{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/8 <br>KARAR NO\t: 2025/967<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/10/2023<br>NUMARASI\t: 2023/11 Esas - 2023/913 Karar<br><br>DAVACI \t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVALI \t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/01/2023<br>KARAR TARİHİ\t   : 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ    : 15/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili gerek ulusal ve uluslararası faaliyet gösteren şirketlere kurumsallaşma, şirket strateji ve yapılanmasını oluşturma bu şirketlerin yönetici ve personellerine ise yönetim danışmanlığı, kariyer koçluğu eğitimleri veren bir danışmanlık şirketi olduğunu, davalı Efectis şirketinin Türkiye'de yerleşik, Fransız sermayeli uluslararası bir şirket olduğunu, strateji, performans yönetim sistemleri, insan kaynakları sisteminin tasarımı, yönetsel gelişim ve yetenek yönetimi alanlarında hizmet almak üzere müvekkili şirket ile anlaşma sağladığını, toplamda 77.000-TL + KDV tutarındaki danışmanlık hizmet teklifi sözleşmesinin davalı şirket tarafından kaşe - imza edildiğini ve müvekkili şirkete gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tesis edildiğini, sözleşmenin imzalandığı Temmuz ayından itibaren, davalı şirketin yoğunluğunun gerekçe gösterildiğini planlanan projenin öncelikle Eylül ayına ardından ise Kasım sonuna ertelendiği bu nedenle müvekkili şirket tarafından yeniden bir proje planlaması oluşturulduğunu, müvekkili şirket ekibinin olağanüstü çaba ve gayreti gösterdiğini ve bir tam günlük çalıştay ile iki ayrı modülün birleştirildiğini ve eğitimlerin de dâhil edildiğini teklif metninde belirtilen modüllerin tamamlandığını, müvekkili tarafından projeye devam edilmek istendiğini davalı şirketin yaklaşık bir aylık süre denetimde olacakları gerekçesi ile projeye yeniden ara verildiğini, denetimin sonlanmasının hemen ardından müvekkili şirketin çalışmasına kaldığı yerden devam ettiğini, insan Kaynaklarına ve İK sorumlusu yöneticiye 2 saatlik online oturum ile eğitim verildiğini projenin ve hizmetin detaylarının anlatıldığını, İlgili yönetici tarafından söz konusu çalışmaya ... verildiğini ve yönetime aktarılacağını bahisle süre talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket yöneticilerine online aktarım yapılırken yönetim tarafından toplantının bölündüğünü ve çalışmaların yöneticiler tarafından hazmedilmesi için zaman istendiğini, davalı şirket yönetimi tarafından öncelikli dökümanların yöneticiler ile paylaşılmasının talep edildiğini, hizmet sözleşmesi gereğince müvekkili şirket tarafından bu dokümanların davalı şirkete gönderildiğini, hizmet akdi gereğince projenin devamı için davalı şirket ile yeni bir tarih belirleneceği dönemde davalı şirket yöneticisi ... tarafından 25.02.2022 Cuma günü müvekkili şirket yetkililerine bir e-posta gönderildiğini, anılan e-postada \"sürecin verimsiz ilerlemesi\" sebebiyle iş birliğinin sonlandırıldığının bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından akdedilen danışmanlık hizmeti kapsamındaki tüm taahhütleri; eş deyişle teklif metninde mutabık kalınan -sonuncusu hariç olmak üzere tüm modülleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, sen modül kapsamındaki hizmetin yerine getirileceği dönemde davalı şirket tarafından hiçbir dayanak olmaksızın sözleşme ilişkisinin sonlandırılmak istendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandığının anlaşılması üzerine müvekkili şirketin modüler olarak yaptığı işleri ve projenin neredeyse bütününün tamamlandığını, gerçekleştirilen feshin geçerli bir nedene dayanmadığını, proje kapsamındaki tüm veri ve çıktıların da teslim edildiğini davalı şirkete bildirdiğini, bu kapsamda sözleşmenin haksız feshi nedeniyle verilen hizmet karşılığında Şubat 2022 tarihinde davalı şirkete bakiye KDV dâhil 40.120,00-TL tutarındaki faturanın keşide edildiğini, söz konusu faturanın davalı şirket tarafından haksız ve mesnetsiz olarak iade edildiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen faturanın iade edilmesi üzerine, davalı şirket müvekkili tamamladığı işler kapsamında 2.111,50-TL tutarında ödeme yapmak istediğini, müvekkili şirket \"danışmalık\" hizmet kapsamında tüm bilgileri ve dahası, veri ve dokümantasyonu davalı şirket ile paylaştığını, son modül hariç sözleşme kapsamındaki taahhütlerin tamamını da yerine getirdiğini, müvekkili şirketin \"uygulayıcı\" değil, \"danışman\" sıfatı ile yol gösterici olduğu davalı şirketine hatırlatıldığını ve uzlaşma kanallarının son ana kadar zorlandığını, davalı şirketin yaklaşık 2.000-TL tutarında ödeme yapacağını bildirdiğini bunun üzerine anlaşma imkanının ortadan kalktığını, davalı şirket aleyhinde; brüt 