{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/26 <br>KARAR NO:2025/366<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/09/2021<br>NUMARASI:2016/1362   E. - 2021/831  K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ... AŞ ve davalı vekilleri  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  dava dışı ...'ya Tüketici Kredisi Sözleşmesi ve İmzalanan 05.09.2013 tarihli Taşıt Kullandırım Bilgilendirme formu doğrultusunda 42.000,00 TL kredi kullandırıldığını ve kredi tutarının adı geçenin hesabına yatırıldığını,  dava dışı müşteriye kullandırılan kredi tutarının, müşterinin davalı şirketten aldığı aracın alım bedeline istinaden 10.09.2013 tarihinde müvekkli banka tarafından davalı Şirketin ... no'lu banka hesabına havale edildiğini, davalı şirketin müvekkili bankaya verdiği genel garanti taahhütnamesine istinaden, ön rehin bildiriminin kesin rehin şerhine dönüştürülmesini sağlaması gerektiğini, araç bedeline istinaden tesis edilen kredi tutarının müvekkili banka tarafından davalı şirketin banka hesabına yatırıldığı halde ve davalı şirketin bankaya karşı yazılı taahhütte bulunmasına rağmen aracın kaydına müvekkili banka lehine rehin tesis edilmesi yönündeki edimini ifa etmediğini, dava dışı ...'nın müvekkili bankaya ödememesi nedeniyle alacağın tahsili için ... Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak yapılan takipte kredi borçlusunun hazce kabil mal varlığı bulunmadığının tutanak altına alındığını, İİK'nin 102/son hükmü gereğince haczi kabil mal bulunmadığı yönündeki bu tutanağını İİK'nin 105/1. Maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğunu, netice itibariyle, davalı şirketin yazılı tahhüdüne uymaması ve müvekkil tarafından davalıya ödenen kredi bedeli ile satın alınmış olan aracın kaydına, müvekkil banka lehine rehin şerhi işletilmemiş olması nedeniyle, müvekkili bankanın bu kredi alacağının teminatsız kaldığını  bu alacağın dava dışı kredi borçlusundan tahsil imkanının bulunmadığının sabit olduğunu, davalı yanın yazılı taahhüdüne uymaması ve aracın kaydına müvekkili banka lehine rehin işletilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemeyerek zarara uğradığını iddia ederek,31.086,87 TL tutarlı alacağının, zararının,10.09.2013 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar % 48 oranında faizi ile davalı tarafından tazmini ile tahsiline karar verilmesi  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Taşıt kampanyalarında Rehin tesisinden önce Erken ödeme ile ilgili Genel kredi Tahhütnamesi, TBK kanunu anlamında genel işlem koşullarına aykırı olduğunu ve diğer mevzuat çerçevesinde müvekkilini borç altına sokan bir tahhüt olmadığını, davacı Bankanın ödeme öncesi rehnin konulup konulmadığı hususunu  teyit etmediğinden müvekkiline yüklenecek herhangi bir kusur bulunmadığını, söz konusu tahhüde dayanarak menfaat temin edenin Banka olduğunu, müvekkilin sadece sattığı aracın bedelini aldığını, davacı Bankanın ön rehni dahi oluşturmadığını, oluşturması durumunda, rehnin konulmamasının söz konusu olmayacaktı, zira ön rehin kaydı konulması durumunda, bir başkasının araca rehin koymasının söz konu edilemeyeceğini, müvekkilinin hiçbir şekilde sorumlu olmadığını  aksi kanaatte olunması halinde ise müvekkilinin sorumlu olacağı miktarın, davacının müşterisi olan kredi kullananın kalan toplam kredi borcu şeklinde olamayacağını, bu durumda müvekkilin sorumluluğunun anaparadan ödenen tüm tutar düşüldükten sonra kalan kısım kadar olacağını savunarak,  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut dosyada, davalının taraflar arasındaki taahhütname gereğince kendisi tarafından yerine getirilmesi zorunlu olan, “Taşıt üzerine Banka lehine kesin Rehin şerhinin işlenmesi “ yükümlülüğünü yerine getirmeden aracı  dava dışı  ...'ya (eski ismi ...) teslim