{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/321 <br>KARAR NO: 2025/665<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/12/2024<br>NUMARASI: 2024/317 E. - 2024/848 K.<br>DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı banka alacağının tahsili amacıyla borçlular ... San. Tic. Ltd. Şti. ve Güngör baloğlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, borçluların menkul, gayrimenkul malları ile hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 26/12/2019 tarihinde \"... Mah. ... Sok. No: ... Kepez/ANTALYA\"  adresine gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında davacı müvekkilinin davalı bankaya bildirdikleri miktarı, belirtilen hesaba, istenilen açıklamayla birlikte ödenmesi ve davacı müvekkilinin istirdat davası ile tazminat davalarından feragat ettiğine dair beyanlarının alınması şartı ile muhafaza işleminin sonlandıracaklarını ve açılacak istihkak davasını kabul edeceğini bildirdiğini, müvekkilin dava dışı borçlularla hiç bir ilgisi bulanmamasına rağmen cebri icra baskısı altında ve yaklaşık değeri 1.250.000,00-TL olan 100 tona yakın tavuklarının bozulma riski karşısında davalı bankanın şartlarını kabul etme zorunda kaldığını, anılan anlaşma yazılılık koşuluna bağlı olmadığından, yazılı protokolde yer almayan fakat protokole ait bu anlaşmada haciz mahallinde bulunan tanık beyanları ile ispatlanacağını, gelinen noktada davalı banka açıkça müvekkilinin zor durumundan yararlanarak ve bu durumu bilerek kendine aşırı oranda fayda sağladığını belirterek gabin ve aldatma sebebine dayalı olarak dönme ve şimdilik 65.000,00-TL menfi zararın avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gabin nedeni ile sözleşmenin iptalinin talep edilebilmesi için karşılıklı edimler arasında açık nispetsizlik bulunması gerektiğini, ancak somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğini TBK'nın 26. maddesi gereğince sözleşme serbestisinin esas olduğunu, bu ilke gereğince taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar dahilinde özgürce belirleme hakkına sahip olduklarını ve somut olayda müvekkili banka 26/12/2019 tarihinde usul ve yasaya uygun haciz işlemini gerçekleştirdiğini, haciz işlemi sırasında davacı tarafından istihkak iddia edilmesi üzerine icra müdürlüğünde dosyanın İİK'nın 97. maddesi gereği icra hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, bunun üzerine İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/18 E. 2020/4 Karar sayılı kararı ile davacının istihkak iddiasının reddine karar verildiğini belirterek huzurdaki davanın da reddini savunmuştur. Dairemiz 2023/1768 Esas 2024/631 Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde; \"Davacı işbu protokolün gabin ve hile nedeni ile iptalini, oluşan zararın tazminini talep etmiş olup mahkemece sadece gabin iddiasının değerlendirildiği, davacının hileye yönelik iddiasının değerlendirilmediği anlaşılmıştır.  Davacı vekili, müvekkilinin borçlu bulunmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödediğini ileri sürerek şimdilik 65.000,00 TL menfi zararının tazminini talep ettiği, davanın hukuki dayanağının hile ve gabin hukuksal nedenine dayandırdığı anlaşılmıştır. Maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki nitelendirmesi ise hakime aittir. Dosya kapsamında bulunan icra dosya örneği, haciz tutanağı, protokol ve tanık beyanlarından davacının icra dosya borçlusu olmadığı adresinde haciz yapıldığı davacı tarafça haciz sırasında istihkak iddiasında bulunduğu icra mahkemesince takibin durdurulmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle tekrar muhafaza için gidildiğinde soğuk hava deposunda bulunan tavuk etlerinin bozulacağı düşüncesiyle protokol imzalanarak  borcun üstlenildiği ve ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Haciz tutanağı ve protokole davacı tarafça ihtirazı kayıt konulmadığı gibi, ödemenin de ihtirazı kayıt ile yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı alacaklı tarafça İstanbul 7.