{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/14 <br>KARAR NO:2025/364<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:20/10/2021<br>NUMARASI:2021/265  E. - 2021/948  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu ve takip tarihi itibarı ile 200.000,00 TL alacakları olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek,  itirazın iptaline, % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Tarafların arasındaki uyuşmazlık ... Sayılı dosyasındaki takibe konu cari hesap ilişkisi nedeni işle alacak miktarının ne olduğu, temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği  ,tarihinin ne olduğu, faiz oranı ve türünün ne olduğu davalının icra dosyasında yapmış olduğu asıl alacak ve faize itirazın haklı olup olmadığı, inkar ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için süre verilmesine rağmen davalı tarafın süresinde defterlerini ibraz etmediği, davacının defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması, dosyaya sunulan 31.08.2021 tarihli raporun usulüne uygun düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla davacının davasını ispatladığı anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın likit olması nedeni ile davalının alacağın%20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek...\" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının ... Sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20'si oranında (40.000,00 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, tebligatların Tebligat Kanunu 11. maddesi gereğince vekile yapılması gerekir iken asile yapıldığını, icra takibine itirazın davalının vekili sıfatı ile gerçekleştirildiğini, tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin elektronik tebligat adresine sahip olduğunu, Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 5/1-f bendi uyarınca tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılması gerekir iken kanuna aykırı olarak TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapıldığını, tebligatın elektronik yolla yapılmadığını, ayrıca mahkemenin bilirkişi incelemesini sadece davacı defterleri üzerinde yaptığını, eksik inceleme yapıldığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı defterlerini tek başına iddianın kanıtı olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafın cari hesap sözleşmesi olduğunu ileri sürdüğünü, alacak iddiasını kanıtlayamadığını, cari hesap sözleşmesini sunmadığını, avans faizinin talep edilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını, icra inkâr tazminatına karar verilmeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, icra takibine karşı itirazı vekil aracılığı  ile gerçekleştiren  davalıya, dava dilekçesinin vekil yerine asile  tebliğ edilmiş olmasının ve davalı şirkete Elektronik Tebligat Yönetmeliği gereğince elektronik tebligat yapılmamasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı ve mahkemece davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde verilen kararın eksik inceleme sonucunda verilip verilmediği, kabul edilen avans faizinin ve icra inkâr tazminatının yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı şirket hakkında ... sayılı dosyasında 20.11.2018 tarihinde 200.000,00 TL cari hesap alacağının tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı vekili tarafından icra takibine karşı icra dairesinin yetkisi ile birlikte borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinde taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, ödeme emrinin ekinde cari hesap sözleşmesi dışında başka bir cari hesap sözleşmesi sunulmuş ise de söz konusu sözleşmedeki imzaya itiraz ettiklerini belirttiği, alacaklı vekili tarafından davalı tarafın icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın kabulü ile dosyanın yetkili Bakırköy İcra Dairelerine gönderilmesi talebi üzerine ... sayılı dosyasında takip başlatıldığı ve söz konusu takibe itiraz üzerine davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete 31.05.2018 tarihli mobilizasyon işleri olarak toplam KDV dahil 295.000,00 TL tutarında e-fatura düzenlemiş olduğu, dava dilekçesinde davalı vekilinin adresinin gösterilmiş olduğu, mahkemece 23.03.2021 tarihli tensip tutanağında davalı şirket ve şirket adresine yer verildiği, gösterildiği,  davalı şirket adresine çıkarılan tebligatın adres kapalı olduğu ve ismini vermeyen, ayrıca imzadan imtina eden komşusu tarafından  tanınmadığını veya taşındığı ve yeni adresi bilinmediği beyanı  ile   evrakın tebliğ edilemediği hususuna tebliğ evrakında  yer verildiği, davalı şirketin adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince tüm tebligatların yapılmış olduğu, davalının davaya karşı herhangi bir yazılı cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamış olduğu,Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi gereğince davalıya gönderilen tebligatlardaki adresin davalının icra takip dosyasında itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu adresle  aynı  olduğu, davalı şirket