{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/476 - 2025/523<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/476 <br>KARAR NO\t: 2025/523<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09.11.2022<br>NUMARASI\t\t: 2017/258 Esas 2022/774 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 18.04.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05.05.2025<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılar ..., ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 13.07.2016 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı , davalı ...'nün işleteni olduğu, davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın, arıza nedeniyle yol üzerinde çekici beklemekte olan davacıya ait ... plakalı araca ve aracın yanında duran davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının kolunun koptuğunu,  ameliyatlarla yerine takılmış olsa da davacının % 66 oranında maluliyeti oluştuğunu, davalı sigorta şirketine 13.01.2017 tarihinde başvuru yapılmışsa da cevap verilmediğini belirterek tedavi giderlerinden (hastane, yol gideri, vs) kaynaklı 1.000 TL ile iş göremezlikten kaynaklı 10.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında 02.07.2018 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat ettiğini, 21.09.2018 tarihli beyanında  ise sigorta ile imzalanan ibranın sigortalı ...' yü de kapsadığı belirtilerek sigorta tarafından ödenen maddi tazminat yönünden sadece ... yönünden davanın devam ettiğini bildirmiş, 07.06.2020 tarihli celsede imzalı beyanıyla davalı sigorta ve ... yönünden maddi tazminat davasından feragat etmiş, 24.6.2022 tarihli dilekçe ile sadece ... dan tahsil edilmek üzere  maluliyet zararına ilişkin talebini 459.568 TL' ye arttırmıştır. <br>\tDavalı ... vekili, davacının mekanik aksamda arıza nedeniyle değil 1,69 promil alkolün etkisi ile orta refüje çarptığını, lastiğinin patlaması ve alkolün de etkisiyle aracı en sağ şeride çekemediğini, kaza sırasında davalı araç sürücüsü de 1, 23 promil alkollü ise de davacının kazaya kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini, ...’ın davacı orta refüje çarptıktan sonra olay yerine geldiğini, davacının emniyet tedbiri almadan duraklama yaptığını, tutanaklarda aracın sağ şeritte olduğu belirtilse de aracın orta şeritte durduğunu, davacının gelirinin araştırılmasını, maluliyet ve maddi zarara ilişkin iddiaların ispatlanması gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davalıların aynı işyerinde çalışmalarından dolayı tanıştıklarını, davalı ...'ın akrabalarına borç verdiğini ancak bir türlü alacağını tahsil edemediğinden maddi sıkıntılar yaşadığını bildiğini, davalı ...' ın borcuna karşılık akrabasının aracını aldığını, satış için de kendi adına vekalet aldığını, vekaleti kendi adına çıkardıklarından kendi adına aracı satın alamayacağını, böyle olursa ilerde akrabalarının kendilerine sıkıntı çıkartabileceğini, aracı güvenilir birisinin üzerine devretmesi gerektiğini söyleyerek aracın kayden davalı ... adına olması talebi üzerine davalı ...’nün araç satış sözleşmesini herhangi bir bedel ödemeden imzaladığını, satış işlemlerinin vekil sıfatı ile davalı ... tarafından yapıldığını, satıcı ...'ın da ...'ın akrabası olduğunu, davalının ... plakalı aracı hiçbir şekilde kullanmadığını hatta görmediğini, davalının aracın işleteni olmadığını, ...'ın hem aracın işleteni hem de sürücüsü olduğunu, Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/307 esas sayılı dosyasındaki kamera kayıtlarında davacı orta refüje çarptıktan sonra 3 şeritli yolun orta şeridinde durduğunun görüldüğünü, davacının mekanik arıza dolayısıyla değil 1,69 promil alkollün etkisiyle orta refüje çarptığını, dava konusu kaza öncesinde davacının herhangi bir emniyet tedbiri almadığını, kaza tespit tutanağında ve diğer tutanaklarda aracın en sağ şeritte olduğu belirtilmişse de kamera kayıtlarından ve kaza sonrası olay yerine gelen ...'ın ifadesinden aracın orta şeritte durduğunun açıkça anlaşıldığını, davacının gelire ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazası nedeniyle meydana gelen yaralanmaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafın yargılama devam ederken maddi tazminat talepleri yönünden davalı sigorta şirketi ve ... yönünden davadan feragat ettiği, bu davalılar yönünden feragatin kesin hüküm neticesini doğuracağını, davaya konu zararın hesabında kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri çerçevesinde hazırlanan rapor ve yine dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama davacının işgöremezlik tazminatı bakımından hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün % 80 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği,, alınan adli tıp raporunda davacının vücut genel çalışma gücünden %56 oranında kaybettiği ve 6 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile tazmini gereken bakiye gerçek zararının 459.568,49 TL olduğu, davacı vekilinin 1.000,00 TL tedavi giderine ilişkin delillerinin de ispata elverişli olduğu, manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 1.000 TL tedavi gideri tazminatı, 459.568,00 TL maluliyet zararına ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta AŞ'ye ve davalı ...'ye yöneltilen maddi tazminata ilişkin taleplerin feragat nedeniyle reddine, 100.