{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1590 Esas<br>KARAR NO:2025/315 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/140 Esas - 2022/414 Karar <br>TARİH:17/05/2022<br>DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirkete davalı bankanın Kavacık /İstanbul şubesi tarafından lehtarı ...Şti muhatabı davacı ... A.Ş. Olan 09.06.2017 düzenleme tarihli, süresiz, ... numaralı 245.000,00 USD bedelli ve 18.10.2017 düzenleme tarihli, 17.10.2018 tarihine kadar geçerli, ... numaralı 1.220.000,00 USD bedelli iki kesin teminat mektubu tanzim edildiğini, teminat mektupları örnekleri, banka teyit yazıları davacı şirket 13.11.2017 tarihinde teminat mektupları geçerlilik süreleri içinde teminat mektuplarının tazminini talep ettiğini, 14.10.2017 tarihli banka cevabında '' Talep yazınızda bahsi geçen teminat mektubu aslı 23.06.2017 tarihinde bankamıza iade edilmiş olup, işbu iade nedeniyle bankamız teminat mektubu risk düşüm işlemlerini gerçekleştirmiştir. Anılan teminat mektubu aslı bakamız nezdinde olup bu teminat mektubu kapsamında ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır'' denildiğini, Kocaeli .. Noterliği'nin 13.11.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bankanın söz konusu teminat mektuplarının üretilmesi, iade alınması, davacı şirketin bu teminat mektuplarına güvenerek çok yüksek miktarda adı geçen firmaya açtığı mal satışı gerçekleştirmesinde bankanın kusur ve sorumluluğu bulunduğu ile davacı şirketin doğduğunu ve doğacak zararlarını bankadan talep ve tazmin etme hakkı saklı tutulduğunu, Beykoz ... Noterliği'nin 20.11.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile karşılık vererek ihtarnamede bahsi geçen ... numaralı 245.000,00 USD tutarlı teminat mektubu aslı 23.06.2017 tarihinde ... numaralı 1.220.000,00 USD tutarlı teminat mektubu aslı 25.10.2017 tarihinde bankaya iade ediliğini ve işbu iade nedenleriyle bankanın teminat mektubu risk düşüm işlemlerini gerçekleştirdiği, bu teminat mektupları ile ilgili bankanın herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını bildirdiğini, davacı şirket lehtarın kendisine sunduğu banka teminat mektuplarına ve teyit yazılarına güvenerek muhatap olan lehtara mal sattığını, davacı şirket ticari kayıtlarında alacağın sabit olduğunu, davacıya sunulan teminat mektuplarının kesin ve şartsız olduğunu,davacı şirket tarafından lehtar ...Şti yetkilisi ve bu olayda sorumluluğu bulunanlar hakkında nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/30051 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu ,yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00 USDnin tazmin talep tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının da kabul ettiği üzere, davacının huzurdaki davaya konu talebi sahte teminat mektuplarına dayandığını ve sahte belgelere dayalı bir tazmin talebinin hukuken kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, banka ile muhatap arasında teminat mektubu şeklinde bir garanti akdi kurulabilmesi için, bankanın teminat mektubunun muhataba ulaşması ve muhatabın da bu garantiyi kabul etmiş olması gerektiğini, huzurdaki davaya konu olayda, davalı bankanın düzenlediği teminat mektupları davacı muhataba ulaşmamış, dolayısıyla taraflar arasında bir garanti akdi kurulmadığını, tazmin talebine dayanak gösterdiği belgeler sahte olarak üretilmiş olup,bu sahte belgeler nedeniyle davacının müvekkilden bir alacağının doğmayacağı doktrin ve içtihatlarda da kabul edildiğini, davacı kendisine verilen teminat mektuplarıyla ilgili herhangi bir teyit almadığını, davacının, dava dışı teminat mektubu lehdarının kendisine tevdi ettiği teminat mektuplarıyla ilgili davalı banka'dan herhangi bir teyit almadığını,Banka ile davacı arasında bir garanti akdi kurulmadığını, davacı bahse konu teyidi almamakla da kusurlu davranmış ve davaya konu sahte teminat mektuplarıyla karşılaştığını, davacının kendi kusurundan kaynaklanan bu hadise nedeniyle davalı bankaya müracaat edemeyeceği de izahtan vareste olduğunu, davacı teminat mektuplarını inceleme konusunda da basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranıp kendisine sunulan belgeleri incelemiş olsaydı, bunların orijinal/gerçek belgeler olmadığını hemen fark edecek ve bunları kayıtlarına almayacak olduğunu, davacı bu konuda hiçbir inceleme yapmayarak, davaya konu hadiseyle karşılaşmasına bizzat kendisi neden olduğunu, davacının iştigal konusu, iş tecrübesi ve finansal büyüklüğü nazara alındığında, bu tür bir inceleme yapması gerektiğini bileceği de açık olduğunu, dolayısıyla davacının kendi kusur ve ihmaline dayalı olarak davalının müracaatı hukuken korunmayacağını, muhatap davacının kendisine sunulan teminat mektubunu hatta teyit yazılarını da incelemesi gerektiği, bu incelemeyi yapmayan muhatabın sahte teminat mektubu nedeniyle bankadan talepte bulunamayacağı kabul edildiğini, davaya konu işlemlerde davalı banka olağan bankacılık uygulama, kural ve teamüllerine uygun işlemler tesis etmiş olup, davalı bankanın herhangi bir hukuka aykırı ya da haksız işlemi bulunmadığını, davalı banka, dava dışı müşterisinin talebi üzerine teminat mektupları düzenlemiş olduğunu , ancak bu teminat mektupları davacıya ulaşmadığını, daha sonra bu teminat mektupları (asılları) davalı bankaya iade edilmiş ve davalı banka da olağan bankacılık teamül ve kurallarına uygun şekilde risk düşüm işlemlerini gerçekleştirtiğini, dolayısıyla davacının bu işlemlerle ilgili davalı bankaya isnat edebileceği bir hukuka aykırılık, kusur ya da ihmal bulunmadığını ve davacının davalı bankadan hiçbir talep hak ve alacağı da bulunmadığını, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için davacının gerçek teminat mektuplarına dayalı bir tazmin talebinde bulunduğu varsayılsaydı bile davacının bu talebinin dava dışı şirket ile arasındaki esas ilişki açısından da haklı olması gerektiğini, oysa dava dilekçesi ve eklerinde davacının esas ilişki açısından da haklı bir tazmin talebinde bulunduğunda dair herhangi bir bilgi yer almadığını, davacının, dava dışı... Şti. firması ile olan ticari ilişkisinin kurulması, bu çerçevede iki firma arasında gerçekleşen mal ya da hizmet alımlarından kaynaklanan ihtilafların davalı bankaya bir sorumluluk yüklemeyeceği de izahtan vareste olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar davacı, dava dışı firmaya sırf teminat mektubu aldığı için mal sattığını iddia etmekteyse de, basiretli bir tacir olarak davacının, ticari ilişkiye girdiği firmanın hukuki ve mali yapısı, nakit akışı, yükümlülüklerine sadakati gibi temel değerlendirmeleri yapması ve buna göre tedbirli ve dikkatli olması gerektiği açık olduğunu, davalı banka ile davacı arasında bir garanti akdi ilişkisi kurulmuş olsaydı, davacı ancak bu ilişki çerçevesinde davalıya müracaat edebileceğini ancak  taraflar arasında hiçbir hukuki ya da ticari ilişki kurulmadığını ,davalı bankanın davacıya herhangi bir borcu ya da yükümlülüğü bulunmamakta olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/05/2022 tarih ve 2018/140 Esas - 2022/414 Karar sayılı kararında; \"Dava hukuki niteliği itibariyle banka teminat mektuplarından dolayı uğranılan zararın tespiti ile tahsiline yönelik tazminat davasıdır.