ettiği, söz konusu rehin işlemi tesis edilmeden aracın üçüncü şahsa teslimi nedeniyle kullandırılan kredinin  teminatsız kaldığı, davalı taraflar arasındaki taahhüt gereğince kesin rehin şerhini tesis yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde davacı bankanın zararının oluşmayacağı, kullandırılan kredinin teminatsız kalmayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca her ne kadar davalı kesin rehin şerhi işlenmeden aracı dava dışı şahsa teslim etmekle zararın oluşmasında kusurlu ise de; davacı bankanın araç üzerinde kesin rehin şerhinin yapılıp yapılmadığını kontrol etmesi gerektiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmeden dava dışı şahsa kredinin kullandırıldığı dikkate alındığında tarafların oluşan zarardan eşit olarak kusurlu olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da tarafların eşit olarak kusurlu olduklarının belirtildiği, bu yöndeki bilirkişi raporları ve tespitlerinin dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiş, anılan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 15.476,95 TL asıl alacağa 06/05/2014 (temerrüt tarihi) tarihinden itibaren % 48 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı/temlik alana verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 15.476,95 TL asıl alacağa 06/05/2014 tarihinden itibaren % 48 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı/temlik alana verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ... AŞ ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ... AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının basiretli tacir gibi hareket etmediğini, üzerine düşen yükümlülüğü eksik ifa ettiğini bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, devir eden ile davalı arasında sürekli ve binlerce araba satışını kredilendirmek üzere taşıt kampanyalarında rehin tesisinden önce ödeme ile ilgili genel taahhütnamenin imzalandığını, davalının 3.kişiye araç sattığını, aracı alacak 3.kişinin kredi ihtiyacı olduğundan banka ile karşılandığını, rehin sürecinin kısmen zaman alması nedeni ile araç alacak kişinin krediye uygun olup olmadığının tespiti için rehinden önce kredi kullandırımının yapıldığını, banka kredisi onaylanan 3.kişinin adına kredi imzalandıktan sonra nakit aktarımının davalıya yapıldığını, ruhsata rehin kaydının düşümü işleminin davalı taraftan yapıldığını, ancak yapılmadığını, davalının sattığı aracı rehin tesis ettikten sonra teslim etmesi gerektiğini, rehin tesis etmeden 3.kişiye kesinlikle teslim edilmemesi gerektiğini iddia ederek, kısmen ret kararının kaldırılıp müvekkili lehine kabul kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davacının gider avansını süresi içerisinde yatırmadığını, mahkeme tarafından zamanaşımı itirazının göz önüne alınmadığını, kredinin ödeme tarihi olduğu bildirilen tarihin 10.09.2013, dava tarihinin 05.01.2016 olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı iddiasının sebepsiz zenginleşme haksız fiil iddiasına dayandığını, zamanaşımı süresinin iki yıl olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilirliğinin bulunmadığını, davanın dayanağı taahhüttün geçersiz olduğunu, bu itirazın değerlendirilmediğini, genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, meydana geldiği iddia edilen davacı zararından dolayı müvekkili şirkete atfı kabil bir kusurun bulunmadığını, kullandırdığı kredi temin edenin davacı banka olduğunu, davacının ön rehni dahi oluşturmadığını, zararın artmasına kendisinin neden olduğunu, kredi kullandıran bankanın gerekli kontrol yükümlülüklerini yapmadığını, iki yıl süreyi aşkın bir zaman sonra dava açıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla %48 faiz işletilmesi ile temerrüt tarihinin 06.05.2014 olarak kabulünün hukuka aykırı olduğunu, temerrüte düşürülmeden faiz istenemeyeceğini, miktarın