{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/498 <br>KARAR NO\t: 2025/474<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t:<br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t:<br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 05/02/2025<br>NUMARASI\t: ........ Esas - ......Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>                                                                                                             <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 09/03/2022<br>KARAR TARİHİ \t: 14/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15/05/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP;<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ......'da mobilyacılar sitesinde 253 dükkan inşaatına başladığını, taraflar arasında imzalanan 24/02/2021 tarihli dükkan karşılığı mal alım sözleşmesi ile alüminyum doğrama, alüminyum kompozit ve aksesuar tesliminin kararlaştırıldığını, sözleşmede davalı şirketçe miktarları belirlenmiş malların davacıya teslim edileceği, davacının bir dükkan teslim edeceği, davalıca belirli miktarda ödeme yapılacağının belirtildiğini, derhal teslimin taahhüt edildiğini, ancak davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine noterden 02/12/2021 tarihinde<br> ihtarname keşide edildiğini, sözleşmeye aykırı düzenlenen faturaları, ayıplı ve eksik malları kabul etmediklerini, dükkânları teslimde gecikme ve kira kaybına sebep olunduğunu belirterek, süresinde teslim edilmeyen doğrama alüminyumların başka yerden temini nedeniyle oluşan fiyat farkına ilişkin 10.000 TL ticari zarar; sözleşmeye aykırı fiyatlandırılıp öncesinde fazladan yapılan ödemelerin iadesi için 9.000 TL'nin; teslimatın süresinde yapılmamasının dükkanların tesliminde yol açtığı gecikme nedeniyle oluşan zarar için 1.000 TL'nin; ticari faizleriyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz satımının resmi şekilde yapılması gerektiğinden sözleşmenin kısmen geçersiz olduğunu, temerrütten için davacının kendi edimini ifa etmesi ya da en azından ifaya hazır olduğunu bildirmesi gerektiğini, davacının dükkanın ferağını vermediğini, edimin ifası için sözleşmede bir tarih belirlenmediğini, teslim edilen ürünlere ilişkin faturaların davacıya tebliğ edilip 8 günlük  yasal sürede içeriklerine itiraz edilmeyip kesinleştiğini, TTK'da ticari satımlara ilişkin 2 ve 8 günlük ayıp ihbar sürelerinin hak düşürücü nitelikte olduğunu, bu sürelerde hiçbir ayıp ihbarı yapmayıp kabul ettiği ürünlere karşı ayıp ihbarında bulunamayacağını, tacirler arasında sair amaçlarla yapılan ihtar veya ihbarların şekil şartlarına tabi olduğu ve TTK gereği noterden, iadeli taahhütlü mektupla ya da telgrafla yapılması gerektiğini, ayıp iddiasının tanık marifetiyle ispatının mümkün olmadığını, faturaları ticari defterlerine işleyen borçlunun alacağı kabul ettiğini, eksik teslim iddiası ve benzeri savunmalarda bulunamayacağını, ticari defter ve belgelerdeki kayıtların aksinin kesin delille ispatlanabileceğini, TBK'nın 123. ve 125.maddesindeki prosedüre uymadan, doğrudan sözleşmeyi<br> feshettiğinden davacının kusurlu olduğunu, fesihte kusuru olan kimsenin hiçbir tazminat talebinde bulunmayacağını, davacının müspet zarar talebinde bulunamayacağı gibi aynı anda menfi ve müspet zararın istenemeyeceğini, alacak kalemlerinin dava açılırken basit bir hesapla belirlenebileceğinden belirsiz alacak davası açılamayacağını belirterek, haksız davanın reddini savunmuştur.         <br>B-)MAHKEMENİN KARAR ÖZETİ: Davanın  kısmen kabulüne kısmen reddine;<br>1-Davacının fazla yapılan ödemeye ilişkin 700.203,22 TL alacağın, dava tarihi olan 09/03/2022'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fiyat farkı ve yaşanan gecikme nedeniyle oluşan zarar alacaklarına yönelik fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine, karar verildiği görülmüştür.