{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/20 <br>KARAR NO:2025/365<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/09/2021<br>NUMARASI:2019/941  E. -  2021/720  K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak ve menfi tespit (Taşıma sözleşmesi kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışına gıda ihracatı yaptığını, ayda bir defa Kanada' ya baklava gönderimi yaptığını,14.12.2018 tarihi itibarı ile davalı taşıyıcının müvekkili şirket ile anlaşmaya vardığını, huzurdaki davanın konusu olan gönderiden evvel iki defa Kanada'ya davalı  ile baklava gönderdiğini, her iki gönderinin de standart kutularda gönderildiğini, gönderilerin, Kanada'daki alıcıya sorunsuz teslim edildiğini, 06.02.2019 tarihinde ... taşıma takip numaralı konşimento/air waybill ile her kolisi 28 parça 500 gram baklava kutularından oluşan brüt 80 kg, net 70 kg (5) koli baklavayı Kanada'ya gönderdiğini, planlanan teslimat tarihinin 12.02.2019 olduğunu, 15.02.2019 tarihine kadar teslimatın yapılamadığını, 15.02.2019 tarihinde alıcı adresine götürülen (5) koli baklavanın (3) kolisinin orijinal kolisinde olmadığı, başka kolilere aktarıldığının görülmesi sebebiyle gönderi alıcısının şerbetleri akan, başka koliye konulan (3) koli baklavayı teslim almadığını, bu hususun gönderi alıcısı tarafından davacıya bildirilmesi üzerine bir sonraki gün davalı taşıyıcıya ihbarda bulunulduğunu, taraflar arasındaki çeşitli yazışmalardan sonra davalı taşıyıcı şirketin, hasarın yetersiz ambalajlamadan/paketlemeden, gönderici hatasından kaynaklı olduğunun bildirildiğini, davalı şirketin hasarın gönderici hatasından kaynaklandığı şeklindeki beyanının doğru olmadığını, kolilerin uluslararası standarda uygun olarak düzenlendiğini, kolinin yukarı doğru olması gerektiğini gösterir işaret ve ürünün hassas olduğunu belirtir işaretin kolinin üzerinde yer aldığını, ayrıca ezilebilecek ürün olduğu ve serin yerde taşınması ve dikkatli taşınması gerektiğinin koli üzerinde hem Türkçe, hem de İngilizce yazı ile yer aldığını, ürünün ... Baklavaları tarafından dünyanın birçok yerine ihracat yapıldığını, herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, huzurdaki davanın konusu taşımadan evvel iki kez sevkiyat yapıldığını ve herhangi bir problem yaşanmadığını, davalı taşıyıcının ürünlerin yetersiz paketlendiğini belirterek sonraki taşımaya ilişkin ürünleri teslim almamazlık yapmadığını, taşımanın ayıplı yapılmasına rağmen taşıma bedeli olan 1.727,11 TL'nin kendilerinden talep edildiğini,... sayılı dosyasın ile  icra takibine girişildiğini, icra takibine itiraz edildiğini, taşıma ücreti borçlarının bulunmadığının tespitinin gerektiğini, paketlemenin uygun yapıldığını, taşımaya konu (5) koli baklavadan (3) kolisinin şerbetinin aktığını, ürünlerden beklenen faydanın kalmadığını, davanın konusu olan hukuki uyuşmazlık konusu kadar baklavanın alıcıya ücretsiz olarak teslim edildiğini iddia ederek,  zarar tutarı  1.967,50 Kanada Doları'nın 06.02.2019 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline ve taşıma bedeli olan 1.727,11 TL yönünden borçlu bulunmadığının tespiti ile ... sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; \"Davacı yanın ibraz ettiği deliller ile aksi iddia dahi edilemeyecek şekilde sabit olduğu üzere,  taşımaya konu baklavaların, davacı tarafından dava dışı gönderilene peşin olarak satıldığını, peşin olarak ihraç edilmiş olmakla, taşıma esnasında taşınan eşyanın / davacının sattığı baklavanın hasar görmesi sebebiyle davacı gönderenin dava hakkı bulunmadığını, bir sonraki gönderimde, davanın konusu kadar baklavanın ücretsiz olarak dava dışı alıcısıya teslim edildiği iddia edilmiş ise de bu hususa yönelik olarak hiçbir delil ibraz edilmediğini,  davanın konusu olan (5) koli baklavanın, kararlaştırılan