{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: 2025/191 Esas - 2025/235<br>\t \tTÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t             \t\t        YETKİLİ<br>\tT.C.<br>\tANKARA<br>\t11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR<br>ESAS NO\t: 2025/191 <br>KARAR NO\t: 2025/235<br><br>HAKİM\t:.....<br>KATİP\t:.....<br><br>DAVACI \t:.....<br>VEKİLİ\t: Av. .....<br>\t .....<br>DAVALILAR\t: 1- .....<br>VEKİLİ\t: Av. .....<br> \t: 2- .....<br>\t  3- .....<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/11/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 15/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 16/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>İDDİA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ;müvekkilinin ..... nolu parselde kayıtlı arsa sahibi olduğunu, müvekkili ile yüklenici ... ve ... arasında .... Noterliği'nin 25/02/2014 tarih, ... yevmiye numarası ile Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, aynı davalılar tarafından aynı arsa olan .....nolu parseldeki mülk sahiplerine karşı haksız irca takibine başlatıldığını, işbu sözleşme .....nolu parselde kayıtlı tüm arsa sahipleri ile yapılmadığını, dolayısı ile sözleşme dava tarihi itibariyle de henüz tamamlanmadığını, bu nedenle de diğer arsa sahipleri arasında arsa payının taksim edilmemesi nedeniyle .....sayılı dosyası kapsamında izale-i şuyu davası açılmış ve verilen kararın ..... sayılı dosyası ile istinaf incelemesinde kaldırılarak neticesinde .....  Esas sayısı ile devamına karar verildiğini, davalı yanın hiçbir alacağı bulunmadığı halde icra takibi başlatılmış olması nedeniyle haksız olduğunu, aynı davalılar tarafından aynı arsa olan ..... nolu parseldeki mülk sahiplerin karşı; haksız icra takibi başlatıldığını ve  haksız takibin durdurulması amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, icra takibine konu senedin ve icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalıların dava miktarının %20'den az olmamak üzere müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMA:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; başlatılan icra takibi tutarındaki alacağı 18/12/2018 tarihinde ödendiğini, ilgili icra dosyasına taraflarınca haricen tahsil bildirimi yapılmadığını, davacı bu hareketiyle müvekkili şirkete borçlu olduğnu ikrar ettiğini, davacılar ile müvekkili şirket arasında imzalanan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirket dava konusu bonoları diğer davalı ...'dan cira yoluyla devraldığını, ilgili senet asılları ...'nden celp edildiğinde de görüleceğini, senetler üzerindeki ciro zincirinde herhangi bir kopukluk olmadığını tamamen usulüne uygun olarak ciro işlemlerinin yapıldığını, dava konusu senetlerin yetkili hamili konumundaki müvekkili şirket şibu hususlar ışığında iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ve diğer davalılar ile davacı arasındaki sözleşme ilişkisi müvekkili şirketi bağlamadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:<br>Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit isteminden ibarettir. <br>Mahkememizin 02/04/2021 tarihli hükmü ile davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine dosyayı inceleyen ..... Dairesinin 11/02/2025 tarihli kararı ile özetle;'' Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 26/11/2018 tarihinde açılmıştır. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. Maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. <br>Diğer taraftan,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. Maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. <br>6335 sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. Maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraflan aynı düzenleme gereğince asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. <br>6100 sayılı HMK'nın 1. Maddesi gereğince de göreve ilişkin düzenlemeler, kamu düzeninden olup, taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemelerce de resen dikkate alınmak zorundadır. <br>Somut olayda, davacı arsa sahibi olup, tacir olmadığı gibi 6102 sayılı TTK'da eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda eldeki davanın asliye ticaret mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunlu olup arsa sahibi olan davacı tacir olmadığından ve dava konusu uyuşmazlık eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığından davanın ticaret mahkemesinde görülüp karara bağlanması doğru olmamıştır.'' gerekçeli ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır. <br>Somut olayda davacının tacir olmadığı gibi eser sözleşmesinin TBK'da düzenlenmiş olması karşısında davanın ticari dava niteliği taşımadığı açıktır. Şu durumda uyuşmazlığa bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı üzere;<br>1-Davalılardan  ... Ltd.Şti.vekilinin mazeretinin kabulüne,<br>2-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin ..... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,<br>3-HMK.m.20.uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin talebi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, anılan süre içerisinde taraflarca talepte bulunulmaz ise mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin bilinmesine, <br>4-Yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,<br> Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 341 ve devamı maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren  iki haftalık süre içinde  Mahkememize ..... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmek üzere verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/04/2025     <br><br>Katip .....<br> e-imza <br> <br> <br>Hakim .....<br> e-imza <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de9e0dbb3dbf0976","SID":"a19071af6ed31517"}}