{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/16 <br>KARAR NO:2025/454<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2023/239 <br>KARAR NO:2023/948<br>KARAR TARİHİ:12/12/2023<br>DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul)<br>KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 23/01/2012-18/07/2016 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde kıdemli avukat olarak 18.054,75 TL brüt ücretle çalıştığını, iş akdinin 18/07/2016 tarihinde haksız olarak feshedilmesi üzerine İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinde işe iade davası açıldığını, mahkemenin 2916/535 E. 2017/217 K. sayılı 11/04/2017 tarihli kararı ile işe iadesine karar verildiğini ve tazminata hükmedildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2017/2157 E. 2017/1894 K. sayılı 29/12/2017 tarihli kararıyla istinaf isteminin reddedildiğini, karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığından kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine Kartal ... Noterliğinin 23/03/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle işe iade başvurusunda bulunulmuş ise de işe başlatılmadığını, işe başlatılmamış olması hasebiyle işe iade davasına bağlı olarak boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı doğduğunu aynı zamanda işe iade davası sürerken müvekkilinin iş akdi askıda olduğundan işe başlatılmadığı tarih itibariyle iş akdi feshedilerek feshe bağlı olarak fark kıdem tazminatı alacağı doğduğunu, işe iade davası devam ederken davalı hakkında iflas kararı verildiğini, iflas idaresi ile yapılan görüşmelerde müvekkilinin alacaklarının iflastan sonra doğmuş olması hasebiyle iflas tasfiyesinden bağımsız olarak öncelikli olarak ödenmesi gereken masa alacağı olduğunun belirtildiğini, yapılan görüşmeler sonucunda davalı iflas idaresi tarafından taleplerinin uygun görülerek eski banka personellerinin alacaklarının masa borcu olduğu ve tasfiyeden önce ödenmesi gerektiğine dair karar alındığını ve İflas idaresi tarafından müvekkilinin alacakları müflis şirket açısından masa borcu olarak kabul edilerek boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı toplamı olarak 96.572,53 TL ödendiğini, İflas idaresi tarafından işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ayrı ayrı kalemler halinde belirtilmeyip toplanarak yekun tutar olarak ödendiğinden bu alacak kalemlerinin ayrı ayrı ne kadar olduğunun bilinmediğini, ayrıca iflas idaresi tarafından alacak çeşidi gözetilmeksizin alacaklara yasal faiz işletildiğini, işe başlatmama tazminatı açısından yasal faiz doğru olsa da boşta geçen süre ücretine mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğini, yine müvekkilinin müflis bankadan olan fark kıdem tazminatı alacağı ise ödenmeyerek yalnızca işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti açısından kısmi ödeme yapıldığını, işe iade davalarında işçinin iş akdi işe başlatılmadığı tarihe kadar askıda olup bu süre boyunca iş sözleşmesinin devam ettiğini, bu sebeple işçinin işe başlatılmadığı tarihte o iş yerinde çalışan emsal işçilere uygulanan zam oranları esas alınarak işçinin ücretine zam uygulanması ve uygulanan bu zam oranlarına göre tespit edilen brüt ücretler üzerinden tazminat hesaplamalarının yapılması gerektiğini, emsal işçilere uygulan zam oranları tespit edilemiyor ya da işverence bu zam oranları paylaşılmıyorsa Yargıtay'ın müstekar kararları çerçevesinde asgari ücrete yapılan zam oranları dikkate alınarak işçinin ücretine zam yapılması ve gerçek fesih tarihindeki brüt ücret belirlenerek tazminatların hesaplanması gerektiğini beyan ederek, müvekkiline yapılan ödemede zamlı ücret farklarının uygulanmamış olması sebebiyle eksik ödenen işe başlatmama tazminatının 50,00 TL'lik kısmının 28/04/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, müvekkiline yapılan ödemede eksik ödenen boşta geçen süre alacağının 50,00 TL'lik kısmının 28/04/2018 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan cn yüksek faizi ile birlikte, müvekkiline ödenmeyen fark kıdem tazminatı alacağının şimdilik 50,00 TL'lik kısmının 28/04/2018 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... Bankası Aş nin resmi gazetede ilan edilen kararı ile yönetim ve denetimini ... ye devrettiğini, ... tarafından açılan ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Bankasının iflasına karar verildiğini, davacı tarafa tüm işçilik alacaklarının eksiksiz ve tam olarak ödenmiş olup hiçbir alacağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Dava İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesinde açılmıştır. Mahkemenin 15/12/2021 tarihli 2021/444 E.  2021/661 K. Sayılı kararı ile; \"...Mahkememizde işbu dava dosyası açılmadan önce (Mahkememiz dava tarihi 17/08/2021) davalı hakkında 16/11/2017 tarihinde İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/14 E. Sayılı kararı ile iflas kararı verildiği, davacı tarafça kesinleşen işe iade kararı üzerine davalı iflas idaresine Kartal ... Noterliği'nin ihtarnamesi ile iflas idaresi muhatap gösterilmek suretiyle işe iade başvurusu yapıldığı, ihtarnamenin iflas idaresine 28/03/2018 tarihinde tebliğ edildiği,  işçinin kesinleşen işe iade kararı üzerine yasal süre içinde işverene başvurması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılacağından; somut olayda 28/04/2018 tarihinde iş sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağı anlaşılmış olup; her ne kadar davacı tarafından iflas idaresine karşı işçilik alacağı davası açılmış ise de; işverenin işçi alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce iflası halinde alacağın iflas masasına eksik kaydedilmesi halinde, asliye ticaret mahkemesinde kayıt kabul davası olarak açılması gerektiğinden HMK 20 ve 114 ve 115 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliğine...\" karar verilmiştir. İşbu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2022 tarihli 2022/1832 E. 2022/1786 K sayılı kararı ile; \"...İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/11/2017 tarih 2017/41 Esas 2017/942 Karar sayılı kararı ile iflasına karar verildiği davanın ise 17/08/2021 tarihinde açıldığı, davanın, iflas kararından sonra açıldığının anlaşılması halinde dosyanın kayıt kabul davası olacağı gözetilerek Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olduğu yerleşik Yargıtay uygulamasının bu yönde olduğu ( YARGITAY 9. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/27621 Karar No: 2020/11778 Tarihi: 14/10/2020) ilk derece Mahkemesi kararının objektif değerlendirmeye dayalı olduğu kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesine göre esastan reddine...\" karar verilmiştir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/12/2023 tarihli kararı ile; \"Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 235.maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (İflas Tasfiye Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasıdır.2004 sayılı İİK'nın 235 maddesinde, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki asliye ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. 2004 sayılı İİK'nın 166.maddesindeki gazetelerde yapılan ilanlardan, en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK m.223. Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/41 Esas 2017/942 Karar sayılı dava dosyasında 16/11/2017 tarihi itibariyle iflasına karar verilen müflis... Bankası A.Ş.'nin tasfiye işlemlerinin İstanbul ...İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyası üzerinden 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında ... tarafından resen yürütüldüğü, iflas kararının 27/01/2020 tarihinde kesinleştiği, davacının iflas masasına 2188 alacak kayıt numarası ile 157.921,77-TL alacak talebinin, sunulu evrak ve müflis banka kayıtları değerlendirilmek suretiyle 121.395,12-TL'sinin kabulüne, 36.526,65-TL'nin ise reddine karar verildiği, iflas masası kararının ve sıra cetvelinin 12/06/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, sıra cetvelinin 01/06/2018 tarihinde ... Gazetesinde, 04/06/2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davacı vekili tarafından kayıt kabul başvurusu sırasında gerekli posta masrafının 31/01/2018 tarihinde yatırıldığı, eldeki kayıt kabul davasının 17/08/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 235.maddesinde düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresinin 15 gün olduğu, sürenin cetvelin ilanından itibaren başladığı, gerek sıra cetvelinin tebliğinden gerekse ilanından itibaren 15 günlük hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçtiği anlaşılmakla hak düşürücü süreden sonra açılan davanın usulden reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu alacağın iflastan sonra 28/04/2018 tarihinde doğduğunu, işe iade edilmemeye bağlı olarak işçi lehine doğan alacakların ödenmeyen kısımlarının tahsiline yönelik açılmış olan bir dava olduğunu, dava konusu olayda davalı şirketin 16/11/2017 tarihinde iflasına karar verildiğini, davalı şirket aleyhine açılan işe iade davası kabul edilerek işe iade kararı verildiğini, kesinleşen karar akabinde davalı şirkete yapılan işe iade başvurusunun 28/03/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının 1 aylık yasal süre içerisinde müvekkilini işe iade etmediğini, dava konusu edilen alacağın davalı şirketin 16/11/2017 tarihinde iflasına karar verilmesinden sonra 28/04/2018 tarihinde doğduğunu, İflas İdaresi tarafından müvekkilinin işe iade edilmemesine bağlı olarak doğan alacakları için 24/11/2020 tarihinde ... Karar No ile \"Müflis Bankanın iflas kararı 27.01.2020 tarihinde kesinleşmiştir. 1. ve 2. cetvelde yer alan eski personellerin işe iade davasından kaynaklı alacak kayıtlarının mahkeme kararları iflastan sonra kesinleşmesi nedeni ile tekrar inecelenmiştir.12.03.2020 tarih ve ... no'lu iflas idaresi kararı gereğince 1. ve 2. Sıra cetvelinde yayınlanan 161 adet eski personel alacağı MASA BORCUNA dönüşmesi nedeni ile sıra cetvellerinde reddedilmiştir....\" şeklinde karar aldığını, bu karar ile dava konusu yapılan alacağın iflastan sonra doğan \"Masa Borcu\" olarak kabul edildiğini, sıra cetvellerinde de iflas alacağı statüsünden çıkartılarak iflastan sonra doğan \"Masa Borcu\" olarak kaydedildiğini, kaydedilen alacak detaylarına bakıldığında \"BOŞTA GEÇEN SÜRE + İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI 25.11.2020 MASA BORCU FAİZLİ\" başlığı altında 96.572,53 TL ödeme yapıldığını, İflastan sonra doğan, İflas İdaresinin 24/11/2020 tarihli ... karar no'lu kararı ile sıra cetvellerinde iflas alacağı statüsünden çıkartılarak, iflastan sonra doğan \"Masa Borcu\" olarak kaydedilmiş ve karar altına alınmış olan alacağın (Mahkemenin işe iade kararına bağlı olarak iflastan sonra doğmuş olan alacak), mahkemenin hükmüne bağlı olarak doğmuş 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi bir alacak olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığından bahisle davanın reddi yönünde verdiği kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Davacı, işe iade davası neticesinde işe başlatılmaması sebebiyle tazminata dönüşen haklarının masa alacağı olduğunu, bu nedenle öncelikle ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, alacaklarının tespit ve tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.Dava konusu uyuşmazlığı incelemeye geçmeden önce, somut dava yönünden adli yargının mı yoksa idari yargının mı görevli olduğunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Müflis ... Bankası A.