{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO:2024/762 Esas<br>KARAR NO\t:2025/330<br><br>DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:09/12/2024<br>KARAR TARİHİ:29/04/2025<br><br>Mahkememizde görülen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında İstanbul İli, ... İlçesi, ... ... Mahallesinde vaki ve kain tapunun, ... pafta, .... Ada, ... parselde bulunan taşınmaz üzerinde .... Noterliği’nin 17/08/2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiğini, iş bu sözleşme uyarınca müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve taşınmaz satış bedeli olan 7.746.000,00 TL'yi ödediğini, ancak davalı taraf taşınmazın fiziki teslimini yapmış olsa da süreç içerisinde müvekkilinin bildirdiği açık ve gizli ayıpları gidermediğini, eksik ifaları tamamlamadığını, tapu devri için gerekli işlemleri aksatarak ayıpların büyük bir bölümünü gizlediğini, halen dava tarihi itibariyle kat irtifakı ve yönetim planı tapu kütüğüne şerh edilmediğinden, yönetim planından ve taşınmaz kayıtlarından kaynaklanan ayıpların  müvekkilinden gizlendiğini belirterek; aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunması, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkilemesi , benzer sebeplerden doğmuş olması sebebiyle ... Ticaret  Mahkemesinin .../.... numaralı dosyasının dava taraf ve talep konularının aynı olması sebebiyle birleştirilmesine karar verilmesine, dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi akabinde; <br>davanın kabulü ile Ayıplı Mal / Eksik İfa hususlarına ilişkin olarak satış bedeli üzerinden yerleşik içtihatlar uyarınca uygulanacak metoda göre hesaplanacak şimdilik 150.000,00 TL'lik indirim tutarının davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, <br>yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sermaye piyasasına tâbi bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olması sebebiyle inşaat-imalat faaliyetinde bulunamadığını ve bu amaçla personel ve ekipman bulunduramadığından; aktif rol oynamadığı inşaattan ileri gelen eksik - ayıplı ifa iddialarının yasal muhatabı olamayacağını, GYO yapılanmasında olan müvekkili şirketin inşaat, imalat faaliyetinde bulunması mevzuat gereği mümkün olmadığından davacının yönelttiği talepler bakımından da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu mesnetle müvekkilinin aktif rol oynamadığı inşaattan ileri gelen eksik - ayıplı imalat ve geç teslim nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan tazminat taleplerine hukuken muhatap olmasının mümkün olmadığını, gelir paylaşımı işi- inşaat işi ve anahtar teslim götürü bedel olarak ihale edilen işlerde, iş kül halinde yükleniciye verilerek; inşaat, imalat, inşa edilen imalatların satış, pazarlama, teslimi ve proje ile ilgili tüm iş ve işlemler ihaleyi alan yüklenicinin sorumluluğunda bulunduğunu belirterek; davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,<br>müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davanın müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,<br>davacının tanıtım materyallerine dayanarak talepte bulunmasının mümkün olmaması dolayısıyla da davanın ve tüm taleplerinin reddine,bağımsız bölüm teslimlerinin zamanında ve gereği gibi yapılmış olması, talep hakkının düşmüş olması ve zamanaşımının geçmiş olması dolayısıyla davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı  ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davasının ikame edilebilmesi için temel şartın alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenemeyeceği durumlar olduğunun düzenlendiğini, işbu dava kapsamında iddia edilen alacak kalemlerinin tümünün tespit edilebilir olmasına rağmen ve ilgili uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklı olmasından dolayı belirsiz alacak davasına konu edilmiş olmaları yasa ve bilinen içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, davacının davayı belirsiz olarak açmasında hukuki bir yarar bulunmadığını davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; davacı yanın belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaat olmadığından davanın reddini aksi kanaatte olunması halinde dava değerinin belirlenmesi için davacı yana kesin süre verilerek eksik harcın tamamlattırılmasını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İstemine İlişkindir.