<br>C-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ; <br>Davalı vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; fiyat farkı ödeme ve fazla fiyatla faturalandırma nedeniyle ödeme hususlarının davanın açılması esnasında, basiretli bir tacir olan davacı tarafından, basit bir matematik hesabıyla belirlenebileceğinden belirsiz alacak davası açılamayacağını, hukuki yarar bulunmadığından usulden ret gerektiğini, <br>dava belirsiz alacak davası olarak açıldığı halde, lehlerine AAÜT'nin 5/2 maddesine aykırı şekilde vekalet ücretine hükmolunduğunu, belirsiz alacak davası olmasaydı dahi lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davası olmasaydı dahi, ıslah dilekçesinde reddedilen kısım 11.000,00-TL iken 1.000-TL üzerinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olacağını, <br> Mahkemenin, dava konusunu yanlış değerlendirdiğini, davacının müddeabihi ıslah yolu ile arttırdığını, faturalardaki fazla fiyatlandırma iddiasına dayalı fazla ödemeye ilişkin olarak açılan bir dava söz konusu olup, davacının bu iddiasını ispat edemediğini, <br> Davacının bir bono dışında tüm bonoların kendisine iade edildiğini ikrar ettiğini, sorunun davalı şirket muhasebesinin hem senetleri hem de senetlerin ödenmesi için verilen çek ve yapılan havaleleri ayrı ayrı ödeme olarak sehven defterlere işlemesinden kaynaklandığını, bunlar dikkate alındığında davacıya borçları olmadığının anlaşıldığını, davacıya toplamda 3.072.089,46-TL tutarında 38 adet fatura kesilip davacıya tebliğ edildiğini, faturalara konu malların davacıya teslim  edildiğini, davacıya iki kez havale yapıldığını, bilirkişi raporu ile dosyadaki uzman görüşü arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, ispat yükü kendisinde olan davacının kendi ticari defterleri ile iddiasını ispatlayamadığını, alacak kaleminin kendi defterleri ile dahi uyuşmadığını,  Islah ile arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>Yasal süresinde faturalara itiraz etmeyen ve vergi dairesine bildiren davacının, faturaların içeriğine itiraz edemeyeceğini, tarafların BA-BS formları ile sabit olan, fatura konusu malların teslim edildiğinin ispatlandığını, ayrıca, davacının vergi dairesine bildirdiği ama kayıtlarına işlemediği belirtilen faturaların, davacı tarafından bildirilen .............. adresine gönderildiğini, faturaların bazılarının elden tebliğ edildiğini, <br>Türk Ticaret Kanunu'nda ticari satımlara ilişkin 2 ve 8 günlük ayıp ihbar süreleri olup, hak düşürücü niteliğinde olduğunu, davacının bu süreler içinde hiçbir ayıp ihbarı yapmadığını, dava ile ayıp iddiasında bulunduğunu, davacının sair suretlerde ayıp ihbarının gerçek dışı ve geçersiz olduğunu belirterek, hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davacı vekilinin istinafa cevap ve katılma yolu ile sunduğu istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; Davalının istinaf başvurusunun haksız ve yersiz olduğundan reddi gerektiğini, <br>Dosyaya sunulu bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, taleplerinin incelenmediğini, raporun dava konusunda gerekli birikime sahip olmayıp denetime elverişli olmadığını, davalı tarafından sunulmuş teslim tesellüm belgesi ve irsaliye bulunmadığını, davalının dava aşamasında fazla tahsil ettiği parayı iade ettiğini, davalı kötüniyetli olarak aldığı senedi iyiniyet iddiasıyla 3.kişiye devredip davacıyı haciz baskısı altında bıraktığını, <br>Mahkemenin raporlara itirazlarına rağmen bir inşaat mühendisi bilirkişiden rapor almınıp, kullanılan alüminyumların nereden ne şekilde alındığı delil listesinde yer alan ticari defterleri ile sabit olduğunu, inşaat mühendisi bilirkişi ile mali müşavir bilirkişi arasında uyum sağlanmayıp, dava konusu taleplerinin değerlendirilmediğini, davacının ödemelerini banka kayıtları, ticari defterleri ve icra dosyası ile sabit olduğunu, temerrüdün keşide ettikleri ihtarnameyle oluştuğunu, taahhüt edilen malların sözleşmedeki fiyatlar ile verilmemiş farklı miktarlarla fatura içerikleri düzenlendiğini, bundan kaynaklı zararlarının dikkate alınmadığını, mahkemenin fazla ödemenin iadesi kararı dışında taleplerini dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu, tüm zarar talepleri için yeniden yargılama gerektiğini,<br>İtirazlarına rağmen dikkate alınmayan tüm delillerin toplanmasını talep ettiklerini, dava konusu sözleşme kapsamında verilen senet nedeniyle ...... 