi ...'in davalı şirketle aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren şirket ortağı olması gibi hususların değerlendirildiğini; Taraflar arasındaki bir diğer davanın ise; İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/71 E. sayılı markanın hükümsüzlüğüne ilişkin açılmış davanın hala devam ettiğini, ... ve ... ve markanın sahibi olan ... le davalı İstanbul Değerli Taşlar arasında bir lisans sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen, davalı ...'ın bu lisans sözleşmesine uymadığını, ... tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu’na bu konu ile ilgili herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, ayrıca, davalının ...’nin markasına aynen veya ayırt edilemeyecek şekilde benzer bir markanın başvurusunu yaptığını, aynı zamanda, davalı şirketin, lisans sözleşmesi ile kullanma hakkına sahip olduğu \"...\" ifadesini ticaret unvanından silmemek suretiyle, markayı kullanma hakkına sahip olan müvekkilinin bu hakkını ihlal ettiğini, bu nedenle, davacı şirketin ticaret unvanından \"...\" kısmının silinmesi ve ihlalin ortadan kaldırılması amacıyla ilgili davanın açıldığını, aynı zamanda, davalı şirketin, dava konusu markanın üçüncü şahıslara devrini engellemek ve davalıya ait marka hakkının müvekkili şirket ve bağlı şirketlerine karşı korunmasının önlenmesi amacıyla tedbir kararı talebinde bulunulmuş olup davalının marka tescilinden kaynaklanan haklarının üçüncü şahıslara devrinin engellenmesine yönelik karar alındığını; Davalı şirketin Yönetim Kurulu üyelerinin görev sürelerinin 09/03/2024 tarihinde dolduğunu, bu duruma müteakip yeni Yönetim Kurulu seçimi noktasında genel kurullar gerçekleştirildiğini ancak seçim yapılmadığını, işbu noktada 14/06/2024 tarihli son olağanüstü Genel Kurul'da da seçim yapılamadığını ve şirketin bu noktada organsız kaldığını, Yönetim Kurulu üyesi ...'in şirketi yetkisiz bir şekilde fiilen yönetmesinin zaten borca batık halde olan davalı şirketi daha da zarara sokacak bir durum oluşturduğunu; Yönetim Kurulu'nun görev süresi dolduktan sonra görevlerinin kendiliğinden düşüp düşmediği konusunda doktrinin ve Yargıtay'ın iki farklı görüşünün mevcut olduğunu, bu görüşlerden ilkinin; Yönetim Kurulu'nun kendiliğinden düşeceği ve hiçbir işlem yapamayacağı yönündeykeni bir diğer görüşün ise eski Yönetim Kurulu'nun sadece Genel Kurul'u toplantıya çağırabileceği yönünde olduğunu, her halükarda eski Yönetim Kurulunun şirketi yönetebilecek yetkilere haiz olmayacağını, bu noktada şirketin daha fazla zarara uğratılmasının önüne geçilmesinin, dava sonuçlanıncaya kadar şirketin devamlılığının sağlanması amacıyla yönetim ve denetim kayyımı atanmasının büyük önem arz ettiğini beyanla İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir talebinin haksız, hatalı, eksik incelemeye dayalı, hukuka ve kanuna aykırı olması sebebiyle kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshi talebi ile açılan davada tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep eden  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorundadır. Bilindiği üzere TTK'nın 359. maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu ya şirket esas sözleşmesiyle atanır ya da ilk oluşturulan yönetim kurulu da dahil olmak üzere genel kurul tarafından seçilir. TTK'nın 408. maddesi uyarınca yönetim kurulunun seçilmesi ve görevden alınması genel kurulun devredilmez yetkilerindendir. TTK'da anonim şirketler yönünden haklı sebeplerin varlığı halinde hakime, limited şirket müdürlerinde olduğu gibi yönetim kurulu üyelerini görevden alma yetkisi tanınmamıştır. Yani anonim şirketler yönünden kanun bu yetkiyi mahkemeye vermemiştir. Ortakların, kötü yönetim ya da yolsuzluk iddiaları yönünden ancak yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açmak gibi yasalar ile kendilerine tanınmış hakları kullanmaları mümkündür. TTK'da yer alan hükümler uyarınca anonim şirketlere yönetim kayyımı atanması sadece aynı kanunun 530. maddesi uyarınca şirketin yönetim organından yoksun kalması ya da yönetim kurulunun fiilen çalışamaz durumda olması halinde açılacak fesih davasında mümkündür. Dava, davalı ... A.Ş.'nin haklı sebeple feshi  talebine ilişkin olup organ yokluğu sebebiyle açılmış bir fesih davası söz konusu değildir.  Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. Yönetim kurulunun görev süresinin sona ermesi tek başına şirketin organsız kaldığını göstermemekte olup davalı şirketin tek yönetim kurulu üyesi de ... değildir. Anılan kişi sınırlı yetkili yönetim kurulu üyesidir. Açıklanan sebeplerle Mahkemece, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26f69334c6d9ddc6","SID":"9de74ccbd2ed57ec"}}