yüksek hesaplandığını,davacının zararı belirleme şeklinin hatalı olduğunu, alacağın temlikinin dikkatli değerlendirilmediğini, temlikle ilgili herhangi bir belgenin taraflarına tebliğ edilmediğini, bilindiği üzere bankaların alacaklarını varlık şirketlerine ihale ve indirimli olarak devrettiklerini, tüketiciden ve hem de bizden tahsilat yapabilecek olan varlık şirketinin sebepsiz şekilde zenginleşmiş olacağını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıt kampanyalarında rehin tesisinden önce ödeme ile ilgili genel garanti taahhütnamesine aykırılık nedeni ile alacağın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ... AŞ ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, temlik veren  banka tarafından, davacı dışı ...'ya tüketici kredisi sözleşmesi ile kredi kullandırıldığı, davalı şirket tarafından taahhütnamenin imzalanmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, dava konusu taahhütnamenin genel işlem koşullarına uygun olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, temerrüt şartlarının oluşup oluşmadığı, işletilen faiz oranının fahiş olup olmadığı, meydana gelen zararda tarafların kusurlarının ve zarar   ile kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, temlik veren bankanın ... Şubesi  ile dava dışı gerçek kişi  arasında 05.09.2013 tarihli tüketici kredi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin amacının 1.maddede, tüketici kredisinin müşterinin satın aldığı, alacağı taşınır bir mal, taşıt veya yararlanacağı bir hizmetin finansmanında kullanılmak üzere tesis edilmiş olduğunun belirtildiği, araç kredisi için davalı şirkete kullandırılan kredinin 42.000,00 TL'sinin havale  edildiği, davalı şirket tarafından temlik veren bankanın antetli kağıdı üzerinde düzenlenen \"Taşıt Kampanyalarında Rehin Tesisinden Önce (erken) ödeme ile ilgili genel garanti taahhütnamesi\" nin davalı şirket tarafından şirket kaşesi de kullanmak üzere imzalandığı, söz konusu taahhütnamede, banka tarafından rehin ön bildirim kaydı oluşturulmasından sonra kredi karşılığında bankadan alınacak teminatların ve taşıt üzerine konulacak kesin rehin işleminin tamamlanmasını beklemeksizin kredi tutarının banka tarafından kredi alanın transfer talimatı ile taraflarına ödenmesi halinde bankanın talep ettiği teminatların derhal sağlanmasını ve taahhütnamenin imzasından itibaren 5 gün içerisinde kesilecek KDV ve ÖTV dahil faturada tutarı 53.323,75 TL olan ... marka 2013 model plaka taşıta ait fatura ve uygunluk belgesinin ,rehinlidir şerhinin düşüleceğini, banka  lehine tesis edilen rehin bildiriminin Emniyet Genel Müdürlüğüne müracaatla kesin rehin şerhine dönüştürülmesinin sağlanacağını, ön rehin bildiriminin kesin rehne dönüştüğünde bankaya yazılı olarak bildirileceği ve diğer hususlara yer verildiği devamında ise taşıtın rehin işlemi gerçekleştirilene kadar kısmen veya tamamen banka aleyhine sonuç doğuracak şekilde yerine getirilmediği takdirde bankanın uğrayacağı zararları müşteriler ile bankalar arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbeti ve kanuni neticeleri dikkate alınmaksızın bankanın kredi tesisi nedeni ile ödenen tutarın ödendiği veya hesaba alacak kaydedildiği tarihte fiilen ödenecek tarihe kadar geçecek günler için ödendiği veya hesaba alacak kaydedildiği günde bankanın en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası ile ödeneceği hususlarına yer verildiği, davalı şirket tarafından dava dışı kredi müşterisi ... adına 31.08.2013 tarihli irsaliyeli fatura düzenlediği, faturanın ... Yeni Transit Orta Ticari Araca ilişkin olduğu, araç bedelinin faturada 43.407,17 TL faturanın toplam tutarının ise 53.323,75 TL olduğu, fatura üzerinde özel tüketim vergisi 31.08.2013 tarihli makbuzla ödendiği, 27.06.2013 tarihli... AŞ'nin faturasına istinaden düzenlendiği