{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1448 Esas<br>KARAR NO: 2025/684<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/06/2023<br>NUMARASI: 2022/92 Esas, 2023/158 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü ve Markaya Tecavüzden Kaynaklanan<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gıda sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olup üretim yaptığını, müvekkili şirketin \"...\" markası adı altında bir mark ailesi kurduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin marka hakkını ihlal ettiğini, müvekkili şirkete ait \"...\" ibareli markaları ile davalı şirkete ait \"...\" ibareli markaların marka hukuku anlamında benzer nitelikte olduğunu, müvekkili şirkete ait marka ile davalı şirkete ait markanın müşterek ve asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, taraf markalarının benzer olduğu gibi bu markaların tescil edildiği mal/hizmetlerin de aynı/benzer olduğunu, ürünlerin benzer alıcı çevresine hitap ettiğini ve benzer ihtiyaçları karşıladığını, söz konusu ürünlerde hammadde-mamul ilişkisinin bulunduğunu, taraflara ait markaların hedef tüketici kitlesi açısından karıştırılmaya açık olduğunu, davalının davaya konu ... ibarele marka(ları)yı; müvekkilinin uzun yıllardan itibaren faturalarında ve markalarında kullandığı şekilde üreterek, karıştırılmaya yol açacak şekilde tescil ettirdiğini, bu durumun yazılı deliller ile ispat edildiğini, müvekkilinin uzun yıllardan itibaren ülkemizde ... markası ile işini yaptığı, davalının ... ibareli markası(ları) ile müvekkilinin satış yaptığı marketlere girerek tüketicilerde karışıklığa yol açtığını, bu durumun Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/339 E. 2021/270 K.sayılı kararı ile de taraflarınca ispat edildiğini, açıklanan nedenlerle, marka ihlalinin tespiti, men'i ve ref'ine, davalı adına tescil edilmiş, 28/11/2019 tescil tarihli ..., 11/04/2019 tescil tarihli ..., 24/09/2018 tescil tarihli ..., 06/05/2016 tescil tarihli ... ve 27/01/2015 tescil tarihli ... markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin iş hacmi ve gıda piyasasında önemli yeri olduğunu, davacı şirketin \"...\" markası adı altında bir marka ailesi oluşturduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının devir aldığını iddia ettiği ve içinde \"...\" ibaresi geçen markaların Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ( Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) 21.02.2018 tarih ve 2017/174 E. - 2018/76 K. Sayılı ilamı ile kulllanmama ve tescil edildiği şekilde kullanmama sebebiyle iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, bu nedenle ... Başvuru Nolu \"...\" , ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\", ... Başvuru Nolu \"...\" markaları ile marka ailesi oluşturulduğu iddiasının hiçbir haklı dayanağı bulunmadığını, davacı şirketin pek çoğu kullanmama sebebiyle iptal edilen marka tescil iddiasına dayalı olarak derdest davayı açtığını, davalı şirket adına tescilli ve dava dilekçesinde bahsi geçen markalarının tescili ve kullanımı ile davacı tarafın marka haklarını ihlal ettiği iddiasının tamamen dayanaksız iddialar olduğunu, davacı tarafça ileri sürüldüğü şekilde davacının \"...\" ibareli markaları ile müvekkili şirket adına tescilli \"...\" \"...\" VE \"...\", \"...\"markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığını, asli ayrıt edici unsur olarak ileri sürülen \"...\" ibaresinin Türkçe karşılığı olarak şehir , vilayet veya il anlamında kullanılan ayırt ediciliği son derece zayıf bir ibare olduğunu, Türkiye Patent ve Marka Kurumu nezdinde \"...\" ibaresi en çok tescil edilen markadan bir tanesi olduğunu, \"...\" ibaresinin tescil edildiği sınıftaki ürün ya da hizmeti diğer mal ve hizmetlerden ancak önüne ya da arkasına aldığı ekler sayesinde sağlayabildiğini, \"...\" ibaresinin tek başına kullanılmadığı önüne ya da arkasına ayrıt edici başka ibareler eklenerek ayırt edici unsurun oluşturulmaya çalışıldığı açıkça görüldüğünü, müvekkili şirket adına tescilli markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, davacı şirketin markaları ile benzerlik taşımayan \"...\", \"...\", \"\"...\" markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesine ilişkin açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin markası ile müvekkili şirketin markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı olmadığını, markalarının kapsadığı mallar arasında ilişki de olmadığını, orta düzeyde tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olmayacağını, müvekkili şirketin \"...