{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1605 Esas<br>KARAR NO:2025/619 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/827 Esas - 2021/439 Karar <br>TARİH:01/06/2021<br>DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \"Davacı ... ... ile akdedilen ve 15.05.2013 tarihinde yürürlük tarihi olarak belirlenen  distribütörlük sözleşmesinde belirlenen münhasır bölgelerde satış ve dağıtım faaliyetlerini 2000 yılından beri yerine getiren, 2016 yılına kadar ticari ilişkinin sürekliliğini sağlayan bir şirkettir. ...Davacı ile ... GIDA arasında 2000 yılında başlayan distribütörlük ilişkisi, ... VE GIDA MADDELERİ ÜRETİM PAZ. İTH. İHR. A.Ş.’nin ... GIDA hisselerini satın almasıyla, ... A.Ş. ile akdedilen ilk sözleşme esas alınarak ticarete fiilen devam etmiş, araç sayısını 37'e çıkartmış ve  bu filoya uygun personel alımını gerçekleştirmiştir.... 2000 yılından 2016 yılına kadar ticari ilişkinin sürekliliğini sağlayan davacı, sözleşme edimlerini yerine getirmek için gerekli yatırımları yaparak, müşteri taleplerine yetecek, düzeni, büyüklüğü sağlamış ve bulunduğu bu bölgeler itibariyle, araç ve personel sayısını arttırmış, faaliyet gösterdiği alanlarda, reklam ve pazarlama stratejisini doğru uygulayarak distribütörlük faaliyetini hakkıyla yerine getirmeye devam etmiş, davalıların teşvik ve talebiyle daha büyük depo tutarak ciddi miktarda müşteri sayısına ulaşmıştır. ...Davalılardan ... A.Ş. ile devam eden distribütörlük sözleşmesi süresince; 2013 yılından itibaren davacıdan birçok bölgenin distribütörlüğü kademeli olarak fiilen alınarak satış ve dağıtım faaliyeti fiilen sona erdirilmiştir. ...15.03.2013 tarihinde taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesine aykırı olarak davacıya ait münhasır bölgelerde bulunan (Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca ve İstanbul-Anadolu yakası) büyük yerel marketlerin (Hakmar, Çağrı, Özkuruşlar ve Çetinkaya gibi) satış ve dağıtımı davalı tarafından kendi bünyesindeki filo ve filo personeliyle yapılmış, .... 26.05.2014 tarihinde satış ve dağıtımı 10 Araçla davacı tarafından yapılan bölgeler (E-5 altı – Maltepe – Kadıköy – Ataşehir – Üsküdar) davacıya ihbar edilmeksizin, onayı alınmaksızın dava dışı ... GIDA’ya fiilen devredilmiş, ...  26.05.2014 tarihinde satış ve dağıtımı 10 araçla davacı tarafından yapılan bölgeler  (Beykoz – Ümraniye – Çekmeköy) davacının da müşterisi olan ... ŞTİ. ortaklığı ile kurulan dava dışı ... ŞTİ.’ye devredilmiş, bu bölgelerden kalan 6 araç diğer bölgelere entegre edilerek davacı tarafça 26 araç ile devam edilmiş, ... Davacı firmaya ait 17 araçlık filoya sahip bölge (Sultanbeyli, Sancaktepe, Pendik, Tuzla’nın bir kısmı) davacıya herhangi bir ihbar olmaksızın, davacının onayı alınmaksızın, zarara uğrayıp-uğramayacağı düşünülmeksizin 18.02.2015 ve 22.10.2015 tarihlerinde davalı firmaların  hissedarlarının yakını olan kişilerce kurulan .... AŞ’ye fiilen devredilmiş, ... Davacı firmaya ait 17 araçlık filoya sahip bölge 07.03.2016 tarihinde davacıya (Dilovası, Gebze, Darıca, Çayırova) herhangi bir ihbar olmaksızın, davacının onayı alınmaksızın, keşidecinin bu bölgedeki müşterisi olan ...’a davalılarca  fiilen devredilmiştir. Aynı zamanda; 26.05.2014 tarihinde davadışı ... GIDA ile Alacağın Temliki Sözleşmesi ve davalılardan .... tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapılmış, ... 22.05.2014 tarihinde davacının müşterisi .... ŞTİ. ortaklığı ile kurulan ... ŞTİ. ile Alacağın Temliki Sözleşmesi ve 26.05.2014 tarihinde davalılardan ...  tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapılmış, .... 14.02.2015 tarihinde davalı şirketlerin hissedarlarının yakını olan kişinin kurduğu .... AŞ. ile Alacağın Temliki Sözleşmesi ve davalılardan ...  tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapılmış, ... 22.10.2015 tarihinde davalı şirketlerin hissedarlarının yakını olan kişinin kurduğu .... AŞ. ile Alacağın Temliki Sözleşmesi ve davalılardan ...  tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapılmış, ... 07.03.2016 tarihinde ise davacının müşterisi olan ...’a 17 araçlık bölgenin(Dilovası, Gebze, Darıca, Çayırova) davalı tarafından fiilen devri sebebiyle davalılardan ... ve Gıdanın tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapılmıştır. ....Distribütörlük sözleşmesinde belirtilen faaliyet bölgeleri davacıya hiçbir ihtar ve bildirimde bulunulmadan,  kademeli bir şekilde davalı firmalar tarafından çalışma şartlarındaki değişiklikler bildirilmeksizin, yukarıda belirtilen zamanlarda,  dağıtım verilen şirketlere veya şahıslara fiilen devredilmiş olup davacı da bu devirlere muvafakat etmeye fiilen zorlanmıştır.Davacı dağıtım ve satış yaptığı ürünlerin bedellerinin tahsilini temin için yukarıda belirtilen tarihlerde bölgeleri fiilen