hususunun yazıldığı, faturayı düzenleyenin davalı şirketin Antalya şubesi olduğu, 22.04.2014 tarihinde temlik veren banka şubesi tarafından dava dışı borçlu ...'ya Bursa ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin gönderildiği, söz konusu ihtarnamede ödenmeyen kredi ile ilgili borçlar, çek karnesi ve diğer alacaklara yer verilerek toplam 305.722,49 TL'nin nakden 40 adet iade edilmeyen çeklerden dolayısı ile 44.800,00 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, ödemenin gerçekleştirilmemesi üzerine banka şubesi tarafından ... sayılı dosyasında dava dışı kredi borçlusu aleyhine toplam 389.276,38 TL alacağın tahsili amacı ile 28.04.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip sonucunda dava dışı borçlunun adresinde yapılan haciz işleminde iş yerinin boş olduğu, haczi kabil malının bulunmadığına dair haciz tutanağı düzenlendiği, tutanak tarihinin 06.03.2014 olduğu, temlik veren banka tarafından davalı şirkete Bursa ... Noterliğinde düzenlenen 24.04.2014 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarname içerisinde fatura tutarı 53.323,75 TL'ye istinaden kullandırılan 42.000,00 TL taşıt üzerine banka lehine rehin ve benzeri tescil ettirilmesi hususlarının garanti edildiği, taahhüt doğrultusunda bankanın kredi tesis işlemini tamamladığı ve fatura tutarının bankaya gönderildiği ancak banka adına rehnedilmediği, aracın rehnedilmesi sebebiyle taahhüdün yerine getirilmemiş bulunduğu belirtilerek tebliğ tarihinden itibaren kullandırılan kredinin bugüne kadar ödenen tutarlar düşüldüktün sonra kalan 31.186,79 TL için ek teminat verilmesi taahhüt yerine getirilmediği takdirde rehin tesis edileceği taahhüt edilen aracın proforma değeri olan 53.323,75 TL'ye istinaden kullandırılan krediden kalan 31.186,79 TL'nin ihtar tarihinden itibaren en yüksek kredi faiz oranının %50'si ile birlikte tahsil yoluna gidilebileceğinin bildirildiği, davalı şirket tarafından ödemenin yerine getirilmemesi üzerine davacının ihtarnamede belirtmiş olduğu bakiye 31.186,87 TL kredi tutarının zarar olarak davalıdan tahsiline dair iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve  ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır.Davacı banka tarafından yetkisizlik kararı sonrasında dava konusu alacak,  ... AŞ'ye temlik edilmiştir.Temliğe dair sözleşme ve ekleri dosya içerisinde ibraz edilmiştir. Sözleşmede alacak devir sözleşmesinin 28.12.2016 tarihli olduğuna yer verilmiştir. Temlik dilekçesinin ekinde davalı banka şubesi tarafından dava dışı kredi borçlusu aleyhine başlatılan icra takipleri de mevcuttur. 20.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda; kullandırılan kredinin 05.04.2014 vadeli 7.taksitinin ödendiği, kredi bakiyesinin 30.953,89 TL'ye düştüğü ancak bankanın 28.04.2014 tarihinde icra takibine başladığı, müşterinin takip tarihi itibari ile ödemediği bir taksitinin mevcut olmadığı, icra takibi yapmasında bankanın haklı bir yanının olmadığı, bunun yanında bankanın dosyaya sadece taahhütname sunduğu, davalı satıcının dosyaya sunduğu 05.09.2013 tarihli tesis edilen kredinin bayi hesabına transferine ilişkin yazıdan rehin konmadan krediyi kullandırdığı yani bankanın transfer yazısında belirttiği gibi hareket etmediği, diğer yandan taahhütnamenin satıcının taşıt üzerine banka lehine kesin rehin şerhinin işlenmesini sağladıktan sonra taşıtı teslim edeceğini taahhüt ettiğini, taşıt rehni sağlanmadığına göre hem bankanın hem de satıcının yapılan işlemlerde kusurlu oldukları, bankanın rehin tesis edildiğini görmeden krediyi kullandırıp satıcıya ödemeyi yaptığı, satıcının ise rehin şerhi işlenmeden taşıtı müşteriye teslim ettiği, tarafların eşit oranda kusurlu oldukları, sonuç olarak dava dışı ... olan adını ... olarak değiştiren müşteriye bankanın taşıt kredisi kullandırdığı, bankanın