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilerek taraflarca sunulan deliller ve celp edilen icra dosyası sureti incelenmiş ve  dava sonuçlandırılmıştır.Dava konusu uyuşmazlığın davacı şirketin dava dışı şirket ile olan ticari ilişkisi ve davalı şirkete mal satışını davalı bankanın düzenlediği iki adet teminat mektubuna güvenerek yaptığı ve alacağını tahsil edemediği iddiasına karşılık davalı bankanın dava dışı şirketin sunduğu teminat mektuplarının sahte olduğu bu nedenle tazmininin talep edilemeyeceği iddiasında bulunduğu dikkate alınarak; davalı banka tarafından dava dışı şirket için düzenlenen ve muhatabının davacı şirket olduğu teminat mektupları ile ilgili garanti akdinin kurulabilmesi için teminat mektuplarının muhataba ulaşmasının ve muhatabın garantiyi kabul etmesinin zorunlu olup olmadığı, lehdarın teminat mektuplarını iade etmesinin garanti sözleşmesini sona erdirip erdirmeyeceği, muhatabın bankayı ibra etmesinin bankanın sorumluluğu açısından zorunlu bulunup bulunmadığı, teminat mektuplarının muhatap yerine lehdara teslim edilmesinin blokaj çözülmeden önce muhataptan ibra alınmaması halinin davalı bankanın sorumluğuna yol açıp açmayacağı,teminat mektuplarının muhataba ulaşmamasının akdin kurulmasına engel olup olmadığı, sahte teminat mektupları ile ilgili teyit alınmaması halinin akdin kurulmasına etkili olup olmadığı, teminat mektuplarının sahte olup olmadığı, ilk bakışta yada olağan dikkatli bir bakışla sahteliğinin anlaşılabilir olup olmadığı, incelemesinin davacı tarafça yapılmasının gerekip gerekmediği, basiretli tacir kavramı içerisinde bu konuda davacının yapması gereken işlem ve eylemlerin ne olduğu, teminat mektuplarının dava dışı şirket tarafından iade edilmesinden sonra davalı banka tarafından düşümünün yapılmasında bir ihmal ve kusurunun bulunup bulunmadığı, sonuç olarak davalı bankanın davaya konu teminat mektuplarıyla ilgili yapılan işlemler nedeniyle teminat mektupları bedelini davacıya ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığına yönelik olduğu tespit edilmiştir.Dosyanın kusur tespiti için bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09/06/2020 tarihli raporda özetle; davalı banka tarafından dava dışı şirket lehine düzenlenen ve muhatabın davacı şirket olduğu teminat mektupları ile ilgili garanti akdinin kurulabilmesi için ispat açısından teminat mektuplarının muhataba ulaşmasının ve muhatabın garantiyi kabul etmesinin zorunlu ve teminat mektuplarının muhataba ulaşmasının akdin kurulmasına engel bir durum olduğunu, bu durumda lehtarın teminat mektuplarını iade etmesinin garanti sözleşmesini sona erdireceğini, muhatabın bankayı ibra etmesinin bankanın sorumluluğu açısından zorunlu bulunmadığını,teminat mektuplarının muhatap yerine lehtara teslim edilmesinin blokaj çözülmeden önce muhataptan ibra alınmaması halinin davalı bankanın sorumluluğuna yol açmayacağını ancak bu durumun 4721 sayılı Medeni Kanun'un 2 ve 3. maddesinde bahsi geçen dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, sahte teminat mektupları ile ilgili bankadan teyit alınmaması halinin akdin kurulmasına etkili olduğunu, teminat mektuplarının sahte olup olmadığını, teminat mektuplarının sahte olup olmadığı, ilk bakışta ya da olağan dikkatli bir bakışla sahteciliğin anlaşılabilir olup olmadığının incelemesinin davacı tarafça yapılmasının gerektiğini, ancak davacının bu konuda uzmanlığının olup olmadığının bilinmediği, basiretli tacir kavramı içerisinde bu konuda davacının yapması gereken işlem ve eylemlerinin mektubu düzenleyen bankaya ibraz ederek yetkililerince mektup arkasına teyidini alması, kendisini garantiye almadan ilgili müşteriye mal sevkıyatını yapmaması olduğunu, teminat mektuplarının dava dışı şirket tarafından iade edilmesinden sonra davalı banka tarafından düşümünün yapılmasına davalı bankanın bir ihmal ve kusurunun bulunmadığı ancak bu durumun 4721 sayılı Medeni Kanun'un 2 ve 3. Maddesinde bahsi geçen dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davalı bankanın davaya konu teminat mektuplarıyla ilgili yapılan işlemler nedeniyle, dava konusu zararın meydana gelmesinde davacı şirket ile davalı bankanın müterafik kusurunun bulunduğuna hükmedilmesi halinde kusur oranlarının takdirin mahkememize ait olduğunu, bu durumda davacı ... A.Ş. Nezdinde oluşan toplam 3.428.538,42 USD (ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kurumdan tespit edilecek Türk Lirası karşılığı) zararın kusur oranına göre hesaplanacak kısmına davacı tarafından talep edilebileceğini bildiren rapor tanzim ettiği görülmüştür.Bilirkişi raporunun taraflara tebliğe çıkarıldığı, taraf vekilleri tarafından rapora karşı beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür.Dosyanın ek rapor aldırmak için aynı bilirkişi heyetine tevdi ediliği bilirkişi heyetine tarafından düzenlenen 19/02/2021 tarihli raporda özetle; davacının teminat mektubuna ilişkin olarak davalı bankadan teyit almadığı dikkate alındığında, muhatap ile banka arasında garanti ilişkisinin kurulmadığı, bu sebeple bankanın muhatabın ibrasını aramadan mektubu iade almasından dolayı sorumluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığını bildiren rapor tanzim edildiği görülmüştür.Bilirkişi ek raporunun taraflara tebliğe çıkarıldığı, taraf vekilleri tarafından rapora karşı beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür. Yargıtay 11 HD.nin kararlarında (2011/2661 E,14743K) belirtildiği üzere, teminat mektubu, mevzuatımızda açıkça düzenlenmemiştir. Pozitif bir temele dayanmayan teminat mektubu kurumu, ticari hayatın bir gereği olarak ve sözleşme serbestisi kapsamında vücut bulmuştur. Muhatap, lehtar ve garanti eden olmak üzere bünyesinde üçlü bir ilişki içeren teminat mektubu, (doktrinde tartışmalar mevcut olmakla birlikte) esas olarak üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması nedeniyle bir tür garanti sözleşmesidir. 