{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/522 - Karar No:2025/569<br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/522 <br>KARAR NO\t: 2025/569<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2016/645 E-2023/100 K<br><br><br>DAVA KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 14/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/05/2025<br>\tAsıl, birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı davalarda davacı vekilince davalılar aleyhine açılan asıl ve birleşen 2016/670 Esas sayılı davada alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen 2016/642 Esas sayılı davada alacak, birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davacı vekilince davalı aleyhine açılan alacak davasında mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı asıl davada taraf vekilleri, birleşen 2016/670 Esas davacı vekili ile davalı .... Ltd. Şti vekili, birleşen 2016/642 Esas sayılı sayılı davada davacı vekili,  birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalı yan yükleniminde bulunan ... Yapı Endüstri ve Ticaret A.Ş'ye ait ... ... Faz 3 Konut İnşaatı işine ait 45C-47C- 48C-53B1- 49B2- 50A-51A-52A nolu konutları ve 3 nolu otopark dahil Konut ve Otopark imalatlarına ait tüm mekanik tesisat işlerinin teknik şartnameler doğrultusunda malzemeli olarak ifası hususunda 03/09/2013 tarihli alt yüklenici/teşeron sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamındaki tüm işlerin yapılmasına rağmen ... Mühendislik A.Ş tarafından haksız olarak 26/06/2014 tarihli ihtarname ile eksik işler bulunduğu, işlerin tamamlanması, aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, cevabi ihtarnamede ödenmeyen hakedişler ile müvekkili şirketçe yapılan ancak hakedişlere girmeyen imalatlar açıklanarak tüm imalat bedellerinin ödenmesi ve teminat mektubunun iadesinin istenildiğini, ihtar gereği yerine getirilmemiş ve müvekkili şirkete 08/07/2014 tarihli ihtarname gönderilmesi üzerine keşide edilen 10/07/2014 tarihli ihtarname ile oluşan çekilmezlik hali karşısında sözleşme haklı nedenle feshedilerek alacaklarının ve teminat mektubunun ödenmesinin talep edildiğini, devam eden süreçteki yazışmalar ve ihtarnameler sonucu ödemede bulunulmadığı gibi teminat mektubunun iadesi de yapılmadığından cari hesap alacağı olarak belirlenen 119.141,19 TL asıl alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20147 sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların icra takiben yaptıkları itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkili şirket ile diğer davalı ... firması arasında yapılan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, taşeron-alt taşeron ilişkisi olmadığını bildiği halde müvekkili şirketi idare sıfatıyla sorumlu tutmak istediğini, davalı ile imzalanan yüklenici ana sözleşmesinin 13.maddesinde işin alt yükleniciye verilmesi durumunda sorumluluğun ana yüklenici ... firmasında kalacağının açıklandığını savunarak,  davanın usulden ve esastan reddi ile davacı aleyhine  kötüniyet  tazminatına  hükmedilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... Müh. Mim. İnş. ve Tic. A.Ş vekili; müvekkili şirket ile diğer davalı .... arasında akdedilen AO2-016 nolu ve 03/01/2013 tarihli sözleşme kapsamında yüklenici sıfatı ile ... ... Faz 3 konutlarının anahtar teslim olarak yapılması işinin müvekkili şirkete verildiğini, sözleşmenin 13. maddesinde işin alt yüklenicilere hangi şartlarda yaptırılacağının düzenlendiğini, bu bent başlığı altında 7 maddede şartlar yer aldığını, 13.1 maddede yer alan düzenlemede sözleşme konusu işlerin, uygulama özelliklerine, türüne ve sürelerine göre, kısımlara ayrılarak yüklenici tarafından, bu işlerin yapılmasından doğan bütün yükümlülük ve sorumluluk kendinde kalmak kaydı ile ve bu madde hükümlerine uygun olmak kaydıyla alt yükleniciler marifetiyle yapılması mümkün olduğunun kararlaştırıldığını, bu kapsamda davacı ile müvekkili arasında 03/09/2013 tarihli tüm mekanik tesisatı işlerinin yapılması için alt yüklenici/taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesinde işin süresinin belirlendiğini ve işin 31/11/2014 tarihinde bitirileceği kararlaştırıldığını, işin belirtilen tarihte bitirilmediğini, davacının sözleşmeyi haksız ve tek taraflı olarak 10/07/2014 tarihli ihtarname ile feshettiğini, ... sahibi olan diğer davalı ile kesin kabul yapılmadığını, davacının yarım bıraktığı işin tamamlanması ve bunun bedelinin ne olacağı bilinemediğinden davacının takip tarihi itibariyle kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığını, ayrıca müvekkili tarafından davacıya gönderilen 31/03/2016 tarihli ihtarnamede belirtildiği üzere müvekkilinin davacıdan ... yapım aşamasındaki tamamlanan imalat ve garanti sürelerini kapsayan alacağı bulunduğunu, davacının giriştiği icra takibi ve işlerin süresinde tamamlanmaması nedeniyle ... tarafından müvekkili şirketin alacaklarına ve hakedişlerine bloke konulduğunu bildirerek davanın reddi ile tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.<br>\tBirleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/670 Esas sayılı dosyasında;<br>\tDavacı vekili; davacı şirket ile Mekanik tesisat ve iklimlendirme sistemleri işiyle ilgili iştigal eden bir firma olup davalı yan yükleniminde bulunan \"... Yapı Endüstri ve Ticaret A.Ş.'ye ait ... ... Faz 3 Konut inşaatı işine ait 45C-47C-48C-53B1-49B2-51A-52A nolu konutlar ve 3 nolu otoparka dahil Konut ve Otopark imalatlarına ait Tüm Mekanik Tesisat işlerinin Teknik şartnameler doğrultusunda malzemeli olarak ifası hususunda 03.09.2013 tarihli Alt Yüklenici/Taşeron Sözleşmesinin akdedildiğini, akdin imzasının ardından müvekkili şirket tarafından ... programı dairesinde işin ifasına girişildiğini, yapılacak işin teminatı olması bakımından davalı emrine müvekkili şirket keşideli ... Şubesinin 4201 00671262 nolu hesaptan verilen MDZ13-81991 nolu 642.000,00 TL bedelli teminat mektubunun sözleşme teminatı olarak davalı yanca alındığını, işin 03.09.2013 tarihli sözleşme hükümlerine ve işin doğasından kaynaklanan tüm edimlerin müvekkili şirketçe tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmiş olmasına karşın bakiye 103.339,00 TL tutarlı teminat mektubunun şu ana değin iade edilmediğini, teminatın irat kaydedileceği baskısı ve muhatap ... Bankasına da irat kaydetme yazısı verilmesi akabinde oluşturulan baskı neticesi mektup süresinin 31.12.2016 tarihine değin uzatılmak zorunda kalındığını, bu nedenlerle öncelikle davanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/645 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davalı yanın Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2015/20148 sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının 371.157,19 TL Asıl Alacak ve 47.481,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 418.998,33 TL üzerinden iptali ile takibin devamına, yasal koşulları oluşmakla takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla davacı yararına icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.\t<br>\tBirleşen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/642 Esas sayılı dosyasında; <br>\tDavacı vekili; müvekkili şirketin mekanik tesisat ve iklimlendirme sistemleri işiyle iştigal eden bir firma olduğunu davalı yan yükleniminde bulunan \"... Yapı Endüstri ve Ticaret A.Ş.'ye ait ... ... Faz 3 konut inşaatı işine ait 45 C-47 C 48 C-53 B1-49B2-50A-51A52A nolu konutlar ve 3 nolu otopark dahil konut ve otopark imalatlarına ait tüm mekanik tesisat işlerinin teknik şartnameler doğrultusunda malzemeli olarak ifası hususnda 03/09/2013 tarihli Alt yüklenici/taşeron sözleşmesini akdettiklerini, akdin imzasının ardından müvekkil şirket tarafından ... programı dairesinde işin ifasına girişildiğini, ancak davalı şirketçe ödemelerin tam ve zamanında yapılmadığını bu nedenlerle 351.755,85 TL alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile akdin feshine dair gönderilen 10/07/2014 tarihli ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini  ayrıca Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/645 esasında görülmekte olan itirazın iptali davasının olduğunu ... bu dava ile aralarında maddi ve hukuki bağlantı bulunduğundan birleştirme kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tBirleşen 2016/642 Esas ve 2016/670 Esas sayılı dosyada davalı ... Müh. Mi. İnş. ve Tic. A.