{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/493 <br>KARAR NO\t: 2025/493<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:<br>ÜYE\t:<br>ÜYE\t:<br>KATİP\t:<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 06/03/2025<br>NUMARASI\t: ............ Esas - ............. Karar<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVA KONUSU\t: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davası (İİK m.72)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/12/2024<br><br><br>KARAR TARİHİ \t: 14/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 14/05/2025<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....... İcra Dairesi'nin ........ Esas sayılı takip dosyasına konu borcunun bulunmadığını, davalı .......'in kardeşlerine karşı mirasta muvazaa yaratmak üzere müvekkilinin güvenini kullanarak müvekkilinin hiç borcu olmadığı halde 02.07.2021 tarihli sözleşme uyarınca teminat amacıyla takibe konu senedi keşideci olarak davalı lehtar .......'e verdiğini, lehtarın da kendi akrabası olan diğer davalıya senedi ciro ettiğini, nakden kaydının müvekkili tarafından oluşturulmadığını, ayrıca borçlandırıcı nitelikte olan diğer yazılar üzerinde yazı incelemesi yapılması gerektiğini,<br>........ İcra Hukuk Mahkemesinin ........ Esas- ......... Karar sayılı 27.05.2022 tarihli kararın istinaf incelemesinde olup takibin iptaline yönelik borca itiraz davasının derdest olduğunu, ...... CBS'nın .......soruşturma sayılı dosyasında uyuşmazlığın hukuki uyuşmazlık olarak nitelendirildiğini, soruşturma dosyasında tarafların çelişkili beyanlarının bulunduğunu, ara buluculuk faaliyetinden fayda alamadıklarını, takibe konu senedin teminat senedi olması nedeni ile davalarının kabulü ile ....... İcra Dairesi'nin .......... Esas sayılı takip dosyasına konu senet borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı ......... vekili cevap dilekçesinde özetle; miras konusu bir kısım taşınmazların belirli bedeller karşılığından devri konusunda davacı ile yapılan anlaşmaya göre davacının müvekkiline tapuda devretmesi gereken taşınmazları devretmediğini, bunun için ayrıca dava açacaklarını, davacının beyaza imza niteliğinde inkar edilmeyen senetteki imza nedeni ile yazı inkarında bulunmasının anlam ifade etmediğini imza ile yazılı kayıtlara muvafakat ettiğini, takip ve dava konusu senedin teminat olmadığını, bononun borç karşılığı verildiğini, bononun sözleşmede belirtilen teminata dair olmadığını, teminat senedinin aracı kişilerde kaldığını, iddia olunan maddi vakıaları inkar ile davanın reddine ve alacağın %20'si oranında davacının kötü niyet tazminatına mahkum olmasına karar verilmesini savunmuştur.<br> Davalı ....... vekili cevap dilekçesinde özetle; ....... İcra Hukuk Mahkemesinin ....... Esas- ....... Karar sayılı 27.05.2022 tarihli borca/ takibe itiraz ile takibin iptaline yönelik kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde İstanbul BAM 22. HD'nin 2022/2914 Esas- 2024/564 Karar sayılı 02.12.2024 tarihli kararı ile kaldırıldığını, yeniden hüküm ile davacının davasının reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, ara buluculuk dava şartının icra dosyasının sonucu beklenmediği için usulsüz olduğunu, senedi lehtardan ciro yolu ile iyi niyetli olarak devraldığını, senedin teminat senedi ise senette teminat kaydı<br> olmadığından ayrıca da lehtar bilgi vermediğinden haberdar olmasının mümkün bulunmadığını, ceza soruşturma dosyasında zabıt katip hatası ile beyanların bir kısmının sehven ifadesine hatalı yazıldığını, zaten ceza soruşturma dosyasının da kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile kapandığını, senedin illetten mücerret olduğunu, iddia olunan maddi vakıaları inkar ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ : ''...Somut olayda; davacı, dava konusu senedin miras paylaşımı sebebiyle davalı .......'e teminat amaçlı olarak verildiğini, davalı .......'den ve bunu cirolayan .....'dan hiçbir şekilde borç para almadığını, yalnızca teminat senedi olarak verilen bu senedin bir çok unsurunun boş bırakılarak davalı ....... tarafından kendisinin bilgisi, rızası ve onayı olmadan doldurularak borç senediymiş gibi işleme konulduğunu, belirtmiştir. Senede karşı ileri sürülen bu iddianın yazılı bir delil ile ispatı mümkün olacaktır. Her ne kadar davacı taraf dava konusu senedin teminat amaçlı verildiğine dair 02.07.2021 tarihli sözleşmeyi dosyaya sunmuş ise de söz konusu sözleşmenin davacı tarafından ...... İcra Hukuk Mahkeme'sinin ........ Esas, ...... Karar sayılı borca itiraz davasına konu edildiği, ....... İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesi 2022/2914 Esas, 2024/564 Karar sayılı ilamı ile \"Davacının şikayeti senedin kambiyo senedi olmadığına ilişkin olup, bu yönde dava dışı ....... ile yapılan 02/07/2021 tarihli sözleşmeye dayanılmaktadır. Tarafların da kabulünde olduğu üzere dayanak senette senedin teminat senedi olduğuna yönelik  herhangi bir kayıt yoktur. Mahkeme bir takım Yargıtay kararlarını referans alarak sunulan sözleşmenin dayanak bononun teminat senedi olduğunu gösterdiğini ayrıca davalının lehtarın kaynı olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkiyi de bilebilecek durumda bulunduğunu varsayarak davayı kabul etmiştir. ... Öncelikle davacı taraf iddiasını bir sözleşmeye yaslamakla davanın hukuki çerçevesini İİK 169. maddesinin çizeceği yönündeki mahkemenin tespitleri yerindedir. Sunulan sözleşme incelendiğinde dayanak bonoya vade ve düzenleme tarihi yönünden açık bir atfın bulunmadığı görülmektedir. Her ne<br> kadar senedin düzenleme tarihi ile keşideci ve lehtar yönünden sözleşme ile bir özdeşlik mevcut ise de senedin alacaklıya ciro yolu ile geçtiği, dolayısıyla alacaklı tarafın bu sözleşmede taraf olmadığı da sabittir. Mahkemenin gerekçesinde belirttiği üzere senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'iler alacaklar kim ise ona karşı ileri sürülebilir ise de borçlu senedi düzenleyen kişi ile arasında doğrudan doğruya var olan def'ileri ancak senedi iktisap eden hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde hamile karşı ileri sürebilir. Somut olaya dönersek dayanak sözleşmede taraf olmayan alacaklıya karşı ancak alacaklının senedin teminat senedi olduğunu bile bile kötü niyetli olarak takibe geçmesi halinde ona karşı ileri sürülebilecektir. Davacı lehtar ........ ile alacaklı ............ arasında hısımlık olduğunu ileri sürmüş, bu iddia zaten alacaklı tarafından da inkar edilmemiştir. Sözleşmede dayanak senede vade tarihi yönünden de açık bir atıf yoktur. Sadece düzenleme tarihi ile sözleşme tarihinin benzerliği ve yine keşideci ve lehtarın aynılığı sözleşmeyi İİK 169/a maddesinde nitelikleri sayılan belge kapsamı içine sokmayacağından öncelikle Mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin benimsenmesi mümkün değildir. Bu gerekçe benimsenmediğinden TTK 687. maddede düzenlenen alacaklı hamilin bonoyu iktisap ederken bile bile davacı aleyhine hareket ettiğinin ispatının da bir önemi kalmayacaktır\" gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın reddine dair karar verildiği, iş bu kararında temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12 Hukuk Dairesi 2024/4421 Esas, 2024/10137 Karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22 Hukuk Dairesi 2022/2914 Esas, 2024/564 Karar sayılı ilamı ile onanarak kararın 02.12.