{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1430 Esas<br>KARAR NO:2025/618 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2022/243 Esas - 2022/311 Karar <br>TARİH:12/05/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, tıbbi mamuller sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, piyasada çok önemli pazar payları bulunan medikal şirketleri ile çalışmakta hatta ve hatta bazılarının distribütörlüğünü yaptığını, bu anlamda son olarak dünyanın en büyük medikal malzeme üreticilerinden olan ...'in İstanbul bölgesi ana distribütörlüğünü yürütüğünü, iş bu distribütörlük anlaşması kapsamında, piyasadaki ürüne ihtiyacı olan hastaneler ve diğer sağlık kuruluşların ihtiyaç listesini alan müvekkil şirket söz konusu ürün ve cihazların satış fiyatının ve ne kadara mal olacağı bilgisini müşterilerine vererek, anlaşma olması durumun da, malları ... alır ve İstanbul genelindeki hastanelere ve diğer sağlık kuruluşlarına satar ve bu satışlardan yaptığı tahsilatla, ...'e olan borcunu öder ve kendisi bu satıştan olan komisyon ücretini almakta olduğunu, müvekkilin, müşteri portföyünün hemen hemen tamamına yakınını hastaneler oluşturmakta, ticari ilişkilerin çoğu da iş bu hastaneler ile gerçekleştirdiğini, davalı ... A.Ş (... Hastanesi)'de, müvekkil şirketin büyük hacimli işler yaptığı şirket/hastanelerden biri olduğunu, dava konusu husumet yaşanıncaya dek, müvekkil ile ... A.Ş (Avrupa Şafak Hastanesi) bire bir ticari ilişkiye girmiş, pey der pey ihtiyacı olduğu kadarı ile satış yapılmış ve bu ticari ilişkiden kaynaklı evraklar, faturalar, tahsilat makbuzları sürekli iki şirket arasında meydana geldiğini, davalı ... A.Ş (... Hastanesi), 2014 yılında olağanın dışına çıkarak kısmi değil de, ihtiyacı olan Ortopedi Ameliyatı tıbbi ürünlere ilişkin olarak toplu bir alım yapma isteğini müvekkile ilettiğini, ancak bu satıştan doğacak faturanın kendi himayesinde bulunan yavru ortak şirketi gibi kullandığı .... Şti. adına kesilmesini istediğini, söz konusu teklife, davalı ... A.Ş. (... Hastanesi'nin sürekli çalıştığı ve güvendiği bir firma olması sebebi sıcak bakan müvekkil, ödemenin her halükarda ... A.Ş. (... Hastanesi ) tarafından veya onun garantörlüğünde yapılacağı kendisine iletildiği için, teklifi kabul ettiğini ve 18.07.2014 tarihli ve 080105 sayılı faturayı ( EK-1 ) ... Şti. adına kesmiş ve söz konusu bu şirketten 17.12.2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı, ... seri numaralı ...bank ait çek aldığını ve diğer davalı ... A.Ş (... Hastanesi) yetkilisinin söz konusu bu çekin ön yüzüne kaşe imza yaparak ve ayriyeten de avalimdir yazarak garantör olduğunu, müvekkilde her zaman olduğu gibi bu çeki cirolayıp, mallan tedarik ettiği ... verdiğini, ilgili faturada yer alan mallar ... A.Ş ( ... Hastanesi )'ne teslim edildiğini ve ameliyatlarda kullanıldığını, ürünleri alan ve ameliyatlarında kullanan ... A.Ş (... Hastanesi), 17.12.2015 tarihli çekin vadesi yaklaştığında, vade tarihinde söz konusu ödemeyi yapmasının güç olduğunu, birkaç ay daha kendilerini idare etmelerini müvekkilden rica ettiğini, hatta bu uğurda ertelemenin kabul edilmesi için, bankadan teminat mektubu verebileceğini dile getirdiğini ve hatta 17.01.2016 vade tarihli 1.393.435,00-TL tutarında keşidecisinin bizzat ... A.Ş (... Hastanesi) olduğu senedi düzenleyip müvekkil şirkete verdiğini, bu vadeyi kabul etmeyen, aynı zamanda faturada ki malların üreticisi ve son ciranta olan ..., 17.12.20 15-tarihli-çeki vadesinde ,bankaya ibraz ettiğini, ve söz konusu çekin karşılıksız çıktığını, bu durum üzerine, çek ... tarafindan takibe konulduğunu,... A.Ş (... Hastanesi) ve yetkilisi tarafından da imza itirazı yapılıp, mahkemece kabul görmesinin ardından, müvekkil, davalıların ortak ve kötü niyetli hareketleri neticesiyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalılar arasındaki iş bu ilişkinin tespit edilmesi ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak her iki davalının da, söz konusu fatura ve cari ilişkiden sorumlu tutulmasının gerektiğini, Davalı ... A.Ş (... Hastanesi), söz konusu ticari ilişkinin hiçbir adımında kendisini olmadığım iddia ederek borçtan kurtulmaya çalışıtığını, müvekkil şirketin ticari ilişki içinde olduğu kurumlardan biri olan davalı ... A.Ş (... Hastanesi), ihtiyacı olan Ortopedi Ameliyatı tıbbi ürünler, yine bu şirketin talebi üzerine, 18.07.2014 tarihinde karşılandığını, yine ... A.Ş (... Hastanesi) talebi üzerine, iş bu hastane tarafından kullanılan ve kullanılmakta olan ve müvekkil şirketçe, bu şirkete şevki yapılan ürünlere ilişkin faturalar, ... Şti adına düzenlendiğini, anılan uygulama neticesinde 18.07.2014 tarihli ve ... sayılı fatura bedeli için, keşidecisinin ... Şti olduğu ve ... A.Ş (... Hastanesi) çekin ön yüzünde avalinin işlendiği, 17.12.2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı, ... seri numaralı...bank'a ait çek, müvekkile teslim edildiğini, söz konusu çek vadesinde ödenmediği gibi, bu uğurda yapılan icra takibi neticesinde, tamamı ile dava konusu husumette olduğu gibi ticari rizikoyu sıfıra indirgemek için kurulmuş ... Şti.'nin herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığı gibi, aval olarak sorumluluğuna başvurulan diğer davalı ... A.Ş (... Hastanesi) ise söz konusu avale ilişkin imzaya itiraz ederek, dava açmış ve bu dava neticesinde imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığı tespit edilmiş ve ... A.Ş (... Hastanesi), ahlaka, adaba ve hukuk kurallarını dolanarak baştan kuruduğu söz konusu bu plan ile ilgili borçtan dolayı ortaya çıkacak sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, yaşanan bu hadiselerden sonra, müvekkil şirket ile ... A.Ş (... Hastanesi) ile gerek telefonda yapılan harici görüşmelerde, gerekse de Üsküdar ... Noterliğinin 14.09.2017 tarihli ...yevmiye numaralı ihtarnamesi (EK.-5 ) ile, söz konusu borcun kendilerine ait olduğu, keza makinelerin sevkinin kendilerine yapıldığı ve yine satışa konu ürünlerin kendileri tarafından ameliyatlarda kullanılmakta olduğuna dair beyanlarda bulunulsa da, söz konusu bu beyanlar davalı ... A.Ş (... Hastanesi ) tarafından kabul görmediğini, 17.12.2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı,.. seri numaralı ...bank'a ait çekin vadesini uzatmadıkları ve söz konusu çekten dolayı kendilerine karşı icra takibi yapıldığından mütevellit, her ne kadar ürünleri teslim almış olsalar da, bu ürünlere ilişkin ödemenin kendileri tarafından yapılmayacağını, muhatabının ... Şti olduğu, müvekkil şirkete bildirdiğini, bunun üzerine piyasada araştırma yapan müvekkil şirket, ...A.Ş (... Hastanesi) yetkilisi...'ünn aynı metotla, ortağı bulunduğu şirketlere ait kaşelerin üzerine gerçeğe aykırı imzalar atarak veya attırarak ( EK-6 ), piyasayı dolandırdığı, bu şekilde çoğu şirketi mağdur ettiği ve hakkında açılmış birçok savcılık soruşturma ve ceza dosyalan olduğunu tespit etmiş ve nasıl bir oyun ve mağduriyetle karşı karşıya kaldığım ancak o zaman anladığını, bunun üzerine müvekkil şirketçe de Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/23896 Sor. Numaralı dosyası ile şikâyette (EK-7) bulunulduğunu, söz konusu soruşturma dosyası aktif ve etkin bir biçimde devam ettiğini,... A.