Ş vekili; 2016/645 Esas sayılı dosyasına verdiği cevapları tekrarla, davalarda hukuki yarar bulunmadığını, davacının vadesi gelmiş ve kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığını, sözleşme konusu işin tamamlanmadan davacının sözleşmeyi feshederek işi bıraktığını bildirerek davaların reddi ile tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.<br>\tBirleşen 2016/642 Esas ve 2016/670 Esas sayılı dosyada davalı ... Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. vekili; davaların yetkisiz mahkemelerde açıldığını, hukuki yarar yokluğundan davaların reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından başlatılan icra takiplerinde müvekkili şirketlerin sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini ve tazminata hükmolunmasını istemiştir.<br>\tBirleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/131 Esas sayılı dosyasında;\t<br>\tDavacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine üç ayrı dava açılarak Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/645 Esas sayılı dosyasında birleştirilmiş olduğunu, müvekkili ile davalı arasında akdedilmiş olan 03.09.2013 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesinden kaynaklanan davalı edimlerinin yerine getirilmemesine rağmen davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, işi yarım bırakarak kaçtığını, eksik işin müvekkili tarafından tamamlanarak geçici kabulün yapılmasının sağlandığını, ayrıca; davalıya avans verilmemesi gerekmesine rağmen müvekkilince avans olarak 1.018.232,00 TL tutarında avans çeki de verilmiş olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 1.000.000,00 TL civarında alacağı bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000,00 TL’nın fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili; sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, dava dilekçesindeki beyanların gerçek dışı olduğunu, sözleşmenin imzalanmasının ardından müvekkili şirket tarafından davacı ... A.Ş ve ...'ın onaylayarak verdiği kroki ve projelere uygun olarak sözleşme kapsamındaki işlerin fesih anına kadar yapıldığını ve işler karşılığında faturalar kesildiğini, işlerden doğan bir kısım müvekkili alacaklarının ödendiğini, bir kısım alacakların ve icra takibine konu yapılan alacak bakiyesinin ödenmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tMahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; davacı ... ile davalı ... Mühendislik Mimarlık İnşaat ve Tic. A.Ş arasında ... Yapı A.Ş'ye ait ... ... Faz 3 Konut İnşaatı işine ait konut ve otopark imalatlarına ait tüm mekanik tesisat işlemlerinin teknik şartname doğrultusunda malzeme olarak ifası hususunda 03/09/2013 tarihli alt yüklenici-taşeron sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından işin ifası devam etmekteyken davalı şirketçe ödemelerin tam ve zamanında yapılmadığı, yerine getirilmesi hususunda defaten ihtarname keşide edilmesine rağmen bir kısım hakedişlerin ödenmediğinin bilirkişi incelemesinde tespit edildiği, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin davacı ... Ltd. Şti tarafından haklı nedenle feshedildiğinin değerlendirildiği, anılan tarafların incelenen ve örtüşen ticari defter kayıtlarına göre davacı ... Ltd. Şti'nin davalı ... Müh. A.Ş'den 51.662,87 TL teminat bedeli alacağı, ve hakediş bedeli 67.928,32 TL hakediş bedeli alacağı bulunduğu, taleple bağlı kalınarak 119.141,19 TL asıl alacak talebinde bulunulabileceği, Ankara 35. Noterliğinin 22/08/2014 tarih 21910 yevmiye nolu ihtarnamede alacaklarının tahsilinin talep edildiği, ihtarnamenin  23/08/2014 tarihinde tebliğ ve ihtarnamede verilen 3 günlük mehil sonrasında temerrütün 27/08/2014 tarihinde oluştuğu, takip tarihine kadar 7.620,53 TL işlemiş faiz alacağı oluştuğu, davalı ... A.