\", \"...\", \"...\" markalarını yasal süreçlerin tamamlanması neticesi tescil ettirerek kullandığını, kötüniyetli kullanım iddiasını kabul etmediklerini, davacı taraf hiçbir hukuki mesnedi olmadığı halde maddi tazminat talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafın marka hakkını ihlal etmek suretiyle ileri sürüldüğü şekilde davacı şirkete zarar verdiği iddiasının gerçekle bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın müspet ya da menfi bir zararının söz konusu olmadığını, manevi zarar iddiasını dair somut bir delil ya da emareden bahsetmeksizin soyut ifadelerle manevi tazminat talebinde bulunulduğunu bu talebin de reddi gerektiğini, davalı şirketin dava konusu yapılan markalarını çok uzun yıllar sari şekilde kullanmakta olup tescilli kullanımı da bir o kadar eskiye dayalı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davalının tespit olunan fiili markasal kullanımları ise markalarının tescilli halleri ile uyumludur. Taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmaktadır. Sınıfsal benzerlik dışında, taraf markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak kıyaslandığında aralarında ortak unsurun \"...\" kelime unsuru olduğu görülmektedir. Ne var ki, davalı markalarında başka kelime unsurlarının da yer aldığı, \"...\" kelime unsurunun ise \"...\" kelime unsuru gibi markalarında ortak olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraf markaları bütüncül olarak değerlendirildiğinde davalı markalarının \"...\" ibaresi asli ve ayırdedici unsurunu oluşturduğu, ortalama tüketici nezdinde akılda bu şekilde kalacağı, yalnızca \"...\" ibaresinin ortak olmasının karıştırma ihtimali için yeterli kabul edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Dosya münderecatında toplanan delillere göre, davalının en eskisi 1987 yılına dayanan, \"...\" ortak unsurlu marka tescillerinin bulunduğu söz konusu seri markalar ile ticaretini uzun yıllardır devam ettirdiği, taraf markalarının uzun yıllardır piyasada birlikte varlıklarını devam ettirdikleri, bu durumda markaların \"birlikte var olma\" prensibi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay'ın da benzer uyuşmazlıklarda birlikte uzun yıllardır piyasada var olan markalar yönünden tecavüz ya da hükümsüzlük koşullarının oluşmayacağına dair istikrarlı içtihatlarının bulunduğu (Yargıtay 11. H.D. 03/06/2013 T., 2012/8617 E., 2013/11464 K., 02/03/2011 T., 2009/8708 E., 2011/2089 K., 23/03/2021 T., 2020/2129 E., 2021/2773 K.) bu itibarla davalının en eski 1987, davacının ise en eski 1982 yıllarına uzanan tescilleri ile daha önceki tarihlere dayanan ticari faaliyetlerinin bugüne kadar huzurdaki ihtilaf olmaksızın, piyasada karışıklık yaşanmaksızın getirildiği ve taraf markalarının birlikte var olma koşullarının gerçekleştiği kanaatine ulaşılmıştır. Davacının davaya konu iddialarına dayanak olarak sunduğu Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/208 esas - 2022/448 karar sayılı dosyasında verilen gerekçeli kararda da benzer sonuçlara ulaşılmışıtr: \"... Netice itibariyle, taraf markalarının kent ibaresi ile başlıyor olması ve kavramsal, işitsel ya da anlamsal açıdan taraf markalarının yeterince birbirinden ayrılamamış olmasının da etkisiyle, taraf markalarının karıştırılma ya da ilişkilendirilmeye sebep olma ihtimalinin bulunduğu, ancak kent ibaresinin taraflardan herhangi birine bağlanmamış olması karşısında bu ihtimalin güçlü olduğundan bahsedilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davalının önceki tarihli markası ... numaralıdır. Davacının ... başvuru sayılı markası (davada dayanak alınmamış olmakla birlikte, davalı yan delilleri arasında sayılmıştır) 23/11/1988 de tescil edilmiştir. Buna göre, kent ibareli taraf markaları, uzun yıllardır hukuken ve fiilen varlığını sürdürmekte olup, birlikte var olma (co-existence) durumu da, ilgili tüketici tarafından işaretlerin karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde akılda tutulmalıdır. Bu çerçevede; davacı markaları ile davalı markalarının birlikte eş zamanlı uzun süreli olarak aynı piyasada var oldukları ve herhangi bir karışıklık yaşandığı hususunda herhangi bir delilinin dosyaya sunulmadığı, birlikte varolma ve ortalama tüketici tarafından iki ayrı marka olarak kabul edilme halinin gerçekleştiği, davacının önceki tescilli markaları kapsamında kalan ürünler yönünden uzun yıllar birlikte var olan markalar arasında herhangi bir karışıklığın yaşanmadığı anlaşılmakla, önceki tescilli markaları kapsamında davalının, yukarıdaki tabloda kalın punto büyük harfle gösterilmiş başvuru kapsamındaki mallar yönüyle müktesap hakkının bulunduğu da dikkate alındığında, çekişme konusu \"...