Ş. (... hastanesi), söz konusu yüklü alıma ilişkin ticari ve ekonomik yükten kurtulmak için, hileli hareketler ile müvekkili kandırarak bütün işlemleri paravan şirketi seza gayrimenkul üzerinden yürüttüğünü belirterek faturadan kaynaklı alacağın davalıdan tahsiline,  yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İş bu davada müvekkil şirket aleyhine yapılan iddiaları kesinlikle kabul etmediğini, müvekkil şirket merkezi Gaziosmanpaşa'da bulunduğundan ve Gaziosmanpaşa Mahkemeleri'nde açılması gereken ticaret davalarının İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden yetki itirazında bulunduklarını ve dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının huzurdaki davaya konu etmiş olduğu 17.12.2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı çek üzerinde bulunan \"...\" müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını GOP 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/1131 esas sayılı dosyası ile açıkça tespit edildiğini, davacının bahsettiği senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edildiğini, müvekkil şirketin davacı kuruma herhangi bir borcunun olmadığını, davacının iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davaya konu edilen 17.12.2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı ...bank çeki ve yine davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 17.01.2016 tarihli 1.393.435,00TL İlk senet ve ikinci tamamen boş senet müvekkil şirket tarafından verilmiş kambiyo senetleri olmadığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirket müvekkilimiz ile ... arasında ... Şirket-... Şirket ilişkisi bulunduğunu iddia ettiğini, bu iddianın asılsız olduğunu, aynca ilgili şirketlerin Adresleri ve temsilcilerinin tamamen farklı olduğunu, hiçbir hukuki ve idari bağlantı da bulunmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/05/2022 tarih ve 2022/243 Esas - 2022/311 Karar sayılı kararında; \"Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı ... A.Ş.'nin davalıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği mallara karşılık dava dışı ... limited şirketinden aldığı 1.351.435,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıkması ile tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalı ... A.Ş.'nin çek bedelinden sorumlu olduğunun tespiti ile davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Davacı, dava dışı ... şirketinin İstanbul distribütörü olduğunu, davalı şirkete (davalının işlettiği ... Hastanesine) protez gibi medikal ürünler sattığını, ihtilaf çıkana kadar sorun olmadığını, ancak 18/07/2014 tarihinde, olağanın dışına çıkılarak davalının talebi üzerine ... Hastanesine teslim edilen ürünler için dava dışı davalının yavru şirketi konumunda olan ... Ltd.Şti.'ne fatura kestiğini, bu faturaya karşılık ... Ltd.Şti.'nin 1.351.435,00 TL tutarlı  bir yıl ileri tarihli  çek keşide ettiğini, davalı şirket yetkilisi ...’ün de bu çekin ön yüzünü aval olarak imzaladığını, kendisinin de çeki ... firmasına cirolayarak gönderdiğini, çekin vadesi geldiğinde karşılıksız çıktığını,...’ün imza inkarında bulunduğunu, davalı şirketin malları teslim almış olmasına rağmen bedelini ödemekten kaçındığını, ... Ltd.Şti.'nin her hangi bir malvarlığnıın bulunmadığını, yüksek bir zarara uğramış olduğunu ileri sürerek, fatura konusu malların davalı tarafça satın alınması davalı şirkete teslim edilmesi nedeniyle fatura ve çek bedelinden davalı şirket sorumlu olduğundan davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket, davacıya ödenmemiş bir borcu olmadığnı, ...Şti. ile aralarında hiç bir ticari veya organik bağın olmadığını, çek nedeniyle sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür. Davalı ayrıca süresi içinde yetki itirazında da bulunmuş, çek nedeniyle aralarında akdi ilişki olmadığını ve kendi merkezlerinin Gaziosmanpaşa olması sebebiyle Gaziosmanpaşa mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.Dosya İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2021 tarih, 2017/1304 Esas, 2021/361 Karar sayılı yetkisizlik kararı ve bu karara karşı istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 02/02/2022 tarih, 2021/2030 Esas, 2022/176 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine mahkememize tevzi edilmiş ve Mahkememizin  2022/243 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davacı tarafça davalı şirkete tıbbı malzeme satımı nedeniyle davalı şirketin isteği üzerine faturanın davalı şirketle ilgili olan dava dışı ... Şti. unvanlı şirkete düzenlendiği, fatura karşılığında 1.351.435,00 TL tutarlı çek alındığı ancak çekin karşılıksız çıktığı bu nedenle fatura ve çek karşılığı mal teslim edildiği iddia edilen davalı şirketin dava dışı ... şirketi tarafından ödenmeyen çek bedeli kadar borçlu olduğu iddiasıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması nedenine dayalı dava açılmış olup, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları, ticari ilişkinin tarafı olan şirketlerin Ticaret Sicil kayıtları ile davalı şirket ile asıl borçlu şirket olan dava dışı ... şirketlerinin yöneticilerinin, ortaklarının, faaliyet alanlarının ve merkezlerinin birbirinden farklı olduğu, davacı tarafça fatura konusu malların davalı şirket çalışanına teslim edildiği ileri sürülmüş ve kargo teslim tutanaklarında teslim adresi olarak davalı şirket adresi belirtilmiş ise de teslim alan firmaya kaşesinin ... kaşesi olduğu, davalı şirketin ... kayıtlarındaki  çalışan isimlerine bakıldığında firma adına ürünleri teslim alan ...isminde davalı şirket çalışanının bulunmadığı, ayrıca kargo teslim kayıtlarında taşınan ürünlerin içeriğine dair bilgi de bulunmadığı bu haliyle fatura konusu ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğine yönelik hususun sabit olmadığı, davalı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında organik bağın olduğuna dair dosya kapsamına yansıyan herhangi bir delil bulunmadığı, her iki şirketin farklı tüzel kişiler olduğu, dava dışı ...'