{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/11/2024<br>NUMARASI\t\t: ... Esas- ... Karar<br><br>KATILMA YOLU İLE<br>İSTİNAF EDEN DAVACI: ...   <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...<br> İSTİNAF EDEN DAVALI: ...  <br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br>DAVA\t\t: Alacağın Zamanaşımına Uğramadığının Tespiti <br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 20/03/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/03/2025<br>  Taraflar arasında görülen davada  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA:Davacı vekili, Konya.... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasının 30.01.2012 tarihinde açıldığını, takip dosyası kesinleştikten sonra takip alacağının müvekkiline 01.12.2015 tarihli sözleşme ile temlik edildiğini, daha sonra yenilenerek ... Esas numarasını aldığını, müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyası hakkında Konya.... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, bu karar istinaf edilmiş ise de, istinaf istemlerinin reddedildiğini, anılan kararın kesinleşme şerhinin henüz müvekkiline tebliğ edilmediğini, takibin konusunun davalı tarafından imzalanan 5 adet kambiyo senedi olduğunu, bu senetlerin dayanağı olan hukuki ilişkinin davalı tarafından düzenlenen 31.12.2010 tarihli belgede izah edildiğini, davalı tarafça açılan menfi tespit davasının 15.06.2016 tarihine kadar zamanaşımını kestiğini, kesilen sürenin yeniden işlemeye başlaması için karar tarihinin değil, kararın ilgiliye tebliğ tarihinin nazara alınması gerektiğini, menfi tespit davasındaki son karar olan karar düzeltme talebinin reddi kararının 15.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, bu tarihe kadar zamanaşımının kesildiğini, bu tarihten sonra zamanaşımı süresinin yeniden başladığını, davalı tarafından açılan ikinci dava olan alacak davasında kesinleşen 02.11.2022 tarihli son kararın müvekkiline tebliğ tarihi olan 19.11.2022 tarihine kadar zamanaşımının kesildiğini yani, taraflar arasında mevcut olan davacı tarafından açılan alacak davasına sunulan ve ispat aracı olarak kullanılan 31.12.2010 tarihli yazılı belge ve bu belge uyarınca verilen 5 adet senet ve diğer hususlar nazara alındığında, bu davanın 19.11.2022 tarihine kadar takip zamanaşımını kestiğinin açık olduğunu, esasen müvekkilinin takas/mahsup talebi ile de zamanaşımın kesildiğini ve 01.12.2015 tarihi itibariyle alacağın takas edildiğini/ödendiğini, bozma ilamında takas talebinin dilekçelerin teatisi aşamasında ileri sürülmediği iddiasının maddi gerçeğe uymadığını ve bu hususta kanun yararına bozma yoluna başvurulacağını, TBK'nın 156/2 m. uyarınca takibe konu edilen senetler ve takip alacağının hukuki temelini oluşturan alacağın zamanaşımına uğramadığını, davalı tarafça açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti ile Konya.... İcra Dairesi'nin ... E. (Eski ... E.) sayılı dosyasının devamına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"....Davacı vekiline Mahkememizce düzenlenen tensip zaptının 06/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak tensip zaptının 1 numaralı ara kararı uyarınca verilen  1 haftalık kesin süreye   rağmen arabuluculuk tutanağının  dosyamıza sunulmamıştır. <br>Davacı vekili tarafından dava açılmadan önce dava şartı arabulucuk kapsamında arabulucuya başvurulduğuna ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği, başka bir anlatımla arabulucuya başvurulmadığı, görevsiz mahkemeye dava açılmış olsa bile davanın açılma tarihinin görevsiz mahkemeye başvurma tarihi olduğu ve her davanın açıldığı tarihteki hal ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği hususları göz önüne alındığında, ticari davanın arabulucuya başvurmadan açılması kanuna aykırı olduğundan ve ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuk 6100 sayılı HMK'nin 115/son maddesi kapsamında sonradan  tamamlanabilir bir dava şartı da olmadığından dolayı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.\"(Konya BAM 5. HD ... E., ... K.; Konya BAM 6. HD ... E., ... K. sayılı  ilamları)<br>01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Bu durum karşısında, ticari dava kavramının da açıklığa kavuşturulması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir. Somut olayda, uyuşmazlık konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olup, davanın ticari dava  olduğu ve  24/10/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A, 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının (son tutanağın) aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde, davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açıldığı anlaşıldığından  davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği görülmektedir.(Konya BAM   6. HD ...  E., ... K. sayılı ilamı)<br> 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile eklenen madde 18/A'ya göre; \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....\" hükmü getirilmiştir. <br>01/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasa ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 01/01/2019 tarihinden itibaren ticari davalarda arabuluculuğa başvurunun dava şartı haline geldiği, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile eklenen madde 18/A'ya göre de, zorunlu arabuluculuğa tabi ticari davalarda, arabulucuya başvurulduğuna dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin sunulmasının dava şartı olduğu, bu tutanak sunulmadan açılan davalarda, mahkemece, tutanağın sunulması için davacı tarafa 1 haftalık kesin mehil verileceği, süreye rağmen tutanağın sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği düzenlenmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı gereğince, davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesi ekinde arabuluculuk anlaşmama tutanağının bulunmadığı, tensip zaptı ile verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde de arabuluculuk anlaşmama tutanağının sunulmadığı,  dolayısıyla dava açılmadan önce Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla arabuluculuk dava şartının  bu aşamadan sonra tamamlanması mümkün olmadığından eldeki davanın 6100 Sayılı Kanunun 114/2 maddesi delaletiyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 ve 6102 Sayılı Kanunun 5/A-1 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek...\" gerekçesiyle,  6345 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddesi uyarınca, davadan önce arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olmadığını zira, yalnızca vekaletname sunulması ile vekalet ücretine hak kazanıldığını ileri sürerek, mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Katılma yolu ile davacı vekili, işbu davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığnıı,  TTK'nın  5/A maddesinde sınırlı sayıda davanın sayılması ve tespit davasının burada açıkça belirtilmemesi, kanun koyucunun iradesinin yorum ile genişletilmesinin mümkün olmaması nazara alındığında mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir.<br>Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK'nın m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.<br>01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. madde  hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâlinin \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Davacı tarafça, İİK'nın 33/a-2 maddesi uyarınca alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti talebi ile açılan işbu davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde belirtilen davalardan olmadığından, mahkemece dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olmadığı  nazara alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde  hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca  kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin ücret-i vekalete yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf isteminin kabulü ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/11/2024 tarih, ... Esas-... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya  iadesine, <br>4-İstinaf başvurusunda bulunan  davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  \t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br>...<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ef7fa99b0343bef","SID":"f12b3cda60842102"}}