{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/278 - 2025/540<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/278 <br>KARAR NO\t: 2025/540<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/185 Esas 2023/768 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 16/05/2025<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;11.10.2020 tarihinde davacının plakasını ve sürücüsünü hatırlamadığı dolmuşta seyir halinde olduğu sırada, dolmuşun, kapısı açık şekilde seyir halinde olduğunu, davacının inmek istediğini belirtmesi üzerine dolmuş sürücüsünün, davacının inmesini tam olarak beklemeden seyrine devam etmesi neticesinde davacının yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, kazaya sebebiyet veren aracın henüz tespit edilemediğini belirterek, HMK m.107/2 gereğince artırım hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi tazminatın ve bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 213,371,43 TL olarak artırmıştır.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın kabulüne, 205.084,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.778,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.509,08 TL bakıcı gideri olmak üzere, toplam 213.371,43 TL'nin 13/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz olduğunu, mahkemece hükmedilen tazminatın yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalar hakkında, bu aracın varlığı kesin deliller ile tespit edilemediği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının uğradığı zararın trafik kazasından kaynaklı olduğunu ispat edemediğini, kazaya ilişkin kaza tarihinde herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, davacının ifadesi dışında iddia edilen olay ile ilgili herhangi bir kamera  görüntüsü, iz, emare ve/veya görgü tanığı bulunmadığını, her ne kadar kazaya başka bir aracın sebebiyet verildiği iddia edilmiş ise de; soyut iddia dışında, kazaya karışan başka bir  araç veya şüphelinin bulunduğunu gösterir kanıt bulunmadığını, davaya konu edilen zararın plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğunun kabulü halinde dahi mahkemece yapılan araştırmanın eksik ve hatalı olduğunu, aracın cinsi, tescil gerektiren bir araç olup olmadığı, ZMMS poliçesi yaptırma zorunluluğu hususlarının irdelenmediğini, savcılık dosyasının araştırılmadığını, kazanın varlığı ile ilgili gerekli belgeler ve yetkili sağlık kuruluşundan alınmış ve kaza ile zarar arasındaki illiyet bağını belgeleyen kati rapor alınmadan, kazaya neden olan aracın varlığı ile ilgili bilgi ve belgeler davalıya iletilmeden dava yoluna gidilmesi nedeniyle dava şartı olan başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hesaplamalarda %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun yetkili bir kurum tarafından düzenlenmediğini, raporda iyileşmenin tamamlandığı yönünde kesin kayıt bulunmadığını, dosyaya hasar dosyası ile birlikte sunulan medikal raporun İzmir Katip Çelebi Üniversitesi tarafından düzenlenen raporla farklılık içerdiğini, mahkemece çelişkinin giderilmediğini, davalının geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, fiilen bakıcı tutulduğu ispat edilmeden brüt asgari ücret dikkate alınarak bakıcı gideri tazminatına hükmedilemeyeceğini, mahkemece Adli Tıp Kurumu’ndan kusura ilişkin rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kazaya karışan aracın kaza tarihi itibariyle geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunması durumunda davalının sorumluluğu kalmayacağını, davacının zararının artmasında müterafık kusuru bulunduğunu, gerekli bilgi ve belgeler ile eksiksiz bir başvuru yapılmadığından davalı aleyhine faize hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafın sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Somut olayda; kaza tespit tutanağı tutulmadığı, 11.10.2020 tarihinde Ankara İli, Sincan İlçesi, Atatürk Mahallesinde, davacı yolcunun, Sincan yönünden Batıkent yönüne doğru gitmek üzere, Lale Caddesi üzerinde, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen Ostim-Batıkent dolmuşuna bindiği, araç seyir halinde iken araç kapısının açık olarak bulunduğu, yolcunun