{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ<br> Esas-Karar No:  2025/187-2025/433 <br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ<br>\t\t\t            (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>(Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1)<br>DOSYA NO\t: 2025/187  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/433<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/11/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/26 Esas-2024/685 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 07/05/2025<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan  Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında  mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, karşı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>\t\t\t\t\t\t\tDavacı vekili; Müvekkili ile davalı arasında Kırka Gölet Seddelerinin Yükseltilmesine İnşaatı işine ait 24.10.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme süresinin 450 gün olduğunu, gerek davalı gerek idareden kaynaklanan nedenlerle işin 450 günlük sürede tamamlanamadığını, bu nedenle davalı yükleniciye cezasız ek süreler verildiğini, gecikmeye bağlı olarak daha önce imal edilmiş kısımlarda da bozulmalar olduğunu, 13.06.2016 tarihinde idare ile davalı arasında ek protokol yapılarak bozulmalar dahil işin 21.11.2016 tarihinde tamamlanmasının kararlaştırıldığını, ancak davalının ek protokolden sonra da işe başlamadığını, 10 gün içinde işe başlaması için davalıya ihtar keşide edildiğini, ancak davalının işi tamamlayamadığını,  bunun üzerine idarece sözleşmenin feshedildiğini, fesih sonrası davalı şirket yetkilisi ile birlikte tanzim edilen 16.12.2016 tarihli tasfiye geçici kabul tutanağı ve durum tespit tutanağı ile işin seviyesi ve şantiyede bırakılan malzemelerin kayıt altına alındığını, böylece işin tamamlanan ve eksik bırakılan kısımları üzerinde tarafların mutabık kaldıklarını,  işin tamamlanması için idarece yeni bir ihale gerçekleştirildiğini, ikinci ihalede en avantajlı teklifi veren ... İnş Ltd Şti ile 04.04.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmede gölet seddelerinin yükseltilmesi inşaatı işi için davalı tarafından verilen teklif arasında 358.843,15 TL fiyat farkı meydana geldiğini,  bunun yanı sıra yaşanan gecikme nedeniyle bozulan kısımlardan davalının sorumlu olup  bozulan kısımların bedelinin durum tespit tutanağında 366.973 TL olarak saptandığını, fesih nedeniyle davalının ödemesi gereken 17.907,11 TL damga vergisinin davalıdan tahsili gerektiğini, YİGŞ 48. maddesi uyarınca teminatın güncellenmiş tutarı üzerinden 183.900,32 TL teminat açığının davalıdan tahsili gerektiğini belirterek; <br>\ta-İki ihale arasındaki fark olan 358.843,15 TL'den şimdilik 36.000 TL'sinin,<br>\tb-Bozulan kısımların onarılması bakımından 366.973 TL'den şimdilik 37.000 TL'sinin, <br>\tc-Damga vergisi bakımından17.907 TL' den şimdilik 1.800 TL'sinin, <br>\td-Teminatın güncellenmesi bakımından 183.900 TL'den\t19.000 TL'sinin davalıdan tahsiline alacağa 08.05.2017 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davacı vekili 20.11.2018 tarihli ıslah dilekçesinde; taleplerini ıslah ettiklerini belirterek iki sözleşme arasındaki farka ilişkin taleplerini 358.843,15 TL'ye, Bozulan imalat bedelini 366.973 TL'ye, Damga vergisini 17.907,11 TL'ye ve Teminat güncellenmesinden kaynaklanan alacağı 183.900,32 TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir.<br>\t Davalı vekili; Kırka Gölet Seddelerinin Yükseltilmesi işine ilişkin taraflar arasında 24.10.2011 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme bedelinin 9.474.663,83 TL+Kdv tutarlı olduğunu, müvekkilden kaynaklanmayan nedenlerle gecikmeler yaşandığını, gecikmenin birkaç sebepten kaynaklandığını öncelikle idare tarafından 3 ayrı geniş çaplı revizyon yapıldığını, bu revizyonların 1.859.464,47 TL tutarında (asıl iş miktarının %19,6'sı) iş artışına neden olduğunu, bu ilave işin süre artışına neden olduğunu,  yine kazı mahallinde kanalizasyon hattı ve Superonline şirketine ait fiber optik hattı çıktığını bu hatların taşınmasına kadar süre kaybı yaşandığını, yapılan işin bir kısmının bozulmasının sebebinin idareye ait yüksek tonajlı kamyonların geçici kabulden önce imalat sahasını kullanmasından kaynaklandığını sonrasında