taşıtın rehin edildiğini elektronik ortamda gördükten sonra parayı transfer edeceğine dair transfer yazısı bulunmasına rağmen taşıtın rehin edildiğini görmeden parayı satıcıya transfer ettiği, satıcının ise taşıt üzerine banka lehine kesin rehin şerhinin işlenmesini sağladıktan sonra taşıtı teslim edeceğini taahhüt etmesine rağmen rehin etmeden taşıtı müşteriye teslim ettiği, hem banka hem de satıcının taşıtın teslim edilmesinde kusurunun bulunduğu, bankanın alacağını ... AŞ'ye temlik ettiği, bankanın takip tarihi itibari ile muaccel hale gelmemiş alacağının olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili ; davalının genel garanti taahhütnamesi imzaladığını, davalının basiretli tacir olarak sattığı aracı rehin tesis ettikten sonra teslim etmesi gerektiğini, aracın rehin tesis edilmeden 3.kişiye kesinlikle teslim edilmemesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sorumluluğun eşit alınmasının anlaşılamadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; araca rehin konulup konulmadığının kontrolü ve akabinde ödeme yapılmasının davacının görev ve yetkisinde olduğunu, araç satıma ile iştigal eden müvekkili şirketin bankanın kontrol memuru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.09.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı bankaca 05.09.2013 tarihinde dava dışı müşteriye tüketici kredisi sözleşmesi kapsamında 42.000,00 TL tutarında taşıt kredisi kullandırılmak suretiyle bu tutarın 10.09.2013 tarihinde davalı satıcı ... AŞ.'nin hesabına havale edildiği, söz konusu Kredinin dava dışı şahsa kullandırımı, davalı tarafından aracın teslimi ve araç üzerinde rehin tesisi İşlemlerinde; davacı bankaca, söz konusu araçla ilgili rehnin, ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde elektronik ortamda tutulan sicile şerh edilip edilmediğinin kontrol edilmediği, davacı bankanın, bu kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle hatalı olduğunun söylenebileceği, davalı satıcının ise taahhütname ve işleyiş bakımından, kendisi tarafından yerine getirilmesi zorunlu olan,“Taşıt üzerine Banka lehine kesin rehin şerhinin işlenmesi “ yükümlülüğünü yerine getirmeden aracı dava dışı şahsa teslim ettiği, söz konusu rehin işlemi tesis edilmeden aracın üçüncü şahsa teslimi nedeniyle kullandırılan kredinin teminatsız kaldığı, davalı rehin tesisi işlemini tesis etseydi davalı bankanın zararı oluşmayacağı, öte yandan davacı bankanın, şayet kendisine ait kontrol yükümlülüğünü yerine getirseydi bedelin transferine mani olabileceği, belirtilen nedenle davalının da olayda mütarafık kusurlu olduğu, tarafların eşit oranda, yani /%50 oranında kusurlu olduklarının söylenebileceği, “Banka (Temlik alan Varlık Yönetim şirketi) tarafından dosyaya sunulan sözleşme, hesap ekstreleri ve diğerlerinin tetkikinden dava dışı şahsa 05.09.2013 tarihinde dava konusu taşıt aracının finansmanı için 42.000,00 TL tutarında kredi kullandırılarak davalı satıcıya ödendiği, kredinin ilk 7 taksitinin tahsil edildiği, kalan anapara risk tutarının 30.953,89 TL olduğu, bakiye 30.953,89 TL kredi alacağının sorunlu krediler hesaplarına aktarıldığı, davalının oluşan zararın %50'lik kısmı olan 30.953,89:2 = 15.476,95 TL 'dan sorumlu tutulabileceği, bu tutarın taahhütnamenin faizle ilgili hükmü gereği kredilere uygulanmakta olan en yüksek faizin % 50 fazlası tutarında %32x1,50 = % 48 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, faizin başlayacağı tarihin hesap kat ihtarnamesinin davalı şirkete tebliğ tarihinden sonra verilen 7 günlük mehil süresinin hitamının ile olduğu, davacı bankanın takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar 15.476,95 TL'lık asıl alacak üzerinden 48 oranında temerrüt faizi ve faizin% 5 gider vergisini talep edebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davacının