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/67 E.  sayılı dosyasında açılan istihkak davasının protokol gereğince kabul edildiği anlaşılmıştır. Davacı hile ve gabin hukuksal nedenlerine dayanmıştır. Gabin (aşırı yararlanma) TBK 28.mad.düzenleşmiştir. Gabin karşılıklı edimler yükleyen sözleşmelerde edimler arasında aşırı oransızlık bulunması ve bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalması yada düşüncesizlik yada deneyimsizliğinden yararlanılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki protokolün karşılıklı edimler yükleyen sözleşme olduğundan yada davalı alacaklının hile yaptığından bahsedilemeyeceği ancak maddi vakıa anlatımından cebri icra tehdidi (korkutma) TBK 37.mad. kapsamında irade serbestliğinin oluşup oluşmadığının tüm delillerin birlikte değerlendirilerek tespiti ve haklı görülürse zararın tazmini gerekmektedir.\" gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Davacının Gabin (Aşırı yararlanma) hukuki sebebine dayanarak açtığı davada mahkememizin 2020/507 Esas 2021/512 Karar sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde,\" Gabinin varlığından söz edebilmek için, gabinin objektif ve subjektif unsurlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir. Gabinin subjektif unsuru, gabine uğradığını iddia eden tarafın zor durumda olmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden diğer tarafın yararlanmış olmasıdır. Objektif unsuru ise taraf edimleri arasında aşırı bir oransızlık bulunmasıdır. Somut uyuşmazlıkta, gabinin subjektif unsurlarının mevcudiyetinin denetlenmesinde; tacir olan davacı yönünden düşüncesizlik ve deneyimsizlik şartlarının oluşmasının zaten mümkün olmadığı açıktır. Gabinin ''zor durumda kalma'' şartına ilişkin olarak ise mevcut sözleşmenin yapıldığı an itibariyle davacının zor durumda olduğunu ispatlar nitelikte hiç bir delil bulunmadığı bu nedenle sübjektif unsurun kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Gabinin objektif unsurunun denetlenmesinde ise; karşılıklı edimler arasındaki aşırı oransızlıktan bahsetmenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Davacının dava dışı borçlunun borcunu protokol ile üstlendiği anlaşıldığından orantısız bir durum mevzu bahis değildir. Talimat mahkemesince dinlenen tanıklar müşterek olarak özetle, depoda bulunan tavukların daha değerli olduğunu, bunların haczi ile yetinilmesini belirtmelerine rağmen haciz memuru ve alacaklı vekilinin ısrarlı olarak faaliyeti engelleyecek şekilde iş makinesi ve bilgisayarlara el konulduğunu, böylelikle davacının protokolü yapmaya icbar edildiğini belirtmişlerdir. Ne var ki davacı tanıklarının anlattığı işbu maddi vakıalar İİK'nın 85/6 maddesi gereğince hacizde tertip ilkesine aykırılık ve orantısız haciz işlemleri iddiasına dayalı olarak memur işleminin icra mahkemesine şikayetine konu olacaktır. Lakin tek başına gabin ve ikrahın varlığını ispat etmeye yeterli değildir. Bir başka söyleyişle, orantısız ve tertipsiz haciz ikrahın varlığını tek başına ortaya koymamaktadır. Diğer yandan davacı yan ödeme yaparken herhangi bir ihtirazi kayıt şerhi de koymuş değildir. Sonuç olarak dosyada toplanan mevcut delillere göre protokolün gabin ve ikrah hukuksal nedenine dayalı olarak iptalinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerekmiştir.\"ret kararı verilmiş kararının davacı tarafından istinaf edilmesi neticesinde, İstanbul 44. Hukuk Dairesinin 2023/1768 Esas 2024/631 karar sayılı dosyasında\"Davacı hile ve gabin hukuksal nedenlerine dayanmıştır. Gabin (aşırı yararlanma) TBK 28.mad.düzenleşmiştir. Gabin karşılıklı edimler yükleyen sözleşmelerde edimler arasında aşırı oransızlık bulunması ve bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalması yada düşüncesizlik yada deneyimsizliğinden yararlanılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki protokolün karşılıklı edimler yükleyen sözleşme olduğundan yada davalı alacaklının hile yaptığından bahsedilemeyeceği ancak maddi vakıa anlatımından cebri icra tehdidi (korkutma) TBK 37.mad. kapsamında irade serbestliğinin oluşup oluşmadığının tüm delillerin birlikte değerlendirilerek tespiti ve haklı görülürse zararın tazmini gerekmektedir.