{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/410 <br>KARAR NO: 2025/669<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/11/2021<br>NUMARASI: 2019/672  E. -  2021/888  K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin  “... A.Ş.” ile davalı borçlu şirket arasındaki çeşitli ticari ilişkiler kapsamında tutulan cari hesap kapsamında müvekkil tarafından; faturalar düzenlendiğini, davalı ... San ve Dış Tic. A.Ş.'e ait fatura davaya konu olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile takibi başlatıldığını, davalının, müvekkili tarafından başlatılan bu icra takibine 04 Eylül 2018 tarihinde itiraz ettiğini, borçlunun itirazı üzerine takip durdurulduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi arasında akdedilen 02 Ekim 2015 tarihli kira sözleşmesi kapsamında davalıya ait olan Ortahisar/Nevşehir adresinde mevcut otel binasının müvekkili tarafından kiralandığını  ve bir süre işletildiğini, işletmenin devamı esnasında, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/382 E. sayılı dosyası ile tahliye, kira şerhinin kaldırılması ve cezai şart istemli dava açıldığını, fakat daha sonra sulh olma yoluna gidildiğini, sulh ve ibra protokolü hazırlanması ve uyuşmazlığın bu protokol ile tasfiyesi için görüştüklerini, bu görüşme sonrası aralarında protokol imzaladıklarını, bu protokole göre otelde bulunun her türlü demirbaş, eşya ve sair teçhizatların “...” ’a devri ve tesliminin yapıldığını, fakat daha sonrasında protokole uyulmadığından dolayı davalı şirket adına tazminat davası açıldığını, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası üzerinden kendisine tebliğ edilen ödeme emrine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın  iptali ile  takibin devamına, %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına  ve kötü niyetli davalı aleyhine HMK. m.329 gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle;  Müvekkilinin verildiği iddia olunan hizmet Kira Sözleşmesinin 16. Maddesi kapsamında olduğunu, bu ürün ve hizmetlerin verilmesi kira sözleşmesinin gerekliliği olduğunu, bu hali ile alacaklı tarafın kira sözleşmesi uyarınca edimi ve yükümlülüğü olan konaklama, yeme-içme işlemlerine ilişkin faturaların bedelinin tahsil edilmemiş faturalar gibi sunulduğunu kira sözleşmesinin 16. maddesinden anlaşılmakta olduğunu, yemek ve konaklama bedelleri olduğu iddiası ile takibe dayanak olarak sunulan bu bent kapsamındaki fatura bedelinin, sözleşmenin devamı müddetince kira borçlarından mahsubu imkanı mevcutken, konaklama veya otel içinde alınan hizmet olmaları bakımından hizmetin alındığını anda veya konaklamanın sona erdiği  tarihte alınması gerekirken, takip tarihine kadar işlem yapılmadığını, dayanak faturaların bedelsiz ve kira sözleşmesi uyarınca Alacaklı/Kiracı tarafın edimi olduğunu, müvekkilinin alacaklı tarafa iddia edildiği şekilde hiçbir borcu olmadığını açıkça gösterdiğini, taraflar arasında hiçbir alacak olmadığını savunarak, davanın reddi ile  %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda tarafların ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu, tarafların kendi lehlerine delil niteliğine sahip olduğu, her iki şirketin ticari defterleriyle uyumlu olduğu davacı şirketin davalı şirketten alacağının 14.122,98TL alacaklı olduğu,  HMK 222/3. Maddesinde \" İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.