40.120-TL tutarındaki danışmanlık hizmet bedeli alacağının tahsili adına Gebze İcra Dairesi 2022/12858 E. Sayılı icra takip dosyası ikame edildiğini, gelinen vaziyette; davalı şirketin icra dosyasına ödediği 2.111,50-TL tutarı net hizmet bedelinden düşüldükten sonra; KDV dâhil bakiye 38.008,5-TL tutarındaki alacağın tahsili adına işbu itirazın iptali davasının açıldığını, müvekkili tarafından verilen hizmet kapsamında davalının personel - yönetici ilişkilerinden firma maaş bilgilerine kadar \"gizli bilgi\" olarak nitelendirilebilecek bilgi ve belgelerin mahkeme dosyasına ibraz edileceğini bu yüzden gizlilik kararı verilmesini, İzah olunan ve mahkemece gözetilecek nedenlerle; Davanın kabulü ile davalı şirketin Gebze İcra Dairesi 2022/12858 E. sayılı dosyasına vaki haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline, davalı aleyhine %100'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil firma ile Davacı firmanın, sözleşme konusu hizmetlerin alınması hususunda anlaşmaya vardıklarını, ancak, anlaşma sonrasındaki dönemde sürecin verimsiz olarak geçtiğini, başlangıçta müvekkil firma yetkilileri ile yapılan toplantılarda temenni edilen hususlara nazaran veri değerlendirmesi ve yol haritası olarak ifade edilen hususların, müvekkil firmaya has olarak özelleştirilmemiş ve fakat standart kalıplarla oluşturulan bir çalışma olduğunu, müvekkil firma yöneticileri tarafından tespit ve teyit edildiğini, başka bir ifadeyle, Davacı firmanın sözleşme ile taahhüt ettiği hususları müvekkil firmanın detaylı bir şekilde analizine yönelik ve müvekkil firmaya özgü bir yönetsel danışmanlık sağlamaktan ziyade, internette bulunabilir bilgelerin harmanlandığı bir sunum olarak müvekkil firmaya gönderildiğini, bu bilgilerin, çok daha geniş haliyle ve halihazırda müvekkil firmanın TS EN ISO 17025 ve 17065 standartlarına göre, TÜRKAK tarafından (Türk Akreditasyon Kurumu - Kamu Kurumudur; www.turkak.gov.tr ) akredite edilmiş olan el kitapları, prosedürleri ve talimatları içerisinde yer alan, yazılı Kalite Yönetim Sisteminin içeriğinde detaylıca bulunduğunu süreç içerisinde Davacı tarafından sunulan hizmetin, müvekkil firmanın yönetim sistemine katkı sağlayabilecek bir çalışma olmadığının aşikar bir şekilde ortaya çıktığını ve müvekkil firma yetkililerinin , harcanan gereksiz iş gücü ve zamanı da göz önüne alarak, projeyi durdurduklarını, müvekkili firma tarafından, 15.12.2021 tarihinde 16.801, 43.- TL, 05.11.2021 tarihinde 17.110,00.-TL ve 01.08.2021 tarihinde 18.172,00.-TL KDV dahil olarak fatura karşılığı davacıya ödeme yapıldığını, ayrıca, müvekkil firmanın maillerde kabul ettiği miktar olan 2.111,50.-TL'yi Gebze İcra Müdürlüğünün 2022/12858 esas sayılı dosyasından yapılan icra takibi üzerine anılan dosyaya ferileri ile birlikte ödediğini, hal böyle iken, Davacının dava konusu İcra takibini 40.120,00.-TL sı Danışmanlık Hizmet Bedeli alacağı olarak talep ettiğini, davacı firma yetkilisi Filiz Arslan Nizam tarafından müvekkil firma yetkilisine gönderilen 03 Mart 2022 tarihli e- postadaki yazışmalara göre, bu hususların dahi davacının, sözleşme konusu işi tam olarak tamamlamadığını ve alacağının ne kadar olduğu hususunu kendisinin de bilmediğini aşikar bir şekilde ortaya çıkardığını, kaldı ki, davacının bu beyanları borcu kabul ettiğini miktarı da açıkça belirttiğini, davacının alacağı konusunda ortada bu yazışmalar var iken davacının 40.120,00.-TL' sı alacağı olduğunu ileri sürmesinin kötü niyetinin en aşikar ifadesi olduğunu, bahsi geçen e-postada yine davacı firma yetkilisinin sözleşme konusu işin yüzde doksanının (%90)  tamamlandığını beyan ettiğini, gelinen noktada, sözleşmenin %90' sının tamamlandığını söylemenin dahi mümkün bulunmadığını, “Bu nedenlerle, samimiyetten uzak kötü niyetle açılan davanın reddine ve davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... <br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; e-fatura sistemi üzerinden düzenlenen faturanın, davalı tarafından iptalinin davacı tarafından sistemsel olarak onaylanmış olması alacaklı olunmadığı sonucunu doğurmadığını, iptal üzerine taraflarınca icra takibi başlatıldığı ve eldeki davanın ikame edildiğini, dava açılırken taraflarınca fazla harç yatırılmış olmasına rağmen mükerrer tahsilat yapılmasına dair tesis edilen kararın hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava konusu edilen 40.120,00.