devralan firmalara, dağıtım yapılan market, bakkal vs’ deki alacaklarını temlik etmek zorunda kalmıştır. ...Davaya konu 15.05.2013 tarihli distribütörlük Sözleşmesinin  ‘Yorum ve Temel Hükümler’ başlığı altında \"c\" bendinde; davacı “….. Bölge’de münhasır yetkili satıcısı olarak atanmaktadır.” hükmü ile korunmaktadır.Distribütörlük sözleşmesinin haksız nedenle kötü niyetle, tedricen ve fiilen feshedilmesi sonrasında, davacı kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanma şansını kaybetmiş, satış ve dağıtım faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığı gibi, daha önce satış yaptığı 3. Şahıs ve firmaların kendisinin üstünde distribütör haline gelişine seyirci kalmak zorunda bırakılmıştır. ... Bu duruma ek olarak davalı firmalar tarafından özellikle yakın ilişkiler içerisinde olunan faklı bölgelerdeki distribütörlere farklı fiyat uygulamaları da yapılarak keşideci açısından haksız rekabet ortamı oluşturulmuştur. Örneğin davalılar tarafından ... Gruba, müvekkil firmanın distribütörü olduğu aynı nitelikte ürünler daha makul şartlarda ve koşullarda verilmiş, bu şekliyle de bu ayrıcalıktan yararlanan firmalara karşı davacının ticari itibarı sarsılmıştır ve dolayısıyla davacı nezdinde büyük ticari zararlar meydana gelmiştir. … Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, davacının satışını ve dağıtımını yapmış olduğu bölgelerin 3. Şahıs ve şirketlere devredilmesiyle birlikte haksız rekabet ’in meydana geldiği göz ardı edilmemelidir. ... Davalıların talebi doğrultusunda ve bölgelerin gerektirdiği boyutlarda kiralanan depo, bölgelerin fiilen geri alınması sonucunda depolanacak malların miktarlarının da düşmesiyle davacıya fazla gelmesine rağmen davacı tarafından kira ödemesi mecburi olarak devam etmiştir, davalılar kendilerinden kaynaklanmasına rağmen kira bedeline katkıyı da ödememişlerdir. ... Distribütörlük sözleşmesi davalılar tarafından feshedilince davacı distribütörlük sözleşmesinin gerektirdiği miktardaki personelin iş akdini feshetmek zorunda kalmış,  iş akdinin işverence feshine bağlı tazminatlar davacı tarafından ödenmiş olup bu hususta davalıların herhangi bir katkısı olmamıştır. ... Yeni bölge verildiğinde genişletilen araç filosunda münhasır bölgelerin fiilen geri alınmasıyla mecburi olarak daralmaya gidilmiş, alım - satımdan kaynaklanan zararlar karşılanmamıştır. ... Davacının  ciro kaybı ve davalılar tarafından maruz bırakılan ticari hayatındaki dalgalanmalar sebebiyle ödeme dengesindeki  sarsılma nedeniyle kredibilitesi bozulmuş, finansman maliyetleri artmış, bankalardan/finans kuruluşlarından kredi alımı zorlaşmış, davacı kredi çekebilmek için  daha fazla teminat göstermek zorunda kalmış, kredilendirme maliyetleri yükselmiş ve davacı bu zararı karşılamak zorunda kalmıştır. ... Davacı, ... GIDA ile 1996 yılından beri olan müşteri kitlesini davalılara hasretmiş, sayısını koruyarak artırmış, davalılara ciddi miktarda müşteri kitlesi kazandırmak amacıyla masraf yapmış, bu masrafları muhataplarca karşılanmamıştır. ...Davacı, davalıların kusurlu davranışları neticesinde beklenen ciroların oluşmaması nedeni ile büyük oranda kar kaybına uğramıştır. .... Sonuç olarak; davacının bölgedeki ağırlığı olumsuz etkilenmiş,  piyasadaki 20 yıllık prestiji sarsılmış, 1996 yılından beri koruyarak artırdığı müşteri kitlesi tedricen azalmış,  pazar payları sıfırlanmış olup, ciro oranlarında ciddi anlamda kayıpları olmuştur. Bu nedenle, davacının ticaret yaptığı diğer işlerinde de dolaylı ve yansıma zararları meydana gelmiş, şirketin mevcut ve muhtemel değerleri sekteye uğramıştır. ... Davalılarla davacı arasında akdedilen 15.05.2013 tarihli \"Distribütörlük Sözleşmesi'nin \" 8.2. maddesi kapsamında “….. 30 gün önceden yazılı ihbarda bulunmak koşuluyla işbu sözleşmeyi fesih edebilir.” şeklinde düzenleme mevcut olup,muhataplarca ihbar öneline uyulmaksızın haksız nedenle sözleşme tedricen ve fiilen feshedilmiştir\" demek suretiyle taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmelerinin davalı tarafından ihbar bildirimine uyulmaksızın, 2014 Mayıs ayında başlayan ve tedricen artan fiili uygulamalarla, haksız nedenler ve kötüniyetle 2016 Mart ayında fiilen feshedilmesi sonucu ciro kaybı nedeni ile uğranılan zarar için  15.000 TL, şirket değerinin düşmesi nedeni ile uğranılan zararlar için  15.000 TL, kaybedilen müşteri çevresi nedeni ile aynı çevreyi yeniden elde etme sürecinde yoksun kalınan gelirler için  15.000 TL ve müşteri portföy tazminatı için 15.000 TL maddi tazminat ödenmesini talep  ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;  \"... Davacı ile müvekkil ... Yiyecek arasında .... 30.06.2010 tarihli 1 yıl süreli distribütörlük sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmeye 1 er yılık uzama süresi konulmuştur. Müvekkil davalı ... Yiyecek'in diğer müvekkil ... tarafından satın alınmasından sonra müvekkillerden ... davacı taraf ... 