Kentkoop Mahallesi, Başkent Bulvarı üzerinde Batıkent Mesa Postanesini geçtikten sonraki Halk Ekmek Büfesi yakınındaki ışıklarda dolmuştan inmek istediğinde, dolmuş sürücüsünün yavaşladığı fakat tam olarak durmadığı bir sırada araçtan inmeye çalışırken araçtan düştüğü, dolmuş sürücüsünün olay yerinden uzaklaştığı iddiasıyla savcılığa başvuru yapıldığı, mahkemece alınan 09/02/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporu uyarınca, davacının meydana gelen olayda % 25 oranında, plakası tespit edilemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden alınan 11/05/2023 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen minibüs sürücüsünün %75 oranında, davacının % 25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara CBS’nin 2020/231177 Soruşturma nolu dosyasında yapılan tüm araştırmalara rağmen şüphelilerin tespit edilemediği, bu şekilde, atılı suçu işlediği iddia edilen kimliği tespit edilemeyen şüphelinin/şüphelilerin, çok sıkı bir şekilde araştırılarak kimliğinin/kimliklerinin belirlenmesi, yakalandığı/yakalandıkları takdirde mevcutlu olarak savcılığa sevk edilmesi/edilmeleri, aksi halde zamanaşımı tarihine kadar sürekli olarak araştırmaya devam edilmesi ve tekide mahal verilmeksizin  her üç ayda bir  bilgi verilmesi gerektiği gerekçesiyle daimi arama kararı verildiği,Ankara Üniversitesi Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 16/12/2022 tarihli rapor uyarınca, dava konusu kaza nedeniyle davacıda meydana gelen özür oranının %6 olduğu, 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olacağının belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 23/07/2023 tarihli ek rapor uyarınca davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 205.084,35 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 6.775,00 TL, geçici bakıcı giderinin 1.509,08 TL olduğunun belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>5684 sayılı Kanun'un 14'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için ... başvurulabilir. Bu kapsamda, Güvence Hesabından, tazminat talep edilebilmesi için, sigorta kapsamında kalan rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıda olup gerçekleşen rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü ise sigortacıdadır.<br>Davacının, rizikonun gerçekleştiğine yönelik ispat yükü yaralanmasını kanıtlamakla sınırlı olmayıp, riziko kapsamındaki maddi vakayı da (olayın ne şekilde meydana geldiğini) ispatlamakla yükümlüdür. <br>Somut olayda; davacıya ilişkin 11.10.2020 tarihinde 12.41'de Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenmiş genel adli muayene raporunda; ‘dolmuştan inerken düşme beyanı ile gelen hasta üst ekstremite sol el bilekte hassasiyet, X-RAY radius alt uçta fraktür’ibaresi yer aldığı, tanzim edilen epikriz raporunda şikayeti belirlendikten sonra davacının sol el bileğinde \"radius uç kırığı\" teşhisi konulduğu, akabinde bu kapsamda tedavi gördüğü tedavi evraklarından anlaşılmaktadır.<br> Davacı vekili, 09.02.2021 tarihli dilekçesi ile, Ankara CBS’ye başvurmuş, dilekçede ‘11.10.2020 günü müvekkil, yolculuk yaptığı dolmuştan ineceği sırada araç şoförünün dikkatsiz ve tedbirsizce, müvekkilin inip inmediğini ve araçtan uzaklaşıp uzaklaşmadığını kontrol etmeden aracı hareket ettirmesi nedeniyle müvekkilin araçtan düşerek bileğinin kırılması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana gelmiştir. İşbu kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsizce araç kullanan dolmuş şoförü asli ve tam kusurlu olup müvekkile atfedilecek herhangi bir kusur bulunmamaktadır. Müvekkil 11.10.2020 günü Sincan Lale Mahallesi’nden Ostim Batıkent dolmuşuna binmiş, bir süre oturarak bir süre ayakta yolculuk yapmıştır. Batıkent  Mesa postanesini geçip Batıkent’te bulunan Halk Ekmek mevkiine gelirken Başkent Bulvarı üzerinde inmek için şoföre seslenmiştir. Bu sırada dolmuşun kapısı yaklaşık beş dakikadır açıktır ve bu şekilde seyir halindelerdir. Müvekkil inmek için ayağa kalktığı sırada tam Batıkent Halk Ekmek’in önünde bulunan trafik lambalarına gelince dolmuş yavaşlamış ve durma hızına gelmiştir. Bu esnada müvekkil tam araçtan dışarı