11.06.1969 Tarih 1969-4 Esas- 1969-6 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da teminat mektubunun mahiyeti itibariyle eBK.nun 110. maddesinde sözü edilen üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasında da teminat mektubunun eBK.nun 110. maddesi çerçevesinde bir garanti sözleşmesi olduğu yönü benimsenmiştir. Banka teminat mektubu ile garanti eden banka, kayıtsız ve şartsız bir ödeme yükümlülüğü altına girmemekte, aksine üçüncü kişi durumunda bulunan lehtarın edimini ifa etmemesi ya da sair rizikoların ortaya çıkması halinde muhatabın uğrayacağı zararları teminat altına almayı amaçlamaktadır. Somut olayda, davalı banka, lehdar olan dava dışı şirketin fiilini garanti altına alan durumundadır. Bankanın banka teminat mektubu hazırlaması ve bunu lehdara (muhatapa götürmek üzere) teslim etmesi ile garanti ilişkisi kurulmuştur. Muhatap tarafından tazmin talebi geldiğinde banka, lehdar ile muhatap arasındaki işin esasına girmeden, kayıtsız şartsız biçimde ödeme yapmak durumundadır. Bankanın yapacağı inceleme şekli ve sınırlı  olacaktır. Banka, kendisine sunulan mektubun sahte olup olmadığı, süresinin geçip geçmediği, nakde çevrilmemesi için verilmiş tedbir kararı olup olmadığı, teminat mektubunda yazılı riskin gerçekleşip gerçekleşmediği veya en fazla lehdarın elinde muhataptan alınmış bir ibra yazısı olup olmadığına bakarak sorumlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun dışında üstlendiği gibi, kayıtsız şartsız biçimde muhataba ödeme yapma  yükümlülüğü vardır.Uygulamada banka teminat mektupları sıklıkla lehdara teslim edilmekteyse de, düşüm yapılırken bankanın mutlaka muhataptan onay alması beklenir.Aksi halde somut olaydaki gibi durumlar yaşanabilir. Bankanın sorumluluktan kurtulduğu savunması mahkememizce kabul görmemiştir.Öte yandan, TBK'nın 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.Davacı şirket, dava dışı şirketten aldığı banka teminat mektuplarına ilişkin davalı bankadan doğrudan kendisi teyit yazısı almamış, dava dışı şirketin kendisine sunduğu teyit yazısı ile yetinmiş, teminat mektuplarının doğruluğu konusunda araştırma yapmamış ve bu şekilde zararı doğuran fiilin doğmasında etkili olmuştur.Davacının kendisinden beklenen basiretli davranışı sergileyemediği nazara alınmış, takdiren %20 indirim yoluna gidilmiş, aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. (Y, 11. HD, 2009/14190 E, 2011/15962 K sayılı kararında benzer olayda müterafik kusurun varlığı kabul edilmiştir.) Talep tutarı olan 100.000,00-USD den %20 müterafik kusur indirimi yapılarak 80.000,00-USD üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davacının temerrüt tarihinden itibaren avans faiz talebi yönünden, dosya kapsamında bulunan evraklardan davacının bankaya 13/11/2017 tarihinde tazmin talebiyle başvurduğu, bankanın 14/11/2017 tarihinde tazmin taleplerini geri çevirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda bankanın 14/11/2017 tarihinde temerrüde düşürüldüğü kabul edilmiş, 80.000,00-USD TL nin 14/11/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline dair davanın kısmen kabul kararı verilmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi, müterafik kusur indirimi durumunda, tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan, reddedilen tutar için davalı banka lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilememiştir.\"gerekçesi ile, ''Davanın KISMEN KABULÜ İLE,80.000,00 USD nin 14/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme Kararının Gerekçesinin Uyuşmazlık İçeriği, Yargıtay Kararları Ve Doktrin Görüşleri ile Çelişmekte olduğunu,Yerel mahkeme kararının 4. sayfasında;\"Somut olayda, davalı banka, lehdar olan dava dışı şirketin fiilini garanti altına alan durumundadır. Bankanın banka teminat mektubu hazırlaması ve bunu lehdara (muhatapa götürmek üzere) teslim etmesi ile garanti ilişkisi kurulmuştur.Muhatap  tarafından  tazmin  talebi geldiğinde banka, lehdar ile muhatap arasındaki işin esasına girmeden, kayıtsız şartsız biçimde ödeme yapmak durumundadır. Bankanın yapacağı inceleme şekli ve sınırlı olacaktır. Banka, kendisine sunulan mektubun sahte olup olmadığı, süresinin geçip geçmediği, nakde çevrilmemesi için verilmiş tedbir kararı olup olmadığı, teminat mektubunda yazılı riskin gerçekleşip gerçekleşmediği veya en fazla lehdarın elinde muhataptan alınmış bir ibra yazısı olup olmadığına bakarak sorumlu olmadığını ileri sürebilir.Bunun dışında üstlendiği gibi, kayıtsız şartsız biçimde muhataba ödeme yapma yükümlülüğü vardır.\"ifadelerine yer verildiğini, yerel mahkemenin, mektubun hazırlanması ile lehtara mektubun teslim edilmesini garanti ilişkisinin kurulması için yeterli gördüğünün anlaşılmakta olduğunu; ancak hükme esas teşkil eden mahkemenin bu görüşünün, icap ve kabule ilişkin temel hukuki prensiplere aykırı olduğunu; ayrıca doktrinde süreklilik arzeden görüşün, teminat mektubunun aslının muhataba ulaşması ve muhatabın kabulünü bildirmesi akabinde garanti ilişkisinin kurulacağı yönünden olduğunu; bu minvalde olmak üzere;\"Teminat mektubu aslının muhataba ulaşmaması, banka ile mektup muhatabı arasındaki garanti ilişkisini oluşturmayacaktır.\" (Banka Teminat Mektupları ve Kontragarantiler - 2003- Prof. Dr. Seza REİSOĞLU syf. 133), \"Teminat mektuplarında, muhatabın bankadan teyit alması ile teminat mektubu veya garanti sözleşmesinin kuruluşu için gerekli irade uyuşumunun gerçekleşmesi ile hukuki ilişki kurulacaktır.  Lehtar aracılığı ile teminat mektubu icabı kendisine ulaşan muhatap, bankanın böyle bir teminat mektubu düzenleyip düzenlemediğini, düzenlemişse üzerinde yer alan imzaların bankayı ilzama yetkili kişiler tarafından atılmış olup olmadığım ya da mektubun tahrif edilmiş olup olmadığım bilebilecek durumda değildir.Dolayısıyla, harikanın icabı ile karşılan muhatabın susması, banka ile muhatap arasında garanti veya teminat mektubu sözleşmesini kurmaya yeterli olmayabilecektir. Uygulamada, muhatap mektubun kendisine ulaşmasından sonra, teminat mektubunu düzenleyen bankadan teyit almak suretiyle kabul iradesini açıklamaktadır.