{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/630 <br>KARAR NO\t: 2025/900<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        , K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t                          MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/27 E.  -  2022/289 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 31/10/2022 tarih ve 2022/27 Esas - 2022/289 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dünya genelinde tanınmış \"...\" ibareli markalarının sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şahsın 2020/54675 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2021-M-10003 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa <br>dava konusu markanın müvekkil markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markada yer alan<br> \"...\" ibaresinin 39. sınıf için ayırt edici olmadığını, SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/6 maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, benzer davalarda emsal yargı kararları bulunduğunu ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2020/54675 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şahıs vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, SMK'nın 6/5. maddesi şartlarının gerçekleşmediğini, kötü niyet iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taraf marka kapsamlarındaki sınıfların aynı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; davalının \"şekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...+şekil\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma veya faydalanma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli  markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının \"...+şekil\" ibareli tescilli markalı hizmetinden yararlanmak isterken davalının \"şekil+...\" ibareli başvuru markalı hizmetten yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı; davacı tarafın \"şekil+...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı; davacı tarafın \"şekil+...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının da kanıtlanmadığı; dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, rapora itirazlarının ve yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, \"...\" ibareli markalara ilişkin emsal TÜRKPATENT ve mahkeme kararlarının dikkate alınmadığını, YİDK kararının SMK'nın 6/1. maddesine aykırı olduğunu, taraf markalarının dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış markalarıyla iltibasa sebebiyet vereceğini, tüketicilerin markaların başlangıç kısmına daha çok dikkat ettiğini, taraf markaları kapsamındaki tüm hizmetlerin de aynı ya da benzer olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, davaya konu markanın SMK'nın 6/3. ve 6/6. maddesi uyarınca da iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, zira, her kadar davacı markalarının ilk hecesi davalı taraf markasının esas unsurunu oluşturmakta ise de, dava konusu markanın biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2025 tarih ve 2024/3144 E.-2025/1841 K. sayılı kararında ...\" ibaresinin, 19.12.2024 tarih ve 2024/713-9222 E.-K. sayılı kararında ise \"...\" ibaresinin davacı markalarıyla benzer bulunmadığı; taraf markaları benzer olmadığından davacı markalarının tanınmışlığının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan, davacının başvuru ibaresi üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğini ve başvurunun kötü niyetle yapıldığını kanıtlayamadığı gibi, taraf markaları benzer olmadığından SMK'nın 6/6. maddesi şartlarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 17/05/2025    \t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>           <br><br>           <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67f823e696046202","SID":"02ebfef5707f7be2"}}