\"gerekçesi ile verilen kaldırma kararı neticesinde dosyanın yeniden esasa kaydı  alınarak yapılan yargılama neticesinde ; Mahkeme dosyasına sunulan belgeler ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu yapılan takipteki üçüncü kişi borçlu şirket ile davacının organik bağının ispatlayacak dosyada delil bulunmadığı, haczin yapıldığı soğuk hava deposunun davacı  tarafından başka bir malikten kiralandığı, üçüncü kişi borçlu ile davacının farklı zamanlarda  aynı adreste faaliyet göstermelerinin ticari hayatın gereği olduğu anlaşılmış, diğer taraftan davacının tavuk eti ticareti yaptığı, soğuk hava deposunun ürünlerin bozulmaması için zorunluluk hali taşıdığı, tanık anlatımı ve haciz tutanaklarından söz konusu adreste haczedilen soğuk hava deposunun motorlarının fiilen muhafaza edilmesine başlamasının davacının kısa süre da depo bulma ve mallarını taşıma baskısı  düşünüldüğünde,  söz konusu protokollün yapılması açısından davacının irade serbestisine  sahip olduğu söylenemeyeceği, bu hali ile mallarının bulunduğu soğuk hava deposunun motorlarının sökülmesi korkusu ile yapılan protokolün geçersizliği ile protokole dayanarak yapılan ödemenin istirdatı gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, Davanın   KABUL ile, Davacının davalı Faktoring Şirketine haciz baskısı nedeni ile ödemek zorunda kaldığı  65.000,00 TL'nin  ödeme tarihi olan 10.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan istirdadı ile  davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibin devamı kararına istinaden hacizli mahcuzların muhafaza altına alınmak istenmesinin \"korkutma\" olarak nitelendirilemeyeceği gibi haczedilen malların muhafaza edilmesi dolayısıyla bundan zarar gören borçlu veya 3.kişileri alacaklıdan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği değerlendirildiğinde zor durumda kalınarak dosya borcunun ödendiğinden ve irade sakatlığından söz edilemeyeceğini, TBK madde 37 anlamında \"korkutma\"dan söz edilebilmesi için TBK madde 38'de düzenlenen koşulların oluşması gerekmekte olup mahkemece koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmediğini, korkutmanın vuku bulması için diğer tarafın korkutulandan aşırı bir menfaat elde etmiş olması gerektiğini, somut olayda edimler arasında oransızlık bulunmadığının açık olduğunu, somut olayda müvekkili bankanın ava dışı borçlulardan olan alacağının tahsili amacıyla kanuni bir hakka dayanılarak haciz işlemi gerçekleştirildiğini ve haciz işleminde ileri sürülen istihkak iddiasına ilişkin olarak verilen İstanbul  7. İcra  Hukuk  Mahkemesi'nin  2020/18 E., 2020/4 K. sayılı takibin devamı kararına istinaden yine mahkeme ilamına dayanılarak muhafaza ve ek haciz işlemi yapılmak üzere mahalle gidildiğini, davacı tarafın muhafazanın önlenmesi amacıyla ödeme teklifinde bulunduğunu ve taraflarınca teklifin kabul edildiğini, ayrıca davacı taraf ile aynı tarihte imzalanan 10.01.2020 tarihli istihkak davası kabul protokolünde davacı tarafın açacağı istihkak davasının banka tarafından kabul edileceğinin hüküm altına alındığını, cebri icra tehdidi altında protokol ve ödeme yapıldığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla TBK madde 37'de düzenlenen irade sakatlığının (korkutmanın) vuku bulması için TBK madde 38'de düzenlenen korkutmanın koşullarının oluşması gerektiğin, somut olayda bu koşulların oluşmadığını,  müvekkili bankanın takibin devamı kararına istinaden ek