{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1126 <br>KARAR NO: 2025/357<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/03/2021<br>NUMARASI: 2018/985 Esas, 2021/288 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 22/04/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile ticari ilişkisi olduğunu, ... tarafından müvekkili şirkete 24.08.2012 tarihli 5.664,00 TL bedelli fatura ile 1 adet Çelik PYC kalıbı, 30.06.2014 tarihli 9.676,00 TL bedelli fatura ile yine 1 adet Çelik PVC kalıbı, 09.10.2014 tarihli 12.189,11 TL bedelli fatura ile de 1 adet TM Kalıp/Polyamid Kalıbı müvekkili şirkete fatura edilmiş ve toplam 27.529,11 TL bedelli 3 adet fatura bedeli davalı ...'na ödenmiş ise de bu faturalara ve ödenen bedellere konu kalıpların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalı ... tarafından 22.12.2016 tarihinde tür ve unvan değişikliği ile diğer davalı sermaye şirketinin kurulduğunu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğundan her iki davalının da kalıpların müvekkiline teslim edilmesinden ve dava konusu fatura bedellerinden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle davalılar aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası üstünden söz konusu 3 adet fatura bedeli ve 289,35 TL noter masrafı toplamı 27.818,46 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine itiraz edildiğinden takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline ve davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacının davaya dayanak yaptığı kalıpların faturalarının müvekkili şirket ... San. Tic. A.Ş. tarafından kesilmediğini, müvekkil şirketin 22.12.2016 tarihinde kurulduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin ortağı ... ile aralarında bir dönem ticari ilişki olması sebebiyle ... San.Tic.A.Ş.'ye bu davada husumet yöneltemeyeceğini, faturaların eser sözleşmesine dayandığını ve bu nedenle 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı süresi geçtiğinden davacının 24/08/2012 yılında kesilen faturadan kaynaklı bir talepte bulunamayacağını, davacı tarafın dayandığı 3 adet irsaliyeli faturanın aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine de geçmekte olup, dava konusu kalıpların davacı şirkete teslim edildiğini kanıtlamakta olduklarını, davacı şirketin ticari defterlerine de bu faturaları işlemekle faturalarda belirtilen malları aldığını kabul etmekte olduğunu belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, ... Sanayi Anonim Şirketi'nin ... Plastik-... şahıs firmasının devamı olduğu, davacının delil olarak dayandığı 3 adet faturaya konu kalıpları davalıya ürettirip satın aldığını ancak yapılan iş gereği bunların davalı uhdesinde bırakıldığını ve geri verilmediğini iddia ederek ödendiği sabit olan kalıp bedellerini istediği, davalının ise kalıpları iade ettiğini savunduğu, buna göre davacının kalıpları davalı uhdesinde bıraktığını ispat etmesi gerektiği, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi yapıldığı anlaşılmakla kalıpların üretilip davalı uhdesinde bırakılacağına dair yazılı bir düzenleme bulunmadığı, davacı yan teslim hususunu tanıkla ispat etmek istemiş ise de teslimin hukuki işlem olduğu ve tanıkla ispat edilemeyeceği, davacı yana hatırlatılan yemin delilinin kullanılması üzerine aynı zamanda davalı şirket temsilcisi olan davalı ...'nun \"davaya konu faturalarda belirtilen kalıpları davacıya iade ettiğine\" dair yemin ettiği, bu hali ile davacının faturalara konu ürünün teslim olgusunu ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, davaya konu kalıpların müvekkiline teslim edildiğini yazılı belgelerle ispat yükünün davalılarda olduğunu, davalılarca henüz işin başında üretilen ve bedelleri müvekkiline fatura edilen ve tahsil edilen kalıpların kendi atölyesinde kullanılarak uzun yıllar müvekkiline pvc doğrama imalat iş ve işçiliği yapıldığını, taraflar