tarihte gönderi alıcısının adresine götürüldüğünü,dava dilekçesindeki iddianın kabulü halinde (2) kolisinin hiçbir hasarınının bulunmadığını, (3) kolisinin ise davacı yanın ibraz ettiği fotoğraflardan anlaşıldığı üzere koli hasarı sebebiyle bir başka koliye aktarıldığını, ancak koli içindeki 500 gramlık baklava kutularında her hangi bir hasar görülmemesine rağmen gönderi alıcısı tarafından teslim alınmadığı sabit olmakla ve (3) koli içindeki 500 gramlık baklava kutularında hasar bulunduğu hususunda müvekkili taşıyıcının adamlarının ve gönderilenin / adamlarının dahili ile tanzim edilmiş bir hasar tutanağının bulunmadığını, taşınan ( 5) koli baklavanın hasarsız olarak gönderi alıcısına götürüldüğünün kesin olduğunu, huzurdaki davanın bu sebeple hukuki dayanağının bulunmadığını,( 3 ) kolinin hasarlı olduğunun kabulü halinde ise koli içindeki baklavaların hasara uğramadığını, sadece (3) kolinin dış yüzeyinde hasar oluştuğu nazara alındığında hasarın, yetersiz ambalajlamadan/paketlemeden kaynaklandığı sabit olduğundan hasardan, Montreal Sözleşmesinin 18/2-b maddesine tevfikan taşıyıcı müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, (3) kolinin hasar görmesinden taşıyıcı müvekkil şirketin sorumlu olduğunun kabulü halinde ise taşıyıcı müvekkili şirketin sorumluluğunun, Montreal sözleşmesinin 22/3.maddesine tevfikan hasar gören gönderinin / eşyanın her bir kg  için 18 SDR ' nin hüküm tarihindeki karşılığından sorumlu olacağından müvekkili şirketin azami sorumluluğunun, (5) kolinin taşımada nazara alınan fiziki ağırlığı 12 kg olduğundan12 kg : 5 koli = 2,4 kg x 3 koli = 7,2 kg x 19 SDR = 136,8 SDR nin, hüküm tarihindeki Merkez Bankasının belirlediği kur karşılığı Türk Lirası olacağını, davacının bu tutarı aşan talebinin  reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile  reddi ile % 20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı taraf itirazında 2 kolinin teslim edildiğinin davacı ikrarında olduğunu belirtmişse de; dava dilekçesinde 2 kolinin teslim alınmak istendiği, 3 kolinin ise şerbeti aktığı için teslim alınmadığını belirtmiştir. Ayrıca, dava dışı alıcı şirket de aynı beyanlarla birlikte 2 koli teslim alınmak istense de davalı şirketin Kanada'daki şubesinin kısmi teslim yapmadığı ve ürünleri teslim alamadığını belirtmiştir.Teslim konusunda ikrar olmadığı gibi ispat yükünün de davalı şirkette olduğu, teslime yönelik belge bulunmadığı ve bu hususun ispatlanamadığı anlaşılmakla ürünlerin tam zayi olduğu değerlendirilmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda ...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.967,50 CAD (Kanada doları)'nın dava tarihi olan 05/12/2019 tarihinden itibaren  3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca bir yıl vadeli CAD cinsi mevduatlara uygulanan  en yüksek mevduat faizi ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,  davacının ... sayılı dosyasında 1.727,11 TL borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Avukatlık Asgari ücret Tarifesinin 16/2-c maddesine göre davacı lehine arabuluculuk aşaması için vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece bu konuda karar verilmediğini iddia ederek, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddi ile katılma yolu ile istinaf başvurularının kabulü ile müvekkili lehine arabuluculuk aşaması için vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... logosu ile yurt içi ve uluslararası paket hızlı kargo taşımacığı ile iştigal ettiğini, her koli içerisinde 28 adet 500 gr ağırlığında baklava kutusu bulunan gönderinin 12.02.2019 tarihinde teslim edilmesi gerekir iken teslimatın yapılmadığı, 15.02.2019 tarihinde 5 kolinin gönderinin gönderi alıcısının iş yerine getirildiği iki kolinin hasarsız 3 kolinin ise hasarlı olduğu, şerbetlerinin akmış olduğu, hasarlı kolinin alınmak istenmediği belirtilerek alıcıya keşide edilen fatura tutarının 1.967,50 Kanada Dolarının kendisine ödenmesinin  talep edildiğini, dilekçenin devamında ayıplı taşımaya ilişkin keşide olunan 1.727,11 TL tutarlı taşıma ücreti faturasının tahsili için ... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, verilen hizmetin ayıplı olduğu gerekçesiyle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, müvekkili şirketin sistem sorgusundan anlaşıldığı üzere gönderinin 12.02.2019 günü Kanada'ya taşındığını, aynı gün Kanada Gümrüğüne ibraz edildiğini, 13.02.2019 günü gönderinin alıcısına teslim edilmek üzere adresine götürüldüğünü, davacının bir sonraki baklava gönderisini uyuşmazlık bedeli kadar ücretsiz olarak müşterisine teslim ettiğini iddia ettiğini, herhangi bir delilin ibraz edilmediğini, uluslararası hava yolu taşıması ile taşımanın gerçekleştirildiğini, gönderenin talep edebileceği tazminatın Türkiye'nin taraf olduğu Montreal Sözleşmesi hükümlerine göre belirleneceğini, sözleşmenin 2-b maddesinde taşıyıcı ve adamları tarafından yapılmamış ambalaj kusuru nedeni ile gönderinin hasar görmesi halinde taşıyıcının sorumlu olmadığının hüküm altına alındığını, hasar görenin içinde şerbetli baklava olan 3 kap gönderinin hasar görme sebebinin yetersiz ambalajlama olduğunu, müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını, mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, cevap dilekçelerinde taşımaya konu ürünün peşin satılması sebebi ile davacının dava hakkının bulunmadığını, davacının gönderdiği malı peşin satması sebebi ile menfaat sahibinin gönderi alıcısı olduğunu, taşımayı yaptıranın davacı olduğunu, bu sebeple davacınında aynı haklara sahip olduğunun iddia edildiğini, TTK'nın 871.maddesindeki gönderenin bu hakları ileri sürmesinde yetkili kalmaya devam hükmünün gösterildiğini ancak davacı göndericinin taşıma konusu ürünün bedelini peşin olarak tahsil etmiş olmakla dava hakkının bulunmadığını, kök rapora itiraz dilekçesinde bilirkişinin Kanada'daki gönderi teslimi esnasında alıcının yanında imiş gibi iki koliyi teslimden kaçındığını iddia etmesinin dayanaksız olduğunu, ek raporda ise iddiaların tekrar edildiğini, kararın haklı ve hukuki olmadığını, davacının hasar tazmin talebinde bulunamayacağını iddia ederek ,davacı göndericinin Kanada'ya sattığı davanın konusu olan baklavaların bedelini peşinen tahsil ettiğinin tartışmasız olmakla sonradan aynı tutarda baklavayı bedelsiz olarak gönderi alıcısına gönderdiği iddiasını ispata mecbur olmakla birlikte resmi belgeyi ibraz etmediğini, satışın ihracat olduğundan bedelsiz gönderilmesinin gümrükten özel belge ile yapılabileceğini, davacı iddiası gibi rapor düzenlendiğini, mahkemenin yanıltıldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, uluslararası hava yolu taşıması nedeni ile hasar gören emtia bedelinin tahsili ile  navlun ücretinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı İİK'nın 72. maddesi gereğince menfi tespit istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, taşımaya dair ticari ilişkinin mevcut olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.Uyuşmazlık, davacı gönderici tarafından Kanada'ya ihraç amacı ile gönderilen gönderilerin usulüne uygun şekilde paketlenip paketlenmediği, tarafların taşıma ile ilgili olarak üzerlerine düşen edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının dava hakkının olup olmadığı, bilirkişi raporunun ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile AAÜT'nin 16/2-c bendi gereğince davacı yararına arabuluculuk aşaması için vekalet ücretinin verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından Kanada'da mukim müşteriye baklava konusu emtia satışı ile gönderileri hava yolu ile  