adresinin  istinaf dilekçesinde de önceki adreslerle   aynı adresin olduğu, dava dilekçesinin tebliğ  için çıkarılan evraktaki  adresin, gerek icra dosyasındaki, gerek Tebligat Kanunu'nun  35.maddesi gereğince yapılan tebligattaki  ve gerekse istinaf dilekçesindeki adreslerle aynı olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin dava dilekçesinin icra takibinde itirazı yapan vekile yapılması gerekir iken yapılmadığına yönelik istinafının öncelikle incelenmesi gerekmiştir. Yukarıda yer verildiği üzere davalı şirket tarafından icra takibi aşamasında itiraz vekil vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir.Tebligat Kanunun 11/1 fıkrasında;  vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması durumunda bunlardan birine tebligatın yapılmasının yeterli olacağı, tebligatın birden fazla vekile yapılması durumunda ilkine yapılan tebligatın asıl tebligat tarihi sayılacağı belirtilmiştir. Aynı yasanın 10.maddesinde, tebligatın tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağına yer verilmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03.06.2022 tarih, 2021/1 Esas, 2022/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında; Yargıtay'ın çeşitli daireleri arasında itirazın iptali davasında dava dilekçesinin vekile mi yoksa borçlunun kendisine mi tebliğ edilmesi gerektiği konusunda görüş ayrılıkları bulunduğu, bu sebeple içtihadı birleştirme kararı alındığı, İİK'nın 67/1 uyarınca itirazın iptali davasının genel hükümlere tabi bir dava olduğu ve bu doğrultuda yargılamanın HMK hükümlerine göre yürütülmesi gerektiği, HMK'nın 122 ve 317. maddeleri uyarınca dava dilekçesinin asıla tebliğinin emredici hüküm olarak düzenlendiği, dolayısıyla dava dilekçesinin vekile değil asıla tebliğ edilmesi gerektiği, bu gerekçeler uyarınca itirazın iptali davasında dava dilekçesinin davalı borçlu yerine vekiline tebliğ edilmesinin HMK'nın emredici hükümlerine aykırılık teşkil edeceği, sonuç olarak İçtihadı Birleştirme Kararında varılan bu sonuçla çelişkilerin giderildiği, buna göre aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun somut olayda olduğu gibi takibe vekili aracılığıyla itiraz etse dahi alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu konuda netlik sağlanmış olup, karar,Yargıtay Genel Kurulları, Daireleri ve Mahkemeler için bağlayıcıdır. Bu nedenle davalı vekilinin buna dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin tebligata dair diğer istinaf nedeni ise müvekkili şirketin limited şirket olduğu ve kanunen zorunlu elektronik tebligat alıcısı olduğunu, mahkeme tarafından müvekkili şirkete elektronik tebligat yolu ile bildirim yapılmadığını ve  usulsüz tebligatlarla birlikte tebligatların  elektronik tebligat şeklinde yapılmaması sebebiyle tebligatların usulsüz olduğu yönündedir. TK'nın 7/a. maddesi uyarınca, özel hukuk tüzel kişileri olan ticaret şirketlerine e- tebligat yapılması zorunludur. Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 5.maddesi uyarınca, elektronik tebligat adresi alanlara bu yolla tebligat yapılması zorunludur. Aynı Yönetmeliğin 16. maddesinde ise elektronik yolla tebligatın, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Tebligat Kanunu'nda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Davalı vekili tarafından yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, şirket adresinin dava tarihindeki Ticaret Sicilindeki adres olmadığına ilişkin bir iddiası bulunulmamaktadır. Çıkarılan tebligat, adresten taşınmış olması sebebiyle iade edilmiş ve  bunun üzerine ticaret sicilinde kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesine göre  tebligatlar yapılmıştır. Her ne kadar yukarıda yer verilen mevzuat maddeleri uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin elektronik tebligat adreslerine e-tebligat yapılması gerekli ise de; bu durum söz konusu elektronik tebligat adresinin ilgili mevzuat uyarınca temin edilip bu adresin aktif olarak ilgisince kullanıma açılması hâlinde mümkündür.Somut olayda, davalı şirketin davalı vekilinin iddiası üzerine elektronik tebligat adresine sahip olup olmadığı UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrol sonucunda \"e-tebligat adresi bulunamamıştır\" ifadesine ulaşılmıştır. Davalı vekili tarafından iddiasını teyit eden herhangi bir bilgi ve belge istinaf dilekçesine ekli olmadığından, davalı şirketin elektronik tebligatının aktif olarak kullanıma açık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Bu nedenle yasal düzenleme kapsamında davalı şirkete TK'nın 35. maddesi uyarınca yapılan tebligatların usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılarak davalı vekilinin buna dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Usule ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığının tespiti sonucunda işin esası incelenmiştir.Mahkemece, delillerin ibrazı ve taraflara ait ilgili vergi dairesinde yer alan BA/BS ilişkin bildirim formları dosya içerisine celp edilerek bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 31.08.