tarafların 13.06.2016 tarihli ek bir protokol düzenlediklerini ek protokol ile bazı hususların karara bağlandığını buna göre a-) Kalan işin 21.11.2016 tarihine kadar bitirilerek geçici kabule uygun hale getirilmesi b-) Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatının alınması için karşı yanca tamamlanması gereken belgelerin 5 gün içinde müvekkili şirkete teslimi c-) Protokol tarihine kadar olan döneme ilişkin ceza ve tazminat taleplerinden ve aynı döneme ait birbirlerine yönelttikleri kusur ve ithamlardan karşı olarak vazgeçmelerinin kararlaştırıldığını,  protokol gereği davacı tarafça GSM ruhsatının alınması için gerekli belgelerin 5 gün içinde teslimi zorunlu olduğu halde bu belgeler teslim edilmediği gibi davacı tarafından malzeme ocağı tahsisi de yapılmadığını bu durumun işin ikmalini imkansız kıldığını, öte yandan işe ait ÇED  belgesinin sonradan iptal edilmiş olduğunu idarenin bu konuda müvekkilini bilgilendirmediğini ÇED belgesi olmadan işe devam edilmesinin imkansız olduğunu,  davacı-k.davalı tarafından yapılan hakediş ödemelerinin eksik olduğunu, öte yandan feshin haksız olmasına bağlı olarak teminatın irat kaydedilemeyeceğini, öte yandan haksız feshe bağlı olarak müvekkilinin kar kaybına uğradığını belirterek her bir kalem için 3'er bin TL den toplam 9.000 TL nin davacı-k.davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>\t\t\t\t\t\t\tMahkemece; \"... Dosya kapsamına göre; davacı tarafından keşide edilen 28.11.2016 tarihli fesih bildiriminde; ek protokolde işin 21.11.2016 tarihinde bitirileceğinin kararlaştırıldığı ancak işin bitirilmesine yönelik aktif bir çalışma yapılmadığı, iş programına uygun hareket edilmediği belirtilerek Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 47. maddesi doğrultusunda sözleşmenin 24.11.2016 tarihli \"olur\" ile feshedildiği bildirilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından fesih olgusunun incelenmesi gerektirmektedir.  Davacı idarece sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar olan süreçte; davalı yüklenici tarafından malzeme ocağının Yapım İşleri Genel Şartları hükümlerine göre kendisine teslimi gerektiğine dair idareye herhangi bir bildirimde bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir.  Buna mukabil 25.07.2016 tarihli yazıda; sahada fiilen çalışmaların başladığı ekip ve ekipmanların artırılarak süratle kararlaştırılan sürede bitirileceğini taahhüt ettiği görülmektedir. Dosya kapsamına göre davalı yüklenicinin işin 21/11/2016 tarihinde tamamlanacağını gösteren iş programını davacı idareye sunduğu, 25/08/2016 tarihli yazısında ise; protokolde belirtilen düzeltme işlerinin 20/08/2016 tarihinde tamamlandığı, dolgu ve panel imalatlarına başladığını belirttiği görülmektedir.  Yapılan açıklamalar ışığında; fesihten önceki dönemde taraflar arasında malzeme ocağının teslimi konusunda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir. Davalı yüklenicinin sadece idareye yazdığı 01/09/2016 tarihli yazıda; GSM ruhsatının alınması ile ilgili olarak yetkili kurumun değiştiği ilave evrakların gerektiğini bildirdiği görülmektedir.  Davalı yüklenicinin, malzeme ocağının idare tarafından teslimine ilişkin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 8. maddesinin kendisine tanıdığı hakkı kullanmadığı, bu konuda idareyi temerrüde düşürücü  herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunmadığı, malzeme ocağının teslimi konusunda fesih öncesi dönemde taraflar arasında hiçbir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla fesih iradesinde haklı olduğu kanaatine varılmıştır.  Türk Borçlar Kanunu m. 125/III hükmünde; “Sözleşmeden dönme hâlinde tarafların, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacağı ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyecekleri, bu durumda borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği\" düzenlemesi yapılmıştır.  Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde menfi  zarar; uygulanacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi sonucu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan,  sözleşme yapılmasaydı  uğranılmayacak olan zarar olarak tanımlanmaktadır. Yine eser sözleşmesinden dönülmesi nedeniyle uğranılan ve giderilmesi talep edilen olumsuz zararların sınırlı sayıda olmadığı kabul edilmektedir. Müspet zarar ise; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zararlar olup kâr mahrumiyetini de içine alır. Ayrıca menfi zarar talep edilebilmesi için sözleşmenin feshinde kusurunun olmaması, diğer tarafın ise kusurlu olması gerekmektedir. Yapılan tespitler kapsamında; davacının akdin feshinde haklı olduğu kanaatine varılmakla, davacının taleplerine ilişkin değerlendirmelere geçilmiştir. <br>Fazla ödemenin iadesi istemi yönünden yapılan değerlendirme; Davacı idare dava dilekçesinde; davalı tarafın işi belli bir aşamaya getirmiş olmasına rağmen, işin süresinde yapılamaması nedeniyle işin yapılan kısmında bozulmalar oluştuğunu, bozulan kısımların idareye teslim edilmediğini ancak, hakedişle de bozulan kısımların bedelinin davalı tarafça idareden tahsil edildiğini, davalı tarafın; bozulmaların olduğu seddelerin, hak edişlerde kendisine ödenen ve ayrıca davalının da imzalamış olduğu durum tespit tutanağı doğrultusunda da tespit edilen 366.973,00.-TL olarak görülen bu bedelden ve bu tutardan işleyecek avans faizinden sorumlu olduğunu belirterek talepte bulunmuştur. Feshi müteakip tarafların katılımı ile oluşturulan tasfiye geçici kabul komisyonu yapılan işleri tasfiye geçici kabulü bakımından incelemiş, işin tasfiye süreci başlatıldığından o ana kadar yapılan işlerin tespit ve ölçümleri yapılmıştır. Yüklenicinin şantiye binası ve çadır depoda bulunan malzemeleri 14.12.2016 tarihli tutanakta; işin başından beri yapılan imalatlar ve miktarları ise 16.12.2016 tarihli durum tespit tutanağında belirtilmiştir. Sonrasında 16.12.2016 tarihinde aynı metrajların bulunduğu \"Tasfiye Geçici Kabul Tutanağı\" düzenlenmiş idare ve yüklenici tarafından imzalanmıştır.  Esasen 05.11.2012 tarihli ek protokol ile yapılan iş artışı sonucu yeni sözleşme bedeli 11.334.127,84 TL olmakla birlikte tasfiye geçici kabul tarihi itibariyle yapılan işlerin bedeli (şantiyede bırakılan malzemeler dahil) 9.632.829,80 TL olarak saptanmıştır. 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; şantiyede bırakılan 10 ton demir için sözleşmenin 14. maddesinde öngörülen fiyat farkının da hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği belirtilmiş olup buna göre hak edilen tutar (9.632.829,80 TL + 1.476 TL)=9.634.305,80 TL+ Kdv olarak hesaplanmıştır.  Taraflar arasında imza edilmiş 20 no'lu hak edişte kümülatif imalat tutarı KDV ve fiyat farkı hariç 9.999.802,80TL dir. Dosya kapsamında bulunan bilirkişi rapor ve ek raporlarında belirlendiği üzere; 12.12.2016 ile 16.12.2016 tarihleri arasında işyerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen durum tespit tutanağındaki imalatları ve malzemelerin tutarı; KDV hariç 9.634.305,80TL olup, durum tespit tutanağında oluşan işler tutarına göre; 9.999.802,80TL - 9.634.305,80TL = 365.497,00.-TL olarak hesaplanmıştır. <br>Damga vergisi bedelinin iadesi istemi yönünden yapılan değerlendirmede;  Davacının talepleri arasında işin feshi nedeniyle davalı yüklenici nam ve hesabına ödenen 17.907,11.-TL damga vergisi talebi bulunmaktadır. Dosyada bulunan Gelir İdaresi Başkanlığına ait damga vergisi beyannamesinde davalı yükleniciye fesihten doğan 17.907,11.-TL damga vergisi tahakkuku yapılmış olup bu tutarın davalı nam ve hesabına davacı idare tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda zarar kalemi olarak davalıdan tahsilinin istenebileceği kanaatine varılmıştır. <br>Teminat mektuplarının güncelleme bedeli istemi yönünden yapılan değerlendirmede;  Davacı yan, işin feshi nedeniyle 183.900,32.-TL teminat mektupları güncelleme bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.   4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 22. maddesinin ikinci fıkrasında, kesin teminat ve varsa ek kesin teminatın alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar Devlet İstatistik Enstitüsü'nce yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncelleneceği, güncellenen tutar ile kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tutarı oranındaki farkın yükleniciden tahsil edileceği hükmü getirilmiştir. Maddede kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların alındığı tarihten gelir kaydedileceği tarihe kadar TÜİK tarafından yayımlanan aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncelleneceği belirtilmiştir.  