{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/666 - 2025/800<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/666 <br>KARAR NO\t: 2025/800<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                       \t   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/215 E.  -  2023/33 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/215 E. - 2023/33 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, markanın ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir işaret içerdiği iddiasının kabul edilemez olduğunu, itiraza konu markanın hem kelimesel hem de görsel anlamda ayırt ediciliğe sahip olduğunu, başvuru konusunun, “bir bütün olarak” üzerinde yer alan sözcükler, şekil ve renklendirmeler bakımından, müvekkilinin sunacağı hizmetleri, başka bir işletmenin sunacağı aynı tür hizmetlere ilişkin işaretlerden ayırmaya elverişli olduğunu, tescil olunduğu hizmetleri doğrudan akla getirmediğini, hizmetlerin özelliklerini ön plâna çıkarmadığını, müvekkili şirket tarafından tescili istenilen sözcük ve şekilden oluşan işaretin, alışılmışın dışında farklı bir biçim, şekil ve renk kompozisyonu ile birlikte, 36. Sınıftaki hizmetlerle ilgili sektörde genel kullanımı olan bir ibare veya biçimi ihtiva etmediğini, davaya konu markanın, tanımlayıcılık vasfına sahip olmadığını, huzurdaki markanın, ticari hayatta herkes tarafından kullanılan veya bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları içermediğini ileri sürerek YİDK’nın 2022/M-3797 sayılı kısmi ret kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, başvuru konusu “...” ibaresinin bir bütün olarak ihtiva ettiği anlam ve ilgili tüketici kesiminde oluşturduğu doğrudan algının ret kararına konu hizmetlerin özelliğini, amacını gösteren doğrudan tanımlayıcı bir ibare nitelikte olduğunu, ibarenin ilgili sektörde herkes tarafından serbestçe kullanılabilecek ölçüde genel ve sunulan hizmetlerin özelliğine işaret eden, somut ayırt edicilikten yoksun bir ibare olduğunu, davacı marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, ortalama tüketici kitlesi tarafından, doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmadan tasviri şekilde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, vasıf bildirici bu ibarenin tescilinin mümkün olmadığını, anlamı itibariyle ve tescil edilmek istendiği emtia dikkate alındığında tanımlayıcı ibare olduğunu ve markada ancak tali unsur olarak yer alabileceğini, başvuruya konu olan ibarenin redde konu olan hizmetler bakımından ilgili sektörde yaygın olarak kullanıldığını, bu nedenle başvurunun tescili talep edilen ve müvekkili Kurumca reddedilen hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olduğunu, söz konusu ibarenin belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağını, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceğini ve ibarenin ilgili sektörde tanımlayıcı ve ortak kullanıma açık bir ifade olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu markanın redde konu malları ve hizmetlerinin; “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” olduğu, dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin yoksul müşterilere kredi hizmetlerinin sağlanması olduğu, “...” kelimesinin bankacılık sektöründe yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir ibare olduğu, herhangi bir ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, dava konusu markanın 6769 s. SMK’nın 5/1-(b) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği, 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendinde “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına alındığı, özellikle yoksul müşterilere ... sağlanarak finansal anlamda hizmet verilmesi  karşısında dava konusu “...” ibaresinin dava konusu markanın kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” bakımından tanımlayıcı olduğu, 6769 s. SMK’nın 5/1-(c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği, 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının d bendi “Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına alındığı, dava konusu “...” ibaresinin, finans sektöründe özellikle bankacılık sektöründe herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler kapsamında değerlendirilebileceği, dava konusu marka, kapsamındaki “Finansal ve parasal hizmetler.” bakımından 6769 s. SMK’nın 5/1-(d) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markanın ayırt edici niteliğe sahip olmayan bir işaret içerdiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, itiraza konu markanın hem kelimesel hem de görsel anlamda ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, SMK’nın 5/1(b) maddesine istinaden, “...” markasının, bir bütün halinde, tüketiciler tarafından “marka” olarak algılanabilecek özelliklere sahip olduğunu, dava konusu markada şekil unsurunun markanın geneline hakim olduğunu, başvuru konusu marka ibaresinin 6769 sayılı SMK kapsamında ayırt edicilik kriterini yerine getirdiğini, \"...\" ibareli marka başvurusunun tanımlayıcı olmadığını, itiraza konu kararın eksik ve hatalı bir değerlendirmenin sonucu verildiğini, davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin, yoksul müşterilere verilen kredi hizmetlerinin adı olduğunun dosya kapsamında belirlendiği, bunun yanında yine “...” kelimesinin bankacılık sektöründe yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir ibare olduğunun ve herhangi bir ayırt edici niteliğe haiz olmadığının da saptandığı, diğer yandan dava konusu \"...\" ibareli markanın redde konu hizmetlerinin,“Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.” olduğu, bu bağlamda davacının 2021/121672 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunun, kapsamında bulunan hizmetlerin tamamı için ayırt edici niteliğe haiz olmadığının, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan “Finansal ve parasal hizmetler.” için tanımlayıcı mahiyette bulunduğunun, dava konusu marka başvurusunun kapsamında bulunan “Finansal ve parasal hizmetler.” için SMK 5/1-(d) kapsamında da tescil engeli olduğunun belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5dafbf212d6079ef","SID":"8b901c477c543f8d"}}