{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/76 <br>KARAR NO: 2025/422 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/11/2021<br>NUMARASI: 2019/415 Esas - 2021/767 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... idaresindeki ... plaka sayılı traktörüne su borularını yükleyerek tarlasına götürmek için evinin önünden hareket ettirdiğini, bu esnada müteveffaya çarpması neticesinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde ...'ün vefat ettiğini, kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle herhangi bir sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altında olmadığını, zararlarından ...nın sorumlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere ve arttırım hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; müteveffa ...'ün desteğinden yoksun kalması nedeniyle, davacı anne ...'ün destek zararı olan 134.330,22 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 31/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili, olayın gerçekleştiği yerin kara yolu niteliğinde bulunmaması sebebiyle Genel şartlar kapsamında yer almadığını, kazaya sebebiyet verenin ve ZMMS sigorta poliçesi düzenletmeyenin bizzat baba olması nedeniyle tazminat talebinde bulunmanın dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, yine tazminat talebinin kazaya sebebiyet veren kişinin eşi olması nedeniyle rücu hükümleri söz konusu olduğunda alacaklı borçlu sıfatının birleştiğini,  dava öncesi başvurunun red gerekçesinin Genel şartlara uygun olduğundan faiz talebinde kabul edilemeyeceğini,  hesap raporunda annenin destek tazminatından yetiştirme giderinin mahsup edilmesi gerektiğini, teknik faiz uygulanmasını, kız çocuklarında destek görme yaşının 22 olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde 2 yaşında olması sebebiyle anne babanın gözetim yükümlülüğü bulunduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 2'nci maddesinde bu kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtilmiş, aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarında öngörülen yerlerde de KTK'nin uygulanacağına yer verilmiş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler \"karayolu gibi\" kabul edilmiştir. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla KTK'nin uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. [Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/9/2011 gün ve 2011/17-499 (E) - 2011/557 (K) sayılı ilamı] Yasal düzenlemeler ile Yargıtay'ın süreklilik kazanan uygulamalarına göre karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayolu tanımına dahil kabul edilmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması  yeterlidir. Somut olay, 06/10/2014 günü dava dışı sürücü ...'ün idaresindeki ... plakalı traktör ve traktöre takılı römork ile evin bulunduğu stabilize yolda harekete geçtiği sırada müteveffa yaya ...'e çarpmasıyla meydana geldiğinden trafik kazası olarak değerlendirilmesi ve davacı destekten yoksun kalan annenin zarar sorumlusu olarak davalıya dava açması yerindedir.Yine, davacı vekili, davalı ...na  24/10/2018 tarihli dilekçe ile başvurusunu yaptıktan  sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabulü ile davalı sigorta şirketi yönünden başvurudan  itibaren  8 iş günü sonrasından tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerindedir.Yargıtay 17. (kapatılan) ve  4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel  kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin  2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).  Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/2559 E. ve 2020/2414 K. sayılı kararında açıklandığı üzere \"Trafik kazası sonucu ölen çocuk ölmeseydi ana ve babaya bakması muhtemeldir. Uygulamada çocuğun 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağı varsayılmaktadır. Ancak ileriki yaşlarda çocuğun büyüyerek evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı, gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağı varsayılır. Bu şartlarda çocuğun gelir elde etmesi ile birlikte, evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine ayıracağı yarısını da ana ve  babası ile paylaşacağı varsayılması hayatın olağan akışına uygun düşecektir. Ancak çocuk yaşasa idi ileriki yıllarda evlenecektir. Evlenmesi ile birlikte pay esasına göre 2 pay desteğe ayrılacak, 2 pay eşine, birer pay ana ve babaya verilecektir. Destek, ileriki yıllarda evlenmesi ile birlikte bir süre sonra ilk çocuğu ve yine bir süre sonra ikinci çocuğu olacağı varsayılır. Bu nedenle çocukların olacağı süreler içinde desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocuklara birer pay ayrılacak ve ana ve babaya da birer pay verilecektir.\"İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda ölen çocuğun doğum tarihi belirtilerek, bakiye ömrü 2 yıl 3 ay 16 gün gün belirlenmiş ve 18 yaşından itibaren anne ve babasına destek olacağı kabul edilerek davacıların desteğin 18 yaşına geleceği tarihe göre bakiye ömürleri belirlenmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarına uygun olarak destek payları belirlenmiş, asgari ücret üzerinden gelir elde edeceği varsayılarak bilinen ve bilinmeyen dönem tazminat tutarları hesaplanmış, davacı annenin çalışmadığından yetiştirme gideri indirimi yapılmamış ve netice olarak davacı annenin alabileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken  9.176,09 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.294,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.881,59‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7833c81a1b4df3dd","SID":"1839551a1fb5f30b"}}