{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/312 <br>KARAR NO\t: 2025/642<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/250 E.  -  2022/416 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2021/250 E. - 2022/416 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2019/93373, 2019/51832, 2018/59334 sayılı ve \"... ...\", \"... ...\", \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/66171 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, müvekkiline ait \"...\" markasının, davalı Kurum nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, müvekkilinin ürettiği ürünlerin, oluşturduğu markaların tümünde \"...\" ibaresinin kullanıldığını, bütün sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsar bir şekilde koruma sağlanması gerektiğini, ... markasının tanınmış marka olması sebebiyle iltibas ihtimalini arttırdığını, dava konusu \"...\" markasının, müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markalar ile iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, markaların işitsel, kavramsal ve görsel benzerlik taşıdığını, davalı markasının \"...\", müvekkil markalarının ise \"...\" şeklinde okunduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun, davaya konu markada en vurgulu şekilde esas unsur olarak yer aldığını, \"...\" ibaresinin, Türkçe veya yaygın bilinen herhangi bir yabancı dilde anlamının bulunmadığını, \"...\" markası ile karşılaşan ortalama tüketicinin, bu markayı müvekkilinin bir markası ya da işletmesi olarak algılayabileceğini, dava konusu markanın müvekkili Şirketin seri markalarinin içine sızacağını ve tanınmış \"...\" markasının imajına zarar vereceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5255 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, tescili talep edilen hizmetler bakımından ilişkilendirilme de dahil iltibas ihtimali bulunmadığını avunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin 55 yıldır yer döşemesi ile tekstil ürünlerinin laboratuvarlarında kalite testi hizmeti sunduğunu, firmanın 2009 yılına kadar enstitü olarak faaliyetlerine devam ettiğini, 2009 yılında ise şirketleşmeye gidildiğini ve anılan yıldan itibaren de faaliyetlerine şirket çatısı altında devam ettiğini, Enstitünün ilk başta isminin kısaltmasını ... ibaresini kullanmaya başlamışsa da faaliyetlerini dünya çapına genişletmesiyle birlikte \"Ö\" harfinin her dilde olmaması nedeniyle Almanca telaffuza daha yakın şekilde ... ibaresini kullanmaya başladığını, müvekkilinin, alanında dünya çapında tanınan bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin birçok Avrupa Birliği kalite sertifikasını düzenlemeye yetkili bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markalarda kullanılan harflerden yalnızca ikisinin ortak olduğunu, müvekkili markasının şekil unsuru içermediğini, her iki markada kullanılan renkler ve stillerin farklı olduğunu, markaların anlamsal olarak da farklı bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış bir marka olması nedeniyle davacının tanınmışlığından yararlanmasının düşünülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/66171 sayılı başvuru kapsamında yer alan 42. sınıftaki tüm hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadığı, taraf markalarını oluşturan işaretler arasında ise ilgili tüketici kitleleri ve taraf markalarını oluşturan kelimelerin harf dizilimsel, fonetik ve hatta kavramsal açıdan oluşturduğu somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinde aranılan şartların oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkil, Şirket markalarının tanınmış olmasının da karıştırılma ihtimalini artırdığını, müvekkiline ait markalar ile davaya konu başvuru arasında sınıfsal benzerlik tespit edilmiş olmasına rağmen işbu durumun markalar arasındaki benzerlik karşılaştırmasında dikkate alınmadığını, müvekkili markaları tanınmış olup, mahkemenin bu yönden yaptığı değerlendirmelerin hukuka aykırı bulunduğunu, davaya konu markanın tescili halinde müvekkiline ait tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zarar göreceğini, davalı Şirketin, müvekkili markalarının tanınmışlığı ve ayırt ediciliğinden haksız yarar elde edeceğini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkarılmadığı gibi bir bütün olarak \"...\" ibaresine yer verildiği, sırf başvurunun ortasında yer verilen \"...\" harflerinin benzerliğinin, markaların karıştırılmasına yol açmayacağı, davacı markalarının tanınmış olmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, zira taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9a8ecb28a465f38f","SID":"b62c42f7a21af5f1"}}