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Böylelikle dosya içerisinde mevcut 02.07.2021 tarihli sözleşme bahsedilen teminat senedinin dava konusu senet olduğu iddiası da ispat edilememiştir. Her ne kadar davacı ve davalı taraflar dava ve cevap dilekçesindeki iddiaları bakımından tanık dinletme talebinde bulunmuş iseler de mahkememizce verilen 06.02.2025 tarihli ara karar ile iş bu davanın senede dayalı menfi tespit olması ve her ne kadar taraflar kardeş iseler de kardeş olan kişiler arasında senet ilişkisi kurulduğundan, 6100 sayıl HMK 200 ve 201.'e göre ise senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlere karşı senet ile ispat zorunluluğu bulunmaktadır. Bu husus tanık ile ispat edilemeyeceğinden davacı ve davalı taraflar tanık deliline dayansa bile tanıkla ispata elverişli olmadığından tanıklar dinlenilmemiştir. Bununla birlikte davacının davalı ......'e vermiş olduğu senedin bir çok unsurunun bilgisi, onayı ve rızasına aykırı doldurulduğunu iddiası yönünden ise 6102 sayılı TTK m.680 hükümlerine göre \" Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurulursa bu anlaşmalara<br> uyulmadığı iddiası hamile karşı ileri sürülemez\" hükmü amirdir. Bu düzenlemeye göre davacı taraf hamilin kötü niyetli olduğunu veya senedi iktisap ederken ağır kusurunun bulunduğunu ispat etmedikçe hamile karşı senet ne suretle doldurulursa doldurulsun sorumluluğu üstlenmek zorundadır. Yani kanun koyucu burada eğer boş senet düzenleyip imzalayıp hamile veriyorsan burada senedin her türlü şekilde doldurulmasının yasal sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu ifade etmek istemektedir. Bu nedenle davacı tarafın senet üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebi de mahkememizin 1 numaralı ön inceleme duruşmasının 1 numaralı ara kararında açıklandığı üzere imza inkarı olmadığından ve senet metnindeki yazıların davacının el ürünü olması zorunluluğu bulunmadığından senet metnindeki yazının kendisine ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup bu husuta yemin metni sunulmuş, davalı asillere yemin davetiyesi tebliğ edilerek yemin eda edilmiş olduğundan yemin delili ile de davasını ispat edememiştir. Tüm bu yazılı nedenlerden ötürü dava konusu senedin teminat senedi olduğunu ileri süren davacının iddiasını yasal deliller ve kesin deliller ile ispat edemediği kanaatine varılmakla ispat edilemeyen davacının davasının reddine dair aşağıdaki karara varılmıştır. (Yargıtay 11 HD 2022/1762 E., 2023/3983 K., 6.HD 2014/6805 E., 2015/2045 K.)...'' gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi 11.03.2025 tarihli hükmün tamamlanmasına dair ek karar ile; ''... 1-Mahkememizin 06/03/2025 tarihli kararının hüküm kısmının HMK 305/A maddesi kapsamında hükmün tamamlanmasına, a-)06/03/2025 tarihli kararının hüküm kısmının 1 nolu bendine \"Davalı tarafların kötü niyet tazminatı taleplerinin yasal şartlarının oluşmaması nedeniyle reddine,<br>\" hükmünün eklenmesine, 2-Ek kararın kesinleşmesi halinde yukarıdaki \"a\" bendinin gerekçeli karara şerh edilmesine, ...'' karar vermiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacının 02.04.2025 tarihli süresinde bulunan istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile yargılama aşamasındaki yazılı ve sözlü beyanlarının içeriklerini aynen tekrarla, takip ve dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, davalılara hiç borcu bulunmadığını, delillerinin toplanmadığını, değerlendirilmediğini, imza her ne kadar müvekkili tarafından imzalanmış ise de iradesine aykırı şekilde senedin doldurulduğunu bu nedenle senedin yok hükmünde olduğunu, nakden kaydının müvekkili tarafından yazılmadığını, senedin zorunlu unsurlarının eksik olduğunu, tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, somut senedin teminat olduğunun soruşturma dosyasında beyan edildiğini, sonradan kelime oyunu ile bahsedilen senedin dava konusu senet olmadığının beyan edildiğini, senette talil olduğundan ispat yükünün davalılarda olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ..... vekilinin 16.04.2025 tarihli süresinde bulunan davacının istinafına cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ile yargılama aşamalarındaki yazılı ve sözlü beyanları aynen tekrarla, senedin illetten mücerret olduğunu, davacının davasını senetle ispat etmesi gerektiğini, icra hukuk mahkemesinin kesinleşen istinaf kararı içeriğine göre de ikrarın bulunmadığının ve senet nedeniyle başlatılan takibin haklı olduğunun görüleceğini, senedin teminat senedi değil borç senedi olduğunu beyanla davanın davacı tarafından ispatlanamaması nedeniyle redde dair verilen hükmün isabetli olduğunu beyanla davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>DELİLLER : ......  Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.03.2025 tarihli .......  Esas - ....... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan / olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir : <br>Dava; İİK m.72 hükmünden kaynaklanan, ........ İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı takip dosyasına konu senedin teminat senedi olduğu ve bedelsiz kaldığı iddiası ile davacının (keşidecinin) davalılara (lehtara/ ciranta- hamile) borcunun bulunmadığının tespitine dair menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Davaya konu senet (bono) incelendiğinde davacının keşideci, davalı ......'in lehtar, davalı ....'ın ciranta- hamil olduğu, ciro silsilesinin kopuk olmadığı, senedin bedelinin nakden olduğu görülmektedir.  <br>Keşidecinin imza inkarının bulunmadığı, dava değeri dikkate alındığında senedin teminat senedi olduğuna ve bedelsiz kaldığına dair davacı iddiasının bulunduğu; davalıların savunmasına göre de senedin alınma sebebinde talil bulunmadığı, dava sebebinin iddia edilenden farklı olarak davalılarca değiştirilmediği, iş bu senedin davacı tarafından iddia edilen taraflar arasındaki protokoldeki teminat senedinden farklı bir senet olduğunun davalı lehtar tarafından savunulduğu, davalı ciranta- hamilin de senedi alacağına binaen lehtardan ciro ile devraldığının savunulduğu belirlenmekle; ispat yükünün halen senedin teminat senedi olduğunu ve bedelsiz kaldığını iddia eden davacıda olduğu muhakkaktır.<br>Tarafların iddia- savunma ve toplanan bilgi- belge ile delilleri kapsamında İlk Derece Mahkemesi tarafından delillerin isabetli değerlendirildiği, davacının senedin bedelsiz kaldığına ve senedin teminat senedi olduğuna dair iddiasını ispatlayamadığı, istinaf incelemesi ile neticelenen icra hukuk mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle içeriğine taraflarca sunulu bilgi- belge ve delillerin değerlendirmeye alındığı, soruşturma aşamasındaki beyanların tarafların beyanları ile örtüştüğü aksi anlam yüklenemeyeceği, kişisel def'ilerin (teminat/ bedelsizlik) davacı keşideci tarafından sadece davalı lehtara karşı ileri sürülebileceği bu kapsamda ispatın bulunmadığı gibi davalı hamil- cirantaya ileri sürülebilmesi için hamilin kendi zararına senedi devraldığını da kanıtlayamadığı, davanın tanıkla ispata elverişli bulunmadığı, yemin delilinin de eda edildiği; neticeten davacının davasını ispatlayamadığı, davaya konu edilen takipteki senet yönünden menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup aksine dair davacının istinaf nedenleri yerinde bulunmamış; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kararının isabetli olduğu saptanmıştır.<br>İstinaf incelemesine konu gerekçeli karar başlığında; davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Kararın dayandığı bilgi - belge ve delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlerde isabetsizlik bulunmadığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf kanun yolu başvurusunun HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;<br>1-)....... Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.03.2025 tarihli ........ Esas - .......Karar sayılı kararına karşı, davacının İSTİNAF KANUN YOLU BAŞVURUSUNUN HMK m.353/1-b-1 GEREĞİNCE ESASTAN REDDİNE,<br>2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,<br>3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,<br>5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,<br>7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m.361/1 gereğince; kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>Başkan<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Üye<br>e-imzalı <br><br>Katip<br>e-imzalı <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce4dd1b00d079382","SID":"32066fe6d438c8b0"}}