Ş, BDDK'nın ve Fon Kurulunun kararları doğrultusunda fona devredilerek, 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107/son maddesi uyarınca bankanın faaliyet izni kaldırılmış, Fon Kurulunun 22/12/2016 tarihli kararıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106/3 maddesi uyarınca doğrudan iflasının talep edilmesi üzerine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 E., 2017/942 K. sayılı kararı ile 16/11/2017 günü saat 15:28 itibariyle iflasının açılmasına, tasfiye işlemlerinin TMSF tarafından yürütülmesine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin  2018/629 E., 2018/829 K. sayılı 09/05/2018 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesi kararının yalnızca harç ile ilgili kısım yönünden düzeltilmesine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine ise Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27/01/2020 tarih, 2018/1539 E., 2020/406 K. Sayılı ilamı ile iflas kararı onanarak kesinleşmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanununun Faaliyet İzninin Kaldırılması Veya Fona Devir başlıklı 71.maddesinde; \"Denetlemeler sonucunda bir bankayla ilgili olarak; a) Bu Kanunun 70 inci maddesi kapsamında alınması istenen tedbirlerin Kurul tarafından verilen süre içerisinde ya da her halükârda en geç oniki ay içinde kısmen ya da tamamen alınmaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, malî bünyesinin güçlendirilmesine imkân bulunmadığı veya bu tedbirler alınmış olsa dahi malî bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi, b) Faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve malî sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, c) Yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, d) Yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, e) Hâkim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarını, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması, hâllerinden bir veya birkaçının varlığı durumunda Kurul, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldırmaya ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimini, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devretmeye yetkilidir.Faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları bu Kanunda yer alan hükümlere göre, kalkınma ve yatırım bankaları ise genel hükümlere göre tasfiye edilir. Bu madde kapsamında alınan Kurul kararları Resmî Gazete’de yayımlanır. Yayım tarihi ilgililer bakımından tebliğ tarihi olarak kabul edilir.\"Faaliyet İzninin Kaldırılması başlıklı 106.maddesinde \"Bir bankanın bu Kanun hükümlerine göre faaliyet izninin kaldırılması hâlinde yönetim ve denetimi Fona intikal eder... Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister. Bu görev ve yetki münhasıran Fona aittir. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 179 uncu maddesinin iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmaz... Yönetim ve denetimi Fona intikal eden banka hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde Fon, iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. Fon, bu Kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder.\",Fona Devredilen Bankalar İle İlgili Hükümler başlıklı 107.maddesinin 107/son fıkrasında \"71 inci madde kapsamında temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankaların, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç dokuz aylık bir süre içerisinde tamamlanır. Fon Kurulu kararı ile bu süre üç ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Bu süre içinde devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması hâlinde Fonun talebi üzerine Kurul bankanın faaliyet iznini kaldırır.\" hükümleri yer almaktadır.23 Şubat 2007 tarihli 26443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, Amaç ve Kapsam başlıklı 1.maddesinde \"Bu Yönetmeliğin amacı, faaliyet izni kaldırılarak yönetim ve denetimi 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106 ncı maddesine göre Fona intikal eden banka nezdinde bulunan sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonunun tespiti ve hak sahiplerine ödenmesi ile bu bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.\",Dayanak başlıklı 2.maddesi \"Bu Yönetmelik 5411 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin son fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.