ün borcundan dolayı davalı şirketin sorumluluğunu doğuracak bir durum bulunmadığı gibi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davalı şirketin borçtan sorumlu olmasını gerektiren bir neden bulunmadığı açık olup, düzenlenen bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olması ve hukuki nitelendirmenin mahkememize ait olması nedeniyle dosya kapsamında yeni rapor alınmasına gerek görülmeyerek, toplanan deliller itibariyle dava dışı ... ile davalı şirket arasında bağlantı olduğu hususunun ispata elverişli delillerle ispatlanamadığı, aksi yöndeki uzman görüşünü de yukarıdaki nedenlerle itibar edilemeyeceği açık olup, davalı şirketin dava dışı şirket tarafından keşide edilen 1.351.435,00 TL tutarlı ödenmeyen çek bedelinden dolayı sorumluluğunu doğuran haklı bir neden olmadığı, kaldı ki Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/23896 Soruşturma sayılı dosya kapsamına sunulan ve emanete alınan davacı şirket yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu dava konusu çekin bedeli dahil bir miktar paranın dava dışı... yetkilisi ... tarafından ödendiği ve davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı ... Şti.'nin ibra edildiği bu haliyle dava konusu ürünlere ilişkin düzenlenen fatura ve karşılığında verilen çek bedelinin tahsil edildiği anlaşıldığından, çek karşılığı satılan ürünlerin davalı tarafça alındığı ve davalıya teslim edildiği bu nedenle davalı şirketin borçlu olduğu veya borçtan sorumlu olduğuna dair ispat yükü davacı tarafça yerine getirilmediğinden davacı tarafça açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\"gerekçesi ile,''Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE, ''karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yeterli tahkikat yapılmadan, toplanmasını istedikleri ve duruşma zaptına geçirdikleri bilgi ve deliller  toplanmadan, ilk celsede dosyanın karara çıkarılması adil yagılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlali olduğunu, yerel mahkemece yetkisizlik kararı sonrası yapılan ilk duruşmada delillerinin toplanmayıp, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği gibi, apar topar tahkikata son verilerek usule uygun olmayan şekilde sözlü yargılamaya geçildiğini ve karar verildiğini; GMK'nun 184 ve 186 maddelerine  uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu; kararın bu nedenle bile ortadan kaldırılması gerektiğini,Mahkemenin gerekçesine dayanak yapmış olduğu bilirkişi raporu ile dosyaya sunmuş oldukları uzman mütalaası arasında çelişki olmasına rağmen, bu çelişkinin ortadan kaldırılması adına yeni bir rapor aldırılmamasının, yeni rapor taleplerine de olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden dosyanın karar çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerin esas içerik ve tekrarlar dışında iki sayfadan ibaret raporlarında, kök rapordakinin aksine husumetin kendi uzmanlık alanlarına girmediğini ve kök raporun sonuç kısımlarındaki beyanlarını terk ettiklerinin görüldüğünü; raporda dikkat çeken noktanın, dosya kapsamının bilirkişilerin uzmanlık alanlarına girmediği hususu olduğunu; bilirkişilerin söz konusu bu tespitinin, kök raporda dile getirmemelerinin, raporlarına yansıtmamalarının, artık kök raporun ve itirazlarına nazaran yazılan ek raporun hükme esas alınamayacağını gösterir mahiyette olduğunu; dosyadaki uzmanlık yetersizliğinin her iki raporun da her satırına yansıdığını, ulaşılan mali ve hukuki bilgilerin birbirleri ile irtibatlandırılamadığını, ele alınamayacak açıdan anlam ve sonuca bağlandığını, bu açıdan taraflarınca, dosyanın geldiği aşama ve bilirkişiler nicelik ve nitelik zafiyetinin üst düzeyde olması hasebi ile, ticaret mahkemeleri bilirkişi listelerinde yer alan ve aynı zaman ticaret hukuku ana bilim dalı öğretim üyeleri olan Dr. öğretim üyesi ...ve Dr. öğretim üyesi ...'dan husumeti açıklayan uzman mütalaası alındığını, bilirkişi kök ve ek raporu ile aldıkları uzman mütalaası arasında çelişkinin de ötesinde ciddi görüş ayrılıklarının olması dikkate alındığında,Yargıtay kararları doğrultusunda, bu çelişkinin yeni bir rapor ile ortadan kaldırılmasının elzem görüldüğünü,(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin  2015/5127E., 2016/4635K. Sayılı kararı) Yerel mahkemenin gereçsinde atıf yapılan\"Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/23896 soruşturma sayılı dosya kapsamına sunulan ve emanete alınan davacı şirket yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu dava konusu çekin bedeli dahil bir miktar paranın dava dışı seza gayrimenkul yetkilisi necdet demirel tarafından ödendiği ve davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı seza gayrimenkul ltd. şti.'nin ibra edildiğine ilişkin belge \" ye dayanılarak hüküm kurulmasının ise yapılan hukuksuz yargılamanın vahametini gözler önüne serdiğini, söz konusu belge, davalının veya tarafların delil dilekçesinde yer alan bir belge olmadığı gibi, hiçbir suretle ne müvekkili şirketin, ne yetkililerinin ne de belirtildiği gibi ...'ın imzasını havi bir belge olmadığını; doğruluğu taraflarca kabul edilmeyen bir belgenin, yerel mahkemece savcılık dosyasından seçilerek karara atıf yapılmadan, belgenin altında yer alan imzalara ilişkin veya belgeye ilişkin bir inceleme yapılmadan, söz konusu belgeye atıfla dosya borcunun ödendiğini kabul etmenin, yargılamanın ne kadar yanlı ve tek taraflı olarak yapıldığının  göstergesi olduğunu; esasında söz konusu belgeye ilişkin olarak yerel mahkemece bir inceleme yaptırılmış olsa idi, belgenin müvekkiline ait olmadığı net olarak ortaya koyulacak olup, bu durumda davalının başından beri ortaya koyduğu kötü niyetin ispatlarından biri olacağını,Müvekkilinin, tıbbi mamuller sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olup, medikal malzeme üreticisi olan ...’in İstanbul bölgesi ana distribütörlüğünü yürütmekte olduğunu; davalı ... A.Ş'nin (...Hastanesi )’de, müvekkili şirketin büyük hacimli işler yaptığı şirket/hastanelerden birisi olduğunu; dava konusu husumet yaşanıncaya dek, müvekkili ile ... A.Ş (... Hastanesi ) bire bir ticari ilişkiye girdiğini, peyderpey ihtiyacı olduğu kadarı ile satış yapıldığını ve bu ticari ilişkiden kaynaklı evraklar, faturalar, tahsilat makbuzları sürekli iki şirket arasında meydana geldiğini, davalının, 2014 yılında olağanın dışına çıkarak kısmi değil de, ihtiyacı olan tıbbi ürünlere ilişkin toplu bir alım yaparak, ürün fiyatlarında ciddi bir iskonto elde etmek istediğini ve bu yolla sonraki yıllarda olacak fiyat artışlarından etkilenmek istemediğini müvekkiline ilettiğini, ... denetimine girmemek  adına bu satıştan doğacak faturanın,  sonradan öğrendikleri üzere, davalı şirket yetkilisi ...'ün yönetim ve organizasyonunu dışarıdan yapabildiği ve yetkilisi ... diğer şirketlerinde de  yönetim kurulu başkanı ve farklı unvanlar ile kullandığı, ... Şti. adına kesilmesini istediğini, söz konusu teklife, davalının sürekli çalıştığı ve güvendiği bir firma olması sebebi sıcak bakan müvekkilinin, ödemenin her halukarda ... A.Ş (... Hastanesi ) tarafından veya onun garantörlüğünde yapılacağı kendisine iletildiği için, teklifi kabul ettiğini ve 18.07.2014 tarihli ve ... sayılı faturayı ... Şti. adına kestiğini ve söz konusu bu şirketten 17/12/2015 tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı, ... seri numaralı ...bank'a ait çek aldığını ve davalı ... A.Ş  yetkilisi ...’