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den 13.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş karara karşı davalılar ... ve ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, davacı lehine hüküm altına alınan maddi tazminat belirlenirken hatalı değerlendirme yapıldığını, kusur raporunda, davacı aleyhine yapılan değerlendirmenin hatalı olduğu yönündeki itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının gelir durumunun asgari ücretin üzerinde olduğunu, takdir edilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davacının kopan kolu yerine dikilmişse de, elinin, parmaklarının ve kolunun işlevi sıfıra yakın olduğunu, yıllar boyunca süren tedavisi nedeniyle psikolojik olarak büyük çöküntü yaşadığını ileri sürmüştür.<br>\tDavalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ...’nün aracın işleteni olmadığını, davalı ...’ın borcuna karşılık akrabasının aracını aldığını, ancak vekaleti kendi adına çıkardıklarından yine kendi adına aracı satın alamayacağını söylemesi üzerine aracın satış işlemlerinin vekil sıfatı ile davalı ... tarafından diğer davacı ...’ye yapıldığını, önceki malik ...'ın ...'ın akrabası olduğunu, araçta fiili bir hakimiyetinin olmadığı, aracın sadece ...'ın fiili hakimiyetinde olduğu, bu anlamda araçla ilgili ekonomik çıkarların da davalı ...'a ait olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davalı ... açısından istinaf sebeplerinin ise; 18.05.2022 tarihli ara kararda davacıya süre verilmiş olmasına karşın davacı tarafından kanuni süreye riayet edilmeyerek 24.06.2022 tarihinde davanın ıslah edildiğini, 1 haftalık kanuni sürenin kaçırılmış olduğunu, davacının kusurunun yaya olarak belirlenmesi gerekirken davacının araç sürücüsü olarak belirlendiğini, olay öncesinde davacının 1.69 promil alkollü araç kullanması sebebiyle ... plaka sayılı aracını orta refüje çarparak durabildiğini, davacının aracı park etme veya duraklamaya ilişkin herhangi bir tedbir almaksızın tek başına dörtlü flaşörlerini yakmak suretiyle ve işlek yolda yolun ortasında, aracının başında durduğu esnada kazanın meydana geldiğini, kazadan önce alınması gereken tedbirlere uyulmadığını, ışıklı cihaz kullanılmadığını, davalı araç sürücüsünün seyir halinde gelirken ...’ın sol şeride doğru kaçması neticesinde davalının mecburi olarak direksiyonu orta şeritte duran araca doğru kırdığını, düz gitmesi halinde ...’ı ezecek olduğunu, dava dışı ...'ın trafik akışının bulunduğu yolda sol şeride koşarak geçmeye çalışmak suretiyle KTY'nin 138. maddesine aykırı davranıldığını, davalının kusurunun bulunmadığını, olsa olsa tali kusurlu kabul edilebileceğini, maluliyet raporlarının her ikisinde de aynı yönetmelik baz alınarak farklı oranlar bulunduğundan yeniden bir rapor alınıp bu çelişkinin de giderilmesi gerektiğini, 1.000 TL tedavi gideri talebi kabul edilmişse de davacının dosya kapsamında tedavi gideri yaptığına ilişkin herhangi bir fatura vb. evrak bulunmadığını,12.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda parametrelerin hatalı olarak belirlenerek fahiş tazminat hesaplandığını, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 13.07.2016 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni, ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, mekanik arıza nedeniyle yol üzerinde duraklama yapmış olan ... plakalı araca ve aracın yanında bulunan davacıya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek maddi tazminatın tüm davalılardan, manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davalı sigorta şirketinin ödemesi nedeniyle davalı işleten ve davalı sigorta şirketi yönünden maddi tazminat talebinden feragat etmiş, mahkemece maddi tazminat davasının davalı işleten ve davalı sigorta şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı sürücü yönünden kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1-Taraf vekillerinin kusura yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanın 13.07.2016 tarihinde saat 5.00 sıralarında meydana geldiği,  sürücü ...’