\" (Banka Teminat Mektupları - 2011 Ankara Prof. Dr. Vahit DOĞAN syf. 128), görüşlerinin doktrinde dile getirildiğini; gerçekten de,  garanti akdinin kurulması için garanti beyanının muhataba varması gerektiğini, oysa huzurdaki davaya konu işlemde müvekkilinden sadır olmuş bir garanti beyanının davacıya \"varmış\" olmadığını; tersine davacının elinde sahte bir belge olduğunu ve davacının bu sahte  belgeye istinaden talepte bulunmakta olduğunu; dolayısıyla davacının iddiasının aksine lehdar tarafından da davacıya yapılmış bir teslim bulunmadığının görülmekte olduğunu; bahse konu teminat mektubu aslı müvekkilinde olup, davacının kendisine mektup verildiği yönündeki iddiasının haksız ve gerçek dışı olduğunu; bu nedenle de taraflar arasında bir garanti ilişkisi kurulmadığını, davacı tarafın sahte belgeler çerçevesinde hak ve alacak talebinde bulunduğunun izahtan vareste olduğunu,Bir diğer hususun ise mahkemenin kararının uyuşmazlık içeriği ile çelişmesi olduğunu mahkeme kararında; bankanın kayıtsız şartsız biçimde ödeme yapmak durumunda olduğunun, ancak bankanın yapacağı şekli ve sınırlı incelemede, bankanın kendisine sunulan mektubun sahte olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunun ifade edildiğini; görülen uyuşmazlığın esasının, davacının taleplerine dayanak belgelerin sahte nitelikte olması olduğunu; müvekkili bankanın davacının taleplerini, sahte teminat mektubuna dayalı olması ve garanti ilişkisinin kurulmamış olması vechiyle reddettiğini; aslen müvekkili bankanın yaptığı işlemin, yerel mahkemenin kararının ilgili bölümünde belirttiği inceleme yükümlülüğü ile uyumlu olduğunu ancak müvekkili bankanın, kararda belirtildiği şekilde uyumlu işlem tesis etmesine ve inceleme yükümlülüğü kapsamında davacının talebini reddetmesine karşın, yerel mahkeme kendi gerekçeli kararında belirttiği ifadeler ile çelişir bir şekilde müvekkil banka aleyhine davanın kısmen kabulüne karar verdiğini,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 3.7.1981 tarihli 1979/1-1941E.; 1981/560 K. Sayılı kararında, arzedilen husus ile paralel bir şekilde; \"Banka, sırf kendisine ait def'ilerle mektup bedelini ödemekten imtina edebilir.Teminat mektubunun zaman aşımına uğraması, sahte olması gibi def'iler ileri sürebilir.\" denilerek bankaların mektubun sahte olması sebebiyle mektup bedelini ödemekten imtina edebileceğinin ifade edildiğini,Dosyada mübrez 09/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda da,\"Davalı banka tarafından dava dışı şirket lehine düzenlenen ve muhatabının davacı şirket olduğu teminat mektupları ile ilgili garanti akdinin kurulabilmesi için ve ispat açısından teminat mektuplarının muhataba ulaşmasının ve muhatabın garantiyi kabul etmesinin zorunlu ve teminat mektuplarının muhataba ulaşmamasının akdin kurulmasına engel bir durum olduğu\" ifadelerine yer verilmiştir.19/02/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda da \"davacının teminat mektubuna ilişkin olarak davalı bankadan teyit almadığı dikkate alındığında muhatap ile banka arasında garanti ilişkisinin kurulmadığı\" kanaatine varıldığının ifade edildiğini, ancak yerel mahkemenini söz konusu Yargıtay kararı, dosyada yer alan bilirkişi raporları ve kendi kararındaki lafız ile çelişir bir şekilde hüküm tesis ettiğini,Davacı, kendisine verilen teminat mektubu ve teyit belgelerinin teyidini almak ve orijinal olup olmadıklarını araştırmakla yükümlü olduğu halde bu yükümlülüklerini ifa etmediğini, Yargıtay 11. HD.nin 2015/1216 E, 2015/6990 K. Sayılı ve 15.05.2015 tarihli kararında \"...Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2007/5632 E,2008/14112 K sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda gerek teminat mektubu ve gerek teyit mektubunun üzerinde yer alan imzaların davalı banka görevlilerine ait olmadığı, ancak bu teminat mektubu ve teyit yazısında bulunan mühür ve kaşelerin bankanın orijinal mühür ve kaşesine benzediği tartışmasız ise de, günümüz teknolojisi ve bilgisayarlarıyla orijinal gibi mühür ve kaşelerin yapılmasının mümkün olduğu ve salt mühür ve kaşenin orijinal mühür ve kaşeye benzemesinin bankanın sorumluluğunu doğurmayacağı, davacının kendisine teminat mektubuyla verilen teyit yazısından kuşkulanması veya her halükarda teminat mektubunun gerçek olup, olmadığını araştırması gerektiği, bankadan bu yolda araştırma yapsaydı aynı seri numaralı teminat mektubunun daha önce kullanılmış olduğundan sahteliği kolaylıkla anlayabileceği, tüm kusurun davacıda olduğu,bu hususun ceza dosyası kapsamıyla da belirlendiği gerekçeleriyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 12.09.2014 tarihli kararı ile onanmıştır.Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. Maddesi gereğince REDDİNE...\" şeklinde hüküm tesis edilerek, davacının kendisine verilen teminat mektubunun sahte olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğunu, bunu yapmaması halinde de bankadan ödeme talep edemeyeceğinin açıkça ortaya konduğunu, Yargıtay 11. HD., E. 2014/9370 K. 2015/5988 T. 28.4.2015 sayılı kararında da, basiretli bir tacirin ticari ilişkisine konu edimi yerine getirmeden önce ilgili teminat mektubunun teyidini almak için ilgili banka şubesine yazılı başvurarak bankadan teyit alındıktan sonra ifasını yerine getirmesi gerektiğini, sahteliğin basit bir araştırma ile anlaşılacağı ve bu yükümlülükler yerine getirilmeksizin teminat mektubunu düzenleyen bankanın sorumlu olmayacağını aşağıdaki şekilde açıkça hüküm altına alındığını \"Sahte olarak tanzim edilip davacı ...' a ibraz edilen dava konusu teminat mektubunun davacı kurumun iç satış talimatına göre muhasebe kısım müdürlüğünün bölge müdürü tarafından kendisine havale edilen banka teminat mektubunun teyidini almak için ilgili banka şubesine yazılı başvuruda bulunup banka tarafından yazı ile gönderilen teminat mektubu teyit yazısından emin olunduktan sonra çay satışı yapılmasının gerekeceği, ...’un muhasebe kısım bölümünde çalışan görevlilerin iç satış talimatı gereklerine ihmal ya da bilgisizlik sonucu aykırı davranıp ibraz edilen banka teminat mektubunun teyidini almadan çay satışı yapmasında, ibraz eden dava dışı sanığın söz ve davranışlarının davacı ...’un denetim olanağını ortadan kaldırmadığı, ibraz edilen banka teminat mektubunun sahte olduğunun basit bir araştırma ile anlaşılacağı ve davacı ...’u yanıltacak nitelikte bulunmadığı hususlarının ceza dosyasında anlaşıldığı, dava konusu iş ve işlemlerin yapılmasında davalı bankaya ve çalışanlarına herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği, tüm kusurun davacı tarafta olduğu, sahte olan teminat mektubundan ve bunun kullanılmasından dolayı davalı bankanın herhangi bir sorumluluğu ve borcunun olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.