gönderdiği, baklavalara ilişkin taşıma işini davalı şirketin gerçekleştirmiş olduğu, davacı şirket tarafından dava dışı Kanada'da mukim şirket adına 06.02.2019 tarihinde fatura düzenlediği, faturanın toplam tutarının 1.967,50 CAD olduğu, faturadaki malın cinsinin... fıstıklı kuru baklava 92 adet, havuç dilim baklava 20 adet, çikolatalı baklava 6 adet, karışık baklava 12 adet, fıstıklı dürüm baklava 10 adet olarak belirtildiği, toplam kap adedinin 5 koli, 80 kg olduğu, ödeme şeklinin peşin olarak  , planlanan teslimat tarihinin 12.02.2019 olarak gösterildiği,  15.02.2019 tarihinde taşınan ürünlerin alıcının dükkanına götürüldüğü, 5 koli gönderilen ürünün 2 kolisinin gönderilen paketlerde iken 3 kolisinin ise davacı iddiasına göre davalı tarafça farklı bir koliye aktarıldığı, baklavalarının şerbetlerinin aktığı buna ilişkin olarak ürünlerin fotoğraflarının çekildiği, alıcı tarafça davacı göndericiye durumun bildirildiği, hasar raporunun hazırlandığı, göndericiye bildirileceği açıklamasına yer verildiği, 12.06.2019 tarihinde davacı şirket yetkilisi ile dava dışı alıcı şirket yetkilisi arasında protokol başlıklı belge düzenlendiği, söz konusu belgede davacı şirketin 23.01.2019 tarihinde ... Banka hesabına 40.000,00 Kanada Doları gönderildiği, bu gönderi içerisinde hem Şubat ayı konteynerini hem de baklava gönderimini ödediği ayrıca 06.02.2019 tarihinde şirketin gönderdiği ancak taşıyıcı tarafından ayıplı olarak teslim edilmeye çalışılan ürünlerin teslim alınmadığı sonrasında oluşan zararın davacı tarafından karşılandığı ayrıca ödeme yapılmadığı hususuna yer verildiği, davalı şirket tarafından 16.09.2019 tarihli yazı ile davacıdan ödenmeyen cari borçla ilgili yasal işlem başlatıldığına dair ihtarda bulunduğ,  yapılan yazışmalara istinaden cari ödemenin vadesinde yaşanan tahsilat sorunu nedeni ile alacak bakiyesi 1.727,11 TL'nin ödenmediğinin tespit edildiği belirtilerek 3 iş günü içerisinde ödenmesinin hatırlatıldığı ifadelerine yer verildiği, davalı şirket tarafından davacı hakkında ... sayılı  dosyasında taşıma sözleşmesinden doğan taşıma bedeli 1.727,11 TL'nin tahsili amacı ile icra takibi başlattığı, davacı borçlunun yetki ile birlikte borca itiraz ettiği ve iş bu davayı açmış olduğu, davalı taşıyıcı şirket tarafından düzenlenen taşımaya ilişkin takip belgesinden, taşıma konusu emtianın İstanbul Ümraniye'den teslim alındığı, teslim yerinin Kanada olarak gösterildiği, son dağıtım zamanının 12.02.2019 olarak belirtildiği, 13.02.2019 tarihinde Kanada'da ambara girdiği, 13.02.2019'da varış işleminin okunduğu aynı tarihte gümrük inceleme talebinde bulunulduğu, 14.02.2019 tarihinde kaydın yapılmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin dosya içerisinde celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır.11.01.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; uyuşmazlığın, 06.02.2019 tarihli gönderinin 12.02.2019 tarihinde teslim edilmesi gerekirken gönderinin 15.02.2019 tarihinde teslim edilmesi,5 koli gönderilen ürünün 2 kolisinin davacının gönderdiği paketlerde iken 3 kolinin ise davalı tarafça başka bir koliye aktarıldığı, koli üzerindeki işaret ve uyarılar dikkate alınmadan başka bir koliye yerleştirildiği baklavaların bütün şerbetlerinin aktığı ve üründen beklenen faydanın kalmadığı iddiasının olduğu, davacı şahsın vergi mükellefi olduğundan işletme defterine tabi olduğu kayıtlarının e-defter üzerinden yapıldığı, ibraz edilen e-defter kayıtlarında davalı firmanın düzenlediği hizmet bedeli faturasının 50 nolu satırda 13.02.2019 tarihli fatura numaralı 1.727,12 TL tutarındaki rakamın gider kısmında işlendiği, davalı firmanın düzenlediği başka bir faturanın görülmediği, davacının kanunen BA/ BS'ye tabi olmadığı, davalının yasal defterlerinin incelendiği, defterlerin incelenmesi