<br> Somut uyuşmazlık; İstanbul İli, ... İlçesi, ... ... Mahallesinde vaki ve kain tapunun, 328 pafta, 2384 Ada, 7 parselde bulunan taşınmaz üzerinde .... Noterliği’nin 17/08/2021 tarih ve ... yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiği, iş bu sözleşme uyarınca davacının satış bedelini ödediği, ancak davalı taraf taşınmazın fiziki teslimini yapmış olsa da süreç içerisinde kendisine  bildirilen açık ve gizli ayıpları gidermediğini, eksik ifaları tamamlamadığını, tapu devri için gerekli işlemleri aksatarak ayıpların büyük bir bölümünü gizlediğini, diğer bir ifadeyle ortak alanlara ilişkin sözleşmede belirlenen yükümlülükler yerine getirilmediği iddiasıyla davacı tarafça ayıp oranında tazminat talebine ilişkindir. <br>Davacı vekili duruşmada; bağımsız bölümlere ilişkin ayıp beyanımız dilekçemizde matbu olarak kalmış olup talebimiz projeden kaynaklı ortak alanlardaki ayıba ilişkindir ... şeklinde beyanda bulunmuştur.  <br> 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.<br>(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.<br>(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. <br>(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.<br>(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.”<br>Görüldüğü üzere aralarında bağlantı bulunan ve aynı mahkemede açılmış olan davalar, yargılamanın her safhasında istek üzerine ya da mahkemece kendiliğinden birleştirilebilir. Mahkeme, aralarında bağlantı bulunan davaların her hâlde birleştirilmesine karar vermek zorunda değildir; ancak tahkikatın (yargılamanın) daha iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli gördüğü hâllerde, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesine karar verebilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı C:3, İstanbul 2001, s. 3439).<br> Davaların birleştirilmesi kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Birleştirilmesine karar verilen davalar, bir dosyada (ilk açılan dava dosyasında) birleştirilir. Mahkeme, birleştirilen davaları birlikte inceleyip karara bağlar; yani davaların tahkikat safhası müşterektir. Hükümde birleştirilen her dava için ayrı ayrı karar verilmesi ve hüküm fıkrasında, her dava için verilen kararın ayrı ayrı gösterilmesi gerekir (Kuru, s. 3444-3445). <br>6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrasında birleştirme kararının ikinci davanın açıldığı mahkemece verileceği ve bu kararın, diğer mahkemeyi (ilk davanın açıldığı) bağlayacağı açıkça belirtilmiştir.<br>Somut olaya gelince, aynı hukuki ihtilaftan kaynaklanan ( bağımsız pay maliklerinin ortak alanlardaki ayıplara ilişkin olarak  edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilip getirilmediği, ortak alanlara ilişkin olarak  sözleşme çerçevesinde aykırılık bulunup bulunmadığı ) davaların birlikte karar bağlanması yargılamanın daha iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli olup,  aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan davaların birlikte görülüp sonuçlandırılması gerek usul ekonomisi gerekse taraf delillerinin birlikte toplanılıp değerlendirilmesi nedeniyle hukuki dinlenilme ve savunma hakkı bakımından da önem arz etmektedir.<br>Bu doğrultuda ilk davanın açıldığı  ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile iş bu davanın  birleştirilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Mahkememiz dosyasının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,<br>2-Esasın bu şekilde kapatılmasına, <br>3-Yargılamanın birleşen dosya üzerinden yürütülmesine, <br>4-Birleştirme kararı verildiğinin DERHAL MAHKEMESİNE BİLDİRİLMESİNE,<br>Hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı H.M.K.nun 166/1. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığın esası hakkında verilecek hüküm ile birlikte istinafa kabil olmak üzere karar verildi. 29/04/2025<br><br>Katip ...<br>E-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim ...<br>E-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b281481f253c170","SID":"2d1b30550f39b3bf"}}