{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1910 Esas<br>KARAR NO: 2025/674<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/06/2021<br>NUMARASI: 2020/941 Esas, 2021/481 Karar<br>DAVA: SIRA CETVELİNE İTİRAZ (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkili bankadan muhtelif nakdi krediler kullandığını, kredi borcunun öngörülen süre içinde ödenmemesi üzerine Bakırköy ... Noterliğinin  01.03.2019 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnameleri ile hesabın kat edildiğini, verilen süre içinde borcun ödenmediğini, davalı şirketin iflas etmesi nedeniyle, iflas tarihi 30.01.2020 tarihi itibariyle toplam 533.633,23 TL  alacağın iflas masasına kaydını talep ettiklerini, iflas  masasının alacağın  259.551,00 TL'lik kısmını kabul ettiğini, kalan 274.048,23 TL'lik kısmın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedildiğini, alacağın tamamen iflas masasına kaydı gerektiğini ileri sürerek reddedilen 274.082,23 TL'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı müflis şirket iflas masası, davayı cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı banka ile müflis şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, müflis şirket tarafından borcun ödenmemesi üzerine hesabın davacı banka tarafından kat edilerek ihtaren müflis şirkete bildirildiği, ancak müflis şirketin borcunu ödemediği, dosyaya sunulan sözleşmeler ve  davacı bankanın kayıtları ile alacağın varlığının ispat edildiği, bilirkişi raporuna göre bakiye 240.231,57 TL nakdi alacağın iflas masasına kaydı gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü  ile 240.231,57 TL nakdi alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı banka vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; iflas masasının reddettiği 274.082,23 TL alacağın tamamen iflas masasına kaydı gerekirken, 33.850,66 TL alacak yönünden davanın reddedildiğini ve eksik alacağa hükmedildiğini, sundukları delillere göre davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK 235.   maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz  ( kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür.  Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar.  İİK 166.   maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar.  İflas masasına alacak yazdırırken,  tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara,  alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223.   m).  Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi,  sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Dosya kapsamından; davalı şirketin Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/01/2020 tarih ve 2018/1027  Esas sayılı kararıyla iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, davacının talebi üzerine ... kayıt numarasıyla 533.633,23 TL  alacak kaydı yapıldığı, iflas  masasının alacağın  259.551,00 TL'lik kısmını kabul ettiğini, kalan 274.048,23 TL'lik kısmını yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddettiği, davacının tebliğ için masraf yatırdığı, sıra cetvelinin davacıya 21/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu davanın  tebligatın yapıldığı tarihten itibaren  İİK'nın 235. maddesi gereği 15 günlük yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 240.231,57 TL nakdi alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinafa konu edilen uyuşmazlık; davada reddedilen 33.850,66 TL alacak tutarı yönünden de davanın kabul edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan 12.04.2021 tarihli raporda;  taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, bahse konu sözleşme kapsamında müflis şirkete muhtelif türden ticari kredi kullandırıldığı, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler dosyada mevcut olduğundan, davacı bankanın iflas tarihi (30.01.2020) itibariyle alacağının 499,782,57 TL olarak hesaplandığı, bu alacağın 259.551,00 TL'lik kısmının daha önce iflas masasına kabul edildiği, bu durumda davacının bakiye 240.231,57 TL alacağı bulunduğu belirtmiştir. Anılan rapor davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itirazda bulunmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.\"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu  kurum davaların  uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.\" (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753) Somut olayda  12.04.2021 havale tarihli bilirkişi raporu davacıya tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen alacak miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinden, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/941 Esas, 2021/481 Karar sayılı ve  03/06/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1dcdb11fbb6d8bcd","SID":"3675bd90aa202256"}}