\" bu içtihatların görülen davaya konu ihtilaf için birer emsal olduklarını; bu kararlarda Yargıtay'ın, kendisine teminat mektubu verilen davacının, bu mektubun gerçekliğini araştırması gerektiğinin, aksi halde bankadan teminat mektuplarıyla ilgili talepte bulunamayacağının hükme bağladığını; bu kapsamda davacının taleplerinin de haksız olduğunu,Bir diğer hususun ise, görülen dosyanın davacısının katılan sıfatını haiz olduğu, dava dışı mektup lehtarı şirket yetkilerinin dolandırıcılık ve özel evrakta sahtecilik suçlarından ceza aldığı Kocaeli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/366E. 2022/133K. Sayılı yargılama sırasında sunulan davacı yanın beyanları olduğunu; davacı şirketin yetkililerinin ceza yargılaması sırasında beyan ettikleri hususların, davacının basiretli bir olarak davranmadığının müstesna örneği konumunda olduğunu; anılan ceza yargılaması sırasında görülen davanın müştekisinin, dava dışı mektup lehtarı ile önceden hiç bir ticari ilişkiye girmediklerini, ilk defa ürün teslimi yaptıklarını ve karşılığında sahte nitelikte teminat mektubu teslim aldıklarını ikrar ettiklerini; davacının bu beyanı ile anlaşılmaktadır ki; davacı ilk defa iş ilişkisi içerisine girdiği mektup lehtarının teslim ettiği sahte belgelere güvendiğini ve teslim aldığı belgelerin gerçekliği konusunda hiçbir araştırma, inceleme yapmaksızın mal teslimini gerçekleştirdiğini ve teminat mektubuyla ilgili yapması gereken asıl ve ilk işlem olan müvekkili bankadan teyit alma gereğini de yerine getirmediğini; yukarıda Yargıtay kararları ile mektup muhatabına atfen izah edilen teyit alma yükümlülüğünü davacı yan açık bir şekilde ihlal ettiğini; özetle davacının daha önce hiç tanımadığı bir firmadan, banka teminat mektubu adı altında sahte belgeler kabul ettiğini, bu belgelerle ilgili bankayla herhangi bir iletişim kurmadığını, ilk defa karşılaştığı bu firmaya milyonlarca dolarlık mal teslim ettiğini; davacının, müvekkili banka ile hiçbir iletişim kurmadığı bir işlemde, 3. bir taraftan aldığı sahte belgelerin, davacı ile müvekkili banka arasında bir garanti ilişkisi kurduğunun söylenmesi, TBK'nın sözleşmelerin kurulmasına dair tüm kural ve prensiplerine aykırı olduğunu; bu görüş kabul edilirse, herhangi bir kişi ya da kurum, bankaların haberi ya da bilgisi olmadan temin ettikleri sahte teminat mektuplarıyla bankalara başvurup, tazmin talep edebileceklerini; oysa kanun koyucunun da içtihatlarda yer alan prensiplerin de doktrin görüşlerinin de böyle bir sonucu amaçlamadığının izathtan vareste olduğunu; davacı ile müvekkili banka arasında herhangi garanti ilişkisi kurulmadığını; bu nedenle de davacının müvekkilden bir alacak talep edebilmesinin mümkün olmadığını,Güncel tarihli olması cihetinden yüksek mahkemenin bilgisine işbu dilekçeleri ekinde sundukları Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2672E. 2022/2481K. Sayılı onama ilamına ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2018/2300E. 2020/1481K. Sayılı davacının istinaf talebinin red kararına konu Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1056E. 2018/837K. Sayılı kararında; \"Davacı mektup için teyit almış olsaydı banka da teminat mektubunu iade aldığında karşı teyit için davacıya bilgi vermek zorunluluğu altında kalacaktı. Bu halde sahtecilik kısa zamanda ortaya çıkacak ve sorumluları hakkında işlem yapılabilecekti.Üzerine düşen bu gerekliliği ihmal eden ve bilmeden de olsa sahte teminat mektubunu teslim alan davacı tarafın bankanın sorumluluğunu ileri sürmesi haksızdır.\"  ifadelerine yer vererek, davalı banka yönünden davanın reddine karar verdiğini,Konuya ilişkin bilimsel eserlerde de sahte teminat mektuplarıyla garanti ilişkisinin kurulamayacağının kabul edilmekte olduğunu, Prof. Dr. ...'nun \"Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler (4. Baskı, Ankara 2003)\" adlı eserinin 127. ve 128. sayfalarında sahte teminat mektubuyla tazmin talebinin hukuken korunmayacağının aşağıdaki şekilde tespit edildiğini, \"Sahte bir teminat mektubunun doğrudan muhataba ibrazı halinde ise, bankanın bir icabından, dolayısıyla iradelerin birleşmesi sonucu bankanın yükümlülüğünden söz edilemiyecektir. Banka, yetkili imzaların sahte olmasından ötürü hukuken sorumlu tutulamıyacak, sahte imzalı mektubu alan muhatap ile banka arasında bir akdi ilişki ortaya çıkmıyacaktır. Banka ancak çift imza ile yükümlülük altına  girdiğinden  imzalardan  birinin  sahte olması halinde dahi bankanın bir garanti sözleşmesi yükümlülüğünden söz edilemeyecektir.Yargıtay’a intikal eden bir olayda, muhataba lehtar tarafından (G) bankasının Şişli şubesince düzenlenmiş bir teminat mektubu verilmiş, muhatap, teminat mektubunu aynı bankanın İstanbul şubesine teyit ettirmiştir.Daha sonra muhatap tarafından davalı bankaya ibraz edilen teminat mektubunun sahte olduğu;  orijinal  teminat  mektubunun  teyidinden kısa bir süre sonra lehtarı tarafından bankaya iade edildiği anlaşılmıştır. Davacı muhatap,  elindeki mektup sahte olsa dahi, bankaca teyit edildiğinden, davalı  bankaca  iptali nedeniyle zararının doğduğunu ileri sürmüştür.Mahkeme, davacının  teminat mektubunun unsurlarını belirterek yaptığı müracaat üzerine, davalı bankanın bu unsurları havi teminat mektubu verdiğini teyit etmesinin, davacının elindeki sahte mektubu gerçek bir teminat mektubu haline dönüştürmiyeceği, gerçek mektubun daha sonra bankaya iade edilerek iptal edildiği, bankanın işlemlerinin bankacılık kurallarına uygun olduğu, davacının dava dışı lehtar tarafından dolandırılmış bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir. ...Yargıtay  özel  dairesi bu  defa  aşağıdaki  gerekçe  ile  mahkemenin red kararını onamıştır. \"Dairemizin 20.12.1990 ve 5.4.1991 tarihli kararlarından sonra mahkemece kurulan son kararda, muhatap davacı ile teminat mektubunu veren banka arasında maddi olayın şekli itibariyle bir garanti akti oluşmadığı sonucuna varılarak dava reddedilmiştir.Dairemizin 20.12.1990 tarihli ilk kararında bankanın teyidi sebebiyle taraflar arasında bir garanti akti    oluştuğu görüşü benimsenmiş ise de, daha sonra benzer davalarda da bu görüşten vazgeçilerek bankaya  teminat mektubunun aslı ibraz edilmeden sadece mektup tarihi ve miktarı belirtilerek başvurma neticesi bankanın bu nitelikteki bir mektubun verildiğine ilişkin cevabının mektubun teyidi niteliğinde olmadığı görüşüne varılmıştır. 5.4.1991 tarihli daire kararındaki tahkike yönelik gerekçede ise taraflar arasında garanti akdinin bulunması haline yönelik olduğundan ve mahkemece dairemizin daha sonraki kararlarına dayanılarak hüküm tesis edilmiş bulunduğundan hükmün onanması gerekmiştir.