\" hükmü gereğince alınan bilirkişi raporuylada alacağın varlığı belirlendiği, tarafların birbirlerini ibra ettikleri ibra belgesinden sonra yeni bir ticari ilişki tespit edilemediğinden sulh ve ibranın geçerli olduğu kanaati bildirilmiştir. Sulh ve ibra belgesi üzerinde yapılan incelemede hukuki şartları taşıdığı, davacının davalının sulh ve ibraya aykırı davrandığını da ispatlayamadığı  anlaşılmakla ... \" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, gerekçede sulh ve ibranın geçerli olduğu ve davalının sulh ve ibraya aykırı davrandığının ispatlanmadığının belirtildiğini, kararın hatalı olduğunu, sözleşmeye göre tarafların birbirinden talepte bulunmamaları için sözleşmenin 4.1.maddesinde bulunan yükümlülükleri yerine getirilmesini şart koşulduğunu, söz konusu lisans sözleşmesinin, alan adı kullanım sözleşmesi ve logo kullanımına ilişkin taahhütname imzalanması ile dava dışı ... AŞ'nin taraf olduğu davalı şirket tarafından otelin işletildiği sürece dava dışı şirkete elde edilen ciro üzerinden ödeme yapılacağı ve dava dışı şirketin asgari olarak üç yılda toplam 90.000,00 EURO kazanç elde edeceği bir lisans sözleşmesinin kurulacağını, zaten İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/382 Esas sayılı kararı ile lehine hükmedilen 500.000,00 EURO yerine 320.000,00 EURO'luk kabul etmesinin sebebininde bu olduğunu, müvekkilinin ödemenin geri kalanından bu sözleşmenin imzalanması şartıyla vazgeçtiğini, şartın yerine getirilmemesi üzerine huzurdaki davayı açtığını, İstanbul 1. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/545 Esas sayılı dosyasında da davalının sulh ve ibra protokolündeki 4.1.hükmüne aykırı davrandığının tespit edildiğini, mahkemenin sulh ve ibranın geçerli olduğu ve aykırı davranıldığının ispatlanmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, zira davalı tarafından dava dışı ... AŞ ile imzalanan bir sözleşmeninde sunulmadığını, müvekkili şirketin otelde bulunan teçhizat, demirbaş, otel tefrişatının taraflar arasındaki lisans sözleşmesini imzalanması ve otelin mevcut teçhizat ve marka altında işletilmesi ve lisans ücreti ödenmesi karşısında devredildiğini aksi halde müvekkili şirketin alacaklarından bedelsiz şekilde vazgeçmiş ve mülkiyetinde bulunan otel teçhizatını bedelsiz davalıya devretmiş olacağını, davalının defterlerinin aleyhe delil oluşturduğunu, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alınmadan karar verildiğini, 18.06.2018 tarihli 11.128,09 TL tutarlı fatura haricindeki diğer takip konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalının ticari defterlerine göre müvekkili şirkete 14.122,68 TL borçlu olduğunu gösterdiğini, takip konusu faturaların müvekkili tarafından davalı şirkete tebliğ edildiğini ve kesinleştiğini, 22.06.2018 tarihinde 18.06.2018 tarihli faturanın davalıya tebliğ edildiğini ancak defterlerine işlenmediğini, fatura içeriği kabul edildiğinden ve otel demirbaşının teslim edildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığından davalı şirketin ticari defterlerinde kaydının bulunmamasına karşı davalının söz konusu faturadan sorumlu olduğunu, kötü niyet tazminatının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, lisans sözleşmesine ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, sözleşmenin varlığı, sulh ve ibra protokolünün düzenlenmiş olduğu ve birden fazla hukuki uyuşmazlığın varlığı konusunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının taraflar arasındaki sulh ve ibra protokolü sonrasında davalı hakkında icra takibi başlatmış olmasının yerinde olup olmadığı, davacının takibe konu etmiş olduğu açık hesaba esas olan fatura alacaklarının sübuta erip ermediği, mahkemenin buna ilişkin kararı ile davalı lehine hükmedilen kötü niyet tazminatının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.  