\" hükümleri yer almaktadır. Yönetmeliğin Fonun iflas talebi başlıklı 13.maddesinde \"Ödenen sigortalı mevduat ve sigortalı katılım fonu için, Hukuk İşleri Daire Başkanlığının görüşü de alınarak Tasfiye Dairesi Başkanlığının önerisi ile banka hakkında doğrudan doğruya iflas talebinde bulunulmasına Fon Kurulu tarafından karar verilir\",İflas Dairesi, Alacaklılar Toplantısı Ve İflas İdaresi Görev Ve Yetkilerinin Kullanılması başlıklı 14.maddesinde \"5411 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi ile Fona verilen, ve 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerinin dışında kalan iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkileri, Fon adına Tasfiye Daire Başkanlığınca yerine getirilir. Tasfiye Daire Başkanlığının, iflas idare memurlarının seçilmesinden sonraki görev ve yetkisi, iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı yetki ve görevi ile sınırlıdır. Fon Kurulu, Fonun alacaklılar toplantısı yetkisi kapsamında Tasfiye Daire Başkanlığının önerisi ile iflas idare memurlarını kısmen veya tamamen görevden almaya ve bunların yerine seçilecek adayları belirlemeye yetkilidir.\",İflas Masasının Teşkili Ve Defter Tutulması başlıklı 17.maddesinde \"İflasın açılması ile birlikte müflis bankanın bütün mal, hak ve alacakları iflas masasını teşkil eder. Tasfiye Daire Başkanlığı iflas dairesi sıfatıyla, müflisin masaya dahil olan tüm mal, hak ve alacaklarını tespit eder, iflas tasfiyesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak defterini tutar ve muhafaza tedbirlerini alır...\" İflas İdaresinin Seçimi Ve Alacaklılar Toplantısı başlıklı 20.maddesinde \"Tasfiye Dairesi Başkanlığı, müflis banka hakkında Birinci Alacaklılar Toplantısı yerine geçmek üzere alınacak kararları ve seçilecek iflas idare memurlarının tesbiti amacıyla yeterli mesleki bilgi ve tecrübeye sahip aday isimlerini Fon Kuruluna sunar. Fon Kurulu iflas idare memuru adaylarını bu kişiler arasından belirler. Fon Kurulunca belirlenen adayların isimleri ile Birinci Alacaklılar Toplantısı yerine geçmek üzere alınan kararlar Tasfiye Dairesi Başkanlığı tarafından İcra Mahkemesine sunulmak üzere iflas müdürlüğüne bildirilir. İcra Mahkemesi Fonun sunduğu adaylar arasından seçeceği kişileri iflas idare memuru olarak tayin ettikten sonra seçilen memurlar göreve başlar.\",İflas İdaresinin Görevleri başlıklı 21.maddesinde \"Tasfiye Dairesi Başkanlığı ve iflas müdürlüğü tarafından, iflas idaresi seçimine kadar yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgelerin bir örneği iflas idaresine teslim edilir. İflas idaresi işlemleri, yazılı kararla yapılır. Kararlar çoğunlukla alınır. Alınan kararlardan bir suret iflas idaresinde muhafaza edilir, bir suret iflas müdürlüğüne ibraz edilir...\"Sıra Cetvelinin Hazırlanması başlıklı 24.maddesinde \"Fon, iflas masasına 2004 sayılı Kanunun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce, ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. İflas idaresi, incelenen alacak kayıtları üzerine verilen red kararları ile hazırlanan sıra cetvelini 2004 sayılı Kanunun 234 üncü maddesi uyarınca iflas müdürlüğüne tevdi ederek aynı Kanunun 166 ncı maddesi uyarınca ilan eder. Fon alacağı masanın nakit durumuna göre sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeksizin ödenir.\",Sıra Cetvelinin Düzenlenmesinden Sonra Yapılacak İşlemler başlıklı 25.maddesinde \"Sıra cetvelinin usulüne uygun hazırlanıp iflas müdürlüğüne verilmesinden sonra iflas idaresince hazırlanan faaliyet raporu ve İkinci Alacaklılar Toplantısı kararlarına esas olacak hususlar Tasfiye Dairesi Başkanlığınca Fon Kuruluna sunulur. İkinci Alacaklılar Toplantısına ilişkin işlemler, iflas kararının kesinleşmesini müteakiben ifa edilir. Fon Kurulu, İkinci Alacaklılar Toplantısı yerine geçmek üzere; iflas idaresi tarafından hazırlanan faaliyet raporunu inceler, mevcut iflas idaresinin görevine devam edip etmemesi ve masanın menfaati için zorunlu bulunan kararları verir. Bu karar Tasfiye Dairesi Başkanlığı tarafından iflas müdürlüğüne ve iflas idaresine bildirilir. Lüzumu halinde İkinci Alacaklılar Toplantısı yerine geçmek üzere yukarıdaki işlemler aynen tekrarlanır.\" düzenlemelerine yer verilmiştir.Müflis bankanın 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 106, 107.maddeleri, 23 Şubat 2007 tarihli 26443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamında iflasına karar verilerek, tasfiye işlemlerinin devam ettiği ve tasfiyeye ilişkin işlemlerin tüzel kişiliği haiz Fon tarafından yürütüldüğü sabittir. Fon, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik gereği kendisine verilen görev ve yetki çerçevesinde tasfiye işlemlerini yürütmektedir. Ancak 5411 sayılı yasanın 106/5.maddesinde ifade edildiği gibi Fon'un görevi bankanın tasfiyesine yönelik ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219 uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere, Bankacılık Kanununun uygulanması ile sınırlıdır. Bu durumda yönetim ve denetimi Fon'a devredilen bankaların iflasına karar verilmesi halinde, iflas tasfiyesi Bankacılık Kanununda özel bir hüküm bulunmadığından İİK'nın ilgili maddelerine göre Fon tarafından yürütülecek, Fon'un 5411 sayılı yasanın 106/5.maddesinde hariç tutulan görev ve yetkileri ise İflas Dairesi tarafından yerine getirilecektir. Keza müflis bankaya ait iflas dosyası İstanbul ... İflas Dairesinin ... İflas sırasına kayıtlı olup, Fon'un 5411 sayılı yasanın 106/5.maddesinde hariç tutulan görev ve yetkileri ise İflas Dairesi tarafından yerine getirilmektedir. Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20.maddesinde Tasfiye Dairesi Başkanlığınca, iflas idare memurlarının tesbiti amacıyla yeterli mesleki bilgi ve tecrübeye sahip aday isimlerinin Fon Kuruluna sunulacağı, Fon Kurulu tarafından iflas idare memuru adaylarının bu kişiler arasından belirleneceği, belirlenen bu adayların İcra Mahkemesine sunulmak üzere İflas Müdürlüğüne bildirileceği, İcra Mahkemesince Fonun sunduğu adaylar arasından seçilecek kişilerin iflas idare memuru olarak tayin edilerek göreve başlayacağı düzenlenmiş iken İİK 223.maddesinin 1.fıkrasında ise iflas idaresinin üç kişiden oluşacağı, toplanan alacaklıların bu sayının iki katı olacak şekilde, yeterli bilgi ve tecrübeye sahip kişileri aday gösterileceği, bu adaylardan dört adedinin alacak tutarına göre ekseriyeti teşkil edenlerce, iki adedinin ise alacaklıların sayısı itibariyle ekseriyeti teşkil edenlerce seçilerek İcra Mahkemesine bildirileceği ve İcra Mahkemesinin ise iflas idaresini teşkil edecek üç kişiden ikisini alacak ekseriyetine sahip olanların gösterdiği dört aday arasından, birini ise alacaklı ekseriyetinin gösterdiği iki aday arasından seçeceği hükme bağlanmıştır.Her iki düzenlemede yöntem benzer olmakla birlikte, Fon tarafından yürütülen tasfiye işlemlerinde adayların tamamının Fon tarafından belirlenmesinin, alacaklıların iflas tasfiyesini kendi kendine yürütmesi ilkesine aykırı olduğu, tasfiyenin hakiminin alacaklılar olması sebebiyle alacaklıların kararların alınmasına etki etme hakkını ortadan kaldırdığı düşünülebilir ve 5411 sayılı yasanın Fonun Kuruluş ve Bağımsızlığı başlıklı 111.maddesinde \"Bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat ile verilen yetkiler çerçevesinde tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi,Fon bankalarının yönetilmesi, malî bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve Kanunla verilen diğer görevlerin ifası için kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kurulmuştur.\" hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde işlemin idari yönünün ağır bastığı söylenebilir ise de; bankanın tasfiyesine ilişkin iflas idare memuru adaylarının Fon tarafından belirleniyor olmasının ve tasfiye işlemlerinin Fon tarafından yürütülüyor olmasının nedeni, İİK 223.maddesinin 1.fıkrasına paralel şekilde bankanın iflasında muhtemelen en büyük alacaklı kitlesini oluşturacak olan tasarruf mevduatı sahipleri yerine Fon'un geçiyor olmasıdır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 106/3 uyarınca; \"Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilân edeceği başka bir banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını ister\" düzenlemesi de bu yöndedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 106/5 uyarınca, bankanın iflası halinde Fon alacağının imtiyazlı alacak olarak İİK 206.maddede düzenlenen üçüncü sırada yer alacağı ve tasfiyenin İİK'da öngörülen sistemde fakat Fon tarafından gerçekleştirileceği hükme bağlanmış olup bu düzenlemenin konuluş amacı, iflas prosedüründe yer alan tüm organların yetkisinin tek elde toplanmasının temini ile iflas prosedürünün mümkün olduğu ölçüde hızlı ve verimli bir şekilde sonuçlandırılmasıdır. Fon'un tasfiyeyi gerçekleştirirken geniş yetkilerle donatılmış olması tasfiyeyi en iyi ve çabuk şekilde yapabilmesi, Fon'un bankanın iflası halinde mudilere yaptığı ödemeleri en kısa zamanda geri alabilmesini sağlamaya yöneliktir. Yine Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat Ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20.maddesi ile İİK 223.maddesinin 1.fıkrasındaki düzenlemede sonuç itibariyle görevli iflas idare memurlarının seçiminin İcra Mahkemesi tarafından yapılması karşısında, Fon'un iflas idare memuru adaylarını seçmesi ise bu işleme idari nitelik kazandırmaz.Ayrıca İİK 235.maddesinde \"Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.\" düzenlemesi ile sıra cetveline yapılacak itirazlarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu açık şekilde düzenlenmiş olup, bu düzenlemeyi bertaraf edecek nitelikte bir hüküm de bulunmadığından somut olaydaki uyuşmazlık yönünden de, asliye ticaret mahkemesi görevlidir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/1009 E. 2020/2118 K. sayılı ve  16/06/2020 tarihli kararı incelendiğinde; ... Banque SA tarafından, Müflis ... Bankası A.Ş. İflas Masasını Temsilen İflas İdare Memurlarına açılan sıra cetveline itiraz davasında İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/565 E. 2019/316 K. sayılı ve 04/04/2019 tarihli kararı ile uyuşmazlık hakkında idari yargının görevli olduğundan bahisle yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/2459 E 2020/319 K sayılı ve 06/02/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın temyizi üzerine onanmıştır. (yine benzer nitelikte Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2020/1011 E. 2020/2117 K. sayılı ve  16/06/2020 tarihli,  2020/927 E. 2020/1866 K. sayılı ve  01/06/2020 tarihli kararları) Aynı uyuşmazlık konusuna ilişkin, Uyuşmazlık Mahkemesinin 2020/186 E. 2020/344 K. sayılı ve 28/05/2020 tarihli kararı incelendiğinde ise; Hazine ve Maliye Bakanlığı'na İzafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü tarafından, Müflis ... Bankası A.