-TL alacağı içeren faturanın iptalini onaylamayarak faturayı defterlerine işlemeli ve faturalandırılmış sözleşme  alacağı kendi defterlerinde yer aldığından, bu kapsamda sözleşmeden kaynaklı alacağı var ise bu bütünlük içerisinde alacağını talep etmesi gerektiğini, oysa davacının, sözleşme kapsamında düzenlediği faturayı iptal ederek, bir anlamda davalının dava konusu sözleşmenin eksik yerine getirildiği tamamlanmadığı yönündeki iddialarını da kabul ettiği ve faturayı iptal ederek alacağından bir anlamda vazgeçtiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih, 2023/11 Esas - 2023/913 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali sözleşmesine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davacının vereceği hizmetlerin tek tek kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin 77.000,00 TL+KDV olarak belirlendiği, bu kapsamda davacının davalıya hizmet vermeye başladığı, ancak davalı tarafın 25.02.2022 tarihli maili ile sürecin verimsiz ilerlediği iddia edilerek sözleşmenin fesih edildiği, davacı tarafından düzenlenen son faturanın davalı tarafından iade edildiği, davacının üzerine düşen edimi sonuncusu hariç olmak üzere eksiksiz olarak yerine getirildiği, davalı tarafından sözleşmeye ilişkin KDV hariç 43.000,00 TL ödeme yapıldığı bakiye bedelin ödenmediğinden bahisle takip başlatıldığı, davalının takibe konu alacağın 2.111,50 TL’sini kabul ederek bakiyesine itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı taraf davacının edimini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğinden bahisle davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı)<br>Yeri gelmişken faturanın hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir.<br>Somut ... bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani hizmet ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir hizmet ilişkisinde davacı taraf  karşı tarafa hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)<br>Somut ... yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı ile davalı arasında danışmanlık hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye göre davacının vereceği hizmetlerin tek tek kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin 77.000,00 TL+KDV olarak belirlendiği dosyaya sunulan belgelerden ve tarafların beyanlarından anlaşılmaktadır.  Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşme konusu hizmetin sözleşmeye uygun olarak davacı tarafından ifa edilip edilmediği, davacının sözleşme gereği alacaklı olup olmadığı hususlarındadır.<br>Yukarıda da detaylandırıldığı üzere; fatura düzenlemesi tek başına hizmetin verildiğini göstermez. Anılan faturanın davalı defterlerine kaydedilmesi veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmesi halinde anılan hizmetin alındığı kabul edilir. Dosyaya gelen bilirkişi kök ve ek raporuna göre; tarafların defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde davaya konu sözleşmeye ilişkin 3 adet fatura tanzim edildiği ve fatura bedelleri olan toplam 52.083,43 TL’nin davalı tarafından ödendiği, uyuşmazlık konusu olan son faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturanın davacı tarafından e-fatura olarak düzenlenip davalıya gönderildiği, davalı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğinin tespit edildiği, ticari defterlere göre davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiş, mahkemece anılan rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. <br>Ancak; davacı tarafın takip dosyasında sadece faturaya dayanmadığı, borcun sebebi olarak “Danışmanlık Hizmet Bedeli alacağı” olarak belirttiği, bu şekilde sözleşmeye dayandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini iddia etmiş ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmuştur. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; davacı taraf sözleşmeye konu edimlerini yerine getirdiğini ve alacaklı olduğunu dosyaya sunduğu diğer yazılı deliller ile de ispat edebileceğinden (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı) mahkemece davacının sunduğu ticari defterler dışındaki deliller incelenmeden ve taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde davacı tarafından verilecek hizmetler ve bedelleri ile ödeme biçiminin kararlaştırıldığı da nazara alındığında alanında uzman bir bilirkişiden tarafların sunduğu deliller de göz önüne alınarak davacının sözleşmeye konu hangi edimleri yerine getirdiği, edimlerinin sözleşmeye uygun olup olmadığının da değerlendirilerek ve sözleşmenin 5. maddesindeki bedeller de dikkate alınarak davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı tespit ettirilmeden, hizmeti verdiğinin ispat yükünün davacıda olduğu da nazara alındığında gerekirse bu hususta davacının yemin delilinin de kullandırılmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verilmesi doğru olmamış ve kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023 tarih, 2023/11 Esas - 2023/913 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.15/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dab14527c230508e","SID":"d08ec9fe39619df3"}}