arasındaki bu ticari ilişkinin dahi tek başına söz konusu kalıpların taraflar arasındaki ticari ilişki süresince davalılar zilyetliğinde olduğunu ispata yeterli olduğunu, 2014 yılında imal ettirilen iki adet kalıba ilişkin irsaliyeli faturalardaki müvekkili şirket çalışanlarının imzalarının sadece faturaların teslim alımına ilişkin olduğunu, kaldı ki nakliyesi tırlarla gerçekleştirilebilecek olan kalıpların şirket merkez ofisindeki muhasebe personeline teslim edildiğini kabulün de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece her ne kadar teslimin hukuki işlem olduğu, tanıkla ispat edilemeyeceği belirtmişse de Yargıtay İçtihatlarında da işaret edildiği üzere eser sözleşmesinin varlığı halinde teslimin tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceğini, davalılarca kalıpları müvekkiline teslim ettiklerine dair hiçbir bilgi ve belge dosyaya kazandırılamamış olup dosya kapsamından anlaşıldığı üzere tanık da bildirmediklerini, kalıpların teslim edildiğini ispat yükünün müvekkilinde olduğu kabul edilmesi halinde ise tanık dinletme taleplerinin kabulü ile alınan tanık beyanları ile hüküm kurulması gerektiğini belirterek, kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Dava, davacı iş sahibi tarafından kendisine üretim yapılmak üzere davalı yükleniciye verilen bir kısım pvc kalıplarının ticari ilişkinin sona ermesine rağmen geri iade edilmedikleri iddiasıyla, bu kalıpların bedeline ilişkin 3 adet fatura bedeli 27.529,11 TL ile 289,35 TL noter masrafı toplamı 27.818,46 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı tarafça, irsaliyeli faturalardan anlaşılacağı üzere söz konusu kalıpların davacıya iade edilmiş olduğu belirtilerek, davanın reddi talep edilmiştir. Dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2012 yılına başlayan ticari ilişki kapsamında dava dilekçesinde yazılı olan KDV dahil toplam 27.529,11 TL bedelli 3 adet faturaya konu kalıpların zilyetliğinin davacı şirket tarafından üretim yapılmak üzere davalıya teslim edildiği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılında sona ermesinden sonra bu kalıpların davacı tarafça geri istendiği, Mahkemece, davacının kalıpları davalı uhdesinde bıraktığını ispat etmesi gerektiği belirtilerek ispat yükü davacıya verilmiş ve buna göre yapılan değerlendirme neticesinde davanın reddine karar verilmiş ise de, Gelir İdaresi Başkanlığından dosya arasına gelen BA-BS formlarından da anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013-2014 yıllarında da devam ettiği, davalı tarafça işin başında üretilen ve bedelleri tahsil edilen kalıpların kendi atölyesinde kullanılarak davacıya pvc doğrama imalatı yapıldığı, buna göre taraflar arasındaki bu sözleşme ilişkisi kapsamında sipariş verildikçe imalat yapılması için davalı zilyetliğinde bırakıldığı anlaşılan kalıpların davacıya iade edildiğini ispat yükünün davalıda bulunduğu, Mahkemece bu doğrultuda,  teslim hukuki işlem değil hukuki fiil olduğundan kural olarak tanık dahil her tür kanıtla ispat edilebileceğinden, davalının yemin dahil tüm delilleri toplanarak davaya konu kalıpları davacıya iade ettiğine dair savunmasını ispat edip edemediği değerlendirilmek suretiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün hatalı bir şekilde davacıya yüklenip yemin delili hatırlatılıp kullandırtılmak suretiyle mevcut gerekçe doğrultusunda karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, dava davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ... aleyhine açılmış olup, dava dilekçesindeki talep ve ticaret sicil kayıtları göz önünde bulundurularak, her bir davalı bakımından ayrı ayrı ve/veya birlikte sorumluluk ve husumet hususlarının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/03/2021 tarih, 2018/985 Esas, 2021/288 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16bf27c69259edce","SID":"b2af1e302898f759"}}