Ş. İflas Masasını Temsilen İflas İdare Memurlarına açılan sıra cetveline itiraz davasında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/649 E. 2018/1350 K. sayılı ve 28/12/2018 tarihli kararı ile uyuşmazlık hakkında idari yargının görevli olduğundan bahisle yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 26/09/2019 tarihli kararı ile kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesi akabinde davacı tarafından bu kez İstanbul 6. İdare Mahkemesine dava açılmış, ilgili mahkemenin 2019/2417 E sayılı dosyasında uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mercilerine ait olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek 20/12/2019 tarihli ara kararı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuştur. Uyuşmazlık Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde ise davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28/12/2018 gün ve 2018/649 E. 2018/1350 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir (yine benzer nitelikte Uyuşmazlık Mahkemesinin 2019/840 E. 2020/372 K. sayılı 22/06/2020 tarihli, 2020/383 E. 2020/436 K. sayılı 13/07/2020 tarihli, 2020/457 E. 2020/562 K. sayılı 28/09/2020 tarihli kararları). Anayasa'nın \"Hak Arama Hürriyeti\" başlıklı 36.maddesinde; \"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz\" hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın 158.maddesinde ise Uyuşmazlık Mahkemesinin, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili olduğu düzenlenmiştir.Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkındaki Kanunun 1.maddesinde \"Uyuşmazlık Mahkemesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir.\", 29/1.maddesinde ise \"Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları kesindir.\" hükümleri yer almaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararları, Anayasal ve yasal düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde; her ne kadar Uyuşmazlık Mahkemesince işbu dosyaya münhasır verilen bir karar yok ise de aynı konuya ilişkin farklı dosyalarda adli yargının görevli olduğu yönündeki kesin kararı, yargı yolu görev uyuşmazlığını çözer mahiyette ve emsal niteliktedir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder.Sonuç itibariyle, yasal düzenlemeler ile bankanın iflası halinde yürütülecek prosedür açısından Fon'a bir kısım yetkiler verilmiş ise de, özünde tasfiye işlemleri İİK hükümleri gereğince yapılmakta olup, Fon'un yanında İflas Dairesinin de bir kısım yetkileri devam etmektedir. İİK 235.maddesinde sıra cetveline itiraz davasının iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde açılacağı açıkça düzenlemiş ve Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal kararları ile yargı yolu görev uyuşmazlığında adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Yapılan açıklamalar uyarınca uyuşmazlık, adli yargının görev alanına girmektedir.Nitekim Dairemizin görüşü de bu yöndedir.Somut olayda, adli yargının görevli olduğunun tespitinden sonra, dosya incelendiğinde; ihtilaf, davacının talep ettiği alacağın masa alacağı mı yoksa iflas alacağı mı olduğu hususunda toplanmaktadır.Müflis yönünden talep edilebilecek alacaklar üç gruba ayrılır.Bunlar; iflastan önce doğan iflas alacakları, iflastan sonra iflas masasının teşekkülü neticesinde iflas masasınca yapılan masraf ve giderlerin oluşturduğu masa alacakları ve iflas tarihinden sonra doğan genel alacaklardır. İflas alacakları;İcra ve İflas Kanunu'nun 184/1. maddesinde; \"İflâs açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu maddede ifade edilen \"alacaklar\" teriminden maksat, aslında yalnız \"iflâs alacaklarıdır\". İflas alacağı, iflas açıldığı anda müflise karşı hukuken mevcut olan alacaklar yani müflisin iflasın açıldığı andaki borçlarıdır.İflas alacağı kavramına, müflisin yalnız muaccel borçları değil, aynı zamanda müflisin müeccel borçları (m. 195), taliki şarta (geciktirici koşula) veya belirsiz bir vadeye bağlı olan borçları (m. 197) ve konusu paradan başka bir şey olan borçları (m. 198) da dâhildir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 1212).İflas alacakları, iflas tarihinden önce doğan müflis borçlarıdır. Bu alacakların ödenmesi için açılan dava kayıt kabul davası olarak adlandırılmaktadır. İflas tarihinden önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifadeyle iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nun 235. maddesinden alan davalardır. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu davalarda görevli mahkeme İİK'nun 235. maddesi uyarınca iflas kararı verilen yer Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.İflas tarihinden sonra doğan genel alacaklar;Müflisin, iflasın açılmasından sonra yaptığı borçlar, iflas alacağı olmayıp, iflas masasından istenemez. Alacak, iflastan sonra doğmuş ve masa borcu da değilse, sırasına ve esasına itiraz edilebilecek, İİK'nın 235. maddesine  dayalı  kayıt kabul istemine konu olabilecek  müflis  borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu ve iflas masasının dağıttığı iflas (garame) hissesi oranında değil, tasfiyede bakiye kalırsa alacaklıya ödenecek olan bir alacak niteliğindedir. İflas tarihinden sonra doğan böyle bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da, inceleme, şikayet yolu ile icra mahkemesince değil, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. Böyle bir davada, davacı, davalı müflisten alacaklı olduğunu iddia eden alacaklı olup, davalı ise iflas idaresidir. İflastan sonra oluşan alacağın masaya kaydı istenemez, tasfiyede bakiye kalırsa nazara alınır.Masa alacakları;Masa alacakları ise;  muhatabının masa olduğu, masa üzerine doğan ve masanın doğrudan sorumlu olduğu borçlardır. Bunun masa bakımından adı \"masa borcudur\". İflas açıldıktan sonra müflisin masayı bağlayıcı nitelikte borçlanmasına imkan yoktur. Bu nedenle masa alacağı müflisin değil, iflasın açılmasından tasfiyenin sonuçlanmasına kadar iflas masası ya da masa adına iflas idaresi tarafından yapılan borçlardan olup,  masa alacağının müflisle ilgisi bulunmadığından bu borçlardan iflas masası sorumludur.