{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/454 <br>KARAR NO\t: 2025/646<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/12/2024   <br>NUMARASI\t\t: 2023/506 E.  -  2024/939 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t:  Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/12/2024 tarih ve 2023/506 E. - 2024/939 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı Şirketin merkezi İstanbul'da bulunan ve şubesi aracılığı ile faaliyetlerini Eskişehir'de sürdüren bir danışmanlık şirketi olduğunu, davalının hasar danışmanlığı adı altında hukuki danışmanlık ve diğer hukuki girişimlerde bulunduğunun anlaşıldığını, davalı tarafından sürdürülen faaliyetlerin büyük bir kısmının, münhasıran avukatların yapabileceği iş ve işlemler kapsamında olduğundan hukuka aykırı bulunduğunu, yasa koyucunun münhasıran avukatlara özgülediği işlerin yetkili ve yetkin olmayan davalı şirket ve çalışanları tarafından yapılmasıyla asıl olarak vatandaşların mağduriyetlerinin söz konusu olduğunu,  avukatlara karşı da haksız rekabet ortamı yaratıldığını ileri sürerek, davalı şirketin Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen tekel hakkına aykırı faaliyetlerde bulunduğunun ve bu faaliyetlerin haksız rekabete yol açtığının tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, davalı Şirket ana sözleşmesinin konu ve amaçları arasında yer alan Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesine aykırı olan tüm ibarelerin çıkartılmasına, davalı Şirketin avukatlık tekeline aykırı olan reklam ve yayınlarının yasaklanarak facebook hesaplarına ve internet sitesine olan erişimin engellenmesine, eğer bu mümkün olmayacak ise yayın ve paylaşımlarının tekel hakkını ihlal etmeyecek ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde düzeltilmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı vekili, müvekkili şirketin sorumluluğunun mağdurlar adına sigorta şirketine başvuru ile sınırlı olduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35.maddesine aykırı bir faaliyeti bulunmadığını, müvekkili şirketin mağdurları herhangi bir avukata yönlendirmediğini, mağdurların kendi seçtiği avukat ile hukuki süreci yürüttüklerini, müvekkili şirketin internet sitesindeki reklamların haksız rekabete yol açmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava dilekçesine ekli davalı Şirkete ait web sayfasına ait çıktı örneğinde, davalı Şirketin üçüncü kişilere ait hasarlar nedeniyle sigorta tazminatının tahsiline kadar her türlü hizmetin verileceğine ilişkin reklamların yer aldığı, bu web sayfasında davalı Şirkete ait bu nitelikte facebook hesabı, twitter hesabı, instagram hesabının bulunduğu, reklam ve açıklamaların niteliği itibariyle hasar ve kaza danışmanlık faaliyetini aştığı, avukatlara özgü danışma ve tazminat talebinin sonuçlanmasını sağlayacak tüm işlemleri kapsar nitelikte olduğu, davalının  internet sitesindeki tanıtımı onun doğrudan doğruya hukuk alanında çalıştığı izlemini doğuracak mahiyette bulunduğu, davalıya ait internet sitesindeki açıklama, bilgilendirme ve reklam mahiyetindeki yazıların, davalı Şirketin faaliyet alanı olan kaza ve hasar hususlarına ilişkin danışma niteliğini aşıp, Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesine göre avukatlara ait olduğu belirtilen nitelikte hukuki açıklama ve hizmet vermeye ilişkin reklamları içerdiği, dolayısıyla davalı Şirketin, Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen tekel hakkına aykırı faaliyette bulunduğu ve bu faaliyetlerin haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının www...com.tr internet sitesinde trafik kazası tazminatı, denizyolu kaza tazminatı, hava yolu kaza tazminatı, yanlış tedavi tazminatı, sgk danışmanlık şeklinde belirttiği faaliyetlerin, 1136 sayılı yasanın 35/1 maddesinde belirtilen nedenle yalnız avukatların yapacağı iş kapsamında olduğunun ve haksız rekabete yol açtığının tespiti ile haksız rekabetin önlenmesine, kararın bir örneğinin Telekomünikasyon Başkanlığına gönderilmesine, fazlaya ilişkin diğer istemlerin reddine  karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece davanın esasını teşkil eden haksız rekabet durumu tespit edilerek, haksız rekabetin meni kararı verilmişse de buna dayanak olan şirket faaliyet ve işlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik taleplerin, gerekçesi de olmaksızın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalı Şirket ana sözleşmesinde yer alan haksız rekabete yol açacak ibarelerin kaldırılmasına yönelik taleplerinin reddedilmesinin de yerinde bulunmadığını, hükmün ilanının, TTK'nın 59. maddesinin açık hükmünden kaynaklı bir talep olup, ilan taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br>\tDavalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, \"https://....com.tr\" internet adresinin erişime kapalı olduğunun, 2018-2019-2020 yıllarına ilişkin kayıtlar bulunduğunun belirtildiğini, müvekkili Şirketin, hasar yönetimi, kaza ve afet mağdurlarına sigorta danışmanlığı yapmak amacıyla TTK'ya göre kurulmuş, her yıl düzenli olarak vergisini ödeyen yasal bir şirket olup, bölge koordinatörlükleri, il ve ilçe koordinatörlükleri, şubeler ve bunlara bağlı temsilcilikler şeklinde teşkilatlandığını, sigorta şirketine başvuru süreci, müvekkili tarafından başlatılmaktaysa da 28.07.2020 tarihinde HMK'da yapılan değişiklik sonrası müvekkilinin yalnızca danışmanlık hizmeti vermeye başladığını, bu bağlamda 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen ek madde 6 ile yapılan değişikliğe kadar müvekkilinin mağdurlar adına sigorta şirketlerine başvuru yapabilmesinde hukuki bir engel bulunmadığını, 28.07.2020 tarihli anılan düzenlemenin getirilmesinin de esasen bu tarihten evvel müvekkilinin sigorta şirketlerine başvuru yapmasını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığını gösterdiğini, anılan tarihten sonra ise müvekkili tarafından sigorta şirketlerine başvuru yapılmadığı gibi bu hususta herhangi bir mecrada reklam da yapılmadığını, kaldı ki davaya konu internet sitesinin faal olmayıp yapılan son paylaşımların 2020 yılına ait olduğunu, hükme esas alınan raporda, internet sitesindeki sosyal medya bağlantılarına ilişkin paylaşımlara yönelik ekran görüntülerinin sunulduğunu, ancak bu hususta haksız rekabete sebebiyet verecek ibarelere yönelik bir inceleme yapılmadığını, kararın hüküm kısmında davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin diğer istemlerin reddine karar verilmiş olmasına rağmen tüm yargılama giderlerinin müvekkili üstünde bırakılmasının doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, davalı Şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, davalı Şirket ana sözleşmesinin konu ve amaçları arasında yer alan Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesine aykırı olan tüm ibarelerin çıkartılması, davalı Şirketin avukatlık tekeline aykırı olan reklam ve yayınlarının yasaklanarak facebook hesaplarına ve internet sitesine erişimin engellenmesi, eğer bu mümkün olmayacak ise yayın ve paylaşımlarının tekel hakkını ihlal etmeyecek ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde düzeltilmesi, hükmün ilanı talep edilmiş olup, ilk derece mahkemesince de  davalı Şirketin eylemlerinin, Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinde düzenlenen tekel hakkına  aykırılık oluşturduğu ve bu itibarla haksız rekabete yol açtığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, fazlaya ilişkin diğer istemlerin ise reddine karar verilmiş, davacının diğer istemlerinin reddine yönelik herhangi bir gerekçeye ise ye verilmemiştir. Oysa, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunlu olduğu gibi HMK'nın 297/1-c bendi uyarınca da hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsaması gerekmektedir. Somut olayda ise gerekçeli kararda, davalı eylemlerinin haksız rekabete yol açtığı kabul edildiği halde davacının, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi dışındaki taleplerinin hangi gerekçeyle reddedildiğine dair hiçbir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu durum, yukarıda anılan Anayasa ve HMK hükümlerine aykırı olup, Dairemizce ilk derece mahkemesi kararının açıklanan nedenle kaldırılması gerekmiştir.<br>\tKabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulması ve davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi de doğru değildir.  <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizce taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2024 gün ve 2023/506 E. - 2024/939 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"192da28de16c9867","SID":"6f7b093d6a6fc8cd"}}