Ş'nin yukarıda anılan sözleşmenin tarafı olmadığı gibi davacı ... Ltd. Şti.'nin dava dışı ... şirketinden alacaklı olduğunu iddia ederek tahsili talebinde bulunmuş ise de davaya konu malzemelerin davacının yükleniminde olan işte kullanıldığı ve dava dışı şirket ile sadece davacının 03/10/2013 tarihli tedarikçi sözleşmesine dayalı ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalılar ... Müh. A.Ş ve ... A.Ş'nin malzeme oluru verilmesi dışında konu ile ilişkilerinin kanıtına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, 03/09/2013 tarihli yüklenici sözleşmesinin ... Ltd. Şti tarafından haklı feshedilmesi ve hak ediş bedelinin ödenmemesi nedeniyle ... Müh. A.Ş'nin üçüncü kişiye yaptırılan imalat ile müspet ve menfi zararlarını talep edemeyeceği gerekçesiyle, asıl dava yönünden davalı ... A.Ş yönünden davanın reddi gerekirken sehven davalıların icra takibine yönelik itirazlarının kısmen iptaline karar verilmiş ise de, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması nedeniyle davalıların icra takibine vaki itirazlarının kısmen iptaline, birleşen davaların ve tazminat istemlerinin reddine karar  verilmiştir. <br>\tAsıl, birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı davada davacı/ birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davalı ....Şti vekili istinaf başvurusunda; mahkemece özetle \"Asıl davanın kısmen kabulüne (Davalı ... yönünden red hükmü verilmesi gerekirken sehven kabul kararı verildiğini de işaretle), birleşen davaların ayrı ayrı reddine\" karar verildiğini, mahkemece her ne kadar asıl davada ....Şti aleyhine de hüküm kurulmuş olmasına karşın, gerekçeli kararda \"hükmün sehven kurulduğu, davalı ....A.Ş.'nin birleşen dosyalardaki sorumsuzluğu yanında Asıl davada da sorumluluğunun bulunmadığı\" yönlü belirlemesinin ve birleşen 2016/670 Esas ile 2016/642 Esas sayılı dosyalarda kurulan ret hükmünün hatalı olduğunu, mahkemece davalılardan ....Şti'nin davacının muhatabı olmadığını, davaya konu ilişkiler yumağında malzeme oluru vermek dışında bir eyleminin dosya kapsamında kanıtlanamadığını gerekçe olarak işaret etmişse de, mahkemece delillerin değerlendirmesinde hataya düşüldüğünü, zira  dilekçelerinde/ hükme dayanak alınan bilirkişi ek ve kök raporlarına itirazlarında da belirtildiği üzere  \"Davalı ....A.Ş.'nin malzeme temin ve alımında hangi firmalarla çalışılacağı / ne fiyatlarla alım yapılacağı dahil olmak üzere işin yürütümünde tüm aşamalarında aktif bir biçimde yer aldığını\" gösterir izahatların/ mail yazışmalarının 09.01.2017 - 23.10.2017 ve  son olarak 31.08.2020 tarihli beyan dilekçesinde de detaylandırılmış olup, ilgili mail yazışmaları ve temin olunan verilerin yeniden mahkemeye sunulduğunu, aynı işleyişi tevsik edici bir kısım mail gönderilerinin (üzerinde açıklama ve vurguları muhtevi), şirket yöneticileri arasındaki akrabalık-ortaklık ilişkisini ortaya koyar bazı verilerin de dosyaya tekrar ibraz edildiğini ancak mahkemece bu verilerin yeterli görülmediğini, müvekkili şirket ile ... (...) arasında akdedilen ve sureti dosyaya ibraz olunan 03.10.2013 tarihli sözleşmede hem davalı ....Şti. hem de  ....Şti. (idare) adına imza alanı açılmasının/ imzalı nüshaların davalılarca alınması eyleminin başkaca bir izahının bulunmadığını, ibraz olunan yazışmaların, münhasıran hangi malzemenin hangi firmadan alınması gerektiğini emir ve talimatla gösterir mahiyette olduğunu, asıl işveren tarafından şart koşulan bu hususun, alt yüklenici/ taşeron tarafından yerine getirilmemesinin düşünülemeyeceğini, taraflar arasındaki dikey ilişkinin varlığının, asıl işverenin emir ve talimatlarını yerine getirmeyi zorunlu kılmış ve fakat asıl işverence işaret edilen firmanın edimlerini ifa etmemesinin sonucu müvekkili şirkete fatura edildiğini, ... şirketi yetkilisinin, akrabalık ilişkileri dışında aynı zamanda ... ...'da ortak sıfatına haiz olduğunu, aslında ... şirketi ile davalı ....A.Ş. arasında fiili ve organik bağ bulunduğunun ibraz olunan belgelerle sarih olup, mahkemenin  \"perdeyi aralayarak fiili ve organik bağın mevcudiyetini tesbitle hukuki sorumluluğu hüküm altına alması\" gerekirken, mübrez delilleri yeterli addetmemesinin, taraflarınca değerlendirme hatası barındırdığını, birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı dosyalarına konu alacak istemlerinin dayanağı imalatların, davalı ....