15.05.2013 tarihli 1 yıllık süreli distribütörlük sözleşmesini imzalamıştır. Sözleşmeye 1 er yılık uzama süresi konulmuştur. Sözleşmenin imzası ile müvekkil ...'ın İstanbul Anadolu distribütörü ... Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Alacaklarını ve İstanbul Anadolu yakası distribütörlüğünü davacı şirkete devretmiş ve İstanbul Anadolu distribütörlüğü bu tarihten sonra davacı tarafından yapılmıştır. Söz konusu müşteriler diğer müşteriler gibi müvekkil davalıların uzun yıllardır çalıştığı ve ürünlerinin satışını yapan müşterilerdir. Ayrıca söz konusu müşterilerin müvekkil davalıların ürünlerini satmasının sebebi müvekkil davalıların ürün kalitesi, reklam çalışmaları ve uzun yılların verdiği çalışmaların sonucundan kaynaklanmaktadır. ...Davacı taraf 14.02.2015 tarihinde .... A.Ş., 22.05.2014 tarihinde ... Şti., 2014 yılında ... Şti. ile alacağın temliki sözleşmesi yaparak müvekkil şirketlerdeki alacaklarını devretmiş ve söz konusu şirketlerin faaliyet gösterdiği bölgelerde distribütörlük faaliyetine kendi isteği ile son vermiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde söz konusu şirketler ile zorla sözleşme imzaladığını iddia etmiş ise de işbu iddia gerçeği yansıtmamakta olup kabul etmiyoruz. Öncelikli olarak davacı şirket ticari bir şirket olup yapacağı işlemlerde basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu sözleşmelerin farklı tarih ve hatta yıllarda yapıldığı dikkate alındığını davacının kendi haklarını kendi özgür iradesiyle devrettiği tespit edilecektir. Ayrıca iddia edildiği gibi zorlama durumu söz konusu ise söz konusu sözleşmelerin tarafı müvekkil davalı şirketler olmadığı gibi böyle bir iddianın ileri sürülme hak düşürücü süresi de geçmiştir. Söz konusu alacağın temliki sözleşmelerinde müvekkil davalı şirketlerin taraf olmadığı, farklı farklı şirketlerle farklı tarihlerde hatta yıllarda sözleşme yapıldığı dikkate alındığında davacı tarafın zorla imzalatıldığı yönündeki iddiasının asılsız ve mesnetsiz olduğu tespit edilecektir. ....Davacı taraf işbu alacağın temliki sözleşmelerinden sonra da müvekkil davalılara virman talimatı vererek müvekkil davalı şirketlerdeki cari hesabının alacağını temlik ettiği şirketlere aktarılmasını talep etmiştir. Davacı şirketin talebi ve virman talimatı doğrultusunda virman talimatlarında belirtilen tutarlar ilgili şirketlerin cari hesabına aktarılmıştır ....Müvekkil davalılar ile davacı arasında akdedilen ...  sözleşmelerin 13. maddesinin 2. bendinde yer alan hükümde belirtildiği üzere devir halinde distribütör herhangi bir hakka, imtiyaza veya hareket yetkisine sahip olmadığı açıkça hüküm altına alınmıştır. ... dava konusu sözleşmeler davacı tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmiştir.Davacı tarafın dava dışı şirketlerle yaptığı alacağın temliki sözleşmeleri dahi tek başına sözleşmelerin davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini göstermektedir. Müvekkil davalılar ile davacı arasında akdedilen sözleşmeler davacı tarafından feshedilmiştir. Müvekkil davalıların tüm tazminat talep haklarını saklı tutuyoruz. Müvekkil davalılardan ... kendi distribütöründen alarak davacı tarafa verdiği İstanbul Anadolu yakası distribütörlüğü davacı tarafından başka şirketlere devredilmiştir. Müvekkil davalılardan ...'ın distribütörlüğünün davacı tarafa verilmesinden sonra davacı tarafın lojistik alt yapısı yetersiz gelmiş ve müvekkil davalıların müşteri çevresine dağıtımı yapamamıştır.Yükümlülüklerini yerine getiremeyen davacı taraf kendi iradesi ile kısım kısım yerleri başka şirketlere devretmiştir. Davacı tarafın bu devirlere müvekkil davalıların zorladığı yönündeki iddiası abesle iştigaldir. ...Davacı taraf müvekkil davalı şirketler dışında başka firmaların da distribütörlüğünü yapmaktadır. Ancak şifahi duyumlarımıza göre davacı taraf bu firmalar ile de sözleşmelerini sonlandırmıştır. Davacı taraf elinde hizmet verdiği firma kalmayınca muhtemelen kendisine haksız kaynak sağlamak mantığıyla haksız ve mesnetsiz iddialar ile işbu davayı açmıştır. ...Davacı tarafın virman talimatı sonucunda cari hesabını farklı tarihlerde farklı şirketlere virman etmesi sonrasında müvekkil davalı şirketler ile davacı şirket arasında mutabakat sağlanmış ve imza altına alınmıştır. ... Davacı taraf ile imzalanan mutabakat mektupları sonrasında davacı taraf Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile mutabık kalınan tutarın ödenmesi için ihtarname göndermiş ve bu ihtardan sonra da davacı tarafın son cari bakiyesi de gönderilmiş ve herhangi bir alacağı kalmamıştır.Davacı tarafın tüm hareketleri sözleşmenin davacı tarafından sonlandırıldığını