İİK'nın 248.maddesinde; \"İflasın açılmasından ve tasfiyeden doğan masraflar önce çıkarılır. Rehinlerin bedelinden yalnız rehinin muhafaza ve paraya çevrilmesi masrafları çıkarılır.\" düzenlemesi gereğince masa alacakları, iflasın açılmasından iflas tasfiyesinin sonuçlanmasına kadar, iflas masası tarafından yapılan borçlar olup tüm iflas alacaklarından daha önce ve tam olarak ödenir.Mesela, iflas kararının ilanı giderleri (m. l66; 219), defter tutma (m. 161; 208) giderleri, masa mallarının muhafazası için kiralanan depo için ödenecek kira, iflas idaresinin ücreti (m.223,IV),  masanın (iflas idaresinin) taraf olduğu davaları takip eden avukatın avukatlık ücreti masa borcudur.  Bu sayma tahdidi değildir; masa borçlarına bazı misaller vermek içindir (Kuru, s. 1213). Şu halde, masa alacakları (borçları), iflas açıldıktan sonra iflasın tasfiyesi için bizzat masa (yani, masa adına iflas dairesi veya idaresi) tarafından yapılan borçlardır (Kuru, s. 1213). Masa alacaklarının tam olarak ödenmesinden sonra iflas alacaklarının ödenmesine geçilir. Satış bedeli masa alacakları karşılanmadan iflas alacaklılarına dağıtılmaz. Alacağın rehine bağlı olması durumu değiştirmez. Masa alacaklarından sonra iflas alacakları ödenerek tasfiye gerçekleştirilir. Masa alacakları, iflas alacaklarından önce ve tam olarak ödenmeleri gerektiğinden ayrıca masa alacaklılarının borçlusu doğrudan doğruya iflas idaresi olduğundan bu alacaklar sıra cetvelinde yer almaz.Sıra cetvelinde yer verilen alacaklar sadece iflas alacaklarıdır. Masa alacaklarına sıra cetvelinde yer verilmez ise de, bunlara pay cetvelinde yer verilir. Pay cetveli, malların satış bedelleri tahsil edildikten ve sıra cetveli kesinleştikten sonra iflas alacaklılarının iflastan düşen paylarını göstermek üzere düzenlenen ödeme planıdır. Sıra cetveline karşı açılmış bütün davalar sonuçlanmadan pay cetveli düzenlenemez. Masa alacaklarının ödenmesinden sonra iflas alacaklılarına kesinleşen sıra cetvelinde yer aldıkları sıraya göre düzenlenen pay cetveline göre ödeme yapılır.Davacının talebi incelendiğinde;Davacının alacağının dayanağı İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi'nin 2016/535 E. sayılı dosyasıdır. Davacı, 18/08/2016 tarihinde iş mahkemesinde açtığı davada; davalı müflis bankada 23/01/2012 tarihinde çalışmaya başladığını, 18/07/2016 tarihinde iş akdinin haksız yere feshedildiğini iddia ederek işe iadesini talep etmiştir.Yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi'nin 11/04/2017 tarihli 2016/535 E. 2017/217 K. sayılı kararı ile; \"Açılan davanın KABULÜ ile,Davalı tarafından yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,Davacının kararın kesinleşmesinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak üzere işverene başvurması sonucunda işverence işe başlatılmadığı takdirde, davacının kıdemi ve fesih sebebi göz önünde bulundurularak takdiren 4 aylık brüt ücreti tutarında tazminatın davalıdan alınıp davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,Davacının süresi içinde işverene başvurması halinde mahkeme kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre içinde en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesi gerektiğinin TESPİTİNE,Davacının süresinde işe başlatılması durumunda varsa bu alacaktan peşin ödenen kıdem ve ihbar tazminatının mahsubuna\" karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 29/12/2017 tarihli 2017/2157 E. 2017/1894 K. sayılı kararıyla istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi ve kararın temyiz edilmemesi sonucu kesinleşmiştir.Davalı Müflis ... Bankası A.Ş, BDDK'nın ve Fon Kurulunun kararları doğrultusunda fona devredilerek, 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107/son maddesi uyarınca faaliyet izni kaldırılmış, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 E., 2017/942 K. sayılı kararı ile 16/11/2017 günü saat 15:28 itibariyle iflasının açılmasına, tasfiye işlemlerinin TMSF tarafından yürütülmesine karar verilmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 27/01/2020 tarih, 2018/1539 E., 2020/406 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Somut olayda, davacının alacağının hangi tarihte doğduğunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. İş mahkemesi dosyası incelendiğinde, davacının, müflis bankada avukat olarak çalıştığı, iş akdinin 18/07/2016 tarihinde feshedildiği, mahkemenin 11/04/2017 tarihli  tarihli kararı ile feshin haksız olduğu tespit edilerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 29/12/2017 tarihli kararıyla istinaf isteminin reddedilmesi neticesinde kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İş mahkemesi karar tarihinden önce, bankanın faaliyet izni 22/07/2016 tarihli BDDK kararı ile kaldırılmış, iflasına ise 16/11/2017 tarihinde karar verilmiştir. Bu durumda, işe iade kararının kesinleştiği tarihte müflisin faaliyetlerinin devam etmediği sabit olup davacının aynı işyerinde çalışması mümkün değildir. Açıklanan durum karşısında davacının alacağının doğduğu tarih, iş akdinin feshedildiği tarihtir. Zira feshin haksız olduğu kesinleşen kararla tespit edilmiştir. İflas tarihinden sonra ancak müflis şirketin sanat veya ticaretinin devamı çerçevesinde yaptığı borçların masa borcu olarak değerlendirilebileceği Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/09/1995 tarihli 1995/7081 E. 1995/7295 K sayılı kararında da \"...