Şti ile kurulan 03.09.2013 tarihli sözleşme çerçevesinde ifa olunduğunu, imalatların nelerden ibaret olduğunun ve akit çerçevesindeki fiyatlandırmalarının detaylı bir biçimde izah olunmasına ve imalatların bilirkişilerce yerinde yapılan incelemede de görülmesine rağmen birleşen davalara konu alacak kalemleri yönünden davalı akit tarafı ....Şti aleyhine hüküm kurulmamasının haksız ve adaletsiz olduğunu, asıl davada temerrüt ve takip tarihi arasında işlemiş avans faizinin aynen kabulü yerine kısmen hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu belirterek, esas incelemesi neticesi istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının müvekkili yararına kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br><br>\tAsıl, birleşen 2016/670 esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı davada davalı ....Şti vekili istinaf başvurusunda; davalı bulundukları birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas  sayılı davalarda  davanın reddine dair karar verilmiş olup, bu yöndeki kararlara bir diyeceklerinin bulunmamakla birlikte, kötü niyet tazminatı yönünden hatalı hüküm verildiğini, yine asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ise de, gerekçeli kararda ifade edildiği üzere müvekkili yönünden hatalı karar verilmiş olup, kararın lehlerine kaldırılması gerektiğini, tüm dosya kapsamında alınan raporlar ve dosyadaki mevcut belge ve bilgiler gözetildiğinde; müvekkili firmaya ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usule uygun olarak yaptırıldığının, kayıtların birbirini teyit ettiğinin, defterlerin lehlerine delil olarak kabul edilebileceğinin, davacı ile diğer davalının ticari kayıt ve defterlerinin usule uygun tutulmadığının, asıl dava bakımından müvekkili firmanın davacıya herhangi bir borcunun olmadığının, dava dışı ... şirketi ile sadece davacının ticari ilişkisinin bulunduğunun, yine müvekkilinin dava konusu ile ilgili herhangi bir ilişkisinin bulunmadığının aynı şekilde davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin talimatı ile dava dışı üçüncü şahıs firmalara malzeme verilmesi yönünde dosyada herhangi bir kayıt ve evrak bulunamadığının, dava dışı ... firması ile sadece davacı şirketin sözleşme akdettiğinin, müvekkili firmanın bu firma ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığının, müvekkilinden hak ve alacak talebinde de bulunulamayacağının tespit edildiğini, söz konusu davalardaki iddia ve taleplerin ....Şti, ....Şti ve dava dışı şirketler arasındaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığını, müvekkilinin bu şirketler arasındaki ticari ilişkiden doğan ihtilaftan kaynaklı bir sorumluluğunun bulunmayacağı gibi; davacının müvekkilinden hak ve alacak talebinde de bulunulamayacağını, delil niteliğini haiz olmayan ve hukuki niteliği bulunmayan çıktı kapsamında olan hususlar ile yorum yapılamayacağını, aleyhe hususları kabul etmemek kaydıyla tüm dosya kapsamında ortaya konulduğunu, bu sebeple, ....Şti'nin ....Şti ve dava dışı diğer firmalarla akdettiği sözleşmelerden kaynaklı ihtilaf bakımından müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamakta olup, müvekkili hakkında asıl davanın da reddedilmesi gerektiğinin açık olduğunu, nitekim mahkemece de  yapılan yanlışlığın farkına varılarak, gerekçeli kararında bu hatasına atıfta bulunulduğunu ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması adına kısa kararda belirttiği gibi hüküm yazılmış ise de, anılan hükmün hatalı, usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda, müvekkili aleyhine verilen kararın sehven verildiğinin açıkça belirtildiğini, bu anlamda asıl dava yönünden müvekkilinin aleyhine açılan davanın reddine dair karar verilerek, kötü niyet tazminatı ve vekalet ücretinin de buna göre düzenlenmesi gerektiğinin açık olup, kararın bu hususta kaldırılması gerektiğini, yine birleşen davalarda müvekkili açısından davanın reddine