iddia ettiği zararın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, kusuru kabul etmediklerini, asıl kusurun davacıda olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporları kapsamında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacı tarafça dava, davalının taahhütnamesine dayanılarak açılmıştır. Taahhütname tarihinden yürürlükte bulunan TBK 146.maddede, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafça davalının iddia etmiş olduğu üzere davayı haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak açmamıştır. TBK 114/2 fıkra gereğince haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yolu sözleşme aykırılık hallerine de uygulanacağı düzenlenmesi mevcuttur.Davalı vekilince, taahhütname hükümlerinin TBK'nın 20-21 maddeleri kapsamında genel işlem şartlarına aykırı olduğu ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. TBK 20. maddesinde genel işlem koşulları, bir sözleşmeye yapılırken düzenleyenin ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme olarak tanımlanmıştır. Maddenin devamında bu koşulların sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şeklinin nitelendirmede önem taşımayacağı ve diğer hususlara yer verilmiştir. Kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmelerin düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde, hukuken mümkündür. Ancak Yasa'nın 25. maddesine göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz”. Genel işlem koşulu içeren sözleşmeler, dürüstlük kuralına aykırı ve karşı tarafın aleyhine olacak hükümler (haksız işlem şartları) varsa, bu hükümler hiç yazılmamış (hükümsüz) sayılacaktır.Somut olayda her ne kadar davalı şirket olup, taahhütname kapsamında araç satışı gerçekleştirmektedir.Taahhütname maddelerinin  taraflar arasında yapılan müzakereler sonucunda şekillenmiş olduğu ve tarafların tacir oldukları dikkate alındığında genel işlem koşulu niteliği taşımadığı dolayısıyla da geçerli olduğu sonucuna varılmakla, davalı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Davalı tarafa davacı tarafça alacağa ilişkin ihtarname 24.04.2014 tarihinde gönderilmiştir.Dosya içerisinde cevabı yazılardan ihtarnamenin davalıya 28.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. TBK 117.maddede, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüte düşeceği belirtilmiştir. Somut davada, mahkeme tarafından kabul edilen alacağı davalı taraf lehine olmak üzere 06.05.2014 tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmiş olduğundan davalının aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan taahhütnamede faizin ne şekilde hükmedileceği belirtilmiştir. Buna ilişkin olarak bilirkişi raporları tarafından yapılan denetimde %48 oranındaki faizin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Alınan bilirkişi raporlarından dava dışı kredi kullandırılan gerçek kişi yararına kullandırılan kredinin davalı satıcı şirkete transfer edilmeden önce banka tarafından elektronik ortamda tutulan sicile şerh edilip edilmediğinin kontrol edilmesi gerekir iken bunun yerine getirilmediği, bankanın kontrol yükümlülüğünün yerine getirmemesinden dolayı olayda hatalı olduğu, davalı satıcının ise bedelin transferi neticesinde taşıt üzerine taahhütname kapsamında kesin rehin şerhinin işlenmesi yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.Bu sebeplerle her iki tarafın dava dışı kredi müşterisine kullandırılan ancak tahsil edilemeyen krediden dolayı %50'şer oranında kusurlu olduğunun kabulü ile hüküm tesisinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin  istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 792,23 İstinaf karar harcının davalı temlik alandan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.06.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1ea2f9874846760","SID":"aa79e7495803bec4"}}