Mahkememizce bu yönde alınan bilirkişi raporunda,  güncellemenin fesih tarihi itibariyle (2016 Kasım) yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmekle ve güncelleme farkının ( 700.000,00 TL / 206,65 x 266,16 = 901.582,39 TL -700.000,00 TL )= 201.582,39 TL olarak hesaplandığı ancak talebin 183.900,32.-TL olduğu görülmüştür.  Bu bakımdan taleple bağlı kalınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. <br>Kaçırılan fırsattan kaynaklı zarar talebi yönünden yapılan değerlendirmede;  Davacı yan,  kaçırılan fırsattan kaynaklı zararın tahsilini talep etmiştir.  Borçlar Kanunu m. 106/II. hükmünce haklı olarak feshedilmesi durumunda feshedenin, aynı Yasa'nın 108. maddesi uyarınca uğradığı zararları talep edebileceği gerek Yargıtay uygulamasında gerekse doktrinde kabul edilmektedir. Genel olarak bu zararlar, kaçırılan fırsat (menfi zarar) olarak tanımlanmakta olup, sözleşmenin yapılmaması halinde uğranılamayacak zarar olarak ortaya çıkmaktadır. Kaçırılan fırsat nedeniyle uğranılan zararın hesabında fesih nedeniyle gerçekleşmeyen bu işten veya sözleşme yapma fırsatını kaçırdığı başka bir işten dolayı elde edilemeyen kar mahrumiyeti dikkate alınamaz (Y15HD., 12.5.1994 tarih, 1994/545 E. -3093 K.). Davacı yan, sözleşmenin idare tarafından haklı nedenle feshedildiğini belirterek fesih sonrası yapılan ihale nedeniyle iki ihale arasındaki farkın davalı yükleniciden tahsilini istemiştir. Dava konusu iş birim fiyatlı olup açık ihale usulü ile yapılmıştır. Tasfiye geçici kabul tutanağında verilen iş miktarlarına göre eksik ve yapılmamış farklı iş kalemi sayısı 17 olarak tespit edilmiştir. İdarenin sözleşmeyi 24.11.2016 tarihinde feshetmesinden sonra işin tamamlanması için yaptığı 14.03.2017 tarihli ikinci ihalede işi 6.146.300 TL+Kdv bedelle ... İnş. Ltd Şti’ne vermiştir.  Ancak bu ikinci ihale pazarlık usulü ile yapılmıştır. Konu ile ilgili 24.02.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; işin tasfiye edilmesinden sonra ilk ihaledeki 17 kalem eksik işlerden yalnızca 6 kalem işin ikinci ihaleye konu edildiği belirtilmiştir. ... inşaat şirketine ait teklif fiyatları ile işin ikinci ihaledeki 6 adet iş kaleminin tutarının 1.793.872 TL olduğu, birinci ihalede ise bu 6 adet iş için davalı yüklenici tarafından teklif edilen tutarın 1.292.278,05 TL olduğu,  birinci ihalede en uygun ikinci teklifi veren ... İnşaatın verdiği teklifte bu işler için 1.760.541.-TL teklif edildiği, işin feshi nedeniyle , aynı işe ikinci kez ihale yapılması nedeniyle ortaya çıkan menfi zararın ikinci ihale ile birinci ihaledeki en iyi ikinci teklif arasındaki fark kadar olabileceği anlaşılmıştır. Davacı idarenin 2.ci ihaleyi 16.12.2016 tarihli tasfiye geçici kabul tutanağının düzenlendiği tarihinden 57 gün sonra, 14.03.2017 tarihinde ikinci ihaleyi yapmıştır.  19.09.2011 tarihli 1. İhaleye ait komisyon kararında; ekonomik olarak en avantajlı teklif davalı/karşı davacının vermiş olduğu 9.474.663,84.-TL, ekonomik olarak en avantajlı ikinci teklif ise ... İnş. Tic. ve San. A.Ş.'nin verdiği 10.711.531,02.-TL'lik teklif olduğu yazılmıştır.  Davacı idarenin, davalı yükleniciye 28.11.2016 tarihinde yazmış olduğu yazıda taraflar arasındaki sözleşmenin 24.11.2016 tarih ve 25985 sayılı oluru ile feshedildiği belirtilmiştir. Taraflar arasında tasfiye durum tespit tutanağının 16.12.2016 tarihinde imzalanmış olduğu görülmüş olup, bu tespit tutanağına göre 9.632.829,80.-TL tutarında imalat yapılmış olduğu imza altına alınmıştır. Menfi zarar hesabı için öncelikle ikinci ihalenin makul süre içinde ilk ihale ile aynı koşulda ve özelliklerde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.  Davalı idarenin yapmış olduğu iki ihale incelendiğinde, durum tespit tutanağının imzasından yaklaşık 3 ay içinde ihale yapılmasının makul süre olacağı, davacı idare tarafından 2. İhalenin 14.03.2017 tarihinde yapıldığı, davalı idare tarafından yapılan 2. İhalenin makul süre içinde yapılmış olduğu değerlendirilmiş ise de; yapılmış olan iki ihalenin tipinin değişik olduğu; ilk ihalenin açık ihale olarak yapıldığı, ikinci ihalenin pazarlık usulü ihaleye çıkılmış olduğu, iki ihale de yapılacak olan imalatların pozlarında değişiklikler olduğu, 2. İhalede 1. İhalede bulunmayan imalatların bulunduğu tespit edilmiş olup, bu koşullar altında iki ihalenin aynı şartlar altında yapılmış olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu tespitler doğrutusunda; ilk ihale kapsamında yapılması gereken ancak yapılmayan imalatlar yönünden, ikinci ihalenin makul süre içinde ve ilk ihale ile aynı koşulda ve özelliklerde yapılması halinde gereken ikinci ihale bedelinin 1.793.872,74.