ispatlamaktadır. .... Dava konusu ile ilgisi bulunmayan dava dilekçesinde yer alan; farklı bölgelerdeki distribütörlere farklı fiyat uygulamaları yapıldığı yönündeki iddiada gerçeği yansıtmamakta olup kabul etmiyoruz. ... Sözleşmelerin 3.10 maddesinde de açıkça belirtildiği üzere distribütör kendi iş yerlerine, depolarına ve araçlarına ilişkin her türlü kanuni ve sıhhi mükellefiyetlerin yerine getirilmesinden bizzat sorumludur. Ürünlerin uygun koşullarda muhafaza edilmesinde davacı bizzat sorumludur. Bu sebeple de; iddia ettiği gibi depolar kendisine fazla geldi ise bunun sebebi davacı taraftır. Müvekkil davalı şirketlerin bu hususta herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacı tarafın böyle bir durum varsa bile bu durumu kendisinin öngörmesi gerekirdir\" demek suretiyle davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 01/06/2021 tarih ve 2017/827 Esas - 2021/439 Karar  sayılı kararında;\"Dava hukuki niteliği itibari ile taraflar arasındaki sözleşmenin usulsüz fesh edildiğinden bahisle davacının uğradığını iddia ettiği portföy tazminatı, şirketin değer kaybı tazminatı, ciro kaybı  ve yoksun kalınan kar'a ilişkin tazminat davasıdır.Usulüne uygun taraf teşkili sağlanmış ve taraf delilleri toplanmıştır.Taraflar arasında bayilik sözleşmeleri bulunduğu, davacının sözleşmelerden kaynaklanan haklarını peyder pey dava dışı bir takım şirketlere devrettiği, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmelerin fiilen sona ermesine yol açtığı hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı  taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların uzun süreden beri davalıların baskıları sonucu başka firmalara  devretmek zorunda kaldığını, bu sebeple sözleşmenin davalılar tarafından fiili olarak haksız bir şeklide feshedilmiş olduğu sözleşmenin feshine davalıların sebep olduğunu , bu bakımdan oluşan zararların tespit ve tazmin edilmesi gerektiğini iddaa etmiştir.  Davalılar, davacının kendi rızasıyla sözleşmeden doğan haklarını devrettiği, herhangi bir baskı olmadığını, bu yöndeki iddianın davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği şeklinde savunma yapmıştır.Taraflar arasında en son 30.06.2010 tarihli bir yıl süreli ve 15.05.2013 tarihli bir yıl süreli distribütörlük sözleşmeleri  yapıldığı görülmektedir. Davacı ile ... Grup Gıda İnşaat San. ve Tic, Ltd. Şti. arasında düzenlenen alacağın temliki sözleşmesiyle, cari hesap mutabakatına konu 746.653,09.-TL alacağın, davacı ile ... Şti. arasında düzenlenen alacağın temliki sözleşmesiyle cari hesap mutabakatına konu 173.858,32.-TL alacağın, davacı ile ... San, ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenen alacağın temliki sözleşmesiyle cari hesap mutabakatına konu 435.777,77.-TL alacağın, davacı ile ... Şti. arasında düzenlenen alacağın temliki sözleşmesiyle cari hesap mutabakatına konu 157.348,85.-TL alacağın; davacı ile ... Şti. arasında düzenlenen alacağın temliki sözleşmesiyle cari hesap mutabakatına konu 85.530,49.-TL alacağın davacı tarafından temlik edilmiş olduğu, yapılan bu devirler ile birlikte taraflar arasındaki ticari ilişkinin de sona erdiği anlaşılmaktadır.Dava dosyasında bulunan ve davalılar tarafından düzenlenerek davacıya gönderilen iki adet 01.04.2016 tarihli cari hesap mutabakat yazısında; davalıların 01.04.2016 tarihi İtibarıyla cari hesap bakiyesinin 0,00.-TL Alacak bakiyesi olduğu yönünde davacı ile mutabık kaldıkları, cari hesap mutabakat yazısının davacı tarafından imzalanarak davalılara verdiği tespit edilmiştir.İspat kuralına ilişkin MK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hükümler uyarınca, davacı tarafından “taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakların uzun süreden beri davalıların baskıları sonucu başka firmalara peyden pey devretmek zorunda kaldığını, bu şekilde sözleşmenin davalılar tarafından fiili olarak haksız bir şeklide feshedilmiş olduğu” yönündeki iddiaların geçerli delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Davacı tarafından bu yönlerde herhangi bir somut delil sunulmamıştır. Bu bakımdan sözleşmelerden kaynaklanan hakların davalıların baskıları sonucu devredilmek zorunda kalındığına ve böylece davalıların taraflar arasındaki sözleşmeleri eylemli olarak sona erdirdiklerine ilişkin davacının iddialarının kabulüne olanak yoktur.Dolayısıyla davacının tazminat talepleri yerinde değildir.Temlik sözleşmelerinin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davacının tacir ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu, davalıların aksi yönde delil sunmasında herhangi bir sınırlama da bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin“zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiğinin” ileri sürülmesinin olanaksız olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda davacının yapmış olduğu temlik sözleşmelerinin gabin ve genel işlem koşullarına aykırılık nedeniyle ya da irade sakatlıkları gerekçesiyle hükümsüzlüğünün ileri sürülemeyeceği sonucuna da varılmaktadır.Dosyada mübrez ve davalılar tarafından düzenlenerek davacıya gönderilen iki adet 01.04.2016 tarihli cari hesap mutabakat yazısında; davalıların 01.04.2016 tarihi İtibarıyla cari hesap bakiyesinin 0,00.