sonucunda davacı adına 2019 yılında 17.01.2019 ve 16.09.2019 tarihinde tanzim edilen 2 adet fatura bedeli karşılığında 1.830,70 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, kesilen fatura bedellerinin yasal sınırlar altında olduğundan BA, BS formlarının görülmediği, taraflar arasında Türkiye'den Kanada'ya yapılan 5 kilo emtia taşıması ve taşımanın hava yolu ile gerçekleştirildiği hususunda ihtilafın olmadığı, taşımaya Montreal Konvansiyonun uygulanması gerektiği ayrıca konvansiyonda çözümün olmaması durumunda taşıyıcı ve gönderenin Türkiye menşeili olduğu için MÖHUK 29.madde gereğince TTK hükümlerinin uygulanacağı, davacının taşıma konusu emtiayı peşin sattığı ve malları alıcısına gönderirken malda gerçek menfaat sahibinin alıcı olduğu, taşıyıcıya karşı dava dışı gönderilenin tazmin talep hakları olduğu için TTK 871.maddesi gereğince gönderenin bu hakları ileri sürmesinde yetkili kalmaya devam edeceği, taşıma sonunda 3 kolinin hasarlandığı, kargonun teslim alınmadığı, 48 kg miktarında olduğu,19 SDR karşılığının 912 SDR  sorumluluk üst sınırının hesaplandığı, davacı talebinin ise 1.967,00 Kanada Doları olduğu, 912 SDR karşılığının 1.646,16 Kanada Doları tazminat üst sınırının hesaplandığı, satışa konu malın tamamen yeni gönderi bedelsiz gönderi iddiasının ticari kayıtlarına yansıyan ve müşterisi tarafından dosyaya sunulan dilekçe ile teyit edilen davacının zararının 1.967,00 CAD olmasına  rağmen tazmin talebinin azami 1.646,16 CAD olduğu, tam yük zayi olduğu gözetildiğinde ise 80 kg karşılığında 1.520 SDR karşılığı 2.743,60 CAD hesaplanan miktarın ise toplam talep edilen tazminatın üzerinde olduğunu, davacının ayrıca henüz navlun ödemesi yapmadığı için menfi tespit talep ettiği, satış faturasının FOB Türkiye fiyatlarında olduğu için ayrıca navlun ödememesi gerektiğinin değerlendirildiği, zira davacının taşımaya verilen emtiasından beklenen faydanın elde edilemediğini, tam zayi yönünde alıcının teslimden kaçındığı navlun borcu olmadığının değerlendirildiği belirtilmiştir.07.06.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı taşıyıcının toplam 5 koliden 2 koliyi teslim ettiğini ispat etmesi halinde ödemesi gereken kısmi zayi tazminatının 1.646,16 CAD ile sınırlı olacağı, yine bu iki kolinin teslim edildiğinin ispatı halinde davalının bakiye 690,84 TL navlun alacağının olacağı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı beyan dilekçesinde; müvekkilinin zararı olan 1.967,50 CAD'ın tahsili ile icra takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ek rapora karşı istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu benzer nedenlerle itiraz ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği azami tazminat miktarının 1.646,16 CAD hesaplandığının belirtilmesine rağmen, malın tamamen hasarlı kabul edildiği, alıcının malı reddettiği tüm malın zayi olduğu, bu nedenle Türkiye çıkış fiyatı olarak davacının 1.967,00 CAD talebinin olaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair her iki talep yönünden karar verilmiştir. Ancak kararda, dava tarihinden önce davacı tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmış olmasına rağmen arabuluculuk ücreti ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.Dava konusu taşıma uluslararası hava yolu ile gerçekleştirilen taşımadır.Türkiye Cumhuriyeti 2011 yılında Montreal Konvansiyonu'na taraf olarak Konvansiyon madde 1/1 uyarınca uluslararası kargo taşımalarında konvansiyonun uygulama alanı bulacağını kabul etmiştir. Montreal Konvansiyonu 04.11.1999 tarihinde yürürlüğe girmiş, Türkiye 26.03. 