Dosya kapsamından, taraflar arasında 02.10.2015 tarihinde kira sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede davacı şirketin kiracı, davalı şirketin kiraya veren olduğu, sözleşme konusunun 2.1.maddede belirtildiği, otel projesine ve yapıların kiracıya kiralanmasına ilişkin hüküm ve koşulları belirlemek üzere akdedildiği, otel projesinin tarihi yapıda bulunan 29 adet otel odası, restorant ve SPA'dan ve ek tarihi yapılarda yer alacak asgari 16 adet otel odasından oluşacağı hususunun belirtildiği, otel projesinin işletilmesini engellemeyecek ve olumsuz etkilemeyecek şekilde inşa edileceği ve 01.01.2016 tarihine kadar kiracıya 4.madde hükümleri kapsamında uygun olarak teslim edileceğinin belirtildiği, 4.maddede otel projesinin tamamlanması ve tesliminin düzenlendiği, sözleşme süresinin 7.maddede 15 yıl olarak düzenlendiği, kira süresi sonunda 5 yıl uzatma hakkına kiracının sahip olduğu, 6 ay önceden kiraya verenin uzatmak istemediğini bildirmek zorunda olduğunun belirtildiği, 10.05.2018 tarihinde protokol düzenlendiği, söz konusu protokolde 02.10.2015 tarihinde akdedilmiş olan kira sözleşmesinin mutabakat doğrultusunda 10.05.2018 tarihi itibariyle karşılıklı olarak feshedildiği, sözleşme ve mecur ve mecurda bulunan tüm müştemilatlar ve demirbaşlara ilişkin olarak birbirlerinden herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığını bu konularda birbirlerini karşılıklı olarak tam, kesin ve gayri kabili rucü olarak ibra ettiklerini beyan ve taahhüt ettikleri, davacı şirket tarafından protokol tarihinden sonra 24.05.2018 tarihinde İstanbul 1. Fikri ve Sinai Hukuk Mahkemesine davalı hakkında davalı şirket tarafından sözleşmenin feshi ve müvekkili aleyhine İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/382 Esas sayılı dosyası ile kira sözleşmesinin feshi ve tahliyesi ile cezai şart istemli dava açıldığını, müvekkili tarafından da İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/197 Esas sayılı dosyasında kira sözleşmesinin geçerli olduğu, feshi haksız olduğu, gayrimenkulün otel işletmesi için gerekli standart ve donanımda olmadığı gibi sebeplerle eksikliklerin giderilmediği bu nedenle 500.000,00 EURO cezai şartın tahsilini talep ettiği, mahkemenin 22.10.2020 tarihli kararıyla davanın reddedildiği, kararın kesinleştiğine dair herhangi bir şerhin mevcut olmadığı, tarafların 02.05.2018 tarihinde sulh ve ibra protokolü düzenledikleri, söz konusu protokolün 2.maddesinde protokol konusu ve kapsamının açıklandığı ve taraflar arasında 02.10.2015 tarihinde akdedilen kira sözleşmesinin sulhen sona erdirilmesi, sözleşmeye konu Nevşehir ili Ürgüp ilçesindeki mülkiyeti davalıya ait ve davacı tarafından işletilen otelin tahliyesi, tapu kayıtları üzerindeki kira şerhinin terkini, aboneliklerin borçların  ödenmesi suretiyle teslimi şartlarının belirlenmesi, davalı tarafından davacı aleyhine açılan İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesindeki 2016/382 Esas sayılı dosyası ile davacı tarafça açılan 2017/197 Esas sayılı dosyaların birleştirilmesine karar verildiği ve 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.12.2017 tarihli ilamı ile davalının açmış olduğu davanın reddine, davacının açtığı davanın kabulü ile 500.000,00 EURO cezai şartın tahsiline karar verildiği, tarafların mahkeme kararından sonra bir araya gelerek protokol kapsamında tam, kesin ve gayrikabili rücu olarak birbirini ibra etmek ve sulh olmak üzere tam bir mutabakata vardıklarının belirtildiği, 3.maddede, tarafların sorumluluk ve yükümlülükleri düzenlendiği, tarafların diğer sorumluluk ve yükümlülüklerin ise 4.maddede düzenlendiği ve diğer hususlara yer verildiği , istinaf dilekçesinde belirtilen 4.1.