haciz ve muhafaza yaparak dosyayı tahsil etme imkanı varken davacının ödeme teklifi kabul edilerek muhafaza yapılmadığını, bunun üzerine davacı tarafın muhafazayı önlediğini, davacı tarafın 10.01.2020 tarihli protokolü iradesi dışında imzaladığını iddia etmesine rağmen protokolün imzalandığı tarihten 5 gün sonra 15.01.2020 tarihinde istihkak davası açtığını ve taraflarca anlaşıldığı şekilde dosyaya kabul beyanı göndermelerini beklediğini, istihkak davasını kabul etmelerinin ardından davacının huzurdaki davayı açarak \"gabin ve hile\" iddiası ile sözleşmenin iptalini istediğini, yapılan protokolün tamamen davacı yararına olduğunu, davacının protokol yapıldıktan sonra açtığı istihkak davasını protokol hükümlerince kendilerine kabul ettirerek başka alacaklılara karşı elini güçlendirdiğini, somut olayda edimler arasında bir dengesizlik, aşırı yararlanma durumu söz konusu olmadığını, protokol hükümlerine riayet ederek davacı tarafından açılan istihkak davasını kabul etmelerine rağmen davacının protokole riayet etmediğini, istihkak davasında müvekkili bankadan vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin bulunmadığına yönelik beyan sunmadığını, gerekçeli kararda davanın kabulü nedeniyle müvekkili aleyhine hükmedilen ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerini takibe koyduğunu, davacının borçlu ile aralarındaki muvazaalı ilişkilerin ortaya çıkmasının önüne geçtiğini, ardından bu davayı açarak ödediği paranın istirdatını talep ettiğini, sözleşmenin akdedilmesinden en çok zarar görenin müvekkili banka olduğu ortadayken böyle bir durumda müvekkili bankanın davacıdan aşırı bir menfaat sağlamış olduğunun kabulünün mümkün olamdığını, protokolün ilk haciz işleminden 2 hafta sonra düzenlenmiş olmasının ödemenin ihtirazi kayıt olmaksızın yapılmasının, davacı vekilinin haciz mahallinde hazır bulunmadığının, protokol gereği istihkak davasını kabul etmelerinin ardından eldeki davanın açılmasının bütün olarak değerlendirilmesinde, davacı tarafın irade sakatlığı iddiasının kötü niyetli olduğunun ortaya çıktığını, davacının haciz işlemi sırasında avukatıyla görüşerek hareket etmiş olup akdedilen protokolün ve ödeme teklifinin hukuki sonuçlarını bilerek hareket ettiğini, davacı cebri icra tehdidi altında borcunu ödemek zorunda kaldığını iddia etmiş ise de haciz işlemi sırasında tutanağa geçirdiği beyanında malların muhafaza altına alınması ve herhangi bir zarara uğraması halinde tazminat talep etme hakkını saklı tuttuğunu, davacı tarafın isihkak davasını açarken ödediği paranın da istirdadını talep edebilecek ve böylece protokolden dönme/sözleşmenin iptali yönündeki iradesini ilk başta ortaya koyabilecekken kötü niyetli davrandığını, önce istihkak davasının taraflarınca kabul edilmesini beklediğini, ardından huzurdaki davayı açarak sözleşmenin iptalini talep ettiğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğinin açık olduğunu, davacının hukuken etrafından dolanmak suretiyle elde etmek istediği sonuca ulaşmasının hukuk düzeni tarafından korunamayacağını, davacının takip dosyasının tarafı olmadığından kendisine haciz baskısı yapılmasının mümkün olmadığını, takip dosyasının tarafı olmayan davacının aktif dava ehliyeti ve taraf sıfatı olmadığından davanın reddi gerektiğini, borçlu ile davacı arasında organik bağ mevcut olduğunu, haciz işleminin takibe dayanak evrakta yer alan borçlu adresinde gerçekleştirildiğini, haczin gerçekleştirildiği adresin borçlu şirketin kayden değiştirilmiş faaliyet adresi olduğunu, mahalde haciz mahallinin borçlu tarafından kiralandığına ilişkin kira sözleşmesi görüldüğünü, borçlu ile sözde 3.kişinin iştigal konularının aynı olduğunu, haciz esnasında cep telefonundan konum hizmeti kullandığında güncel adresin borçlu şirkete ait olduğunun görüldüğünü, sözde 3.kişi tarafından haciz işlemi sırasında dosyaya vergi levhası sunulmuş