dair karar verilmiş ise de; gerek asıl dava gerekse birleşen davalar bakımından müvekkilinden hiçbir hak ve alacak talep edilemeyeceğini bildiği halde tamamen kötü niyetli şekilde müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ve dava açıldığı gözetildiğinde likit olan bu davalar bakımından ayrıca %20'den aşağı olmamak üzere ayrı ayrı kötü niyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğinin açık olduğunu,  kararın bu yönüyle de hatalı olup, kaldırılmasını talep ettiklerini, bununla birlikte, aleyhe hususları kabul manasına gelmemek kaydıyla, herhangi bir şekilde usuli kazanılmış hak doğmaması adına, kararda belirtilen aleyhe tutarları, hesaplamaları, alacak kalemlerini ve tespitleri kabul etmediklerini, aleyhe olan hususlara itiraz ettiklerini, esasen davacının iddiasını ispata yarar dosyaya herhangi bir evrak vs sunmadığını, davasını ispat edemediği gözetilerek davaların tümünün reddi gerektiğinin açık olduğunu belirterek, mahkeme kararının aleyhe kısımlarının lehlerine kaldırılmasını, kötü niyet tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl, birleşen 2016/670 ve birleşen 2016/642 esas sayılı davalarda davalı/ birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davacı ....Şti vekili istinaf başvurusunda; istinaf talebinin asıl dava ve Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/131 Esas sayılı dosyaları için olduğunu, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin 3 dava için yapıldığının mahkemece kurulan ara kararlardan çok net anlaşılmasına rağmen, sanki yargılama giderlerinin ana dava için yapılmış gibi kabul edilerek karar verildiğini, oysa davacı şirket tarafından yapılan yargılama giderleri 3 davaya bölünmesi gerektiğini, birleşen 2016/645 sayılı dosyadaki yargılama giderlerinin kabul ve redde göre oranlanması ve reddedilen diğer iki dava için yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve mahkeme kararının yargılama giderleri yönünden kaldırılması gerektiğini, savunmalarında belirtildiği üzere davacının açtığı 3 ayrı davanın kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile davacı arasında bir tane alt yüklenici sözleşmesi olduğunu, başka bir hukuki ilişkinin bulunmadığını, zaten davacının da müvekkiline karşı bir tane icra takibi yaptığını, davacının müvekkili ile birlikte ....Şti'ye dava açmak suretiyle ...'ın müvekkilinin alacaklarına bloke koymasını sağladığını ve bu yolla müvekkilini sıkıştırmaya çalıştığını, zira müvekkili ile diğer davalı ... ... A.Ş arasında görülmekte olan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin 2021/500 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin açtığı davanın zamansız açıldığının belirtildiğini ve davacı ...'nın açtığı işbu davalarda da gerekçe olarak kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bilirkişi heyeti tarafından da davacının başka alacağına rastlanılmadığını, sadece ana davada alacağı olduğunun belirtildiğini ve mahkemece de bu yönde karar verildiğini, belirtilen Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi'nin 2021/500 Esas sayılı dosyasından verilen kararda \"taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin yukarıya da alınan 7. ve 29. maddeleri düzenlemeleri kapsamında, sözleşme konusu ... nedeniyle davacının işçileri ve taşeronu tarafından açılmış ve devam eden hukuk ve ceza davalarının bulunması nedeniyle gerek tutulan hakediş bedelinin ödenme, gerekse nakdi teminatların iade koşullarının dava tarihi itibariyle oluşmadığının anlaşılmasına göre\" denilerek taleplerinin reddedilmiş olmasına göre, müvekkilini alt taşeronu olan davacı ... için de aynı şeyin geçerli olması gerektiğini, zira  dosya arasına alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesinde yer alan \"taraflar arasında hukuki bir ihtilaf doğarsa, ihtilaf çözülünceye kadar işveren teminatları iade etmez\" hükmü ve sözleşmenin 21. maddesinde yer alan \"işverenin eksikliklerin giderilmemesi halinde bu eksik bedelleri taşeronun gayri nakdi veya nakdi teminatlarından tahsil etme hakkına sahip olduğu\" hükmü dikkate alındığında, \"Sözleşmede yer alan, 'Taraflar arasında hukuki bir ihtilaf doğarsa, ihtilaf çözülene kadar işveren teminatları iade etmez' hükmünün geçersiz sayılması durumunda davacının takip ve dava tarihi itibariyle teminat alacağını talep edebileceği değerlendirilmiştir.