2011 tarihi itibariyle Konvansiyon'a taraf olduğundan Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.Montreal Konvansiyonu'nın 18. maddesi uyarınca, hava yolu taşımasını yapan davalı, hasarın hava yolu taşıması sırasında meydana gelmesi hâlinde sorumlu olacaktır. Montreal Konvansiyonu 22/3. maddesinde ise \"Kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun, taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda, gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcın kargonun tahrip olması, kaybolması yada kargoya hasar gelmesi her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır.\" denilerek, taşıyıcının sorumluluğu ve sorumluluk sınırları düzenlenmiştir.Taşıyıcının Konvansiyon kapsamındaki sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur. Ancak gönderenin, taşımaya konu emtia için özel bir fayda beyanında bulunduğu ve gerektiğinde ek ücret ödediği hâllerde, taşıyanın gerçek zarardan sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Somut davada, alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda hasarlı emtianın 3 koli 48 kg olarak belirlendiği, bu belirlemenin Montreal Konvansiyonun 22. maddesinde belirlenen ilklere uygun olduğu, emtianın belirlenen ağırlığına göre 19 SDR üzerinden yapılan hesaplamaya göre 1.646,16 CAD tazminat belirlenmiş, buna karşın mahkemece zararın tamamına hükmedilmiştir. Somut olayda, sınırlı sorumluluğu ortadan kaldıracak herhangi bir neden bulunmamaktadır. Bu sebeple mahkemenin davacının fatura bedelinin tamamının kabulüne karar vermiş olması isabetsiz görülmüş, hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir.Hava taşıması bakımından olaya uygulanması gereken Montreal Konvansiyonu'nun 18/2.b maddesi uyarınca gönderenin, emtiayı kusurlu ve yetersiz ambalajlamasından kaynaklanan hasarlardan, hava yolu taşımacısı sorumlu değildir. Ancak taşıyanın, tedbirli bir taşıyan gibi nezaret yükümlülüğü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca, taşıyanın bu konudaki özen yükümlülüğünü ihlali hâlinde sorumluluğu söz konusudur.Bu hukuki açıklamalara göre, taşımaya konu emtiadaki hasarın yetersiz veya uygun olmayan ambalajlamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti önem arz etmektedir. Somut olayda, davalı tarafça gönderen davacının ambalajı yaparken kusurlu olduğuna ve yetersiz ambalaj yaptığına dair herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Aksine alıcıya teslim amacı ile gönderilen emtiaların çekilen fotoğraflarından ürünlerin hasar gördüğü, gönderi aşamasında ise paketleme konusunda herhangi bir eksik hususun olmadığı anlaşılmaktadır.Dava dışı alıcı tarafın imzasını taşıyan protokolde, emtianın hasarlı olması nedeni ile ayıptan ötürü teslim alınmadığı ve ödeme yapılmadığı belirtilmiş ve ayrıca  bilirkişi raporunda  emtialar yerine davacı satıcı şirketin bedelsiz gönderi yaptığına dair ticari kayıtlarına yansıyan bilgilerin teyit edildiği belirtilmiştir. Bu sebeple davalının davacı göndericinin kargo gönderisinden dolayı sorumlu olduğuna dair savunması yerinde görülmemiştir. Gönderi peşin satış ile gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple maldaki gerçek menfaat sahibi Kanada'daki alıcıdır. Ancak  TTK'nın 871. maddesi gereğince göndericide söz konusu hakları ileri sürebileceğinden davacının taleplerinin yerinde olduğu ve dava  hakkının olduğu  kabul edilmiştir.Davacı vekili tarafından ise hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 16/2-c maddesine göre davacı lehine arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği istinaf konusu yapılmıştır. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin genel hükümlerini 16.maddesinde, \"Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret\" başlığı ile (c) bendinde; arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukatın 1.080,00 TL maktu ücrete hak kazanacağı ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceğine yer verilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme yargılama aşamasına ilişkin olmayıp yargılama öncesinde  gerçekleştirilen arabuluculuk faaliyeti ile ilgilidir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 323. maddesinde yargılama giderlerinin kapsamı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemenin (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir edilecek vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Arabuluculuk  dava olmadığından davacı vekilinin tarifede yer alan arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesine dair istinaf talebi yerinde görülmemiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 1. maddesinde, amaç ve kapsam başlığı ile ilk fıkrada, kanunun amacının, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yolu ile çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasların düzenlemesi olduğu, 2.fıkrada ise özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacağı belirtilmiştir. Arabuluculuk, hukuki  uyuşmazlıklardaki çözüm yollarından birisidir. Dava şartı olarak arabuluculuk ise aynı yasanın 18/A maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 12. bendinde; tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin 2.kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacağı bu durumda ücretin tarifenin 1.kısmında belirlenen 2 saatlik ücret tutarından az olamayacağı ifade edilmiştir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşmamaları halinde ise eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak tarifenin 1. kısmına göre karşılanacağı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağına yer verilmiştir. Diğer taraftan davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve son tutanak 15.11.2019 tarihinde düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 13. bendi gereğince arabuluculuk ücretine yargılama giderleri olarak resen karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemiş  olması isabetli görülmemiş, hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kısmen kabulü ile 1.646,16 CAD (Kanada Doları) alacağın, dava tarihi olan 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli  CAD cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 2-Davacının, ...sayılı dosyasında davalıya 1.727,11 TL borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline,3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.870,27 TL ilam harcından, peşin alınan 176,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.694,27 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,4-Davacı tarafından harcanan 44,40 TL başvuru harcı, 176,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 220,40 TL harç giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından harç dışında sarf edilen 1.400,00 TL bilirkişi ücreti, 82,90 TL posta masrafı olmak üzere toplam  1.482,90 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranına göre belirlenen 1.280,76 TL'lik bölümünün davalıdan alınıp davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinden bırakılmasına, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre belirlenen 8.906,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.399,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kısmen kabulü göz önünde bulundurularak takdiren 1.140,76 TL'lik bölümünün davalıdan tahsiline; bakiye 179,24 TL'lik bölümünün ise davacıdan tahsiline, tahsil edilecek bu tutarların Hazineye gelir kaydına, 9-HMK’nın 333. maddesi gereğince, artan avansların yatıra taraflara iadesine,10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafça sarf edilen kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,d-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,12-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi 06.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0235e9f37484399e","SID":"bc8da4f9c179224e"}}