\" ibaresinin taraflardan herhangi birine bağlandığı değerlendirmesinin dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden yol çıkılarak yapılmayacağı, bunun bir sonucu olarak, somut olayda tek bir tarafa bağlanmamış ve uzun yıllardır birlikte var olan kent işaretinin aynı olmasının ilgili tüketici tarafından işaretlerin karıştırılacağı kanaati için yeterli olamayacağı, üstelik davacı yan markası kapsamındaki baskın diğer unsurların işaretlerin birbirinden ayrılmasını da sağladığı sonucuna varılmış olup, somut olayın şartlarına, aynı/benzer olan mallar yönüyle dahi taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin oluşmadığı kanaatine varılmıştır. İlaveten, aynı/benzer olmayan mallar açısından da \"...\" ibaresinin; özgünlük derecesi yüksek, fantezi bir ibare olmadığından, ayırt ediciliği ve özgünlük derecesi, kaynak gösterme fonksiyonunun görece düşük düzeyde olduğu düşünülmektedir. TÜRKPATENT Marka Veri Tabanı'nda araştırma yapıldığında \"...\" kelimesi ile başlayan 1464 adet ve içinde \"...\" kelimesi geçen 5011 adet marka başvurusu olduğu ve bunların büyük bir kısmının tescil edilmiş olduğu dikkate alındığında \"...\" ibaresi dava konusu marka başvurusu kapsamında mal ve hizmetler kadar, diğer mal ve hizmetler için de ek unsurlar ile birlikte yaygın bir marka işareti olarak tercih edilmektedir. Bu fiili gerçeklik karşısında, özgünlük derecesi yüksek, fantezi bir ibare yerine daha yaygın kullanılan, markasal ayırt ediciliği güçlü olmayan bir ibare ve/ya işareti marka olarak tercih eden marka sahiplerinin, tercihlerinin sonuçlarına katlanmaları beklenir. Sonuç olarak; somut vakada, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali ve/veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır....\" Bu noktada üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus, davacının davaya konu ettiği tescillerden önce, davalı tescillerinin \"...\" unsuru ön plana alınmaksızın gerçekleştirilmesine rağmen, yıllar içerisinde kötüniyetli olarak \"...\" unsurunun ön plana çıkarılarak davacı markalarına yanaşma iradesi sergilediği iddiasıdır. Ne var ki davalının, davacı ile ortak/benzer emtia grubunda davaya konu olmayan önceki tarihli tescillerinde de \"...\" ibaresinin geri planda bulunmadığı, özellikle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil numaralı markalarda \"...\" ibaresinin ön planda ve esas unsur olarak yer aldığı, davalının istikrarlı bir şekilde \"...\" unsurlarını değişik kombinasyonlarla birlikte içeren markalarını uzun yıllara dayalı bir şekilde oluşturarak piyasada bu hali ile var olduğu ve bilindiği, davaya konu markalarda yer alan kombinasyonların kötüniyetli gerçekleştirildiği iddiasının, davaya  konu olmayan markalar ile birlikte değerlendirildiğinde kabulünün mümkün olmadığı, tam tersine, uzun yıllar davalının \"...\" markasına yatırım yaparak geliştirmesine sessiz kalan davacının sonradan hükümsüzlük ve tecavüz davası ikame etmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ederek hukuk düzenince korunmaması gerektiği, davalının önceki tarihli kullanım ve tescillerine daha önce davacı tarafça uyuşmazlık çıkarılmamasının davalı yararına kazanılmış hak oluşturduğu hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Bu noktada davacı yanın \"...\" ibaresi üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu iddiasının ise - taraf markalarının birlikte var olma koşullarını taşıması ve davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybı bakımından - sonuca etkili olmayacağı, yani tecavüz ve hükümsüzlük için tek başına yeterli kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle; 1-Davacının davasının REDDİNE,\" Şeklinde karar vermiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde; Müvekkili markaya ciddi yatırımlar yaptığını, ... ibaresinin markların esas unsuru olduğunu, markanın 1954 ten beri tescilli olarak kullanılmakta olduğunu, markayı müvekkiline devreden şirketin markayı davalıdan yaklaşık 30 yıl önce kullanmaya başladığını, Davalının ... markasının esas unsurunu değiştirerek