İİİ maddesinde, 3.3.maddesinde yer alan lisans sözleşmesinin davalının lisans veren ve davacı arasında akdedileceği, davacının lisans sözleşmesinde markalar üzerinde davalının lisans süresi boyunca markaları kullanımını etkileyemeyeceği, herhangi bir kısıtlama ya da 3.kişilerin kullanım hakkı bulunmayacağı, markalara ilişkin olarak her türlü kullanımı kısıtlayan fiillere karşı davacının bağışık tutacağını üstleneceği, lisans verenin lisans sözleşmesi kapsamında garantörü olacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından 06.07.2018 tarihinde davalı şirkete noter ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede, 22.06.2018 günü tebliğ edilen 18.06.2018 tarihli 111.128,09 TL bedelli fatura bedelinin müvekkili şirkete derhal ödenmesinin talep edildiği, ihtarname içerisinde protokol kapsamında müvekkili tarafından kiralanan otelin tahliye edildiği, otelin tahliyesi ve müvekkilinin devri ile birlikte otelde bulunan tüm demirbaş, elektronik cihaz ve otel tefrişatının eksiksiz olarak teslim edildiği, devrin ardından otelin işletilmeye devam edildiği, otelin tahliyesi ile birlikte teslim edilen bu menkullerin net 56.175,38 TL değerindeki demirbaş ve net 88.001,00 TL diğer malzemeden oluştuğu, tahliye ile birlikte teslim edildiği, şirketin sulh ve ibra protokolü kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği, tazminat davasının ve şirket yetkilisi aleyhine başlatılan savcılık dosyasının devam ettiği, 25.05.2018 tarihli haksız ihtarname ile otel işletmesinin devredilmesi nedeniyle mülkiyeti ve ticari anventarde kayıtlı olan otel demirbaşı ve elektronik cihazlar ve tefrişat için fatura düzenlenmesinin zorunlu olmasına rağmen halen faturanın düzenlenmediği, 3 gün içerisinde devri ve ödemesi yapılan malların faturasının düzenlenmesinin kendilerine ihtar edildiğini bunun üzerine faturanın düzenlenmiş olduğunun belirtildiği, 18.06.2018 tarihli faturanın ekli liste gereği sabit kıymet satışı adı altında toplam 111.128,09 TL tutarında olduğu, davacı şirket tarafından ihtarname sonrasında davalı hakkında 17.08.2018 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında toplam 126.409,09 TL asıl alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip konusu alacak sebebinin cari hesap, cari hesaba dayalı faturalar olarak gösterildiği, görevsizlik kararı sonrasında istinaf incelemesini gerçekleştiren İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 2019/1740 Esas sayılı dosyasında, takibe konu edilen alacak kalemlerinin ve faturaların otel konaklama, yeme, içme ve sabit kıymet satışına dayalı olduğu hususunun açıklandığı, davalı şirket tarafından icra takibine itiraz edildiği, davacının İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.  Tarafların delillerini dosyaya ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır.  20.01.