ın idaresindeki ... plakalı aracın İnönü Bulvarı sağ şeritte Eskişehir istikameti seyriyle Hazine Müsteşarlığı önü Balgat köprüye yaklaştığında görüş alanı açık eğimsiz yolda kendi beyanına göre soluna baktığı esnada refüj başı ön ilerisinde arıza yapan ... plakalı araca fren tedbirsiz çarparak sola savrulup aracının yanında bulunan sürücüye de çarparak orta refüj üzerinde duruşa geçtiği kazada KTK’nın 52/1-b asli kural ihlali görüldüğü, sürücü ...’ ün sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla aynı istikamette seyrederken sağ şerit orta refüj başında arıza yapan aracı için  çekici beklediği, görgü tanığı beyanı ile aracından sol kapısını açıp evraklarını alacağı esnada ... plakalı aracın çarptığı kazada Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 135. Maddesi gereğince gerekli emniyet tedbirlerini almadığından tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.<br>Kazaya ilişkin Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/307 E. Sayılı dosyasında alınan 07.03.2018 tarihli kusur raporunda davacının ...'ün dava konusu kazanın oluşumunda tamamen kusursuz, yasal alkol sınırı üzerinde aracının sağ ön lastiğinin kaldırıma çarparak aracının bu kısımda meydana gelen maddi hasara bağlı tamamen kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü 1,23 promil alkollü davalı ...'ın  asli kusurlu olduğunun bildirildiği, ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 22.11.2018 tarihli raporda sürücü ...'ın 05.56 saatindeki ölçümde 1.23 promil, ...'ün 06.16 saatindeki ölçümde 1.69 promil alkollü olduğunun belirlendiği, kaza tespit tutanağı, ifadeler, kusur raporu ve kaza anına ilişkin görüntüler incelenerek davalı sürücü ...'ın asli kusurlu, ...'ün dörtlü flaşörleri açık aracının yanında bulunduğu esnada aracına arkadan çarpılması suretiyle meydana gelen kazada kusuru bulunmadığı bildirilmiştir. <br>\tMahkemece makine mühendisi tek bilirkişiden alınan  25.11.2020 tarihli raporda ... plakalı araç sürücüsü ...’ın KTK’nın 52/b (hız) , 84/d (arkadan çarpma) , 97 maddelerini ihlal ettiğinden meydana gelen kazanın oluşumunda %80 oranında sorumlu olduğu, görgü tanığı ...'ın aracın sağdan ikinci şeritte bulunduğu, kaza tespit tutanağında aracın gerisinde işaret levhası olmadığı, davalının uyarıcı bir şey bulunmadığı aracı bir anda farkettiği beyanları dikkate alınarak, davacının yeterli vakti olmasına rağmen gerisinden gelen araçlar için uyarıcı reflektör/yansıtıcı koymadığından davacı ...'ün meydana gelen kazanın oluşumunda KTK'nın 81/a, KTY'nin 152/a maddelerini ihlal ettiğinden %20 oranında sorumlu olduğu belirtilmiş, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından kusur raporuna itiraz edilmiştir. Dosya kapsamından ceza dosyasında alınan bilirkişi raporları ile kaza tespit tutanağı ve mahkemece alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğu, çelişki giderilmeden, ceza dava dosyasının getirilmeden bilirkişi raporu ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\t6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.<br>\tHukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.<br>\tBu durumda öncelikle kazaya ilişkin hazırlık soruşturma dosyası ve ceza mahkemesi dosyasının getirilmesi, kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, cezada belirlenmiş olan maddi vakıanın hukuk hakimini bağlayacağı hususu da dikkate alınarak  kazanın oluşu, kazaya ilişkin kamera kayıtları da incelenerek sürücülerin kusur oranlarının  değerlendirilmesi için ATK, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğünden seçilecek makine mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>2-Davalılar ... ve ... vekilinin maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\t Mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan 14.01.2019 tarihli raporda davacının yapılan muayenesinde sağ elinde kavrama tutma yapamadığı, his olmadığı şikayetleri olduğu, sağ kolun sola göre 2 cm kısa, el bilek ekleminin olmadığı, ulna distali ile 3. Metakarpal kemikler arası plak vida ve fiksasyon metaryelleri ile uyumlu görünümde olduğu, ön kol orta hat distali ile el bileği arasında yumuşak dokuda kontrakte görünüm olduğu, trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen sağ el crush avulse tarzda yaralanması, ulnar ve median sinir çok seviyeli crush ve avulse tarz yaralanması ve radius distali rezeksiyonu olduğu belirtilerek Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre trafik kazasına bağlı davacının beden özür oranının %44 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 (on sekiz) aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, tüm taraf vekillerinin itirazı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 27.04.2020 