\" şeklinde tespitin mahkemenin takdirine bırakıldığını, mahkemece 2016/645 Esas sayılı asıl davanın kabulüne karar verilirken, sözleşmede yer alan bu hükümlerin geçersiz sayıldığına ilişkin bir gerekçeye rastlanmadığı gibi, bilirkişi raporundaki bu tespite rağmen neden kabul kararı verdiğine ilişkin gerekçe de bulunmadığını, \"kesin hesap mutabakatı\" bulunmaması ve davacının açmış olduğu diğer davaların reddedilmiş olması sebebiyle, davacının takip tarihinde kesinleşmiş bir alacağını bulunmadığından, alacağın varlığını ve miktarının yargılamayı gerektirmesi olması nedeniyle icra inkar tazminatı hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının asıl ve birleşen 2017/131 Esas sayılı davası yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>\tAsıl ve birleşen 2016/670 Esas sayılı davalar, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen 2016/642 Esas ve birleşen 2017/131 Esas sayılı davalar ise alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı asıl davada taraf vekilleri, birleşen 2016/670 Esas sayılı davada davacı vekili ile davalı ....Ltd.Şti vekili, birleşen 2016/642 Esas sayılı sayılı davada davacı vekili, birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. <br>\tAdil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesi'nin  bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre  bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili  kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.  HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.                                                        <br>\tHGK' nın 24.02.2010  tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki                                                                                  mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın   hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile  gerekçenin bir kısmı  arasında çelişki yaratılması da; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.<br>\tSomut olayda mahkemece, asıl dosyada davalı ....Ltd.Şti yönünden davanın reddi gerekirken, sehven davalıların icra takibine yönelik itirazlarının kısmen iptaline karar verildiği, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması nedeniyle davalıların icra takibine vaki itirazlarının kısmen iptaline karar verildiği belirtilerek, kısa karar ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmakla, verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, hatalı olmuştur. \t<br>\tAçıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlamak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,<br>2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2023 tarih ve 2016/645 Esas- 2023/100 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,<br>3-Dairemiz kararına uygun şekilde karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Asıl, birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı davada davacı ....Ltd. Şti tarafından yatırılan 179,90 TL + 179,90 TL + 179,90 TL olmak üzere toplam 539,70 TL istinaf karar harcın talep halinde kendisine iadesine, <br>5-Asıl davada davalı/ birleşen 2017/131 Esas sayılı davada davacı ....A.Ş tarafından yatırılan 2.165,00 TL + 179,90 TL olmak üzere toplam 2.344,9‬0 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>6-Asıl, birleşen 2016/670 Esas ve birleşen 2016/642 Esas sayılı davada davalı ....A.Ş tarafından yatırılan 179,90 TL + 2.165,00 TL + 179,90 TL olmak üzere toplam  2.524,8‬0 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, <br>7-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 14/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.    \t<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br> <br><br><br>   <br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b0b5e77b1210c176","SID":"d7edc2a3dfa578b2"}}