-TL Alacak bakiyesi olduğu yönünde davacı ile mutabık kaldıkları, cari hesap mutabakat yazısının davacı tarafından imzalanarak davalılara verdiği de görülmektedir. Davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin bu mutabakatları imzalaması da yukarıda varmış olduğumuz sonucu teyit eden diğer bir husustur. İhtirazi kayıt ileri sürülmeden ilişkiye devam edilmesinin (ya da somut olayda olduğu gibi mutabakat yapılmasının) hak kaybına yol açacağı hususu, Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararında şu şekilde dile getirmiştir: “Dava, bayilik sözleşmesiyle belirlenen eksik ürün alımı hali için öngörülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Davacının, yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalılardan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak davacının bu cezai şartı talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtirazı kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir.Dosya kapsamından davacının söz konusu dönemden sonra herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin davalılara ürün vermeye devam ettiği anlaşıldığından, talep konusu dönem için davalılardan cezai şart isteyemez” (HGK’nın 9.4.2014 tarih ve 2013/19-690 E. 2014/507 K. sayılı kararı).Davacı tarafın davalı ile aralarındaki sözleşmenin davacının basklıları soncu sona erdiği hususunu ispata yarar delil  sunamadığı, 01.04.2016 tarihli cari hesap mutabakat yazısında; davalıların 01.04.2016 tarihi İtibarıyla cari hesap bakiyesinin 0,00.-TL Alacak bakiyesi olduğu yönünde davacı ile mutabık kaldıkları nazara alınarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul, yasa ve hakkaniyet açısından eksik ve hatalı bir karar olduğunu; ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu taleplerinin, delillerinin tam olarak incelenmeksizin; eksik, hatalı ve tek yanlı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş bulunduğunu,Dava dışı ... firmasının 2000 yılında ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin distribütörlüğünü alarak Pendik-Boğaz hattında 17 araçlık satış filosu ve bu filoya uygun personel sayısıyla iş portföyünü genişlettiğini, davacının ise  03.04.2003 tarihinde  ... firması ortaklarınca kurulduğunu ve  ... Gıdanın da onayı ile birlikte ... Gıda - ... Gıda arasındaki distribütörlük anlaşmasının ... Gıda' ya fiilen devredildiğini, 2013 yılında çay, şeker ve konserve sektöründe faaliyet gösteren davalılardan ... Şirketi'nin ... Gıda hisselerini satın alması ile birlikte şirketin devrini gerçekleştirerek ... Gıda adıyla bilinen şirket isim değişikliğiyle... A.Ş olarak tescil edildiğini, devamında, davacı firma ile davalılardan ... ve ... Şirketi arasında 15.05.2013 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, davacı firmanın yaklaşık 2000 yılından beri ... Gıda ile devam eden ticari ilişkilerine aynı şekilde davalılar ile de devam ettiğini, ancak, davalıların 26.05.2014 tarihinden itibaren kademeli olarak birçok bölgenin distribütörlüğünü fiilen, davacıya ihbar edilmeksizin kendilerinin belirlediği firmalara vermeye başladıklarını,  bu şekilde 15.05.2013 tarihinde ... ile davacı arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesine aykırı olarak davacıya ait münhasır bölgelerde bulunan (Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca ve İstanbul-Anadolu yakası) büyük yerel marketlerin (..., ...., ... ve ... gibi) satış ve dağıtımının davalı tarafından kendi bünyesindeki filo ve filo personeliyle yapıldığını, 26.05.2014 tarihinde satış ve dağıtımı 10 Araçla davacı tarafından yapılan bölgelerin (E-5 altı – Maltepe – Kadıköy – Ataşehir – Üsküdar) davacıya ihbar edilmeksizin, onayı alınmaksızın davadışı ... Gıda’ya fiilen devredildiğini,  26.05.2014 tarihinde satış ve dağıtımı 10 araçla davacı tarafından yapılan bölgelerin  (Beykoz – Ümraniye – Çekmeköy)  davadışı ... Gıda'ya fiilen devredildiğini, davacı firmaya ait 17 araçlık filoya sahip bölgenin (Sultanbeyli, Sancaktepe, Pendik, Tuzla’nın bir kısmı) davacıya herhangi bir ihbar olmaksızın, davacının onayı alınmaksızın, zarara uğrayıp-uğramayacağı düşünülmeksizin 18/02/2015 ve 22/10/2015 tarihlerinde davalı firmaların  hissedarlarının yakını olan kişilerce kurulan .... AŞ’ye fiilen devredildiğini, Davacı firmaya ait 17 araçlık filoya sahip bölge 07.03.2016 tarihinde davacıya (Dilovası, Gebze, Darıca, Çayırova) herhangi bir ihbar olmaksızın, davacının onayı alınmaksızın, keşidecinin bu bölgedeki müşterisi olan ...’a davalılarca  fiilen devredildiğini, bu devirlere karşılık olmak üzere de; 26.05.2014 tarihinde davadışı ... Gıda  ile  alacağın temliki sözleşmesi ve davalılardan ...'