ün de söz konusu bu çekin ön yüzüne şirket kaşesi imza yaparak ve de avalimdir yazarak garantör olduğunu; müvekkilinin de her zaman olduğu gibi bu çeki cirolayıp, malları tedarik ettiği ...’e verdiğini, ilgili faturada yer alan malların satışı, her ne kadar görünüşte dava dışı  ... Şti. adına yapılsa da, malların tesliminin davalı şirkete yapıldığını, buna ilişkin olarak ...Kargo şirketine ait kargo sevkiyat ve teslimat fişinin yerel mahkemeye sunulduğunu,Malların üreticisi ve son ciranta olan...'in, 17.12.2015 tarihli çeki vadesinde bankaya ibraz ettiğini ve söz konusu çekin karşılıksız çıktığını; bu durum üzerine, çekin ... tarafından takibe konduğunu, çek borçlularından ...’nın herhangi bir mal varlığı bulunmadığından, diğer davalı ve söz konusu çekte avali bulunan ...A.Ş (... Hastanesi ) ve yetkilisi ... tarafından da imza itirazı yapılıp, icra hukuk mahkemesince kabul görmesinin ardından, ... tarafından başlatılan takipte tahsil kabiliyeti bulunan tek borçlu olarak kalan müvekkilinin, davalının kötü niyetli hareketleri neticesiyle yüklü bir zarar uğramış olduğunu, distribütörü olduğu ...'e takip tutarını taksitlerle ödemek durumunda kaldığını, İş bu davayı açmalarında ki temel amacın da, davalı ile dava dışı ... arasındaki hukuk düzeninin korumayacağı bağın, ilişkinin tespiti ve davalının da, söz konusu fatura ve cari ilişkiden sorumlu tutulmasını sağlamak olduğunu, davacı müvekkili, davalı ve ... arasında, dava konusu ürünlerin satımına ilişkin olarak tarafta muvaaza ilişkisi bulunduğunu,  beyanları doğrultusunda düşünüldüğünde, her ne kadar davalı çemberin içinde kalmak istemese de, ... kurumundan yaptığı ameliyatların parasını alabilmek adına, ...’ya ameliyatlarda kullanılan medikal ürünlerin alış faturasını ibraz etmek zorunluluğu bulunduğundan, müvekkili şirketin, davalı şirket ve ihbar olunan şirket ... arasında şu şekilde bir muhasebeleştirme yapıldığını; davalı toplu alım-satım faturasındaki mallar kendisine teslim edilmiş olmasına rağmen, şirket adına ürünlere ait kesilmiş fatura olmadığından, aylık kullandığı ürünler ve cihazlar için müvekkilinden kendisine fatura kesmesini talep ettiğini ve müvekkilinin de, ...'ün verdiği 17.12.2015 vade tarihli ve 1.351.435,00-TL tutarındaki çekte, davalı ve yetkilisinin avali bulunduğundan, bu talebi yerine getirerek, 18.07.2014 tarihli faturadaki ürünlerin birebir aynı içeriğini davalı tarafından kullanım oldukça aylık ve peyder pey olmak üzere davalıya kestiğini, kesilen bu faturalar sonrası, davalının müvekkiline imzasız olarak şirketin kendi çeklerini verdiğini,  davacının davalıdan adlığı bu imzasız çekleri cirolayıp, ihbar olunan ...'e verdiğini, dosyaya da sunulan bu çeklere ilişkin bankalara yazılan yazıl cevaplarından çeklerin ... tarafından tahsil edildiğinin görüldüğünü, ... Gayrimenkul'ün de bu çekler karşılığında davalının aylık olarak kullandığı malzemelere ilişkin olarak, müvekkilinin davalıya kestiği aylık fatura tutarına eşit ve bu faturalardaki malları birebir içeren  müvekkili şirketten satın aldığı mallara ilişkin olarak, davalının çekini alarak müvekkiline tekrar satış faturası kestiğini, bu haliyle üç şirketin mali hesaplarının örtüştüğünü ve toplu alım-satımdan kaynaklanan ana borcun yine ...Gayrimenkul üzerinde kaldığını ve buna karşılık  ... Gayrimenkul tarafından düzenlenen ve davalınında avali olduğu ...bank, ... Şubesi, 17.12.2015 vade tarihli ve 1.351.435,00-TL tutarındaki çekin müvekkilinde olduğunu dile getirdiğini, izah edilen bu üçlü ilişkiden de anlaşılacağı üzere, müvekkilinin dava konusu ürünleri fiilen ... firmasına teslim etmeyip, bu ürünlerin gerçekte davalıya teslim edildiğini;  dava konusu satım sözleşmesinin aslında davacı ile davalı arasında kurulduğunu,  müvekkili ile dava dışı ... firması arasında görünürdeki satım sözleşmesinin bir hüküm ve sonuç doğurmayacağı konusunda anlaşma bulunduğunu, ne müvekkilinin, ... firmasını, ne de ... firmasının müvekkilni tanımadığını; dava konusu ticarete kadar herhangi bir ilişkileri olmağı gibi, söz konusu görünürdeki satım sözleşmesinde dahi, müvekkili şirket yetkilisi ile ... yetkilisinin hiç bir arada bulunmadığını; yukarıda izah edilen tüm muhasebeleştirme işleminin, davalının muhasebe biriminde davalının çalışanları tarafından organize edildiğini; bu sebeple, dava konusu ürünlerin doğrudan davalının adresine gönderildiğini ve oraya teslim edildiğini; bu halde görülen uyuşmazlıkta müvekkili ile davalının tarafta muvazaa konusunda anlaştıklarının kabul edilmesinin zaruri olduğunu;  davalının neredeyse tüm savunmalarına yansıyan SUT tebliği uyarınca toplu ürün almasının mümkün olmadığını belirtmesinin de, tarafta muvazaa tespitlerini kuvvetlendiren bir söylem olduğunu; dolayısıyla görülen uyuşmazlık bakımından müvekkili ile davalı arasında geçerli bir satım ilişkisi bulunduğunu; aksi düşünüldüğünde, müvekkilin malları sattığı ...'dan tekrar ayını malları satın almasının ve bu malları satın alırken de, tüm ödemelerinde davalının imzasız çeklerini kullanmasının hukuki veya ticari bir mantığı bulunmadığını,Yerel mahkeme gerekçesinin aksine, dava konusu ürünlerin teslim ediliş şeklinin, davalı şirket ile dava dışı ... arasındaki bağın ne denli yoğun olduğunu göstermekte olduğunu, dava konusu malların teslimine ilişkin dosya kapsamında iki adet belge bulunduğunu; bu iki belgenin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini;  müvekkili tarafça dava dışı ...'ya düzenlenen, 18.07.2014 tarihli irsaliyeli fatura tespit edildiğini; irsaliye faturanın, malın satış sonrası sevki esnasında faturanın götürülmesini sağlayan bir fatura türü olduğunu; VUK m.230 ve231 ile VUK genel tebliğlerine göre sevk irsaliyelerinin 3 nüsha düzenlenmesi ve alıcı tarafından imzalanması gerektiğini ancak dava dosyası kapsamında ... için düzenlenen irsaliyeli faturada ne müvekkilinin ne de ...'nın imzası bulunmadığını; bu bakımdan faturanın dava konusu ürünlerin dava dışı ... Şirketi'ne satışının yapıldığına dair karine teşkil etmediğini,  olduğunu; ayrıca dava konusu malların da dava dışı ...'ya teslim edilmediğini, dava konusu ürünlerin teslimine ilişkin olarak diğer belgelerin ise ... Kargo kayıtları olduğunu; ... Kargo'dan gelen belgelerde alıcı olarak ... müşteri nolu ... Hastanesi gözüktüğünü, alıcı adresi olarak ise, \" ... Gaziosmanpaşa/İstanbul \" gözüktüğünü,  bu adresin ise davalı şirketin merkez adresi olduğunu; adres teslim formunda ise ürünlerin ... Gaziosmanpaşa/İstanbul adresine teslim edildiğinin, ancak teslim alan kısmında ters basılmış dava dışı Seza firmasının kaşesinin bulunmakta olduğunu; hayatın olağan akışı içinde bir firmanın başka bir firmanın merkezinde teslim almaya yetkili çalışanı veya yetkilisini bulundurmasının mümkün olmadığını; ... firmasının kayıtlı bir çalışanının bulunmadığını; teslim formundaki sabit telefon numarasının davalı şirkete ait olduğunu ve yine aynı formdaki cep telefonu numarasının ( ... ) ise davalı şirket eczacısı ...'a ait olduğunun bilirkişiler tarafından da tespit edildiğini, bu durumun bile başlı başına davalı ile dava dışı ... firması arasındaki bağı ortaya koyduğunu, davalının teslim aldığı ürünler için ... firmasının kaşesini kullanması bu iki firmanın açıkça ve çok net bir biçimde beraber hareket ettiğini ve tüzel kişiliklerinin ayrımına dikkat etmediklerini