4. İcra Dairesi'nin ......... E. sayılı dosyasına haciz baskısıyla ödeme yapıldığını, dosyaya celbi ile mali müşavirden rapor alınması gerektiğini, sözleşme ve faturalar arasındaki farklı fiyatlandırmaların ortaya çıkması için istinafta yargılama yapılarak bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, noter ihtarnamesi ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, gerekçede bu ihtarnamenin dikkate alınmadığını, ticari zararlara ilişkin emsal zarar araştırmasının (ilgili kurum ve ticaret odalarından ve meslek kuruluşlarında celbedilecek, alüminyum sanayicileri derneği, ....... ve ...... ......'dan bildirilecek şirketlerden sorulacak) bu delilin<br> toplanmayıp müzekkere yazılmadığını, davalının sözleşme gereği teslim etmediği malların dışarıdan alındığına dair faturaların sunulduğunu, bu delilin değerlendirilmeyip raporlarda dikkate alınmadığını belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile ....... kararının kaldırılarak davanın tümden kabulünü, aksi kanaatte dosyanın ......'ye iadesini talep etmiştir.        <br>D-)DELİLLER; .......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas .......... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;<br>Dava; ticari satımdan kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.<br> Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; davacı ............ ve taraf vekillerinin adreslerinin yer almaması 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacı ......., ...... ettiği dükkanlarda kullanılmak üzere kimi alüminyum malzemelerin teslimi hususunda davalı şirket ile sözleşme imzaladıklarını, ancak davalı şirketçe yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalıya dükkan tahsis edilip, fiyat farkının davalıca ödeneceğini belirterek; malzemelerin başka yerden temininden doğan fiyat farkına ilişkin 10.000 TL ticari zarar, sözleşmeye aykırı şişirilmiş şekilde<br> fiyatlandırılan ve öncesindeki fazla ödemelerin iadesi için 9.000 TL'nin, teslimatın süresinde yapılmaması nedeniyle dükkanların tesliminde yol açtığı gecikmeden doğan zarar için 1.000 TL'nin tahsili için belirsiz alacak davası açmıştır. Davalı şirket ise sözleşmenin dükkan yönünden geçersiz olduğunu, faturaların usulünce tebliğ edilip kesinleştiğini, usulünce yapılmış ayıp ihbarı bulunmadığını, alacak kalemleri bilinebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, tazminat talebinin mümkün olmadığından davanın reddini savunmuştur.  <br>Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.      <br>O halde uyuşmazlık, yukarıda belirtilen üç kalem yönünden davacının alacağı bulunup bulunmadığı noktalarındadır.<br>Davacı vekilince malzemelerin başka yerden temininden doğan fiyat farkına ilişkin 10.000 TL ticari zarar, sözleşmeye aykırı şişirilmiş şekilde fiyatlandırılan ve öncesindeki fazla ödemelerin iadesi için 9.000 TL, teslimatın süresinde yapılmaması nedeniyle dükkanların tesliminde yol açtığı gecikmeden doğan zarar için 1.000 TL'nin tahsili (3 kalem için toplamda 20.000 TL) talep edilmiş, sonrasında sunduğu ıslah (belirli hale getirme) dilekçesi ile fiyat farkına ilişkin 10.000<br> TL'nin ticari zararın, fazladan yapılan ödemelerin iadesi için 700.203,22 TL fazla ödeme, dükkanların tesliminde yol açtığı gecikmeden oluşan zarar için 1.000 TL'nin (toplamda 711.203,22 TL'ye çıkartarak) davalıdan tahsili talep edilmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; fazla yapılan ödemeye ilişkin 700.203,22 TL alacağın dava tarihi olan 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fiyat farkı ve gecikme nedeniyle oluşan zarar alacaklarına yönelik fazlaya ilişkin istemlerin ayrı ayrı reddine hükmedildiği görülmüştür.