ın da tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı anlaşması; 22.05.2014 tarihinde dava dışı ... ile alacağın temliki sözleşmesi ve 26.05.2014 tarihinde davalılardan ...'ın  tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı anlaşması,  14/02/2015 tarihinde .... A.Ş  ile alacağın temliki sözleşmesi ve davalılardan ...'ın tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı anlaşması, 22.10.2015 tarihinde dava dışı .... A.Ş ile alacağın temliki sözleşmesi ve davalılardan ...'ın tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı anlaşması, 07.03.2016 tarihinde ise ...’a 17 araçlık bölgenin(Dilovası, Gebze, Darıca, Çayırova) davalı tarafından fiilen devri sebebiyle davalı ...'ın tarafı olduğu hesaplar arası virman talimatı yapıldığını,Distribütörlük sözleşmesinde belirtilen faaliyet bölgelerinin davacıya hiçbir ihtar ve bildirimde bulunulmadan, kademeli bir şekilde davalı firmalar tarafından çalışma şartlarındaki değişiklikler bildirilmeksizin, dağıtım verilen şirketlere veya şahıslara fiilen devredildiğini ve davacının da bu devirlere muvafakat etmeye fiilen zorlandığını, davacının dağıtım ve satış yaptığı ürünlerin bedellerinin tahsilini temin için yukarıda belirtilen tarihlerde bölgeleri fiilen devralan firmalara, dağıtım yapılan market, bakkal vs’ deki alacaklarını temlik etmek zorunda kaldığını, distribütörlük sözleşmesinin haksız nedenle kötü niyetle, tedricen ve fiilen feshedilmesi sonrasında, davacının kendisinin oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden artık yararlanma şansını kaybettiğini, satış ve dağıtım faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığını, daha önce satış yaptığı üçüncü şahıs ve firmaların kendisinin üstünde distribütör haline gelişine seyirci kalmak zorunda bırakıldığını,   davalı firmalar tarafından özellikle yakın ilişkiler içerisinde olunan faklı bölgelerdeki distribütörlere farklı fiyat uygulamaları da yapılarak  haksız rekabet ortamı oluşturulduğunu,  örneğin davalılar tarafından ... Gruba, müvekkili firmanın distribütörü olduğu aynı nitelikte ürünlerin daha makul şartlarda ve koşullarda verildiğini,Davacının, distribütörlük faaliyetlerinde bulunduğu bölgeleri kendi isteği ile bırakmadığını, bu bölgeleri davalı firmaların tutum ve eylemleri sebebi ile bırakmak zorunda kaldığını, davalı firmalar tarafından müvekkili firmaya verilen taahhütlerin yerine getirilmediğini,  gerekli desteklerin sağlanmadığını, açıkça bahse konu bölgeleri bıraktırmaya zorlandığını,  davacının alacağın temliki yapmasının sebebinin de hem davacının alacakların kurtarılması hem de davalı firmalar açısından müşteri ilişkilerinin devamlılığının sağlanması olduğunu, zaten yapılan virman talimatlarının da bu işlemlerin davalı firmaların denetimi ve onayı altında yapıldığını gösterdiğini, davalı firmaların vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmemesi, müvekkil firmanın distribütörlük yaptığı bölgelerdeki hatalı tutumları, özellikle ortakları ile yakın akrabalık ilişkisi içerisinde bulunduğu 2 şirkete vermiş olduğu distribütörlük işlerinde gerek müvekkili firmaya gerekse diğer distribütörlere oranla daha karlı yaklaşımlarda bulunmasının da bu duruma sebebiyet verdiğini, zaten bundan sebep de davalı firmaların Türkiye genelindeki birçok distribütörünün sözleşmeye son vermek zorunda bırakıldığını, davalı firmaların ... Gıda' yı devir aldığı tarihte ... Gıda ile çalışan tüm distribütörlerin tamamına yakınının şu anda davalı firmalar ile çalışmadığını, şu anda davalı firmalar ile Türkiye genelinde distribütörlük ilişkisi  içinde bulunan iki firmasının; ... Yapı firmaları olduğunu, davalı firmaların ticari kayıtlarına bakıldığı taktirde bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, davalı firmalar tarafından gerek müvekkiline gerekse ... Gıda döneminden kalan diğer distribütörlere karşı haksız rekabet ortamı oluşturulduğunu, bu bahse konu 2 firma ile yapılan her distribütörlük sözleşmesi kapsamında teminat mektubu alınıp alınmadığı, bu her 2 firmaya sağlanan ekstra desteklerin olup olmadığı davalı firmaların ticari kayıtlarından kolayca anlaşılabileceğini,TTK’da belirtilen haksız rekabet hükümleri gereğince davacının dava açma hakkı olduğunu,Distribütörlük sözleşmesi davalılar tarafından feshedilince davacının distribütörlük sözleşmesinin gerektirdiği miktardaki personelin iş aktini feshetmek zorunda kaldığını,  iş akdinin işverence feshine bağlı tazminatlar davacı tarafından ödenmiş olup bu hususta davalıların herhangi