göstermekte olduğunu, davalının kullandığı ürünler için düzenlediği faturaların imzasız çekler ve bu çeklerin ... tarafından tahsil edilmesinin de iddalarını pekiştiren ve taraflar arasındaki ilişkiyi ispatlayan bir durum olduğunu, dava dışı ... şirketinin 10.000 TL sermayeli olduğu ve ... işyeri tescili olmadığı, yani bir çalışanının dahi olmadığı düşünüldüğünde müvekkilinin herhangi bir güvence almaksızın 1.351.435 TL bedelli satış yapmasının hayatın olağan akışına uymadığının aşikar olduğunu;Yerel mahkemeye sundukları, davalı tarafından taraflarına imzasız olarak verilen çeklerin bazılarının ne olduğunun akıbetinin öğrenilebilmesi adına, banka şubesine yazılan müzekkere sonucu gelen evraklara bakıldığında, söz konusu çeklerin vade tarihlerinde bizzat banka şubesine gidilerek ... gayrimenkul tarafından elden tahsil edildiğini görülmekte olduğunu, halbuki çeklerin tahsil edildiği banka şubesinde, kendi hesabı da bulunan ve çekleri bu hesaba verebilecek veya kendi ticaretinde kullanabilecek olan ihbar olunan ... Gayrimenkul şirketinin, ne hikmetse, taraflarını dahi aramadan, çeklerin kesin olarak ödeneceğini önceden biliyormuş gibi, vadesinde bizzat banka şubesine giderek tüm çek bedellerini elden teslim almasının da hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, bankadan gelen yazı cevaplarına bakıldığında,164.340,00-TL tutarlı ve ... numaralı 17.11.2014 tarihli çekin ve 170.519,00-TL tutarlı  ve ...numaralı 17.12.2014 tarihli çekin 18.12.2014 tarihinde saat : 09.59 da ... yetkilisi ... tarafından ...bank ... şubesinden tahsil edildiklerini, ve hemen peşinden 18.12.2014 tarihinde saat : 10.05 da davalı finans müdürü ... tarafından ...bank ... şubesi aynı vezneden 329.587,00-TL şirket hesabına para geçtiğini, ... tarafından çekilen tutarın, 334.859,00-TL, davalı tarafından hemen peşine yatırılan tutarın 329.587,00-TL olduğunu; 86.451,00-TL tutarlı ve ... numaralı 17.04.2015 tarihli çek ile 33.355,00-TL tutarlı  ve ... numaralı 17.04.2015 tarihli çekin 17.04.2015 tarihinde saat : 09.59 da ... yetkilisi... tarafından ...bank ... şubesi ... numaralı vezneden ... dekont numarası ile tahsil edildiğini, akabinde peşinden 17.04.2015 tarihinden saat : 10.00 da davalı finans müdürü ... tarafından ...bank ... şubesi ... numaralı vezneden ... dekont numarası ile 108.000,00-TL şirket hesabına para gönderildiğini, ... tarafından çekilen paranın 119.806,00-TL, davalı tarafından hemen peşine yatırılan tutarın 108.000,00-TL olduğunu, bu sonuçlar alınıp birlikte değerlendirildiğinde, keşidecinin imzasının bulunmadığı bir çekin muhatap tarafından ödenmesi mümkün olmadığından, böyle bir çekin tedavül kabiliyetinin yok denecek kadar az olduğunu; keşidecinin imzasını ihtiva etmeyen bir çeki ciro yoluyla devralan kişinin, bu durumu sadece keşidecinin imzayı tamamlayacağına güvenmesi halinde kabul edeceğini; görülen uyuşmazlıkta dava dışı ... Şirketinin, davalının keşide ettiği imzasız çekleri kabul etmesinin, ... şirketinin davalının imza unsurunu tamamlayacağına güvendiğine, şirket yöneticilerinin birbirini tanıdığına dayanak oluşturduğunu; ayrıca ... yetkilisi ... tarafından müvekkili aranmadan, çekin ödeneceği net olarak bilinip bizzat banka şubesine gidilmesinin, müvekkili tarafından imzasız olarak verilen çeklerin tümünü banka şubesinden bizzat tahsil etmesinin hiçbir ticaretine konu etmemesinin veya kullanmamasının, ekseriyetle vade tarihlerini beklemesinin, çekin ibrazı anında çekilen miktarlar bakımından davalı banka hesabının hep müsait olmasının, müvekkilinin ...'ya davalının çekleri hariç herhangi bir çek vermemesinin veya başka bir şekilde ödeme gerçekleştirmemesinin, ...'nın söz konusu çekleri tahsilinin hemen ardından aynı gün neredeyse aynı saat ve dakikada birbirine çok yakın meblağda davalı şirket finans müdürü tarafından davalı hesabına nakden elden para yatırılmasının, iki şirket arasında ticari hayatta karşılaşılabilecek düzeyden daha yoğun bir bağın olduğuna işaret ettiğini; yerel mahkemenin gerekçesinde az yukarıda yapmış oldukları ayrıntılı incelemenin olmadığı göz önüne alındığında, görülen davanın konusunun, müddeabih ve gelinen aşama dikkate alındığında, söz konusu banka hesap hareketleri yerel mahkeme kararında belirttiği üzere iki cümle ile geçilemeyecek kadar basit olmadığının altını çizmek gerektiğini,Davalı, ihbar olunan şirket, şirket yetkililerinin ve diğer bazı 3. kişiler arasında ticari hayatta karşılaşilabilecek düzeyin ötesinde bir bağ ve ilişkisinin bulunduğu ve aralarında ticari bir kader birliğinin olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...’ün halen aktif olarak yetkilisi olduğu, eskiden yetkilisi olarak bulunduğu ve sürekli aynı kişiler arasında yönetimsel kadro değişikliği yaptığı onlarca şirketi bulunduğunu, örneğin ... ŞİRKETİ'nin adresinin ... Gaziosmanpaşa, ortaklarının ... ( Aynı zamanda davalı şirket ... A.Ş yetkilisi ), ... ( Aynı zamadan ihbar olunan şirket ... San. Tic. Ltd. Şti yetkilisi ), ...,  ... olduğunu; ... ŞTİ.'nin ortaklarının ... ( Aynı zamadan ihbar olunan şirket ... Ltd. Şti yetkilisi ), ... olduğunu, ... ŞİRKETİ'nin adresinin...Gaziosmanpaşa, ortaklarının ... ( Aynı zamanda davalı şirket ... A.Ş yetkilisi ), ... olduğunu, ... ŞİRKETİ adresinin ... Gaziosmanpaşa, ortaklarının ... ( Aynı zamadan ihbar olunan şirket ... Ltd. Şti yetkilisi ), ... ( Aynı zamanda davalı şirket ... A.Ş yetkilisi ), ... olduğunu, bu  şirketlere, adreslerine ve ortaklarına bakıldığında, davalı şirket yetkilisi ... ile İhbar olunan şirket ... Şti yetkilisinin daha önce ... Şirketi’nde ve halen daha ... Şirketi  beraber ortaklıkları bulunduğunun, yine yukarıda belirtilen 3. Kişiler ile sürekli bir şirket açılışı ve kapanışı yapıldığının, söz konusu şirketlerin adreslerinin dahi aynı veya benzer olduğunun rahatlıkla tespit edilebildiğini,bu tespitler dikkate alındığında, ..., ..., ..., ..., Davalı Şirket, Dava ... Şirket, Dava ... Hizmetleri, Dava ... Hizmetleri şirketlerinin arasında ticari hayatta karşılaşabilecek düzeyin ötesinde bir bağ ve ilişkinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğinin, her türlü izahtan vareste olduğunu,Yerel mahkemece dava konusu olduğu belirtilen çek ile ilgili imza incelemesinin yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında dava konusu çek üzerindeki aval şerhindeki imzanın ...'e ait olup olmadığının tespiti için ayrıca bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve Gaziosmanpaşa İcra Mahkemesi tarafından yaptırılan 10.03.2016 tarihli bilirkişi raporu ile yetinildiğini; yerel mahkemece bu hususun gerekçesinde ise taraflarının imzaya ilişkin bir iddiada bulunmadıklarının gösterildiğini; taraflarınca açılan davanın bir alacak davası olduğunu; bu alacak davasında, ellerindeki en önemli argümanlardan ve delilleri arasında yer alan ...bank,... Şubesine ait 17.12.20215 vade tarihli ve 1.351.435,00-TL tutarındaki çek olduğunu; yerel mahkeme bir yandan dava konusunun davalının çekten sorumlu olup olmadığı ile davalıdan tahsili olduğunu gerekçesinin en başında belirtirken, söz konusu çeke istinaden imza incelemesi yapılmamasının gerekçesini, imzanın ...'e ait olduğuna yönelik bir iddialarının olmadığına bağladığını; mahkeme gerekçesinin hemen hemen her yerinde görebildikleri bu tezatlık ve olay silsilesini basite indirme olgusunun, burada da devam ettiğini gördüklerini; taraflarınca dosyaya ibraz edilen ve celbi sağlanan belgeler incelendiğinde, ...'