{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/317 - 2025/645<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/317 <br>KARAR NO\t: 2025/645<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/185 E.  -  2022/395 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2022 tarih ve 2022/185 E. - 2022/395 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2010/65319, 2016/59755, 2013/51525, 2009/29882 sayılı ve \"... şekil\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/78516 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın kısmen kabul edilerek, 29. sınıfa giren mallar yönünden başvurunun kısmen reddedildiğini, başvurunun tümden reddi için bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa  markaların esas unsurunun birebir aynı \"...\" ibaresi olduğunu, dava konusu edilen markada geçen \"...\" kelimesinin bir coğrafi yer adı, \"süt\" ibaresinin de bir cins isim olması nedeniyle işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katmadıklarını, taraf markalarının kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin düşük olduğunu, ayrıca müvekkilinin \"...\" ibareli seri markalar yarattığını, tüm bu nedenlerle taraf markalarının karıştırılacağını, davalı Şirketin fiili kullanımında \"...\" ibaresini ön plana çıkardığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanacağını, müvekkili markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini ve itibarının zarar göreceğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4184 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, karşılaştırılan markaların kapsamına giren aynı/benzer emtiaların, dava konusu edilen markanın kapsamından müvekkili tarafından çıkartıldığını, başvuru kapsamında kalan emtia açısından taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca davacının SMK m. 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkilinin ... Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir iştirak şirketi olarak kamu hizmeti ifa ettiğini, Belediye tarafından başlatılan \"...\" projesi altında çocuklara ücretsiz süt ve halka da ekonomik, sağlıklı çiğ süt dağıtımı gerçekleştirdiğini, taraf markalarının gerek SMK m. 5/1-ç, gerekse m. 6/1 hükmü kapsamında benzer markalar olmadığını, zira markalarda birbirlerinden çok farklı unsurlar kullanıldığını, davacının iddialarının aksine tarafların ürünlerinin aynı ortamlarda satılmasının mümkün olmadığını, zira müvekkilinin ürünlerinin sadece spesifik bir proje kapsamında, Belediye'ye ait işletmelerde satıldığını, kaldı ki \"...\" ibaresinin davacı tarafından yaratılmamış, bir anlamı haiz kelime olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmadığından, davacının bu kelimenin başkalarının markalarında da kullanılmasına katlanması gerektiğini, nitekim \"...\" ibaresini ihtiva eden markaların, müvekkili dışında başkaca belediyeler tarafından da sıklıkla kullanıldığını, belediyelerin vatandaşlara verdiği hizmetlerde, \"...\" ibaresinin markasal hüviyette kullanılmasının bir teamül haline geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.\t<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, taraf markalarında ortak olan \"...\" ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük/zayıf bir ibare olduğu, davacının bu ibareye markasal anlamda korunması gereken ekonomik bir değer kattığının ispat edilemediği, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddialarının dava konusu edilen markanın tesciline bir etkisinin olmayacağı, kötü niyet  iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı tarafa ait \"...\"   markası ile müvekkiline ait \"...\" ve \"...\" esas unsurlu markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, bu husustaki beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da eksik incelemeye dayandığını,  müvekkiline ait \"...\" markasının ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, taraf markalarının asıl unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, başvuru kapsamındaki hizmetlerin de müvekkili markalarının kapsamlarında yer aldığını, müvekkil tarafından bulunulan itirazlar neticesinde, başvurudan 29. sınıfta yer alan malların çıkartılmasına karar verilirken, bu sınıfla doğrudan ilişkili olmasına rağmen 35. sınıf hizmetler yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, oysa 35. sınıfın içerisinde de müvekkili adına tescilli markaların tescilli olduğu mal sınıflarının bulunduğunu, gerekçeli kararda yer alan 35. sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği alıcı kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olduğu ve markalar arasında karıştırıma ihtimali bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, öte yandan müvekkiline ait markanın tanınmış olduğunu ve bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 13.07.2020 tarihinde 2020/78516 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı Şirket tarafından \"...\" ibareli markalara dayalı karıştırılma tehlikesi, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kısmen yerinde görüldüğü ve davacının 2010/65319 ve 2009/29882 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle 29. sınıf malların başvuru kapsamından çıkarıldığı, davacının başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara yaptığı itirazın, YİDK'in 06.04.2022 tarih, 2022-M-4184 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu kararın 07.04.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.  <br>\tİlk derece mahkemesince taraf markalarının görsel, işitsel, kavramsal yönden ve genel görünüm itibariyle benzer olmadığı, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme dosya kapsamı ile uyumlu bulunmamıştır.<br>\t6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ... tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı/ marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru, kırmızı dikdörtgen bir zemin üzerine, beyaz büyük harflerle yazılmış \"...\" ibarelerinden meydana gelmiştir. Başvuruda yer verilen \"...\" ibaresi, bir coğrafi yer adı/şehir ismi ve \"süt\" ibaresi de bir gıda maddesinin adı olduğundan, bu kelimelerin ayırt ediciliğe katkıları yoktur. Yine başvuruda yer verilen basit tasarım ile renkli zemin figürünün de, ayırt edici nitelik taşıdığı söylenemeyeceğinden, başvurunun asli unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaların ise bir kısmı kelime markası, bir kısmı da şekil, kelime ve renk unsurlarını birlikte ihtiva eden karma markalardır. Bu markaların hepsinde <br>ortak unsur olan \"...\" ibaresi, markaların asli unsurunu oluşturmaktadır. Zira, bu markalarda yer alan sair kelime unsurları tasviri ya da tanımlayıcı ibareler olup, ayırt edici değildirler. Yine, bu markalarda yer verilen şekil unsurlarının da ayırt ediciliğe katkıları sınırlıdır. O halde, taraf markalarının asli unsurları \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Bu durumda, taraf markalarının asli unsurlarının aynı kelimeden oluştuğu, diğer bir deyişle davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen kelime ve şekil unsurlarının ayırt edici olmadığı, buna göre dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, \"...\" ibaresinin ayırt ediliğinin zayıf olduğu kabul edilmiş ise de söz konusu ibarenin tanımlayıcı veya tasviri bir işaret olmadığı, bu niteliği ile asgari bir ayırt ediciliği haiz olduğu, dava konusu başvuruda da bu ibare dışında ayırt edici bir unsura yer verilmediği, başvuruda markasal olarak algılanacak tek unsurun \"...\" ibaresi olduğu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesi kararındaki değerlendirme yerinde görülmemiştir. <br>Marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince, dava konusu başvurunun kapsamında 35/1-4. sınıf hizmetlerle, 35/5. sınıftaki perakendecilik hizmetleri yer almaktadır. 35/5. sınıftaki perakendecilik hizmetleri 23 ve 24. sınıflara giren mallar hariç, 01-34. sınıflara giren tüm mallara özgülenmiştir. Davacının YİDK aşamasında ve dava sırasında dayandığı markaların kapsamlarında ise 1,5,7,8,9,21,28,29,30,31,32. sınıf mallarla 35,38,42,43. sınıf hizmetler yer almaktadır. Davacının 2004/14485 ve 2004/14487 sayılı markalarının kapsamlarında yer alan 35. sınıftaki perakendecilik hizmetleri ise herhangi bir mala özgülenmemiş, <br>genel olarak tescil edilmiştir. O halde, belirtilen mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir husus olduğundan, HMK'nın 266. vd. maddeleri kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Nitekim ilk derece mahkemesince de bilirkişi incelemesine başvurulmuş olup, sunulan bilirkişi raporunda, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin  tamamının benzer olduğu açıklanmıştır. Ancak, yapılan değerlendirme gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli değildir. <br>Davacının 2004/14485 ve 2004/14487 sayılı markalarının kapsamlarında bulunan ve genel olarak tescil edilen perakendecilik hizmetlerinin, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 23 ve 24. sınıf mallar hariç 1'den 34. sınıfa kadar malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıf perakendecilik hizmetleriyle doğrudan benzer kabul edilmesi yerinde olmamıştır. Zira genel olarak perakendecilik hizmetlerinde tescilli markanın, üzerinde kullanıldığı malların ispat edilmesi halinde, bu malların satışına özgü perakendecilik hizmetlerini içerir marka ile benzerliği söz konusu olacaktır. Nitekim Yargıtay 11. HD.'nin emsal kararları da bu yöndedir (Yargıtay 11. HD.'nin 12.05.2016 tarih ve 2015/11817 E.- 2016/5411 K.). İlk derece mahkemesince ise bu yönde bir araştırma yapılmaksızın genel perakendecilik hizmetlerini içerir marka ile belirli malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetlerini içerir marka arasında benzerlik bulunduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, davacının dayandığı 2004/14485 ve 2004/14487 sayılı markaların kapsamlarında yer alan genel olarak tescilli perakendecilik hizmetlerinin hangi mallar üzerinde kullanıldığının ispatı hususunda davacı tarafa delillerini sunması için usulüne uygun biçimde süre verilmesi, davacı tarafça perakendecilik hizmetlerindeki kullanıma ilişkin delil sunulması halinde bu deliller çerçevesinde, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunup bulunmadığının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/04/2022 tarih ve 2020/7799 esas, 2022/3109 karar sayılı kararında belirtildiği üzere tek tek her bir mal yönünden kullanımın değil, sektörel bazda benzer malların kullanımının yeterli bulunduğu da gözetilerek tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.  <br>\tSomut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/11/2022 gün ve 2022/185 E. - 2022/395 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025  <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7c921f7382b533c","SID":"518b06c6e4db0bec"}}