\", yine ...'nun aynı eserinde (sayfa 131) bu hususu şu cümlelerle ifade ettiğini: \"Sahte teminat mektuplarına karşı korunmanın en etkili yolu muhatabın teminat mektubu düzenliyen şubeden teyit yazısını teminat mektubu üzerine  almasıdır. Gerçekten de; teminat mektubu veren şubenin, bu mektubu verdiğini ayrı bir yazı ile teyit etmesi; kendisine sahte teminat mektubu teslim edilen muhatabı yeterince korumıyacak; bu teyit sadece mektup verildiğini ifade edecek, yoksa muhatabın elindeki mektubun sahte olmadığının teyidi anlamına gelmiyecektir.Nitekim Yargıtay bir kararında teminat mektubunun teyidi, ancak mektup üzerine teyit şerhi yazılmak suretiyle yapılır.Teminat mektubu ibraz edilmeden böyle bir mektup verildiğinin doğrulanması istemine bankaca olumlu yanıt verilmesi gerçek anlamda bir teyit oluşturmaz demektedir.\"Benzer şekilde Prof. Dr. ...'ın \"Banka Teminat Mektupları (4. Baskı, Ankara 2011)\" adlı eserinde aşağıda yer alan şekilde Yargıtay'ın örnek uygulamasına yer verdiğini; \"Yargıtay’a intikal eden bir olayda, muhatap ile bankanın şube müdürü ve şef yardımcısının imzası ile teminat mek­tubu sözleşmesi imzalanmıştır. Daha sonra şube müdürü ve şef yardımcısı, lehtar şirket yetkilisi ile birlikte emniyeti suiistimal ve dolandırıcılık suçundan mahkûm olmuşlardır. Teminat mektubu muhatabı mektuba dayanarak icra takibinde bu­lunmuştur. Garantör banka, teminat mektubunun sahte olduğunu, kaldı ki, mektup ile güvence altına alınan riskin de doğmadığını gerekçe göstererek bankanın borç­lu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı, bankanın asıl sözleşme sebebi ile oluşan def ilere dayanamayacağını ve teminat mektubunun verildiği dönemde imzaya yetkili kişilerce imzalandığı itirazında bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, davanın reddine karar vermiştir.  Kararın temyizi üzerine Yargıtay, “... garanti akdinde borçlu olan bankanın sözleşmenin sahtecilik yoluyla oluşturulduğunu, hata ve hileye maruz bırakıldığını, teminat mektubu ile garanti altına alınan ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürerek yükümlendiği edimlerden kurtulmasının mümkün bulunduğu belirtilerek öncelikle sahtecilik iddiasının tahkikiyle dava konusu teminat mektubunun sahte bir şekilde gerçekleştirildiği iddiası açığa kavuşturularak davalı tarafın ibraz ettiği faturanın gerçeğe uygun olup olmadığı, gerek lehtar ile muhatap ve gerekse imalatçı firma defter kayıt ve müstenidatları incelenerek riziko iddiasının da var olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi” gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararım davacı yararına bozmuştur. (11. HD, 09.02.1988 T. ve E. 1987/7787-K. 1988/629) İlk derece mahkemesi,  bozmaya uymuş ve yapılan yargılama sonucu ceza dosyası kesinleşen mahkumiyet kararı içeriğine nazaran, dava konusu teminat mektubunun,  sahtecilik yoluyla düzenlendiği, bu teminat mektubunun garanti altına aldığı rizikonun da gerçekleşmediği, davalının ibraz ettiği faturanın gerçek mal alım satımına ilişkin olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir”. (11. HD, 29.3.1990 T. ve E. 1989/5896-K. 1990/2664)Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.\"Yargıtay'ın emsal uygulamalarında da teminat mektubunun tazmininden önce ilgili mektubun sahte olup olmayacağının açıklığa kavuşması gerektiğinin; sahte bir teminat mektubuna istinaden garanti sözleşmesinin varlığından veya bankanın bu mektuba ilişkin tazmin yükümlülüğünün bulunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığının; bu nedenle taraflar arasında sahte teminat mektupları nedeniyle bir garanti ilişkisi kurulmadığının izahtan vareste olduğunu,Orijinal teminat mektuplarının müvekkili bankaya iadesi ile müvekkilin bu mektuplarla ilgili sorumluluğunun sona erdiğini, davacı ile müvekkili banka arasında garanti ilişkisi kurulmadığı gibi, orijinal teminat mektuplarının bankaya iadesinin de müvekkilin herhangi bir ödeme sorumluluğu kalmaması sonucunu doğurmakta olduğunu,Yargıtay 19. H.D., 18.12.2006, E.5286/K.12213 sayılı kararında, sahte teminat mektubunun davacıya verilmesiyle taraflar arasında garanti ilişkisi kurulamayacağı ve asıl mektupların iadesiyle bankanın sorumluluğunun sona ereceğini açıkça hükme bağlandığını,\"...Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, teminat mektubu aslının lehdar tarafından bankaya ibraz edildiğinden, lehdar ile muhatap arasmdaki ilişkinin sona erdiği, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı, faksla tarih ve numara bildirmek suretiyle teyid aldığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle bankaya teminat mektubunun aslı ibraz edilmeden sadece mektubun tarih, sayı ve miktarı belirtilerek başvurulması sonucu bankanın böyle bir teminat mektubunun verildiğine ilişkin cevabi yazısının mektubun teyidi niteliğinde sayılamayacağından davacı ile davalı banka arasında garanti sözleşmesinin oluştuğundan söz edilemeyeceğine ve lehtar tarafından bankaya iade edilip dosyaya ibraz edilen teminat mektubunun ıslak imzalı asıl teminat mektubu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA...\", Yargıtay'ın bu kararında teminat mektubu muhatabının, sadece mektup numaraları üzerinden aldığı teyidini yeterli görmediğini; görülen uyuşmazlıkta da davacı tarafın teyit için müvekkili bankaya başvurmadığını, garanti ilişkisi kurulmadığını ve davacının sahte belgeler ile müvekkili bankadan hak ve alacak talebinde bulunduğunu ancak Yargıtay kararında da belirtildiğini, teminat mektubu aslının lehdar tarafından bankaya iade edilmesiyle bankanın sorumluluğunun sona ereceğini,Mahkemenin huzurdaki dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında iletilen kanaatleri göz ardı ettiğini, görülen dosyaya ibraz edilen 19/02/2021 tarihli ek bilirkişi raporu, aynı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 09/06/2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmak suretiyle hazırlandığını; buna göre bilirkişi heyetinin, yukarıda ifade edildiği üzere, 19/02/2021 tarihli raporları ile, müvekkili banka ile davacı arasında garanti ilişkisinin kurulmadığını, davalı müvekkil bankanın sorumluluğunun bulunmadığını kesin bir dille ifade ettiklerini, İlk derece mahkemesinin kusur dağılımı kararının da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı, kendisine sunulan teminat mektubu kopyalarını çok basit ve temel incelemeye tabi tutsaydı bunların sahte olduklarını anlayabileceğini; davacının bunu yapmayıp, sadece gelen mektuplarla ilgili müvekkilden teyit talep etseydi yine de sahtelik ortaya çıkabileceğini; davacı basiretli bir tacir olmasının en doğal gereği olan bu basit tedbirleri almadığını; dolayısıyla da bu işlemde asıl ve tek kusurlunun davacı olduğunu; bu nedenle de şayet bir zararı varsa, bu zararının tamamından davacının sorumlu olması gerektiğini,bu gerçeklere rağmen ilk derece mahkemesinin bu olayda müvekkili bankayı temel kusurlu sayması ve %80'lik bir kusur oranı belirlemesinin, dosyadaki maddi vakalar ve gerçekler karşısında tümüyle haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu; burada yegane kusurun davacıya ait olduğunu,Yargıtay 19. HD.nin 2.4.2015 tarih, 2014/8190 E ve 2015/4728 K sayılı kararında da muhatap davacının kendisine sunulan teminat mektubunu hatta teyit yazılarını da incelemesi gerektiği, bu incelemeyi yapmayan muhatabın sahte teminat mektubu nedeniyle bankadan talepte bulunamayacağının kabul edildiğini, \"Mahkemece, toplanan delillere ve ....Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/366 esas sayılı dosyası kapsamına göre, aralarında davaya konu teminat mektubunun da bulunduğu 7 adet teminat mektubunun sahte olarak tanzim edilip davacıya ibraz edildiği, teminat mektuplarının sahteliğinin basit bir araştırma ile anlaşılabileceği, davacının davalı bankadan teminat mektuplarının teyidini almadan dava dışı bayiye satış yaptığı, davaya konu olayda davalının bir kusurunun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın ...  reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,\"., hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için bu olayda müvekkili bankaya da bir kusur atfedileceği kabul edilse (bu kusurun gerekçesi bulunamayacaksa da), burada müvekkilin kusurunun davacıdan fazla olmasının da hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kusur dağılımına ilişkin kararının da hukuka aykırı olduğunu,Davacının 31/01/2018 tarihli dava dilekçesinin talep kısmında, 100.000,00 USD nin tazmin talep tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı müvekkil bankadan tahsili talep edildiğini, davacının bu talebinin, yerel mahkemenin gerekçeli kararında da vurgulandığını, mahkemenin kararının hüküm bendinin 1. fıkrasında \"davanın kısmen kabulüne\" denilmek suretiyle 80.000,00-USD'nin müvekkil banka tarafından davacıya ödenmesine karar verildiğini, devamla hüküm bendinin 6. fıkrasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesinden bahisle davacı lehine vekalet ücretine takdir ettiğini, ayrıca hüküm bendinin 4. fıkrasında tüm yargılama giderlerinin müvekkili bankaya yükletildiğine dair hükme yer verildiğini, yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin hüküm kurmasına karşın, kısmen kabul - kısmen red esasları çerçevesinde müvekkil banka lehine vekalet ücretine takdir etmemesi, bunun yanında yargılama masraflarını kabul-red oranları muvacehesinde taraflara bölüştürmesi gerekirken, bütün masrafları müvekkili bankaya yükletmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297/2. maddesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu,Arz edilen usuli nedenler çerçevesinde yerel mahkemenin 2018/140 E. 2022/414 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesinin elzem olduğunu, yerel mahkeme kararı hakkındaki istinaf müracaatlarının kabul edilmesine kadar, anılan ilama dayalı takip yapılamamasını teminen hükmün icrasının geri bırakılmasını talep ettiklerini,İleri sürerek, arz olunan ve resen nazara alınacak nedenlerle, istinaf başvurularının kabul edilerek; öncelikle icranın geri bırakılmasına, davacının huzurdaki davası gerek usul ve gerekse esas bakımlarından haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğundan, T.C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/05/2022 Gün ve 2018/140 E. 2022/414 K. sayılı kısmen kabule dair kararının kaldırılarak, davanın tümüyle reddedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin da karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini, talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacının dava dışı... firması ile arasındaki ticari satış ilişkisine istinaden kendisine verilen kesin nitelikteki teminat mektuplarının sahte olduklarından bahisle tazmin talebinin reddedilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; dava dışı ... firması ile giriştiği ticari satış ilişkisinden doğacak borçların teminatı olarak dava dışı firma tarafından davacıya 09/06/2017 düzenleme tarihli, ... numaralı 245.000,00-USD bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu ile 18/10/2017 düzenleme tarihli, ... numaralı 1.220.000,00-USD bedelli kesin ve 17/10/2018 tarihine dek geçerli teminat mektuplarının ve banka teyit yazılarının teslim edildiğini, akabinde dava dışı firmaya mal teslimi yapıldığını, dava dışı firmanın borcunun büyük kısmını ödememesi nedeniyle 13/11/2017 tarihinde tazmin talebi ile davalı bankaya başvurulduğunu, bankanın 14/11/2017 tarihli cevabında; tazmin talebine konu her iki teminat mektubu asıllarının ... firması tarafından kendilerine iade edildiğini, risk düşümünün yapıldığını, mektup asılları banka elinde olduğundan ödeme sorumluluğu bulunmadığını bildirdiğini, akabinde noter marifetiyle gönderilen ihtarnameye de aynı gerekçe ile olumsuz cevap verildiğini, dava dışı ... şirketi yetkilileri hakkında Kocaeli Cumhuiyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının, dava dışı firma tarafından kendisine verilen sate teminat mektupları ile teyit yazılarını savcılığa teslim ettiğini,  bankanın dava dışı şirkete davacıya verilmek üzere teminat mektuplarını teslim ettiği anda garanti ilişkisinin kurulduğunu,...'ın mektup asıllarını davalıya iade etmesinin, davacı ile davalı arasındaki garanti ilişkisini sona erdirmeyeceğini, davalı bankanın risk düşümü yapmadan önce davacıdan onay alması veya davacının bankayı ibra etmesi gerektiğini ileri sürerek, bu olay nedeniyle uğradıkları zararın tespiti ile şimdilik 100.000,00-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yan; taraflar arasında garanti ilişkisinin kurulabilmesi için garanti iradesini içeren teminat mektuplarının muhatap davacıya ulaşması gerektiğini, dava dışı firma tarafından mektup asıllarının davalı bankaya iade edilmiş olması karşısında, davacının elinde sahte teminat mektupları bulunduğunun anlaşıldığını, mektup asılları davacıya hiç ulaşmadığından garanti ilişkisinin kurulmadığını, davacının dava dışı firmadan almış oladuğu teminat mektuplarının ve yine dava dışı firmadan almış olduğu teyit yazılarının gerçek olup olmadığı ile ilgili araştırma yapmadığı gibi, mektupları kabul edip mal teslimi yapmadan önce mektupların gerçekliği hususunda davalı bankadan teyit de almadığını, dolayısıyla davacının uğradığı zararla ilgili davalı bankaya kusur atfedilemeyeceğini, bankanın mektup asılları kendisine iade edildiğinden ve risk düşümü yapıldığından herhangi bir ödeme yükümlülüğü de bulunmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/30051 soruşturma sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilmiş soruşturma evrakları incelendiğinde içerisinde iddianamenin olmadığı