ün kullandığı imzalar arasında gözle görülebilir farklılıklar olduğunun görüldüğünü,  bu anlamda, davalı şirket yetkilisi ...'ün istikrarlı bir imza uygulamasının olmamasının muhtemel gözükmekte olduğunu; bu durumun ise uyuşmazlığın her açısından önem arz etmekte olduğunu; eğer bilirkişi incelemesi sadece çek üzerindeki imza ile imza sirküleri arasında yapılırsa, iş bu incelemenin görülen uyuşmazlığı tespit etmekte yetersiz kalacağını, Nitekim Yargıtay 19.HD 2015/14008 E., 2015/14425 K., 19HD 2013/10857 E., 2013/13475 K.,  sayılı ilamlarında, dar yetkili icra mahkemesinin yaptığı imza incelemesinin geniş yetkili asliye ticaret mahkemelerini bağlamayacağı ve geniş yetkili mahkemelerde tekrar imza incelemesi yapılması gerektiği görüşünde olduğunu, sonuç olarak davalı şirket yetkilisi ...'ün istikrarlı bir imza uygulamasına sahip olup olmadığının incelenmesinin ve bundan sonra dava konusu çek üzerinde bir imza incelemesi yapılması, görülen alacak davası için zaruri iken ve delilleri arasında bilirkişi incelemesi deliline dayanılmışken, yanılgı gerekçe ile bu incelemeden kaçınılması hatalı olup, bozmayı gerektirmekte olduğunu; keza bu incelemenin dava konusu hakkında, hukuki ilişki, borç-alacak ilişkisi, yetki ve diğer hususlar açısından belirleyici olacağını,Sonuç olarak, Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... şirketinin 10.000 TL sermayeli bir şirket ve ... işyeri tescili olmadığından müvekkilinin herhangi bir güvence almaksızın 1.351.435,00-TL bedelli satış yapmasının hayatın olağan akışına uymadığı,  dava dışı ... firmasının dava dışı ... firmasının merkez adresine 16.09.2013 tarihinde taşındığının tespit edildiği, dava dışı ... firmasının dava dışı ... şirketiyle aynı adreste faaliyet göstermesinin diğer delillerle birlikte değerIendirildiğinde bir tesadüf olmadığı, sundukları mütalaada detayları verilen şirket kayıtları nazara alındığında, şirketlerin ortaklarının ve yetkililerinin birbirini tanıdığı kanaatine ulaşıldığı, dava dışı ... firmasının yönetim kurulunda bugüne kadar ..., ..., ..., ..., ..., ...'in görev aldığının tespit edildiği, dava dışı ... şirketinin yetkilisi ...'in, davalı şirket yetkilisi ...'ün,...'in, ...'ün, ...'ün dava dışı ... Şirketi yönetim kurulunda görev aldıklarının tespit edildiği, dava dışı ... Şirket merkezinin 26.07.2001 tarihinde \"... Gaziosmanpaşa/istanbul” adresine taşındığının ve şirketin 2007 yılına kadar bu adreste faaliyet gösterdiğinin; bu adresin ise davalı şirketin merkez adres olduğunun tespit edildiği,  dava dışı ... Şirket merkezinin son olarak 2014 yılında \"... Gaziosmanpaşa” adresine taşındığının; ayrıca bu adreste dava dışı ... Şirketi'nin de faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, dava dışı ... Şirketi'nin yönetim kurulunda bugüne kadar Davalı şirket yetkilisi ... şirket yetkilisi ..., ..., ..., ...'ün görev aldığının tespit edildiği, dikkate alındığında ..., ..., ..., davalı ... şirketi, dava dışı ... firması, dava dışı ... Hizmetleri, dava dışı ... şirketlerinin arasında ticari hayatta karşılaşılabilecek düzeyin ötesinde bir bağ ve ilişkinin bulunduğunun, bu kişilerin birlikte hareket ettiğinin ve aralarında ticari bir kader birliğinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini,,Dava konusu ürünlerin davalının adresine teslim edildiğinin; davalının merkezinde dava dışı firmaya ait kaşenin bulunması ve kullanılması sadece teslimin gerçekte kime yapıldığını gizlemeye yönelik olduğunun ve bu durumun bile başlı başına davalı ile dava dışı ... firması arasındaki bağı ortaya koyduğunu, hülâsa, davalının teslim aldığı ürünler için ... firmasının kaşesinin kullanmasının, bu iki firmanın açıkça ve çok net bir biçimde beraber hareket ettiğini ve tüzel kişiliklerin ayrımına dikkat etmediklerini gösterdiğini,Dava dışı ... firmasının davalının müvekkiline verdiği imzasız çekleri kabul etmesi,   sebeplerinden dolayı davalı şirket ile dava dışı ... Gavrimenkul şirketi yetkilileri ... ve ...'in birlikte hareket ettiğini, davalının dava dışı ... Gayrimenkul şirketinin tüzel kişiliğini, müvekkilden teslim aldığı ürünlerin bedelini ödememek için dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kullandığını, bu nedenle davalı şirketin satım bedelinden sorumlu olduğunun açık ve net olduğunu,İleri sürerek, yukarıda açıklanan nedenler ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, yerel mahkeme kararının duruşmalı olarak istinaf incelemesinden geçirilerek ortadan kaldırılmasına; davanın kabulüne; yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine; karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının gerçekte davalı firma ile yapılan, ancak faturası ... Gayrımenkul Şirketi'ne kesilen medikal cihaz satışı sözleşmesinden doğan alacağın, satış karşılığında alınan ve davalı şirket ile yetkilisinin de avalisti oldukları çek bedelinin takip yolu ile tahsil edilememiş olması nedeniyle, davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı yan; dava dışı ... firmasının distribütörü olduğunu, davalı ile medikal cihaz satışına dayanan uzun süreli ticari ilişkileri bulunduğunu, davalının normalde sadece ameliyatlarda kullanılan ürünler için satın alma yaparken, fiyat artışlarından etkilenmemek için toplu alım teklifinde bulunduğunu, ancak ...'ya ameliyatlarda ve hasta başına kullanılmış olmak kaydıyla fatura düzenlenebildiğinden, henüz kullanılmamış cihazlara ilişkin hastane olarak ...'dan ödeme alamayacaklarını belirterek, faturanın organik bağ içinde olduğu ... Gayrımenkul Şirketi'ne kesilmesini talep ettiğini, uzun süreli ticari ilişkiden kaynaklanan güvene dayalı olarak ve ürünler karşılığı davalı şirketin de avali olduğu çek verilmesi karşılığında bu teklifin kabul edildiğini, ... firması ile davacı arasında daha önce hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, nitekim 18/07/2014 tarihli, ... sayılı 1.351.435,00-TL tutarlı toplu alıma ilişkin irsaliyeli satış faturasının Seza Şirketi adına kesildiğini, karşılığında ... Şirketi'nin keşidecisi olduğu davalı şirket ve yetkilisi ...'