ise de vergi levhasında yer alan adresin haciz mahallinden farklı olduğunun görüldüğünü, 3.kişinin istihkak iddiasını ispatlamaya elverişli herhangi bir belge sunamadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın kabul kararının hukuka uygun olduğunu, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, müvekkilinin mahfına sonuç verecek şekilde korkutma suretiyle hareket ettiğini, davalının kendi dayattığı protokole dahi uymamışken bu dosyada kötü niyetli olduklarını dile getiremeyeceğini, her iki dosyada da müvekkilinin davalının borçlusuyla alakalı olmadığının ispatlandığını, davalı bankanın istihkak davası dosyasında davayı kabul de etmediğini, ihtirazı kayıt olmaması durumunu zaten davalı tarafın korkutmasının içinde şart koşmuş olup davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin iade kararında, \"Davacı işbu protokolün gabin ve hile nedeni ile iptalini, oluşan zararın tazminini talep etmiş olup mahkemece sadece gabin iddiasının değerlendirildiği, davacının hileye yönelik iddiasının değerlendirilmediği anlaşıldığı, gerekçesi istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına mahkemesine iadesine karar verilmiştir. İade kararımızda, maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki nitelendirmesi ise hakime aittir. Dosya kapsamında bulunan icra dosya örneği, haciz tutanağı, protokol ve tanık beyanlarından davacının icra dosya borçlusu olmadığı adresinde haciz yapıldığı davacı tarafça haciz sırasında istihkak iddiasında bulunduğu icra mahkemesince takibin durdurulmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle tekrar muhafaza için gidildiğinde soğuk hava deposunda bulunan tavuk etlerinin bozulacağı düşüncesiyle protokol imzalanarak  borcun üstlenildiği ve ödeme yapıldığı, haciz tutanağı ve protokole davacı tarafça ihtirazı kayıt konulmadığı gibi, ödemenin de ihtirazı kayıt ile yapılmadığı ve davalı alacaklı tarafça İstanbul 7.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/67 E.  sayılı dosyasında açılan istihkak davasının protokol gereğince kabul edildiği belirtilmiştir.10/01/2020 tarihli davacı ile davalı vekili arasında yapılan protokolde; \"İşbu protokol ile varılan anlaşma gereği, açılacak istihkak davası alacaklı tarafından kabul edilecektir. Dosyaya alacaklı tarafından kabul beyanı gönderilmesinden sonra , ... ise mezkür istihkak davasında ... A.Ş.'den vekalet ücreti, yargılama gideri ve tazminat taleplerinden vazgeçecektir. Dava bu şekilde sonuçlandırılacaktır. ...,... davasının kabul edilmesinden istifade ederek, ... A.Ş. aleyhine istirdat, tazminat, şikâyet ve sair herhangi bir adla dava ikame etmeyeceği, ceza hukuku anlamında hiçbir başvuruda bulunmayacağı kabul, beyan ve taahhüt eder. ..., alacaklı ve/veya vekilleri aleyhine her türlü talep, dava ve başvuru haklarından vazgeçtiğini kabul ve taahhüt eder.\" Düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının adresinde 26/12/2019 tarihinde ve 10/01/2020 tarihine haciz ve muhafaza işlemi yapılmak istendiği  davacının tavuk eti ticareti yaptığı, soğuk hava deposunun ürünlerin bozulmaması için zorunluluk hali taşıdığı, haczedilen soğuk hava deposunun motorlarının fiilen muhafaza edilmesine başlaması durumunda söz konusu protokolün yapılması açısından davacının irade serbestisine  sahip olduğu söylenemeyeceği, bu hali ile mallarının bulunduğu soğuk hava deposunun motorlarının sökülmesi korkusu ile yapılan protokolün geçersiz olduğu ve protokole dayanarak yapılan ödemenin istirdadına karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarih ve 2024/317 E., 2024/848 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.440,15 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.110,1‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.918,54 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20591024238455ce","SID":"2b10e0b9bd2d4ae7"}}