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin ticari defter ve dayanak belgelerinin incelendiği 2017 yılı defterlerinin incelemeye sunulmadığı, sunulan defterlerin sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, davalı şirketin defterlerinin sunulduğu, delil niteliğinde bulunduğu, taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının davalı şirketten 126.409,09 TL alacaklı durumda bulunduğu, hesabında bulunan alacağın 111.128,09 TL   kısmının davacı şirketin konu ettiği 18.05.2018 tanzim tarihli demirbaş satış faturasından kaynaklandığı, 15.281,00 TL'lik kısmın ise yemek bedeli vb bedellerden kaynaklandığının tespit edildiği, davalı şirketin defterlerinde 37.110,31 TL borçlu, 22.987,33 TL alacaklı durumda olduğu, birbirinden mahsup edilmesi sonucunda davalı şirketin davacı şirkete 14.122,98 TL borçlu durumda bulunduğu, 111.128,09 TL'Lik kısmın davacı şirket kayıtlarında yer aldığı, davalının ise kabul etmeyerek kayıtlara almadığı, demirbaş satış faturasından kaynaklandığı, davalı tarafın imzalanan protokol kapsamında kendilerine bırakılan demirbaş vb malzemelerinin karşılığı  olacak şekilde anlaşma sağlandığını, protokol hükmüne uygun olarak davalı şirketin 350.000,00 EURO bedelli alacaklı davacı tarafa anlaşma ve vekalet ücreti olarak ödediğini belirttiği, sulh protokolünün 3.2.maddesinde yer alan davalı şirketin otelinde kullanılan mülkiyeti davalıya ait tüm demirbaş ve sair malzemeleri kapsadığı düzenlemesinin gösterildiği, dosya kapsamındaki belge ve davacının ileri sürdüğü iddiaların tarafların 02.05.2018 günlü protokol ve 10.05.2018 günlü ibra ile davalı şirket tarafından yapılan ödeme ile yerine getirilmek zorunda olduğu yükümlülüklerin gerçekleştirildiğinden davaya konu alacak kalemlerinin sözleşme ve protokol ile hüküm altına alınıp uzlaşma dışında kalan konaklama bedelleri ve demirbaşlar olduğuna ilişkin yeterli ispat niteliği taşımadığı, her ne kadar davalı şirketin davacıya 14.122,68 TL borcu bulunduğunun tespit edilmiş ise de ibra protokolü gereğince davalının ibra edildiği yönünde kanaat oluştuğu, sulh ve ibra protokolü tarihinden sonra taraflar arasında yeni bir ticari ilişkinin ortaya konulamadığı, sulh ve ibranın geçerli olabileceği belirtilmiştir. Taraf vekilleri rapora karşı beyan ve itirazlarını dosyaya ibraz etmişlerdir. Mahkeme tarafından yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddi ile ibra ve protokol sonrasında iş bu davanın açılmasının ve takip başlatılmasını kötü niyetli olduğu kabul edilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki kira sözleşmesi ve kira sözleşmesi sonrasında karşılıklı olarak açılan  davalar ve tarafların sulh ve ibra protokolü düzenledikleri tartışmasızdır. Ayrıntılı şekilde düzenlenen sulh ve ibra protokolü ile alacak borç ilişkisinin sonlandırıldığı ve daha sonraki aşamada taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin gerçekleşmemiş olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacının takibe konu ettiği cari hesap alacağına dair faturalardan dolayı takip tarihinde alacaklı olduğunu ispata yeterli herhangi belge mevcut değildir. Takip konusu alacak kalemlerinden en büyük alacak kalemi olan 18.06.2018 tarihli, 111.128,09 TL tutarlı sabit kıymet satış faturası davalı defterlerinde yer almadığı gibi, bakiye alacak iddiası ise ibra tarihinden önceki döneme aittir. Sulh ve ibra protokolü kapsamında davacı şirket davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğine dair iddiasını ispat edememiştir. İbra kapsamında ve özellikle daha sonra ki tarih itibarıyla ticari ilişki gerçekleşmemiş olduğundan mahkemenin red kararında bir isabetsizlik görülmemiş, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Ayrıca sulh ve ibra protokolü sonrasında başlatılan icra takibinde davacının alacaklı olmadığını bilmesi veya bilmesinin gerekmesine rağmen davalı hakkında haksız şekilde icra  takibi başlatması nedeni ile İİK'nın 67. madde kapsamında davalı yararına kötü niyet tazminatına karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d94e3dcc83b1796","SID":"7dea8e0a3f910521"}}