{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/815 <br>KARAR NO: 2025/968<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/02/2025<br>ESAS NO: 2023/746<br>KARAR NO: 2025/172<br>DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 09/05/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2025 tarih ve  2023/746  Esas -  2025/172 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile müteahhit müflis şirket arasında evvelce yapılmış olan \"Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi\" gereğince, Samsun İli'nde bulunan müvekkiline ait taşınmaz üzerinde inşaat yapımının müflis şirket tarafından üstlenildiğini ancak inşaatın yapımının sözleşmede öngörülen süre içerisinde tamamlanamadığı için sözleşme hükümleri gereğince teslimin gecikmesinden doğan \"gecikme tazminatı (kira alacağı)\" ve \"cezai şart alacağının\" tahsili talebiyle müvekkili adına Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2009/96 Esas sayılı dava ikame edildiğini, Yargıtay süreci de dahil yargılama safahatının uzaması nedeniyle yerel mahkemede görülen davanın son olarak 2018/267 Esas numarası ile işlem gördüğünü, neticeten 26/12/2019 tarih ve 2019/1197 Karar sayılı karar ile dava sonuçlandırıldığını, söz konusu kararın Yargıtay'ca onaylanmasından sonra söz konusu kararın 08/09/2022 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/379 Esas, 2019/12 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin iflasına karar verildiğini, Kayseri 1. İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası üzerinden iflas açıldığını ve iflas masası oluşturulduğunu masanın iflas müdürlüğünce temsil edildiğini, söz konusu karar ile yerel mahkemece; 145.000,00-TL kira alacağı ile 81.200,00-TL cezai şart alacağı toplamı olan 226.200,00-TL alacağın 11/01/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Kayseri 1. İflas Müdürlüğü'nün...İflas sayılı dosyasında iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verildiğini, karar ve kararın kesinleştiğine dair şerhin 27/09/2022 tarihli yazı ile iflas memurluğuna bildirildiğini, iflas masasına alacak kaydının yapılmasının talep edildiğini, karar gereğince faiz başlangıcı olan 11/01/2009 tarihinden bu davanın açıldığı tarih arasında geçen 14 yılı aşkın süre içerisinde asıl alacak toplamı olan 226.200,00-TL'ye yine mahkeme kararı gereğince dönemsel olarak avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı üzerinden hesaplanan faiz tutarı ile birlikte müvekkilinin müflis şirketten alacağı, yargılama giderleri hariç 694.304,82-TL tuttuğunu, geçen süre içinde toplam anapara alacağının 226.200,00-TL için gerçekleşen faiz tutarı olan 468.104,82-TL'nin yine aradan geçen 14 yılı aşkın süre içerisinde Türk Lirası değerindeki çok önemli dalgalanmalar; yüksek enflasyon ve bunların sonucunda paranın alım gücündeki önemli azalma ve değer kaybı karşısında mahkeme kararında öngörülen faiz oranı üzerinden gerçekleşen faiz tutarının, anaparanın bugünkü gerçek değerini ve alım gücünü karşılamadığını ve müvekkilinin bu nedenle de faizle karşılanamayan \"munzam zarar\"a maruz kaldığını, bu durumu somut şekilde ortaya koymak amacıyla 11/01/2009 tarihi ile bu dava tarihi itibariyle anapara tutarı 226.200,00-TL'nin alım gücünün mukayesesini gösteren tablonun sunulduğunu, dava tarihi itibariyle güncel piyasa değeri üzerinden yapılan hesaplamanın; 15 yılın ortalaması olan 77.733 doların bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 2.035.049,00-TL, 15 yılın ortalaması olan 66.916 euronun bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 1.927.180,00-TL, 15 ortalaması olan 1.084 tane çeyrek altının bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 2.943.060,00-TL, 15 yılın TÜFE toplam miktarının bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 755.220,00-TL, 15 yılın TÜFE toplam miktarının bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 545.130,00-TL, 15 yılın ticari temerrüt faizi toplam miktarının bugünkü karşılığı yaklaşık olarak 506.966,00-TL olduğunu, bahsedilen miktarları ortalaması alındığında ise yaklaşık olarak 1.452.100,83-TL ortaya çıktığını, anaparanın getirdiği faiz olan 468.104,82-TL ile 1.452.100,83 arasındaki farkın 983.996,03-TL olduğunu, söz konusu bu miktarın müvekkilinin