<br>Bu bakımdan davacının istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; davacı vekilince katılma yolu ile istinaf dilekçesinin süresinde sunulup istinaf harçlarının yatırıldığı anlaşılmıştır. <br>Davacı vekilince 3 ayrı alacak kalemi için 20.000 TL'lik belirsiz alacak davası açılmış, yine 25/12/2024 tarihli ıslah (belirli hale getirme) dilekçesi sunulup 691.203,22 TL'lik ıslah yapılarak dava değeri 711.203,22 TL'ye çıkarılmış, 11.616,18 TL ıslah harcı yatırıldığı anlaşılmıştır. Ancak 691.203,22 TL için yatırılması gereken nispi harç, 11.804,02 TL olması gerektiğinden; 187,84 TL eksik yatırıldığı anlaşılmıştır.<br>Harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. Davanın açılması, harca tabi usuli bir işlemdir. Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesini ve harcın yatırılmaması halinde ise ne gibi işlemler yapılacağını 30. ve 32. maddelerinde hükme bağlamıştır. <br>Usulüne uygun açılmış bir davada başvuru harcı ve gerekli nispi veya maktu peşin harcın mahkeme veznesine yatırılması gerekir (Harçlar Kanunu madde 32). Yine yargılama esnasında dava değeri belirlenen davalarda eksik nispi harcın, eldeki davada olduğu gibi tamamlanması gerekir. Harç tamamlanmadan müteakip işlemler yapılamaz. Bu sebeple mahkemece, davacıya dava ile ilgili eksik harcı yatırması için usulüne uygun ihtarat içerir kesin süre verilmesi, (Harçlar Kanunu madde 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde talebin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi aksi halde, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken belirtilen hususun gözetilmeden dava ile ilgili de karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Yine bu açıklamalara göre; davacının istinafa getirdiği reddedilen miktar hesaplandığında; ıslah ile dava değeri 711.203,22 TL'ye çıkarılmış Mahkemece bu bedelin 700.203,22 TL'si kabul edildiğinden reddedilen miktar 11.203,22 TL olup, bu miktarın 2025 yılı istinaf sınırı olan 40.000 TL'nin altında olduğundan davacının istinafının reddedilen miktar yönünden kesinlik nedeniyle HMK'nın 352.maddesinin 1.fıkrasının b bendi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Saptanan ve hukuksal durum bu olunca, harç kamu düzeninden olmakla, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, açıklanan nedenlerle davalının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353.maddesinin 1.fıkrasının a-4 bendi ve 355.maddesi gereğince kamu düzeni gereğince<br> re'sen kabulüne, kararın kamu düzeni gereği usulden kaldırılmasına, davada yargılamaya devam edebilmek için eksik nispi harcın davacı tarafa tamamlattırılması, açıklanan şekilde işlemlerin ikmali için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, davalının istinaf nedenlerinin incelenmesine işbu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas ...... Karar sayılı; ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin, davacının reddedilen miktar yönünden istinaf kanunyolu başvurusunun HMK'nın 352.maddesinin 1.fıkrasının b bendi uyarınca kesinlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,  <br>2-)....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......Esas ....... Karar sayılı; ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin, davalının istinaf başvurusunun re'sen kamu düzeni nedeni ile HMK'nın 353/1-(a-4) bendi ile 355. maddesi gereğinc ESASTAN KABULÜNE,<br>a-....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2025 tarihli ....... Esas - ...... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4) maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için, ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)İstinafa gelirken peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf eden davacı ve davalıya iadesine,<br>4-)İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,<br>5-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4). maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>6-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-)Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2025<br><br><br>Başkan<br>E-imza <br><br>Üye<br>E-imza <br><br>Üye<br>E-imza <br><br><br>Katip<br>E-imza <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1ebd46cc50dc996","SID":"16e1f856462e394a"}}