-TL; ilk ihalede davalı yükleniciden sonra en düşük teklifi veren teklif sahibine verilmesi halinde ödenmesi gereken bedelin 1.760.541,69.-TL olarak hesaplandığı, bu durumda aradaki farkın; 1.793.872,74 - 1.760.541,69=33.331,05.-TL menfi zarar olacağı kanaatine varılmıştır.  Menfi zarar tutarı kaldırma kararı sonrasında 33.331,05.-TL olarak belirlenmiş olduğu az yukarıda açıklanmış ise de, ilk kararı istinaf eden davacı yan olup davalı yanca kaldırma kararına konu karar istinaf edilmemiştir. Bu nedenle davacı yan lehine hükmedilen tutara ilişkin olarak usulüne kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekmekte olduğundan menfi zarar tutarına ilişkin olarak kaldırma kararından önceki kararda hükmedilen tutar olan 119.464,37.-TL'ye hükmedilmesi gerekmiştir.  Yapılan değerlendirmeler ve tüm dosya kapsamına göre; davalı yüklenicinin, malzeme ocağının idare tarafından teslimine ilişkin Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 8. maddesinin kendisine tanıdığı hakkı kullanmadığı, bu konuda idareyi temerrüde düşürücü  herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunmadığı, malzeme ocağının teslimi konusunda fesih öncesi dönemde taraflar arasında hiçbir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla fesih iradesinde haklı olduğu, bu kapsamda davacı yanın davalıdan, 20 nolu hakediş kapsamında fazla ödenen menfi zararı, damga vergisi bedelini, teminat mektupları güncelleme bedelini talep etmekte haklı olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarının denetime uygun ve hükme esas alınabilir olduğu anlaşılmakla, bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan hesaplamaların hükme esas alınmasına karar verilmiş olup...\" denilerek davanın kısmen kabulüne 20 nolu hakediş kapsamında fazla ödenen 365.497,00.-TL, menfi zarar kapsamında 119.464,37.-TL, Damga Vergisi bedeli 17.907,11.-TL, Teminat Mektupları Güncelleme bedeli 183.900,32.-TL olmak üzere toplam 686.768,80.-TL alacağın 08.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya ödenmesine, karşı dava takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>\tDavacı/karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; fazla ödenen bedel yönünden 366.973,00 TL üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiğini, menfi zarar talebi yönünden 358.843,15 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin 4734 Sayılı Kanun kapsamında belirtilen usullerden biriyle ihale yapabileceğini, fesihte idarenin haklı olduğunu, davalının TBK'nın 472.maddesinin son bendinde belirtilen ihbar külfetini yerine getirmediğinini, davalının işi süresinde tamamlayamadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve asıl davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE :<br>\tDava, Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan  alacağın tahsili  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk derece Mahkemesinin 2017/742 Esas-2021/224 Karar sayılı kararının Dairemizin 29/11/2022 tarih, 2021/418  Esas, 2022/1108 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece Dairemiz kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmiştir. <br>\tMahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek  yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu,  davacı/karşı davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı/karşı davalı vekilinin  istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;                       <br>\t1-Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı/karşı davalı yönünden alınması gereken istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı/karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, artan avansların karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br> <br>Başkan ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  ✍e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  ✍e-imzalıdır<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"510b4e2de2d4afdf","SID":"c0700711a040d3e3"}}