munzam zararını gösterdiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile munzam zararın (983.996,03-TL) tazminin davalıdan tahsilini talep ettiğini, taraflarınca 11/07/2023 tarihinde işbu davaya konu munzam zarar (983.996,03-TL) taleplerinin iflas masasına kaydı için Kayseri Genel İcra Dairesi'ne başvuru yapıldığını, ancak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin başvuru talebini içeren dilekçeye cevap vermediğini belirterek Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/96 (Son Esas no'su 2018/267) davasında verilen 26/12/2019 tarihli kararında müvekkilinin müflis şirketten toplam 226.200,00-TL alacağının avans işlemlerinde uygulanan faiz oranı üzerinden faizi ile tahsiline karar verildiğini müvekkilinin faiz ile karşılanamayan 983.996,03-TL tutarındaki munzam zararının T.C. Merkez Bankası'nca belirlenen avans işlemlerinde uygulanan dönemsel faiz oranı üzerinden faizi ile davalı müflis şirketten tahsil edilmek üzere sıra cetveline kayıt ve kabulünün yapılmasını talep ve dava etmiştir. <br>Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı iflas idaresi vekili yargılama sırasında davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Yapılan tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, iflas dosyasına sunduğu dilekçe ile 983.996,03-TL'nin munzam zarar olarak iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ettiği, bilahare 16/09/2024 tarihli dava dosyasına sunduğu ıslah dilekçesiyle ise 5.995.913,65-TL munzam zararının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/379 Esas ve 2019/12 Karar sayılı ilamı ile ... Anonim Şirketi'nin 07/01/2019 tarihi itibariyle iflâsına ve iflâsın bu tarihte açılmasına  karar verildiği görülmektedir. <br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2007 tarihli, 2006/10525 Esas ve 2007/1614 Karar sayılı emsal ilamında  \"... Davacının, iflas masasına bildirdiği 13.230.000,00-TL alacağı ödeme tarihine kadar işleyen faiziyle birlikte ödenmiştir. Davacı yapılan ödemenin yeterli olmadığını, taraflar arasındaki alacağa konu taşınmazın dava tarihindeki değerinin 100.000.000.000,00-TL olduğunu ileri sürerek 25.000.000.000,00-TL. munzam zarar talep etmiştir. İflas masasından tatmin edilebilecek alacaklar iflas alacakları ve masa borçlarıdır. İflas alacakları iflas tarihi itibariyle doğmuş olan alacaklardır. Munzam zarar alacağı iflastan sonra oluşmuştur. İflas masasından tahsili istenemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulünde isabet görülmemiştir. ...\" denilmektedir.<br>Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 15/10/1998 tarihli, 1998/5189 Esas ve 1998/6117 Karar sayılı emsal ilamında \"... Davacının iflas masasına bildirdiği alacağı ödeme tarihine kadar işleyen faiziyle birlikte ödenmiştir. Davacı yasal faize göre yapılan ödemelerin yeterli olmadığını, faizi aşan zararı bulunduğunu ileri sürerek bu davayı açmıştır. Masadan temin edilebilecek alacaklar iflas alacakları ve masa borçlarıdır. İflas alacakları iflas tarihi itibarıyla doğmuş olan alacaklardır. Munzam zarar alacağı iflastan sonra oluştuğundan iflas masasına kaydı istenemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur...\" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.<br>Eldeki davada sıra cetveline kayıt ve kabulü talep edilen munzam zarar alacağının iflas tarihinden sonra doğan bir alacak olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda munzam zarar alacağı iflastan sonra oluştuğundan iflas masasına kaydı istenemez. Açılmış olan davada, munzam zarar alacağının sıra cetveline kayıt kabulü istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.<br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2019 tarihli 2023/1235 Esas ve 2023/4272 Karar sayılı emsal içtihatı dikkate alınarak sıra cetveline itiraz davaları maktu harç ve vekalete ücrete tabi olduğundan maktu harç ile maktu vekalet ücretine hükmedilmiş...