adımını atıp ineceği sırada şüpheli aniden gaza basmış ve hareket etmiştir. Hareketin etkisiyle müvekkil dengesini kaybederek yolun zeminine düşmüştür. Araçtaki tanımadığı yolcular inerek kendisine yardım etmişlerdir. Bir süre yolun kenarında oturmuş, akabinde dolmuş şoförü kendisini hastaneye dahi götürmeden olay yerini terk etmiştir. Müvekkil kendi imkanlarıyla 112’yi aramış ve hastaneye gitmiştir. Müşteki müvekkil işbu başvuru konusu trafik kazasından sonra Ankara Şehir Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Kaza neticesinde müvekkilin sağ Radius uç kırığı ile bilekte raidus alt uçta fraktür (ayak bileğinde kırık) ve vücudunun başkaca yerlerinde de çeşitli yaralanmalar meydana gelmiştir. Kaza nedeniyle hem fiziksel hem psikolojik olarak çok yıpranan müvekkil, işbu kaza neticesinde geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalmakla birlikte bir takım bakım ihtiyacı içerisine düşmüştür. Eldeki dosya kapsamında şüpheli, müvekkilin araçtan inip inmediğini kontrol etmeden aniden hızlanarak meydana gelecek kazaları ve can ve mal kaybına neden olabilecek derecedeki neticelerini öngörmesiyle şüphelinin eyleminde Bilinçli Taksir koşulları oluşmuş olmakla, hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Şüpheli hakkında müsnet bilinçli taksirle yaralama ve yardım veya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme suçlarını işlediği sabit olduğundan iddianame düzenlenerek kamu davası açılmasını talep etme gereği hasıl olmuştur.’ beyanında bulunarak şikayetçi olmuştur. Ankara CBS tarafından yapılan soruşturma sonucunda ise şüphelinin tespit edilememesi nedeniyle daimi arama kararı verildiği anlaşılmıştır.<br>Davacının, el bileğinde meydana gelen kırık haricinde, hareket halindeki minibüsten düşme ile oluşabilecek başkaca bir yaralanması olduğuna dair tespit olmadığı gibi, davacının plakası tespit edilmeyen minibüse bindiğine, minibüsten sürücünün kusurlu eylemi ile minibüsün hareket halinde olması nedeniyle düştüğüne dair delil de sunulmamıştır. Nitekim hastaneye müracaatı da minibüsten inerken düşme şeklinde olmuştur. Görülmekte olan davada somut delil sadece davacının el bileğinde meydana gelen kırık olup, mevcut yaralanmanın Güvence Hesabının sorumlu olacağı şekilde meydana geldiğine dair,  davacının iddiasından başka delil de bulunmamaktadır. <br>Bu durumda, iddia olunan trafik kazasının varlığını ve varsa araç sürücüsünün kusurunu ispat yükü davacıya ait olmakla davacı vekilinin dava dilekçesinde tanık beyanına da dayandığı nazara alınarak, mahkemece maddi vakanın şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti amacıyla davacı tanıklarının bildirilmesi istenerek tanıkların davetiye ile celbi suretiyle beyanlarının alınması, akabinde tüm delillerin eksiksiz değerlendirilmesi ile maddi vakanın varlığı ve oluşunun şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, maddi vakanın tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenememesi halinde davanın reddine karar verilmesi, aksi halde tüm delillerin değerlendirilmesiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>Kabule göre de, davalı ... yapılan başvurunun eksik evrakla(maluliyet raporu) yapılması nedeniyle hükmedilecek tazminata arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faiz işletilebileceği gözetilmeksizin mahkemece başvurunun esas alınmasıyla belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi, tazminata hükmedilecek olması halinde davalı ... yapılan başvurunun eksik evrakla(maluliyet raporu) yapılması nedeniyle hükmedilecek tazminata arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren faiz işletilebileceğinin de gözetilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 14/12/2023 tarihli, 2022/185 Esas - 2023/768 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm,davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,<br>5-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2024/3885 Esas sayılı dosyasına yatırılan 385.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE,  <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81ffd21eda23fdc0","SID":"1d42537a5451e1a2"}}