anlaşılmıştır. Anılan soruşturma dosyası kapsamından davacının, ... şirketi yetkilileri ile suçlu olması muhtemel diğer kişiler aleyhine şikayet dilekçesi vermesi üzerine soruşturma başlatıldığı, davacının davalı banka veya çalışanları aleyhine şikayet ileri sürmediği tespit edilmiştir.Mahkemece soruşturma akıbetinin sorulması üzerine,Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili soruşturma dosyası kapsamında Kocaeli 7 Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açıldığının, dosya numarasının 2019/366 olduğunun bildirildiği, yazı ekinde iddianamenin bulunmadığı, mahkemece Kocaeli 7 Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan yazıda dosya örneğinin istenmediği, sadece davanın akıbetinin sorulduğu, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da davanın derdest olduğuna dair bilgi vermekle yetinildiği görülmüştür.Mahkemece davalı bankadan, dava dışı kredi müşterisi ... tarafından bankaya iade edilen mektup asıllarının örnekleri ve mektupları iade eden dava dışı şirket yetkilisinin kimlik fotokopisi sureti, mektup asıllarının iade tarihi bilgileri celbedilmiş, yine davacı tarafından dava dışı şirket aleyhine Kocaeli 2 asliye Ticaret Mahkemesi'nden alınan ihtiyati haciz kararı ve kararın infaz edildiği akabinde esas takibin de gerçekleştirildiği ... sayılı takip dosyası celbedilmiş, dosya bir hukukçu iki bankacı bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek kök ve ek raporlar alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek,  davalı banka tarafından teminat mektuplarının dava dışı ... şirketine muhatap/davacıya götürülmek üzere teslim edilmesi ile, banka ve davacı arasında garanti ilişkisinin kurulduğu, bankanın risk düşümü yaparken davacıdan onay alması gerektiği, bu onayı almayan davalının davacı  zararından sorumlu olduğu, davacının ise  dava dışı şirketten aldığı banka teminat mektuplarına ilişkin davalı bankadan doğrudan teyit almayıp, dava dışı şirketin sunduğu teyit yazıları ile yetinmesi nedeniyle zararın doğmasında %20 oranında müterafik kusuru bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri cevap dilekçesinin tekrarı mahiyetinde olup, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte bankaya yüklenen kusur oranının çok yüksek olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesinin ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu yönündedir. Banka teminat mektuplarına ilişkin hukukumuzda açık bir düzenleme bulunmamakta olup, bu mektupların muhatabı ile banka arasında teminat amaçlı bir tür garanti sözleşmesi olduğunun kabul edildiği, banka teminat mektupları ile lehtarın veya üçüncü bir kişinin verdiği kontrgaranti karşılığında bankanın muhataba karşı, belli bir paranın, muhatabın ilk yazılı talebi üzerine ödemesi hakkındaki taahhütte bulunduğu, kefaletten farklı olarak  bankanın muhataba karşı, lehtar ile muhatap arasındaki hukuki ilişkiden bağımsız ve asli nitelikte bir borç altına girdiği,  bankanın bu borcunun, üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğu doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir.  Bankanın borcunun asli ve bağımsız özelliğinden ötürü, banka muhataba karşı, fiilini taahhüt ettiği üçüncü kişiden kaynaklanan şahsi def'ileri ileri süremez. Ancak kendisinden kaynaklanan def'ileri ileri sürebilir.Teminat mektubunun süresinin dolmuş olması, sahte olması gibi veya teminatın ödenmemesi hususunda mahkemece verilen bir tedbir kararının bulunması gibi hallerde  ödeme yapmaktan kaçınabilir.Garanti sözleşmesi muhatap ile banka arasında, lehdar ile muhatap arasındaki ilişkiden bağımsız olarak kurulduğundan, diğer ifade ile garanti sözleşmesi bankanın garanti verme icabının muhatapça kabul edilmesi ile kurulacağından, bankanın garanti vermeye yönelik icabının muhataba ulaşması zorunludur.Somut olayda teminat mektubu ve teyit yazıları asıllarının davalı banka tarafından muhatap davacıya değil ... firmasına teslim edildiği ihtilaf konusu değildir.Teminat mektubu asılları ve teyit yazıları... tarafından davacıya teslim edilmeyerek, ... numaralı teminat mektubu aslı 23/06/2017 tarihinde, ... numaralı teminat mektubu aslı ise 25/10/2017 tarihinde  davalı bankaya iade edilmiş ve davalı banka tarafından risk düşümü yapılarak garanti sonlandırılmıştır. Mektup asılları ve teyit yazıları davacıya hiç ulaşmadığından,davalı banka ile davacı muhatap arasında her iki teminat mektubu bakımından da geçerli bir garanti sözleşmesi kurulmamıştır.Davalı tarafından, aslı iade edilen mektuplar nedeniyle, iade tarihine dek davacı tarafından bir bildirimde bulunmaması nedeniyle teminat riskinin kapatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.Garanti sözleşmesi hiç kurulmadığından, davalı bankanın teminat mektuplarına dayalı ödeme yükümlülüğü bulunmadığı gibi, kurulmamış sözleşmeye aykırılık nedeniyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu da kabul edilemez ( bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2023/1380 esas,  2024/4475 karar sayılı; 2024/930 esas,  2024/8843 karar sayılı ilamları). Davacı tarafından, davalı banka çalışanları aleyhine bir sahtecilik iddiası ile sürülmediği gibi, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilen şikayet dilekçesinde de banka aleyhine şikayetçi olunmadığı, esasen sahtecilik iddiasının yalnızca dava dışı şirket ve yetkilileri aleyhine ileri sürüldüğü anlaşıldığından,Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde devam eden yargılamanın akıbetinin de sonuca etkisi olmayacağı anlaşılmıştır. Mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi yerinde olmamış, davalı yanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.  Ne varki dosyada toplanacak başka delil ve yapılacak tahkikat işlemi bulunmadığından, bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir.Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın reddine, dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı yanın yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebeplerinin değerlendirilmesine yer olmadığında karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/05/2022 tarih ve 2018/140 Esas 2022/414 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.472,38-TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.856,98‬-TL harcın talep halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 122,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 fıkrasına göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-Kullanılmayan gider avansı varsa yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"98782612ff452372","SID":"4cd59ac26b4e118a"}}