\" gerekçesiyle Davanın REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Munzam zararın, hukuki niteliği gereği bir tazminat alacağı olup; munzam zararın kaynağı olan asıl alacağın yargı yoluna taşınmış olması durumunda bu kararın kesinleşme tarihi iflas tarihinden sonra dahi olsa, munzam zararın doğduğu tarih asıl alacağın temerrüt tarihi olacağından, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden munzam zararın masaya kaydı gerektiğini, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince munzam zararın iflastan sonra doğduğu gerekçesi ile davanın reddedilmişse de; munzam zararın temerrüt tarihi olan 11/01/2009 tarihinde oluşmaya başlamış olup, borcun halen ödenmemesi nedeniyle aratarak devam ettiğini, Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğu üzere niteliği gereği bir \"tazminat alacağı\" olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/1942E., 2011/14153K. Sayılı ve 19.10.2011 tarihli ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/5385E., 2013/5377K. Sayılı ve 19.03.2013 tarihli ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2024/1372E., 2024/1967K. Sayılı ve 20.11.2024 tarihli ilamları ile yer verilen Yargıtay ve BAM kararlarından da anlaşılacağı üzere; munzam zararın borçlunun temerrüt tarihi olan 11/01/2009 tarihinde doğduğu, iflas tarihinin ise 07/01/2019 olduğu gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince dava konusu munzam zararın iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikli bir alacak olduğu yönündeki kararının hatalı olduğunun anlaşılacağını, ilk derece mahkemesince kararının gerekçesinde; müflisin borçlarının iflas tarihine kadar olan kısmından iflas masasının sorumlu olacağı ikrar edilmişse de, sonuç bölümünde gerekçe ile çelişilerek iflas tarihine kadar oluşan munzam zararın dahi kabulüne karar verilmediğini, ilk derece mahkemesinin gerekçesine eklemiş olduğu Yargıtay kararları ile somut uyuşmazlıkta yer alan durumlar farklı olduğundan bu kararların emsal olamayacağının açık olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 1998/5189E., 1998/6117K. Sayılı ve 15.10.1998 tarihli örnek Yargıtay kararlarında alacağına kavuşan kişilerin munzam zararının iflastan sonra oluştuğuna ilişkin değerlendirme yapılmış olup; somut uyuşmazlıkla paralellik göstermediğinden emsal alınarak verilen kararın hatalı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, hukuki niteliği gereği bir tazminat alacağı olan dava konusu munzam zararın doğduğu tarihin asıl alacağın temerrüt tarihi olan 11/01/2009 tarihi olduğunun kabulü ile, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden munzam zararın bu tarihler arasında hesaplanarak mahkemenin aksi kanaatte ise temerrüt tarihi ile iflas tarihi arasında hesaplanarak masaya kaydına karar verilmesini, mahkemece resen gözetilecek sebepler ve gerekçelerle tehir-i icra talebi ile istinaf talebin kabulü ile yerel mahkeme tarafından verilen hükmün kaldırılması suretiyle haklı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Munzam zararın şartlarının oluşmadığını, oluşsa bile munzam zararın, zaman aşımına uğradığını belirterek; istinafa cevap dilekçesinde arz ve izah olunan gerekse Dairece re'sen nazara alınacak sebeplerle davacının tüm talepleriyle birlikte istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, İİK'nun 235. maddesi uyarınca açılan iflas tasfiyesince düzenlenen sıra cetveline yönelik kayıt kabul istemine ilişkindir. Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK’nın 235. maddesinden alan davalardır. Dava, bir alacak ya da tazminat davası olmayıp masaya kayıt davasıdır. Bilindiği gibi kayıt kabul davası bir para alacağının tahsili amacını gütmez; bu dava ile o alacağın o iflas tasfiyesinden pay alıp almayacağı hususu belirlenir.  Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu sebeple kayıt kabul davalarında maktu karar ve ilam harcı alınması, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Davacı yapılan gecikme tazminatı ve cezai şart ödemenin yeterli olmadığı iddiasıyla munzam zarar talep etmiştir. İflas masasından tatmin edilebilecek alacaklar iflas alacakları ve masa borçlarıdır. İflas alacakları iflas tarihi itibariyle doğmuş olan alacaklardır. Munzam zarar alacağı iflastan sonra oluştuğudur. İflas masasından tahsili istenemeyeceğinden davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 24/02/2025 tarih ve 2023/746 E. - 2025/172 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 07/05/2025\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"297abf3c3cb2c695","SID":"88f8f957f7d176af"}}