ün de aval sıfatıyla imzaladıkları 17/12/2015 keşide tarihli, 1.351.435,00-TL tutarlı, ... seri numaralı çekin teslim alındığını, bu çekin de ürünlerin tedarik edildiği ... firması'na ciro edildiğini, bundan sonra taraflar arasındaki üçlü ilişkinin,  davalının aslında kendisine teslim edilmiş olan toplu faturadaki ürünlerden, hastalarda kullanıldıkça aylık ve peyder pey  davalıya satış faturası kesmesi, karşılığında keşideci imzası bulunmayan çekleri davacıya vermesi, imzasız çeklerin davacı tarafından dava dışı ...'ya cirolanması, ...'nın da kendisine verilen çekler karşılığında davalının davacıya aylık olarak kestiği satış faturaları ile birebir aynı mallara ilişkin aynı tutarda satış faturasını tekrar davacıya kestiğini, esasen tüm bu faturalardaki malların 18/07/2014 tarihli satış faturasındaki mallar olduğunu, böylece tarafların ticari kayıtlarının birbiri ile örtüştüğünü, nitekim davalının davacıya verdiği keşideci imzası bulunmayan ve dava dışı ...'ya cirolanan çeklerin tamamının, ... yetkili ... tarafından bankalardan tahsil edildiğini, çekin vadesi geldiğinde davalının ödeme için ek süre talep ettiğini, ancak  ... firmasının vade uzatımını kabul etmeyip çeki vadesinde ibraz ettiğini, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle, davacı, davalı şirket ve yetkilisi ile ... Şirketi'ne karşı kambiyo takibi başlattığını, takipte ... Gayrımenkul'ün tahsile kabil malı bulunmadığını, davalı ile yetkilisi ...'ün ise imza itirazında bulunduklarını ve icra hukuk mahkemesince itirazın kabul edildiğini, borcun davacı tarafından ...'e ödenmek zorunda kalındığını, ... hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan şikayetçi olunduğunu, gerçekte satışın davalı ile yapıldığını, davalı ile ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğunu, davalı şirket yetkilisi ve... Şirketi yetkilisinin ortak oldukları başka şirketler de bulunduğunu,  hem ...'nın hem davalı şirketin ödenmeyen satış bedelinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.351.435,00-TL'nin 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava konusu çek altındaki aval imzasının şirket yetkilisine ait olmadığını, icra hukuk mahkemesince bu hususun tespit edildiğini, gerekli görülmesi halinde imza incelemesi talep ettiklerini, taraflar arasında 18/07/2014 tarihli faturaya ilişkin bir satış ilişkisi bulunmadığını,davacı ile aralarındaki ticari ilişkinin gerekli olduğunda davacıdan malzeme satın almak şeklinde olduğunu, davalının hastalarında kullanmadığı medikal ürünler için ...'ya fatura kesemeyeceğini ve Sağlık Uygulama Tebliği ile mevzuat gereği böyle bir toplu alım yapmasının mümkün olmadığını, davalı ile... Gayrımenkul Şirketi arasında ana-yavru şirket ilişkisi veya organik bağ bulunmadığını, şirketlerin adreslerinin, ortaklık yapılarının ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceği, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Dava önce İstanbul Anadolu 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış olup, mahkemece Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/23896 esas sayılı dosyası, dava dışı ... tarafından başlatılan... sayılı dosyası, Gaziosmanpaşa 1 İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1131 Esas, 2016/338 Karar sayılı dosyası, davacı beyanı doğrultusunda ... Kargo firması'ndan dava konusu irsaliyeli satış faturasının muhtevasını oluşturan ürünlerin teslimini gösterdiği belirtilen gönderi listesi ile ambar tesellüm fişi örnekleri, davacının dava konusu çek haricinde, davalı tarafından kendisine teslim edildiğini ve dava dışı ...'ya cirolandığını belirttiği, dosyaya örneklerini sunduğu çeklerin ödeme ve ibraz bilgileri celbedilmiş, akabinde davacı, davalı ve dava dışı ... Gayrımenkul firmasının ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak kök rapor alınmış, davacının itirazları üzerine ek rapor alınmış, davacı tarafından dosyaya hukuki mütalaa sunulmuş, mahkemece son celse yetki itirazının kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu esastan reddilmiş ve dava dosyası yetkili mahkemenin yukarıda esasına kaydedilmiş olup, mahkemece ilk celse tahkikat bitirilerek;  davalı şirketin  ... Gayrimenkul şirketi tarafından ödenmeyen çek bedeli kadar borçlu olduğu iddiasıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması nedenine dayalı dava açıldığı, davalı şirket ile  dava dışı ...  şirketinin yöneticilerinin, ortaklarının, faaliyet alanlarının ve merkezlerinin birbirinden farklı olduğu, kargo teslim tutanaklarında teslim adresi olarak davalı şirket adresi belirtilmiş ise de teslim alan firma olarak ... Gayrimenkul kaşesinin bulunduğu, davalı şirketin .... kayıtlarındaki  çalışan isimlerine bakıldığında firma adına ürünleri teslim alan ... isminde davalı şirket çalışanı bulunmadığı, kargo teslim kayıtlarında taşınan ürünlerin içeriğine dair bilgi de bulunmadığı, fatura konusu ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğinin ispat olanamadığı,  davalı şirket ile  ... Gayrimenkul şirketi arasında organik bağ bulunduğuna dair delil mevcut olmadığı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren bir neden de bulunmadığı,hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olması nedeniyle yeni rapor alınmasına gerek olmadığı, aksi yöndeki uzman görüşünü de yukarıdaki nedenlerle itibar edilemeyeceği,Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/23896 Soruşturma sayılı dosya kapsamına sunulan ve emanete alınan ibranameye göre, davacı şirket yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu dava konusu çekin bedeli dahil bir miktar paranın dava dışı ... Gayrimenkul yetkilisi... tarafından ödendiği ve davacı şirket yetkilisi tarafından dava dışı ... Gayrimenkul Şirketi'nin ibra edildiği, dava konusu fatura ve  fatura ve karşılığında verilen çek bedelinin tahsil edildiği, gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dilekçesi ile bilirkişi raporlarına karşı ileri sürülen itirazları tekrarla, usulüne uygun şekilde sözlü yargılamaya geçilmediği, sundukları uzman görüşü ile raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin kabul edilmediği, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/23896 Soruşturma sayılı dosyasına sunulan ibraname taraflarınca kabul edilmemesine rağmen, belgenin gerçekliği konusunda araştırma yapılmaksızın belgenin hükme esas alındığı, davalı şirket yetkili ile dava dışı ... Şirketi yetkilisi ...'in ortak oldukları başka şirketler bulunduğu bildirilmesine rağmen bu konudaki delilleri değerlendirilmeden hüküm kurulduğu, davalı ile ...arasındaki ilişkiye ilişkin delillerinin de  değerlendirilmediği,  dava konusu çekte yer alan imzanın davalı şirket yetkilisi seçim ...'e ait olup olmadığına dair imza incelemesi yapılmadığı yönündedir.