bir katkısı olmadığını, yeni bölge verildiğinde genişletilen araç filosunda münhasır bölgelerin fiilen geri alınmasıyla mecburi olarak daralmaya gidildiğini alım satımdan kaynaklanan zararların  karşılanmadığını, davacının  ciro kaybı ve davalılar tarafından maruz bırakılan ticari hayatındaki dalgalanmalar sebebiyle ödeme dengesindeki  sarsılma nedeniyle kredibilitesinin bozulduğunu, finansman maliyetlerinin arttığını,  bankalardan/finans kuruluşlarından kredi alımının zorlaştığını, davacının kredi çekebilmek için  daha fazla teminat göstermek zorunda kaldığını, kredilendirme maliyetlerinin yükseldiğini,  davacının bu zararı karşılamak zorunda kaldığını, davacının, ... Gıda  ile 1996 yılından beri olan müşteri kitlesini davalılara hasrettiğini, sayısını koruyarak artırdığını, davalılara ciddi miktarda müşteri kitlesi kazandırmak amacıyla masraf yaptığını, bu masrafların muhataplarca karşılanmadığını, davacının, davalıların kusurlu davranışları neticesinde beklenen ciroların oluşmaması nedeni ile büyük oranda kar kaybına uğradığını, davacının bölgedeki ağırlığı olumsuz etkilendiğini, piyasadaki 20 yıllık prestijinin sarsıldığını, 1996 yılından beri koruyarak artırdığı müşteri kitlesinin tedricen azaldığını,  pazar paylarının sıfırlandığını, ciro oranlarında ciddi anlamda kayıpları olduğunu, bu nedenle, davacının ticaret yaptığı diğer işlerinde de dolaylı ve yansıma zararları meydana geldiğini, şirketin mevcut ve muhtemel değerlerinin sekteye uğradığını,Davalıların  tedricen, fiili uygulamalarla distribütörlük sözleşmesini davacı açısından hukuken işlevsiz hale getirmiş olmakla davacının denkleştirme tazminatı ve portföy tazminatı gibi zarar kalemlerini talep hakkı doğduğunu, müşteri portföy tazminatı yanında,  ciro kaybı nedeni ile zarar,  şirket değerinin düşmesi nedeni ile uğranılan zarar, kaybedilen müşteri çevresi nedeni ile aynı çevreyi yeniden elde etme sürecinde yoksun kalınan gelirlerin söz konusu olduğunu, tüm bu zarar kalemlerinin yanında davalıların Türkiye’ de müvekkil firma ile yetkili tek satıcılık ilişkisinin ötesinde daha köklü işbirliği ve yatırımlara gireceği yönündeki ikna edici telkini ve önerilerine duyulan güven nedeni ile uğranılan zararların tazmininin de söz konusu olduğunu, davalıların \"...\" sorumluluğunun doğduğunu ve buna bağlı olarak tek yetkili distribütörlük ilişkisinin sona erdirilmesiyle davalıların yaratmış olduğu güven ilişkisinin ihlaline sebebiyet verildiğini,Davacı şirket yetkililerinin davalıların kendi kusurlu davranışları ile oluşan firma zararlarını tazmin yoluna gidebileceğini düşünerek yaklaşık 1 sene boyunca beklediklerini, bu yönde davalılar tarafından zararların tazminine ilişkin herhangi bir girişimde bulunulmayınca davacı tarafça Kartal ... Noterliğinin 02.03.2017 tarih, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini,  ihtarnamede, davalıların kendi kusurlu davranışları ile bahse konu sözleşmeyi fiilen feshederek büyük maddi zarara sebebiyet verdiklerinin, bu hususta kendileri ile sulh yoluna giderek dava açmadan önce anlaşmak istediklerinin bildirildiğini,  davalılarca ihtara müspet yahut menfi bir cevap verilmeyinde dava açtıklarını,dava dilekçesi ile birlikte dava konusu iddialara ilişkin olmak üzere tüm delillerin açıkça belirtildiğini, dilekçe ekinde delillere ilişkin olmak üzere bir çok belge de sunulduğunu, deliller kısımında belirtilmiş olan bazı hususlar ile ilgili olarak da gerekli yazışmaların yapılmasının talep edildiğini,İlk derece mahkemesinin belirtmiş oldukları delillerin bir çoğunu göz ardı ettiğini, araştırılmasını istedikleri delillere ilişkin gerekli araştırmayı yapmadığını, dava dosyasını incelenmek üzere bilirkişiye tevdi ettiğini,  bilirkişi tarafından dava konusu talepler dışında sadece davacı firmanın ve davalıların 5 yıl geriye yönelik olmak üzere ticari kayıtlarının incelendiğini ve bu şekilde bir rapor düzenlendiğini,  bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmişse de yine dava konusu talepler ile ilgili bir inceleme yapılmadan,  dosyaya sundukları deliller incelenmeden, bilirkişi tarafından açıkça hukuki görüş ifade edilerek bir rapor düzenlendiğini, bu rapora ilişkin taraflarınca itiraz edildiğini,  itirazlarının ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını ve bu şekilde eksik, hatalı,açıkça davalıların lehine hukuki yorumda bulunulmuş olan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini( Yargıtay 22. Hukuk dairesinin E. 2019/5678 - K. 2019/20807 T. 11.11.2019 sayılı ilamı), ilgili Yargıtay içtihatları gereğince de taraflardan birisinin bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmesi gerektiğini ve itirazı karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek hüküm kurulmasının isabetli olmadığını ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2016/241 Dosya - 2017/39 Karar, 13.01.2017 tarihli kararı), dosya kapsamındaki bildirilen deliller toplanmadan ve incelenmeden karar verilmesi durumunda adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olacağını,Yukarıda açıklamaya çalışılan şekilde ilk derece mahkemesinin usul ve yasa açısından eksik ve hatalı bir karar verdiği gibi hakkaniyete aykırı istinafa konu karar ile müvekkili firmanın da mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, istinafa konu karar bu şekliyle kesinleşirse müvekkil firmanın mağduriyetinin ileride telafisi imkansız bir hale geleceğini; bundan sebep istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararı ile ilgili istinaf yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu,İleri sürerek, yukarıda ve daha önce arz ve izah edilen nedenler ile Mahkemece kamu düzeni gereği davacı müvekkili lehine resen gözetilecek hususlar çerçevesinde; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2017/827 E. - 2021/439  K. Sayılı, 01.06.2021 tarihli hukuka, usule, yasalara aykırı kararının İstinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve duruşmalı olarak yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesine,  davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine ve HMK. M. 330, 332 vd. Maddeleri kapsamında yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin Davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı bağıtlanan belirli bölgelerde münhasır satış ve dağıtım yetkisi içeren distribütörlük sözleşmelerinin  2014 yılı Mayıs ayında başlayan ve tedricen artan fiili uygulamalarla, haksız  olarak 2016 yılı Mart ayında fiilen feshedildiği iddiasına dayalı olup, haksız fesih nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili, ciro kaybı, müşteri kaybı ve şirket değerinin azalması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesini tekrarla, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının karşılanmadığı, delillerinin tamamının toplanıp değerlendirilmediği yönündedir.Dosya içeriği belgeler incelendiğinde; mahkemece taraflarca gösterilen tüm delillerin toplandığı, şirketlerin sicil kayıtlarının, davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı bağıtlanan 30/06/2010, 15/05/2013 tarihli sözleşmelerin, davacının dava dışı şirketlere davalılardan olan alacaklarını temlik ettiğine dair temlik sözleşmelerinin, davacı ile davalılar arasındaki cari hesabın dava dışı şirketlere virman edilmesine ve davacının davalılardan olan borçlarının dava dışı şirketler tarafından üstlenilmesine ilişkin virman talimatlarının, virman işlemleri sonrasında davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı yapılan hesap mutabakatlarının dosya arasına alındıkları, davalıların ticari defter ve kayıtlarının mali bilirkişi vasıtasıyla, davacının defter ve kayıtlarının istinabe yolu ile ve mali bilirkişi vasıtasıyla incelendiği, akabinde dosyanın üçüncü bir bilirkişiye verilerek birleştirici rapor alındığı, akabinde tahkikat bitirilerek, davacının, taraflar arasındaki bayilik sözleşmelerinden doğan haklarını uzun süreden beri davalıların baskıları ve olumsuz uygulamarı sonucu başka firmalara peyden pey devretmek zorunda kaldığı, sözleşmelerin davalılar tarafından bu şekilde fiilen ve  haksız bir olarak feshedildiği yönündeki iddiasını TMK'nun 6 maddesi uyarınca ispatla yükümlü bulunduğu,  bu yönde herhangi bir somut delil sunulmadığı, davacının dava dışı firmalar ile yaptığı alacağın temliki sözleşmelerini baskı altında gerçekleştirdiğine, bu sözleşmelerin gabin ve genel işlem koşullarına aykırılık nedeniyle ya da irade sakatlıkları gerekçesiyle hükümsüz olduğuna dair bir delil sunmadığı, davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ile sürmeksizin  davalılar ile ayrı ayrı 01/04/2016 tarihli cari hesap mutabakatı yapmış olduğu, taraflar arasında alacak borç ilişkisi de bulunmadığı, davacının kendi iradesi ve bilgisi dışında, sözleşmelerle kendisine verilen bölgelerdeki satış yetkilerinin kısım kısım başka firmalara devredildiğine ve sözleşmelerin böylece fiilen ve haksız olarak feshedildiğine dair iddiasını ispatlayamamış olması karşısında, ileri sürdüğü tazminat taleplerine hak kazanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı istinafının aksine tüm delillerin toplanmış olması, bilirkişi raporundaki hukuki görüşlerin mahkemeyi bağlamayacağı, fiili ve haksız bir fesih bulunup bulunmadığına dair uyuşmazlığın  münhasıran mahkemenin hukuki bilgisi ile çözümleneceği, bu konuda yeni bir bilirkişi raporu alınmasına gerek bulunmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacının ileri sürdüğü iddialara ilişkin somut bir delil sunamamış olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b71056be525931f4","SID":"1f5039ee671928b2"}}