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin incelemeye esas alınmak üzere herhangi bir ticari defter, kayıt ve belge ibraz etmediği, taraflar arasında cari hesap ilişkisi nedeniyle 2018 yılına dayanan temel bir ticari ilişkinin oluştuğu, ihtilafın ise bu ticari ilişki nedeniyle oluşan cari hesap işlemlerinden kaynaklandığının anlaşıldığı, davacı şirketin sadece 2018 yılı ticari defterlerini ibraz ettiği, davalı şirketin ise ticari defterlerini ibraz etmediğinden tarafların cari hesap kayıtlarının karşılaştırıllamamış olduğu, sadece davacı şirketin ticari kayıtları irdelenerek sonuca gidilebileceği, davacı şirket tarafından 2018 yılında davalı şirkete hitaben 02.05.2018 tarihinde 236.000,00 TL tutarlı ve 31.05.2018 tarihinde 295.000,00 TL tutarlı 2 adet fatura tanzim edildiği, davalı şirket tarafından 236.000,00 TL ve 295.000,00 TL tutarlı 2 adet çek ile ödemenin yapıldığı, davalı şirket tarafından keşide edilen ...bank 02.07.2018 tarihli 295.000,00 TL tutarlı çekin karşılıksız çıkması üzerine davalı şirkete iade edilmiş olduğu, çek fotokopisi altında “Aslını elden aldım ...” şerhi ile davalı şirketin kaşe ve imzası bulunduğu bu işlem kaydı ile davacı şirketin 295.000,00 TL alacaklı hale geldiği, 19.07.2018 tarihinde davalı şirket tarafından 95.000,00 TL ödeme yapıldığı ve bakiye 295.000,00 TL - 95.000,00 TL = 200.000,00 TL davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun davacı şirket ticari defter kayıtlarından görüldüğü, davacı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerinin E-Defter olarak tutulduğu, Ocak - Aralık ayı beratlarının ilgili tebliğe uygun olarak süresinde verildiği ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalı şirketin incelemeye esas alınmak üzere herhangi bir ticari defter ve kayıt ibraz etmediği, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davalı şirketten ...Sayılı dosyasından takip 20.11.2018 tarihi itibariyle yukarıdaki tespitimiz gibi 200.000,00 TL asıl alacaklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu kapsamında davanın kabulüne ve kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.Taraflar arasındaki ticari ilişki sonucunda, davalının davacı şirketin düzenlemiş olduğu faturalardan dolayı ödeme amacı ile  çek keşide ettiği,  keşide edilen çekin karşılıksız çıktığı, davalı şirkete karşılıksız çıkan çekin teslim edildiği, diğer taraftan davacı şirkete ait Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğünün 2018 yılı BA/ BS Formlarından davalı şirket adına düzenlenmiş  faturaların  vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının  takibe konu edilen alacak talebini usulüne uygun şekilde ispat ettiğinin kabulü gerekecektir.  Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.Takip konusu alacak faturadan kaynaklı açık hesap alacağı olup, taraflarca bilinebilir ve likit bir alacaktır. Mahkemece, icra takibine karşı yapmış olduğu itirazında haksız olan davalı aleyhine  İİK'nın 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan TTK'nın 8/1.maddede; ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği ifade edilmiştir. Davacı vekili tarafından icra  takibinde talep edilen alacağı %10,75, ticari temerrüt faizin uygulanması talep edilmiştir. Mahkeme hükmünde herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmesine rağmen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiş olması HMK'nın 26. maddede yer verilen taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın ilgili kısmının düzeltilerek hükmün yeniden kurulması uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının temerrüt faizi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın temerrüt faizi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca davalının ... Sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, 2-İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca, likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, alacağın takdiren %20'si oranında hesaplanan 40.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 13.662,00 TL harçtan peşin alınan 2.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.246,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından harcanan 59,30 TL başvuru harcı, 2.415,50 TL peşin nispi harç, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.483,30 TL harç giderinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince belirlenen 32.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından harç dışında harcanan 87,00 TL tebligat müzekkere gideri, 1.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.187,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden harcanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,8-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider ve delil avanslarının, yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 62,70 TL posta gideri olmak üzere toplam  224,80 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9da50e6add77e8fc","SID":"d53c9ece3fa7828e"}}