tarihli raporda Dışkapı Eğitim Araştırma Hastanesi raporu ve 13.07.2016 tarihli radyoloji raporu ile önrapor gereği Hacettepe Üniversitesi Ortopedi ve Travmotoloji bölümünden alınan 25.09.2019 tarihli sağlık kurulu raporunun değerlendirildiği, dosyaya ekli grafilerde el bileği grafisinde radius orta diafizer düzeyde ampütasyon tarzında kırık amputat grafisinde karpal kemiklerde 2-3-4-5 metakarplar ve 4-5 proksmal felankslarda kırıklar 24.09.2019 tarihli grafilerde sağ Radius distal yarası izlenmediği, ulna distalinde karpal kemiklere uzanan artrodez olduğunun tespit edildiği belirtilerek Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı özürlülük oranının %56 olduğu, Humerus parçalı kırığına bağlı iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği bildirilmiş, tüm taraf vekilleri rapora itiraz etmiştir.<br>Mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan rapor ile hükme esas alınan 27.04.2020 tarihli ATK 2. İhtisas Kurulu'nun raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ise de, aynı yönetmeliğe göre düzenlenen raporlar arasında maluliyet oranları ve geçici iş göremezlik süresine ilişkin farklılık bulunduğu, ayrıca ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 20.05.2019 tarihli ön raporu ile davacının sağ ve sol mukayeseli muayene ve grafileri ile tedavileri sırasındaki grafi ve belgelerin celbinin istendiği, mahkemenin 11.9.2019 tarihli yazısına istinaden Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi'nin 04.10.2019 havale tarihli üst yazısında davacının 259976/2016-2017-2018 nolu dosyasının radyolojik görüntülerinin Dicom CD formatında sunulduğu bildirilmişse de hükme esas alınan ATK raporunda tedavi evrak ve grafilerin incelendiğine ilişkin bilgi bulunmadığı anlaşıldığından iki rapor arasındaki maluliyet oranlarındaki farklılığın giderilmesi yönünden Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>3-Davacı vekilinin gelire yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili tarafından davacının esnaf olduğu, emlakçılık ve servis işi ile birlikte şoförlük yaptığı, aynı zamanda kiraladığı arazilerde tarımla uğraştığı, gelirinin aylık 10.000 TL'nin üzerinde olduğu iddia edilmiş olup, Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 10.04.2018 tarihli sosyal ekonomik durum araştırma tutanağında emlakçılık ve çiftçilik yaptığı, 8.000 TL aylık geliri olduğu, Çubuk ilçesinde ticari hatlı minibüsü olduğu tespit edilmiş olduğu da nazara alınarak davacı tarafa asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği iddiasına ilişkin ispat imkanı verilmesi ve buna göre aylık geliri tam olarak belirlendikten sonra davacının iş göremezlik zararının hesaplanması gerekirken, mahkemece davacının aylık kazancının net asgari ücret olduğu kabul edilerek hesaplama yapılması isabetli görülmemiştir.<br>4-Davalılar ... ve ... vekilinin tedavi giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili, dava konusu kaza nedeniyle yaralanmasından kaynaklanan hastane masrafları, yol gideri gibi SGK’ca karşılanmayan tedavi gideri talebinde bulunmuştur. Tedavi gideri, yaralanan kişinin sadece hastanede yapılan giderleri değil ilaç, pansuman, medikal malzeme yanında, doğrudan tedaviye bağlı giderler ve tedavi sırasında yapılacak zorunlu refakatçi gideri, ulaşım ve beslenme gibi giderleri de kapsar. Bu giderlerin tamamının davacı tarafından fatura ile kanıtlanması mümkün değildir.<br>Bu durumda mahkemece, öncelikle davacıya iddia ettiği tedavi giderlerini kanıtlama imkanı tanınmalı, davacının bu giderlerini kanıtlayamaması durumunda belgelenemeyen ancak tedaviye bağlı olarak yapılması gerekli bulunan giderler yönünden yaralanan davacıya ait tüm tedavi evrakları değerlendirilerek, yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek tedavi sırasında yapılması zorunlu tıbbi malzeme, ulaşım giderlerinin uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı gerekçeli ve denetime uygun rapor alınması gerektiği halde mahkemece, bu zarar kalemi yönünden herhangi bir inceleme yapılmadan gerekçeli kararda ' Davacı vekilinin 1.000,00 TL tedavi giderine ilişkin delillerinin de ispata elverişli olduğu' belirtilerek bu bedel hüküm altına alınmıştır.<br>Mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu kolundan yaralandığının anlaşılmasına göre ortopedi ve travmatoloji uzmanı hekim bilirkişiden davacıya ait tüm tedavi evrakları değerlendirilerek, yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek tedavi sırasında yapılması zorunlu hastane masrafları, yol gideri dahil tedavi giderlerinin belirlenmesi için gerekçeli ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d30a78aa361486e","SID":"ba6462aba88baa8c"}}