İlk derece mahkemesi tarafından, 12/05/2020 tarihli celsede tarafların beyanlarının alındığı, davacı vekilinin hukuki mütalaa ile raporlar arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile yeni bir heyetten rapor alınmasını talep ettiği, mahkemece HMK'un 184 ve 186 maddeleri uyarınca tahkikatın bitirilmesine ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildiği, davacı vekili tarafından  esas hakkında savunmada bulunmak için süre istenmeksizin, davanın kabulünün talep edildiği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere hukuki değerlendirme yetkisi münhasıran mahkemeye ait olup, HMK'nnun 146 maddesi uyarınca da, toplanan delillere göre davanın muhakeme ve hüküm için yeterli derecede aydınlandığı kanaatine varan mahkemenin tahkikatı bitirebileceği, davacı yanın usulüne uygun şekilde sözlü yargılamaya geçilmediğine, sundukları uzman görüşü ile raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğine yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacının asıl iddiası, her ne kadar davalı ile organik bağı bulunan ... Gayrımenkul Şirketi'ne davalı talebi üzerine fatura kesilmiş ise de,18/07/2014 tarihli, 080105 sayılı 1.351.435,00-TL tutarlı toplu alıma ilişkin irsaliyeli satış faturasına konu ürünlerinin satışına ilişkin sözleşmenin esasen davalı ile davalı şirket arasında olduğu yönünde olup, satış bedelinin tahsili talep edilmektedir. Davacının ... Şirketi tarafından keşide edilen ve davalı şirketin avalisti olduğunu iddia ettiği çeki dava dışı distribütörü olduğu ... firmasına ciro etmiş olması ve çekin bu firma tarafından davacının aralarında olduğu kambiyo borçlularına karşı kambiyo takibine konulmuş bulunması, çekin ... tarafından davacıya geri iade edildiğine dair iddia mevcut olmaması, davacının kambiyo alacağına değil, sözleşme ilişkisinden doğan alacağına dayanmış olması karşısında, öncelikle ispatı gereken husus satış ilişkisinin aslında davalı ile kurulup kurulmadığıdır.Tarafların ve dava dışı ... Şirketi'nin incelenen ticari defter ve kayıtları kapsamından, davalı ile dava dışı ... Gayrımenkul şirketi arasında davacının iddia ettiği türde bir mal alış satış ilişkisi bulunmadığı, davacı ile dava dışı ... Gayrımenkul arasında ise dava konusu fatura tarihinden sonra 2015 yılında da devam eden ticari ilişki bulunduğu, davacının 2017 yılı defterlerini incelemeye ibraz etmediği, 2014, 2015, 2016 yılı defterlerine göre ise ne davalıdan ne de dava dışı ... Gayrımenkul Şirketi'nden de alacaklı görünmediği, davacının 18/07/2014 tarihli, ... sayılı 1.351.435,00-TL tutarlı toplu alıma ilişkin irsaliyeli satış faturasına konu ürünlerin davalıya teslimini ispatladığını iddia ettiği kargo teslim tutanağına konu gönderinin 18/07/2014 tarihli irsaliyeye konu ürünler olduğu ortaya konulamadığı gibi, bu kargo içeriğine ilişkin teslim alan kısmında dava dışı ... Şirketi'nin kaşe ve imzasının bulunduğu, davacının satış ilişkisinin gerçekte davalı ile kurulduğunu ve fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğini ispat edemediği dolayısı ile satış bedelinden sözleşmenin tarafı sıfatı ile davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.17/12/2025 tarihli 1.351.435,00-TL bedelli çekin ön yüzündeki aval imzalarının davalı şirket yetkilisi ...'e ait olup olmadığına ilişkin Gaziosmanpaşa 1 İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan imza incelemesinin HMK'nun 211 maddesinde usule göre yapıldığı, çek tarihine yakın medar-ı tatbik ıslak imzalı belge asıllarının getirtildiği, ...'ün istiktap edildiği ve alınan raporda imzanın ...'e ait olmadığının tespit edildiği,... tarafından başlatılan kambiyo takibinin davalı şirket ve yetkilisi yönünden iptal edildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafından yeniden imza incelemesi yapılmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, az yukarıda belirtildiği üzere, davacının ...'e ciro ettiği çekin iade alındığının iddia olunmadığı, davacının alacağını çeke değil satış ilişkisine dayandırdığı, dolayısıyla aval imzası bakımından yeniden imza incelemesi yapılmasının ve incelemenin sonucunun hükme etki etmeyeceği, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin davanın tarafları arasında kurulduğu ispatlanamamış olduğundan, davacının organik bağ iddiası da bulunduğundan davalı şirketin, davacı ile dava dışı ... arasındaki satış ilişkisinden doğan borçtan organik bağın varlığı ve tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle sorumlu tutulup tutulamayacağına yönelik istinaf sebebini de değerlendirmek gerekmektedir.Sözleşmelerin nispili ilkesi gereği, kurak olarak bir sözleşmeden doğan hak ve borçlar ancak sözleşmenin tarafları arasında ileri sürülebilir, diğer ifade ile sözleşme ilişkinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı, sözleşmeden doğan hak ve borçlar ileri sürülemez.Tüzel kişi olan sermaye şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir.Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmekte olup, teori kaynağını TMK'nun 2 inci maddesinden almaktadır.Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi sadece bir tüzel kişi ile onu oluşturan gerçek kişiler arasındaki ilişkiler ile ilgili olarak (perdenin düz aralanması) uygulanmaz. Somut olayda hakim, gerekli gördüğünde iki ayrı tüzel kişiyi ayrı ayrı hukuk süjeleri kabul etmek yerine onları tek bir tüzel kişilik olarak tanımayı tercih edebilir.Buna \" kişiler arası özdeşlik ilkesi \" demek mümkündür. Özdeşlik ilkesi gereğince ve çapraz olarak şirket perdesinin aralanması yöntemi ile sadece ortaklardan değil başka bir şirketten de talepte bulunulması mümkündür Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır.Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ  kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s.210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemek. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı;  şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir.Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak,şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.Yapılan bu açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; davalı şirket ile dava dışı ... Şirketi'nin adreslerinin, ortak ve yöneticilerinin farklı olduğu, faaliyet alanlarının farklı olduğu, davalı ile dava dışı ... arasında alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hileli işlemler yapıldığına dair delil sunulamadığı, şirketlerin iktisadi bütünlük içerisinde olduklarının ve üçüncü kişilerde, tek çatı altında birlikte iş yapıyor oldukları algısını yaratacak faaliyette bulunduklarının ispatlanamadığı, davacının aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacıdan aldığı bir kısım çekleri, yine kendi borcuna karşılık dava dışı ...'ya ciro etmesi ve çeklerin ... tarafından keşide tarihinde ibraz ve tahsil edilmesi, ticari hayatın ve kambiyo tedavülünün olağan akışı kapsamında olduğu, tek başına organik bağın varlığını veya tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarını ispata yetmeyeceği, davacının iddia ettiği türden üçlü bir ilişkinin varlığının davacının kendi ticari defter ve kayıtlarının kapsamı ile dahi ortaya konulamamış olduğu, davacının organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluştuğunu,  dava dışı ...'dan varlığını iddia ettiği alacağı davalıdan talep edebileceğini ispat edememiş olması karşısında, ...'dan tahsilat yapılıp yapılmadığının ve mahkeme gerekçesinde belirtilen ancak davacının kabul etmediği ibranamenin gerçek olup olmadığının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76a8b85d188863ba","SID":"05f103ff88b9e7bd"}}