İflas idaresi masa menfaatlerini gözeterek müflise ait fabrika ve işyerini işletmeye devam ederse, işletme nedeniyle doğan borçlar masa borcudur...\" şeklinde açıklanmıştır. Ancak somut olayda faaliyetin devam etmesi de söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022  tarihli  2020/(23)6-663 E. 2022/1789 K sayılı ilamında; \"...dava dışı işçi tarafından işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacakların tahsili istemiyle Karşıyaka 2. İş Mahkemesinin 2011/660 E. sayılı dosyasında, eldeki dosyada davacı olan bakanlık aleyhine açılan davada mahkemece iş akdinin 04.12.2008 tarihinde feshedildiğinin kabul edildiği; iş mahkemesinde verilen karar uyarınca davacı tarafından 26.05.2014 tarihinde dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının davalı şirket ile imzalanan hizmet alım sözleşmelerine dayanarak rücuen davalıdan tahsilinin talep edildiği, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/416 E. sayılı davasında da davalı müflis şirketin 12.10.2009 tarihi itibariyle iflâsına ve iflâsın bu tarihte açılmasına  karar verildiği görülmektedir. Bu durumda müflis şirketin borcu iflâs tarihinden önce iş akdinin feshedildiği 04.12.2008 tarihinde doğduğundan; eldeki davada, davalı borçlu müflise karşı iflâsın açıldığı anda hukuken mevcut olan iflâs alacağının talep edildiği, dolayısıyla davanın kayıt kabul davası olduğu ve İİK’nın 235. maddesi gereğince görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır...\" şeklinde kararıyla da, borcun doğduğu tarihin iş akdinin fesih tarihi olduğuna işaret edilmiştir.Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2018 tarihli 2016/3955 E. 2018/374 K. sayılı ilamında; \"...Şikayetçi işçi işe iade davasını 22.05.2009 tarihinde açmış, davalı şirket 15.09.2010 tarihinde iflas etmiş, işe iade kararı ise 05.11.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Bu kesinleşmeden sonra işçinin iflas masasına başvurarak kendisinin işe alınmasını talep etme hakkı vardır. Bu durumda iflas idaresi müflis şirketin işlerini fiilen devam ettiriyor ise, iade talebini kabul etmek veya bu talebi reddederek tazminatın ödenmesine karar vermek zorundadır. Böyle bir alacak da davanın devam ettiği süre hesaba katılmadığıda nazara alınarak İİK 206/1 maddesinde belirtilen iflas etmeden önceki 1 yıl içinde doğmuş işçilik alacağının 1. sıraya yazılması gerekirken aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu gerekçelerle kararın bozulması gerekirken Dairemizce sehven onanmasına karar verilmiş olduğundan Dairemizin 22.01.2016 tarih ve 2015/6898E, 2016/304K sayılı onama ilamı kaldırılarak kararın yukarıda belirtilen sebeplerle bozulmasına karar verilmiştir...\" şeklinde kararıyla davanın devam ettiği sürenin hesaba katılmaması gerektiği ifade edilmiştir.Bu durumda davacı hakkında iş mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşmesi akabinde, işe iade istemiyle yapmış olduğu başvuru neticesinde işe başlatılması için geçen süre sonunda alacağının doğduğu ve masa alacağı olduğunun kabulü mümkün görünmemektedir. Ayrıca davacının alacağını oluşturan alacak kalemleri niteliği itibariyle de masa alacağı mahiyetinde değildir. Açıklanan gerekçelerle dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Kayıt kabul davası için yasada öngörülen 15 günlük süre özel dava şartıdır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2020 tarihli 2016/8277 E. 2020/2247 K. sayılı ilamı; \"...Dava, alacağın iflas masasına kayıt kabul istemine ilişkindir. İİK'nın 235. maddesine göre, kural olarak  sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde ticaret mahkemesine dava açabilirler. Ancak aynı Kanun'un 223. maddesi hükmüne göre alacaklı tebligata elverişli adresini bildirip kararın tebliği için avans yatırmışsa 15 günlük dava açma süresi, kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.Somut olayda, iflas sıra cetveli, son olarak 02/12/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesin'de ilan edilmiştir. Davacı kayıt başvurusu sırasında tebliğ avansı yatırmamıştır. Buna rağmen iflas sıra cetvelinin 18/12/2013 tarihinde davacıya bilgi mahiyetinde ayrıca tebliğ edildiği görülmüştür. Dava dosyasında mevcut harçlandırma formu, tevzi formuna göre dava 31/12/2013 tarihinde açılmış olup ilan tarihine göre yasal 15 günlük hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hak düşürücü süre, dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir...\" şeklindedir. İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasında, davacının iflas masasına ... alacak kayıt numarası ile 157.921,77 TL alacak talebinde bulunduğu, davacının tebliğ masraflarını yatırdığı, iflas idaresi tarafından alacağın 121.395,12 TL'lik kısmının kabulüne, 36.526,65 TL'lik kısmının ise reddine karar verildiği, iflas masası kararının ve sıra cetvelinin 12/06/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın ise hak düşürücü süre geçtikten sonra 17/08/2021 tarihinde açıldığı tespit edilmekle, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesine usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesi edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e65671b5bbe22df","SID":"668009306ab94bf0"}}