farklı şekillerde tescil ettirmesinin lehine hak kazandıramayacağını, Davalının kötüniyetli olduğunu, ... ibaresini müvekkilinin kullandığı tarza ... adıyla üretim yaparak karıştırılmaya yol açacak şekilde tescil ettirdiğini, markanın müvekkili markasına yanaştırma gayreti içinde olunduğunu, logolardan da görüleceği üzere ... kelimesinin arka plana ... kelimesinin ön plana çıkarıldığını, bu durumun iyiniyetle bağdaşmayacağını, Her iki tarafın markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, Davalı markasındaki ... kelimesinin TÜrkçe olmadığını, tüketici hafızasında ... ibaresinin yer edeceğini ve karışılığa neden olacağını, davalının markasının ilk kelimesinin ... olduğunu, yazılar soldan sağa okunduğundan bu durumun karışıklık yaratacağını, Kararda müvekkilinin davalının kötüniyetli hareketine sessiz kaldığı belirtilmişse de bu durumu kabul etmediklerini, davalının tescil başvurularına itiraz edildiğini, YİDK kararlarının iptali davaları açıldığını, ANkara 1.FSHHM  2018/399 Esas sayılı dosyasında ... markası yönünden alınan raporda markaların benzer olduğunun belirtildiğini, Ankara 1.FSHHM 2018/399 E sayılı dosyasında davanın kabul edildiğini, Ankara 3.FSHHM 2022/208 Esas sayılı dosyasında da müvekkili lehine karar verildiğini, davalının kötüniyetinin Bakırköy 1.FSHHM 2021/185 e sayılı dosya ile de sabit olduğunu, Davalının marka başvurularının planlı, sistematik ve kötüniyetli olduğunu, Davalının markası marka hukuku anlamında benzer olduğu gibi tescil sınıflarının da aynı benzer olduğunu,  davalının müvekkiline ait aynı mal ve hizmet grubunda mal ürettiğini, ham madde-mamul ilişkisi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ile markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının ... esas unsurlu önceki tarihli markaları  05,29,30,31,32. Sınıflarda tescillidir. Hükümsüzlük istemine konu ... numaralı \"...\" ibareli 32.sınıfta tescilli olan marka davalının .. numaralı \"...\" ibareli 32.sınıftaki markasının renkli hali olup, davalının ... numaralı \"...\" ibareli 32.sınıfta tescilli markasının da mevcut olduğu görülmektedir. Davacı yanca, ... numaralı \"...\" ibareli 29,30 ve 32.sınıfta tescilli markanın hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de davalının önceki tarihli ... numaralı \"...\" ibareli 05,29,30,32.sınıflardaki ve ... numaralı \"...\" ibareli tescilli markaları mevcuttur. Davaya konu ... numaralı ..., ... Numaralı ve ... numaralı ... markalarının hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de; davalının ... esas unsurlu,  03,05,29,30,32, 33, 35. Sınıflarda tescilli pek çok seri markası olduğu, davalının \"...\" ibareli ilk markasının ise ... numaralı 30.sınıftaki markası olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edildiği üzere mevcut delillere göre davalının tescilde kötüniyetinin ispatlanamadığı, davaya konu ... numaralı 35,40,41 43 sınıflardaki ... Markasının 06.05.2016'da tescil edildiği, ... numaralı markanın 27.01.2015'te tescil edildiği davanın ise 08.04.2022'de açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının seri markaları ve dava tarihi  dikkate alındığında mahkemece davalının önceki markaları dikkate alınarak hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür.Dosyada mevcut deliller, bilirkişi raporundaki tespitlere göre; davalının markasal kullanımları davacının markalarının tescil sınıfları aynı/benzer emtia sınıfında ise de; davalının uyuşmazlık konusu yapılmamış ... esas unsurlu pek çok markasının olduğu, davalının markasal kullanımlarının markaların  tescilli şekli ile uyumlu olduğu, davacı vekili yargılama aşamasında ve istinafında davalının ... ibaresini öne çıkararak ve markaya yanaştırarak markayı kullandığını/tescil başvurusunda bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraf markalarının uzun yıllardır piyasada birlikte var oldukları, istinaf dilekçesine göre en eski tarihli davanın 2018 yılında açıldığı, davalının eski tarihli markalarından ... numaralı 32.sınıftaki markada ... İbaresini kullanmadan ... ibaresini kullandığı, davalının önceki tarihli pek çok markada da kararda yer verildiği üzere ... ibaresinin önplana çıkarıldığı, markaya yanaşma iddiasının yerinde olmadığı dikkate alındığında mahkemece sessiz kalma nedeni ile markaya tecavüze ilişkin istemin reddine karar verilmesi yerindedir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae272e7300e6402e","SID":"bffebb2c1ee6d5b2"}}